• BIST 106.991
  • Altın 151,481
  • Dolar 3,6762
  • Euro 4,3196
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 10 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Facebook ve Twitter’da Olmayanlar Psikopat mı?

Facebook ve Twitter’da Olmayanlar Psikopat mı?
Bir görüşe göre bu küstahlık, diğer bir görüşe göre mantıklı!

Gazetelere yansıyan Amerikan menşeli haber tartışma yarattı. Kaynağa  göre, sosyal paylaşım sitelerinin popülerleşmesiyle birlikte birçok  firma, hatta psikologlar, bu tür sitelere üye olmayan kişilere şüpheli  olarak bakmaya başladı. Hatta ABD’de işverenler Facebook hesabı  olmayanları işe almak istemiyor. Uzmanlar, “Bu kişiler psikopat  olabilir” uyarısı yapıyor. İşverenler, kötü niyetli insanların internet  ortamında iz bırakmamak adına sosyal paylaşım sitelerinden uzak  durduğunu düşünüyor. Ülkemizde durum farklı. Facebook’un sosyalleşmedeki  etkisi yadsınamayacak bir gerçek. Ancak, kullanmayanlar “psikopat”  olarak görülmüyor. Yine de sosyal paylaşım ağlarını kullanmayı  bilmeyenlerle çalışmak istemeyenler de var, terapistlerin mutlaka  Facebook jargonunu bilmesi gerektiğini düşünenler de… İletişim  uzmanlarından, psikiyatristlere hatta işverenle çalışanları buluşturan  iş arama sitesi yöneticilerine Türkiye’de “Facebook”u kullananlar ve  kullanmayanlara “bakışı” sorduk… İşte yanıtları:
Prof. Dr. M. Kerem DOKSAT:

‘İşveren sosyal paylaşım sitelerini kullananları tercih eder’

ÇAĞIMIZ iletişim çağı. Ve insan da sosyal bir varlık olduğu için bütün  mecraları kullanarak etrafıyla ilişki kurmayı istemesi normal. Özellikle  asosyal ya da toplumdan uzak yaşayan, sosyal ilişkilerden kaçma gibi  bir özeni yoksa; – ki, bu tip insanlar genelde sorunlu insanlardır -  gayet tabi ki bu tip kolaylıklardan faydalanacaktır. O kişi bir  işverense, bir firma sahibi ise veya bir doktorsa ve benim gibi  muayenehanesi varsa kendi tanıtımlarını yapmak, o mecraları en doğru  şekilde kullanarak, üçüncü şahısların ağzından değil, kendi ifadeleri  ile iletişim kurmayı gayet tabi ki isteyebilir. Onun için özellikle bir  işyerinde çalışacak elemanların bu yeni çağ kolaylıklarını (Facebook,  Twitter) kullanmayı bilmeleri ve bunlara aşina olmaları beklenir.  Örneğin benim bir şirketim olsa ve eleman alacak olsam twit atmayı bile  bilmeyeni işi almam. Ama bu tür sosyal mecralara girmeyenleri psikopat  diye tanımlamak da yanlış çünkü buralarda başına kötü şeyler geldiği  için bu tip şeylerden dolayı girip kaçan da var. İşverenin sosyal  paylaşım sitelerini kullananları tercih etmeleri beklenir. Bu tür şeyler  sosyalleşmenin göstergesi ama sanal gerçeklik, gerçek gerçekliğin önüne  geçmemeli.
Prof. Dr. Bengi SEMERCİ:

‘Sağlıklı bir sosyalleşme yolu da olabilir’

FACEBOOK hesabı olmayan dünyada çok insan var. Kullanmak istemiyor  olabilir, hoşlanmıyor olabilir, teşhircilikten hoşlanmıyor olabilir.  Buna bağlamak mümkün değil. Öte yandan Facebook çok tartışılan bir  sosyal paylaşım mecrası. Zaten artık şirketler, çalışanlar Facebook hesabı kullansın mı kullanmasın mı bunu tartışıyorlar. Çalışanların  kişisel şeylerini paylaşmaları şirkete ne kadar zarar verir? İnsanların  başka insanları bu yolla takip etmesi etik midir; öte yandan Facebook aşırı paylaşım mıdır, bir çeşit teşhircilik midir, kendini fazla mı  ortaya koymaktır, bir çeşit röntgencilik midir bunlar tartışılıyor.  Facebook hesabı olup olmamasından yola çıkılarak bunları  kullanmayanların asosyal olduğu söylenemez. Bu kadar tartışmanın içinde  şöyle de bir soru var, Facebook kullanmak kötü bir şey mi? Bu nasıl  kullandığına bağlı. Sağlıklı bir sosyalleşme yolu da olabilir. Facebook hesabı yok diye kişiye bir tanı koymak yanlış olur.
Prof. Dr. Cem MUMCU:

‘Facebook’a üye olmayan psikopat” demek ayıptır, küstahlıktır
HA HA HA diye yanıt vermek istiyorum. Çok saçma bir argüman bu.  Antisosyal dedikleri psikopatlar, halk arasında psikopati denilen şey  antisosyalitesini her mecrada yaptırabilir. O mecrada da yapmaya devam  eder. – Oraya girenlerin çoğu psikopattır antisosyaldir demiyorum -  ancak o mecralar onların gayet de ilgilerini çeker. Farklı farklı  kimliklerle de orada olma olasılığı vardır. Suç işlemek için iyi bir  aparat da bulabilirler oradan. Asosyal dediğimiz yani sosyal anlamda  kaçıngan kişiler diyorsanız onlar da bulabilecekleri maksimum  sosyaliteyi orada sağlayabilirler. Amerikalılar’ın Facebook hesabı  olmayanı işe almamasına delirmişler herhalde diyorum. Sosyal medyada  olmak veya olmamak üzerinden bir insanın kişiliğine, ruhsal durumuna  birşey söylemek düpedüz ayıptır, günahtır, küstahlıktır, bilimdışıdır.  Kötü niyetli insanların internet ortamında iz bırakmamak adına sosyal  paylaşım sitelerinden uzak durduğunu söylemek çok spekülatif ve kötü bir  yorum. Antisosyallerin iz bırakmamak gibi dertleri de pek yoktur.  Antisosyaller bir anlamda korkusuzlardır. Sadece şunu söyleyebilirim  psikoterapiyle uğraşan birinin sosyal paylaşım sitelerini çok iyi  biliyor olması gerekir. Artık terapi seansı içinde ‘beni like etmedi’,  ‘iletiyi bir tek bana yönlendirmiş’ gibi bir jargonu bilmesi gerekir. Bu  artık iyiden iyiye günlük konuşmanın içine girmeye başladı. Nasıl  argoyu bilmesi gerekiyorsa bunu da bilmesi gerekiyor. Artık aşklar  ilişkiler anlatılırken aradan mutlaka Facebook ile ilgili meseleler  çıkıyor. Fotoğraflarımı silmiş diyor, ne fotoğrafı, nereden silmiş diyen  bir adam bunu anlayamaz…
Yenibiris.com Genel Koordinatörü Burçak Pak YILMAZ:

‘İşe alımda sosyal medya yanıltıcı olabilir’
Gelişen teknolojiler şüphesiz İK dünyasında da değişimlere yol açtı. Bu  değişiklerin en önemlisi özellikle genç insan kaynakları uzmanlarının  artık doğru adayları bulmak için sosyal medya araçlarını kullanmaya  başlaması oldu. Aday değerlendirme sürecinde sosyal mecrayı takip eden  insan kaynakları uzmanları, kişilerin sosyal medya profillerinde bulunan  fotoğraflara, yorumlara ve yazılanlara bakabiliyor. Ancak ülkemizde  adayın Facebook hesabının olmaması son dönemde duyduğumuz ve bazı  yabancı ülkelerde olduğu gibi şüpheyle bakılan bir durum değil. Son  zamanlarda özellikle “Y kuşağı”ndan adaylar başvurularında online  kimliklerini yansıtmaktan çekinmiyor, aksine bunun gerçek kimliklerini  tamamlayan bir parça olduğunu düşünerek değerlendirilmesini  bekleyebiliyorlar. Ancak aday değerlendirmenin bir tek online kimliğe ve  sosyal ağlarda varoluş biçimine dayandırılmasının da sağlıksız olduğunu  düşünüyoruz. İşe alımda değerlendirme için sosyal medyanın kullanımı  zaman zaman yanıltıcı olabiliyor çünkü bu tür alanlarda kişiler  istedikleri gibi bir profil oluşturabiliyorlar ve bunun doğruluğunu o an  için anlamanın yolu olmuyor. Bu bilgilerin doğru olup olmadığını ya da  kişinin aranan özelliklere sahip olup olmadığını sosyal ağlar dışı  araçlarla iyice araştırmak gerekiyor. Bu noktada kişilik testleri,  adayın cevaplarının tutarlı olup olmadığını çapraz sorularla sorguladığı  için kişisel özellikleri gerçeğe daha yakın belirlemeye yardımcı  oluyor. Ancak, çeşitli sosyal ağlarda profesyonel yaşamdan kişileri  kendi ağına eklemiş olan bir kişi, daha olumlu bir izlenim  yaratabiliyor. İşverenin, adayın eski çalışma arkadaşları ve hatta  yöneticisi ya da yöneticileri ile iletişime geçerek profesyonel yaşamda  nasıl bir çalışan olduğunu öğrenmesi, sosyal mecrada adayın nasıl bir  çevreye sahip olduğunu öğrenmesine ve kişisel yaşamından yansımaları  görmesine kıyasla daha sağlıklı sonuç veriyor.
M.Ü. İletişim Fak. Öğr. Üyesi Prof.Dr. Filiz Balta PELTEKOĞLU:

‘Kurucu Zuckerberg de şaşırmıştır’

Büyük olasılıkla Jamess Watt Buhar Makinesi’nin yaşamın her alanına  dokunacağını tahmin etmemişti. Aynı biçimde Zuckerberg ve arkadaşlarının  da Facebook’un iş başvurularında bir zorunluluk olabileceğini düşünmüş  olduklarını söylemek çok güç. Evet; ‘Sosyal Ağ’ filminde dile  getirildiği gibi; “internette kurşun kalem kullanılmıyor” ama daha önce  yazılanı silme arzusunun tek nedeni de, sadece bireyin daha önce  söylediklerini onaylamaması değil. Bireylerin, aynen eski fotoğraflarını  görmek istememesi gibi çeşitli haklı nedenleri söz konusu olabilir.  Bununla birlikte; sosyal medyanın kullanıcılarına sunduğu hız ve eş  zamanlı iletişim gibi olanakları, günümüzde BBM gibi diğer iletişim  teknolojilerinin de sunuyor olması, Facebook hesabının zorunluluğunu  dile getirenlerin yaklaşımlarının daha geniş açıdan değerlendirilmesini  zorunlu hale getirir. Bireyin kendisine ait gizeminin, aslında onun paha  biçilemez bir özgürlüğü olduğunun farkına varılması ve narsisizme  yapacağı katkının tartışılması gibi. Zira sosyal medyanın en büyük  çelişkisi, bir yandan ortadan kalkan sınırlarla getirdiği özgürlük ve  dünyanın öbür ucuna erişebilmenin verdiği haz diğer taraftan  gözlemevinin sınırsız görüş alanı.
ÜMRAN AVCI – Habertürk
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim