• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 14 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Ferhat Kentel: İdam Yeni Kahramanlar Çıkarır!

Ferhat Kentel: İdam Yeni Kahramanlar Çıkarır!
Son dönemlerde terörün ve işlenen ağır suçların iyice can yakması, toplumu içinden çıkılamaz soruyla başbaşa bıraktı; idam cezası geri gelsin mi? Yapılan araştırmalara göre Türkiye'de "İdam cezası geri gelsin" diyenlerin oranı yüzde 98. Sosyolog Ferhat Ke

İdam cezası kaldırıldığı 2006 yılından itibaren pek çok kez gündeme geldi. En son BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Günhan'ın, terörle mücadele kapsamında idam cezasını gündemine alması ve halkın yüzde 98'inin de bu yönde talebinin olduğunu söylemesi düşündürücüydü. Peki toplum neden idam cezasının geri gelmesini istiyor? Veya idam cezası geri geldiğinde sorunlar çözülecek mi? Sosyolog Ferhat Kentel, toplumun şu anki ruh yapısını ve düşüncesini değerlendirdi.

Ülkemizde idam cezası 2006 yılında tamamen kaldırıldı. Fakat bugün hala terörün, ağır suçların sona ermesi için idam cezasının gerektiğine inanıyoruz. Neden?

Evet, genel olarak böyle sanıyoruz. Bu konuları hukukla, demokratik ve sivil bir eğitimle konuşmuyoruz. En kolay yola başvuruyoruz. Mesela ırkçılık yapmak, çok kolay bir yoldur. Hitler tam da bunun politikasını yapmıştır. Hayat çok karmaşık olmasına rağmen Hitler bize; "Sakın ha öyle düşmanı karmaşıklaştırmayın. Tek bir düşman gösterin, onun üzerine yoğunlaşalım" dedi. Yahudi soykırımı bu nedenle oluştu. Dolayısıyla idam cezası da böyle bir şey... İnsanlara ırkçılığı öğütlemeyen bir eğitim verilseydi, Kürt sorunu bu kadar büyümezdi, PKK diye bir şey çıkmazdı. Hakaret etmeyip köylerde insanlara pislik yedirmeseydiniz kimse dağa çıkmazdı. AİHM'sinde aldığımız cezaları düşünün; yani daha öncesinden gelen bir 'ilk günah' durumu var...

İdam gelirse Türkiye’yi bölmek için nihayi adım atılmış demektir. Yani İdam cezasını bizzat getirenler 'Kürt ulusunun kurucusu’ olur.

İNTİKAMCI RUH ARTAR

İdam cezası geri gelirse ne olur?

Ölümlerden dolayı onurları kırılan birçok insan yaşıyor bu memlekette. Sadece Kürt meselesi konusunda değil, her anlamda bu böyle. Bu insanlar yarın annesinin, babasının ve akrabasının intikamını almak için her şeyi yapabilir. Siz kalkıp bunun üzerine bir de idam cezası getiriyorsunuz. Öldüre öldüre bitiremezsiniz.

Devlet, "İnsan hayatı her şeyden daha değerlidir" diyerek idam cezasını kaldırıyor. Fakat diğer taraftan terör veya başka nedenlerle yakınlarını kaybedenler "Mazlum öleceğine katil ölsün" diyor… Bu tabloya ne diyeceğiz?

Bu çözüm değil. Zaten bu ülkede bol miktarda insan öldürüldüğü için bu durumdayız. Bu kadar çok ölümün konuşulduğu bir toplum normal olabilir mi? O yüzden süper güç olarak gördüğümüz Amerika da normal bir toplum değil. Herkesin elinde silah var. Ölüme ancak ölümle cevap vermek gibi... Korkunç! Tam da böyle bir Amerika, kendini Tanrı yerine koyan bir Amerika aklına estiği bölgeye füzeleriyle 'düzen' getirmeye girişiyor!

SİYASİLERİN DİLİ MAKUL OLMALI

BBP Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Günhan, terörle mücadele kapsamında idam cezasının geri getirilmesi ile ilgili bir açıklama yaptı. Yaptıkları referandum sonucunda halkın yüzde 98'nin idamı geri istediğini söylüyor. Siyasilerin bu konuyu gündeme getirmelerini nasıl buluyorsunuz?

Çok vahim. Eğer öyle bir şey yaparlarsa ve TC. ulusunun ve devletinin bütünlüğü için yapıyoruz diyorlarsa, çok geçmiş olsun. İşte o zaman Türkiye'yi bölmek için nihai adım atılmış demektir. PKK'lıları astığınız zaman, o PKK'lıların hepsini 'Kürt ulusunun kahramanları' haline getirirsiniz. Yani bizzat idam cezasını getirenler 'Kürt ulusunun kurucusu' olurlar. Dünyanın neresine giderseniz gidin, etnik sebeplerden ötürü devlet tarafından öldürülen kişiler, her zaman kahraman ilan edilmişlerdir. BBP'nin yaptığı öneri, Türkiye'yi bölme önerisidir. Gözünü korkutmak istediğiniz kimlik kendisini yeniden inşa eder. Bugün neden binlerce insan açlık grevi yapıyor? Bu bedenin öneminin kalmadığı bir an çünkü. Bunu yapabilen birini idam cezası durdurur mu?

Siyasetin üzerine düşen görev nedir?

Bunu anlatmak hiç kolay değil. Siyasileri normal insanlar gibi göremeyiz. Çünkü siyaset denilen yer bir oyun tahtası. Orada çok hesap kitap var. Salı günü yapılan grup tartışmalarını hepimiz izledik. İnanılmaz bir öfke var. Böyle bir manzara karşısında ben ne diyebilirim siyasetçilere? "Makul olun, mütevazı olun" derim, ama ne işe yarar ki? Bir tane "entel sosyolog saf ve iyi niyetlerini açıklıyor" diyecekler. Dillerini muhabbet diline dönüştürebilirlerse, bu kabus halinden çıkabilmenin ipuçlarını göreceğimizi düşünüyorum. Devlet politikaları korku üzerine olunca insanlar korkuyor; bizler ise o korkulardan kurtulduğumuzda daha özgür olabiliriz. Siyasetçilerin yapması gereken şey, halkı korkudan uzak tutmak ve onu rahatlatmaktır. Sakinleştirmeli ve rahatlatmalıdır.

HUKUK MÜLKÜ DEĞİL BİREYİ KORUR

Ağır suçlara verilen cezalar insanları tatmin etmiyor. Suçlu birkaç yılını ceza evinde geçirdikten sonra hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Kayıp yaşayan aileleri ise yas tutuyor. Hukuk nasıl işlemeli?

İşin acıklı yanı devlet kendisine işlenen suçu asla affetmiyor. Hâlâ bugün, 12 Eylül döneminden bu yana hapiste yatan insanlar var. Ama halk arasında birbirini öldüren insanlar serbestçe dolaşabiliyor. Karşılaştırmayı burada yapabiliriz. Bu nasıl bir hukuk ki beni, benim acımı zerre kadar ciddiye almıyor. İyi de; ben olmasam o devlet zaten olmayacak. Hukukun yeniden şekillendirilmesi lazım. Çünkü şu anda hukukun üstünlüğü diye bir şey yok ülkemizde.

Ne var peki?

Siyasal ve kültürel kodlarla donatılmış hâkim ve savcıların verdiği kararlar var. Neden başörtülü avukatların mahkeme salonuna girmesi engelleniyor? Ben bu yapının içindeki hâkimin verdiği karara nasıl güveneceğim? Hiçbir zaman mutlak objektif olamayacak. Çünkü devlet içindeki hâkim yapıyı yansıtıyor. TESEV'in yaptığı araştırmada, "Devletle birey karşı karşıya geldiği zaman, birey haklı olsa bile devletin tarafını tutarım" diyor hâkim. Böyle kutsallık mı olur? Bu kararı veren hâkim nasıl bir hâkim olabilir ki…

Çözümü?

Mesela; çocuklara baklava çaldı diye 20 yıl hapis cezası vermeyecek. Malı mülkü koruyor, fakat beni korumuyor. Ben maldan daha kıymetliyim bir çocuk olarak. Karnım aç, yiyemiyorum, çalarım, bundan doğal ne olabilir? Hukuk her kesimi kucaklarsa, her kesime güven verebilirse ancak tarafsızlaşabilir.

İDAM CEZASI CAYDIRICI DEĞİL

En iyi işleyen hukuk düzeninde bile kişiler suça mahkûm edildikten sonra gerçeğin 20-30 yıl sonra ortaya çıktığına dair veriler var…

Hele idam edilen birisinin suçsuz olduğu kanıtlanırsa ne yapacaksınız? Hiç kimse kendini Tanrı yerine koyamaz. Bir insan suç ve günah işlemiştir, kendisini Tanrı yerine koyup adam öldürmüştür; fakat insanlar topluluğu ve devletler kendisini Tanrı yerine koyamaz, koymamalıdır. Böyle bir 'hak'ka sahip olunamaz. Geleneksel toplumlarda belki olur, ama teorik olarak Tanrı'yı öldürdüğünü iddia eden modern toplumlarda olmaz.

İdam cezalarının caydırıcı bir tarafı var mı?

Bu konuda elimizde en ufak bir bulgu yok. Bu zaten istatistik olarak da ispatlanamayacak bir şey. Toplumda yükselen ve alçalan suç oranı, idam cezasının sonuçlarına mal edilemez.

GERİ KALMIŞLARI HARCIYORUZ

n Son zamanlarda neden sıkça bu mevzu konuşuluyor öyleyse?

Biri şu anki devlet politikaları veya Türkiye'nin izlediği devlet politikası, sürekli olarak ötekiler üzerine kurulu. Bu ötekiler, daima ideal makbul vatandaşı inşa etmiş olarak kullanılan bir yöntem. Ötekiler dediklerimiz 'kötü' olanlar. Yani "yabani Kürtlere" bakarak ehlileşmiş "modern Türk" olduğumuzu; "yobaz" bir takım İslamcıları veya şeriatçıları göz önüne koyarak Diyanet İşleri Başkanlığı'nın tanıttığı "bizim dinimizin ne kadar modern olduğunu" ispat etmek... Olumsuz örnekler üzerinden kendimizi tanımlıyoruz. Bu sadece Türkiye'ye özgü bir şey değil. Mesela Fransız milliyetçiliğin inşasında köylülerden 'hayvan' diye bahsedebilen Voltaire bunun alasını yapmıştır.

Bunu neden yapıyoruz?

Modern insanın kafasında hep bir ilerlemiş hal var. İlerlemiş hale karşı da geri kalmışlar var. Geri kalmışlar her zaman harcanabilir. Biz devletten sürekli bunu öğreniyoruz.

Öldürülen toplum normal değildir

Türkiye'de idam cezası, 1920'de İstiklal Mahkemeleri ile başladı. Sonrasında 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül… O günden bugüne nasıl bir süreç yaşandı?

Bu durum devrim yapmış bütün ülkelerde vardır. Devrimlerin kendi rakiplerini temizlemek için en çok başvurdukları yol idam cezasıdır. Fransız giyotini, tam bu devrimin sonucudur. İstiklal Mahkemeleri de öyle. Cumhuriyetçi ve batılılaşma politikasına uymayan ya da devrimin kendi içindeki hesaplaşmaları, bir takım rakipleri ortadan kaldırmak üzere tezgâhlanmış, hukuksuz yargılamalardır. Keza darbeler; 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül… Hepsi 'düşman' ilân ettiklerini idam ederek temizlemiş; düzen sağlamaya çalışmıştır.

İdam cezası, toplumu nasıl şekillendirdi?

İstiklal Mahkemeleri'nde asılmış veya kurşuna dizilmiş olan insanları düşünelim. Erzurum'da Şalcı Bacı denen bir kadın, "Nedir bu başörtü yasağı efendiler?" diye sorduğu için asıldı. Bu politik biri değil, sıradan bir insandı. Ama onların torunları "Benim dedem İstiklal Mahkemeleri'nde asıldı" diyemediler. İçlerine sakladılar. Onlar hayatlarını 'normal' bir şekilde sürdürebildiler mi? 'Normal' insanlar mı oldular? DP'ye oy verenler için parti liderlerinin, Mendereslerin, halkın gözü önünde asılması nasıl bir travma yarattı acaba? Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Hüseyin İnan idam edildiler. 12 Eylül'de 50 insan asıldı.

İnsanları bu düşünceye iten neden, duygusallığın sonucu değil mi?

Tabii, duygularla hareket ediyor insanlar; mesela intikam duyguları, kin ve nefret... Sıradan insanlardaki belki daha da çok çaresizlik, siyaseten yaşanan korkular. Ama siyaset sınıfını bu düşünceye iten sebepler çok daha başka. Orada duygu pek yok. Daha ziyade, çaresizlikten devşirilecek siyasi hesaplar söz konusu.

Empati yaparsak sorun çözülür

Abdullah Öcalan 13 yıldır İmralı Cezaevi'nde… Toplum üzerinde, Öcalan yaşadığı müddetçe terör sorunu bitmeyecek inanışı var. Bu inanç nereden geliyor?

Biz, kriz zamanlarında inanılması en kolay şeylere inanırız. İçimizi rahatlatan düşmanımızı teke indirebilecek şeylere. Öfkemizi onun üzerine boşaltabileceğimiz gerçekliğe inanırız. PKK bize bunu sembolleştiriyor. 'İnanmak' ispat edilebilen bir şey değildir. Mesela Allah'a inanırken onun ispat edilmesi gerekmez. İkna olursunuz, inanırsınız. İnanmayı sağlamak için de bir takım izlere ihtiyacımız var. Irkçılık ve ön yargıların yanında, 'Abdullah Öcalan'ın İmralı'dan PKK'yı yönettiğine inanmak' gibi işaretler oluşturuyoruz. Gerçek olmasa da bizler bunlara inanıyoruz. Bu inanç kolay kolay yıkılmaz. Ancak başka bir inanç ile yıkılabilir.

Mesela?

PKK'lıların hayatlarında neler olduğuna bir bakmak lazım. Geçmiş hikâyelerine bakmak lazım. Gazetelerde 'bu tarafa' dair bol bol haberler çıkıyor. Ama 'öbür tarafta' da inanılmaz insan hikâyeleri var. Eğer orada başka hikâyeler görüp inanabilirsek, bunun konuşulabilir olduğu gerçeğine gelebiliriz.

Ölümü, ölümle çözme fikrini önlemenin bir yolu var mı?

Devletin, hükümetin, partilerin, entelektüellerin, sosyal bilimcilerin, tarihçilerin ve medyanın üzerine düşen bir sorumluluk var. Bu sorumluluk gökten pat diye inmeyecek. Dilim döndüğü kadar anlatacağım ve vicdanlara sesleneceğim. Sadece kendi derdimizi değil biraz da başkalarının dertlerini dinlememiz lazım. Empati yapmayı öğrenirsek, idam cezasının bu kadar basit bir şey olmadığını bilebiliriz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim