• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 19 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

EVET BAYIM! YİNE HUZURLARINIZDAYIZ!

EVET BAYIM! YİNE HUZURLARINIZDAYIZ!
Uzaydan bakıldığında, dünyada üniversitede başörtüsü yasağı olan bir ülke var mı diye, tam hayır, hiç değilse bu konuda dünyanın sicili temiz diyecekken, yağ lekesi gibi bir karaltı görünüyor gezegenin üzerinde: Türkiye istisnası.

 

 

 

 

 

 

[Yorum - Yıldız Ramazanoğlu] Evet bayım! Yine huzurlarınızdayız!

Baskın Oran, "Avrupa'daki üniversitelerde birinin başörtüsüne karışmaya kalkışırsanız sizi müşahede altına alırlar." demişti bir yazısında. Son işittiğimiz cümlelerden biridir bu. Sonra o da hizmet alan veren ayrımı yaptı birçok demokrat gibi, tekrar sessizliğe gömüldü vicdanlar, yasak derinlere indi, genç kadınlar seslerini duyurmaktan neredeyse vazgeçerken, dindar köşe yazarlarının çoğu konuyu bezdirici bulmaya başladılar. Bu konu hakkında konuşmamak hususunda memlekette sessiz bir ittifak oluştu. İnanç özgürlüğü platformlarının takdire şayan çabaları hariç tabii.

Varoluşunu kurmak için hayatî hiçbir hakkını kullanamayan başörtülü kadınların hiç değilse sokaktaki durumunu merak etme inceliğini gösteren bir gazeteci, tebdil-i kıyafet ile şehri şöyle bir dolaşıp anlamış ki bırakın baskıyı, herkes şefkat muhabbet yarışında adeta. Tartışma bir avuç kadının eşarp markasına indirgendi, hakları baskı ve şiddetle vahşice ellerinden alınan milyonlarca kadın, usta bir manevrayla yine görmezden gelinerek. Hâlâ hakikati duymak isteyen, vicdanında bu derin eşitsizliğin giderilmesi ülküsüne yer açmak isteyen var mı acaba?

KALK VE BİR BEYAZA YER VER!

İşin magazin tarafı bir yana, mevcut tablonun ağırlığı karşısında ürkmemek, derin bir endişeye kapılmamak mümkün değil. Ferhat Kentel'in dediği gibi başörtüsü kelimesine geleneklerimizin bir parçası olması, saygıdeğer babaannelerimizin kullandığı bir nesneye karşılık gelmesi yüzünden karşı çıkılamıyordu, savaş açabilmek için bir yabancılaştırma operasyonuyla adı türban olarak değiştirildi bu yüzden. 12 Eylül anayasasının cumhurbaşkanı Kenan Evren, "Bakımsız saçlarını örtmek istiyorlar." diye aşağılarken, eski YÖK Başkanı Erdoğan Teziç, "kadınlıklarından utandıkları için örtünmek istiyorlar." diyordu. Ayrımcılık, bir grubun tanımlanması, etiketlenmesi, suçlanması ile başlar. Verilenle yetinen zihinler bundan sonra tehdit algısı içinde onlara her yapılanı reva görmeye, haksızlıkları haklı çıkarmaya başlar. Devlet eliyle oluşturulan aşağılayıcı, karalayıcı, statü kaybettirici düzenlemeler, korku ve tedirginlik üreten söylemler, belgeler saymakla bitmez. Düzeni yıkmak, gericilik yapmak, Cumhuriyet'e karşı olmak, ileride başkalarına baskı yapmaya kalkışacak olmak gibi gencecik kızların taşıması güç birçok suçlama itham ve tehdit.

İlkokul öğretmeni Aytaç Kılınç mesela, görev esnasında başı açık çalıştığı halde işe gidip gelirken başörtülü olması gerekçe gösterilerek işine son verildiğinde hakkını aramak için dava açmıştı. Danıştay nihai kararını verirken Kılınç'ın dışarıda bile örtse kötü örnek olması gerekçesiyle işten atılmasının yerinde olduğuna karar vererek, yasağın sınırlarının nasıl genişletileceğini göstermişti. "Ya evet doğru, kötü örnek olur" demişti birçok akil insan.

Kimi kadın yazarlar merak ettiklerini söylüyorlar, başörtülü kadınların yasakla ilgili ne hissettiklerini. 14 Kasım 2006'da Malatya'da Öğretmenler Günü kutlamaları için halk eğitim merkezine gelmiş öğretmen annesi ya da kardeşi bir kadın olsaydınız, tebessümle ve sevgiyle töreni izlemeye niyetlenmişken birden mikrofonu alan bir görevlinin "Başörtülüler dışarı!" diye haykıran kaba anonsunu duysaydınız, ne yapardınız acaba? Ne hissedebilirdiniz? Bu anons üzerine uzunca konuşup yazmamız gerekmez mi? Rosa Parks! Kalk ve bir beyaza yer ver demekten başka nedir bu?

Ayşe Arman, bu kadar can yakan, milyonlarca kadını örseleyen önemli bir konuda haber üretmeye çalışırken birkaç gün önceye dönüp bir baksaydı her şeyi özetleyen bir cümleyle karşılaşırdı. Hak ve adalet duygusu olan bütün insanların tüylerini diken diken eden bir karar okundu masum bir kadın doktorun yüzüne. Bir iftiraya uğradığı için açtığı davanın sonucunu ve bu dolayımdan bir kadının haddini bildiriyordu hâkim.

"Davacı kamu görevi gören doktor olarak okuduğu müsbet ilmin ve akılcı bilimin aksine, başına taktığı 'türban'ın altındaki zihniyeti nedeniyle eleştirilmesine, bu eleştiriler ağır da olsa katlanmak zorunda olduğundan, ispat edilemeyen davanın reddine..."İki yıl önce 'tesettür faciası' manşetiyle bir haber yapılmış ve iki başörtülü kadın doktorun, erkek olması yüzünden Konya Numune Hastanesi'ne gelen bir çobanın röntgenini çekmeyi reddedip hastanın organ kaybına neden oldukları yazılmıştı. Hâkim bu açıklamayı, müfettiş raporlarıyla adı geçen doktorların o tarihte görevli olmadıkları, çobanla hiç karşılaşmadıkları, işyerinde başörtülü çalışmadıkları bildirildiği halde yapıyor. Çünkü dışarıda özel hayatlarında bile başörtülü olsalar bu ağır eleştirileri, hakaretleri, iftiraları hak ediyorlarmış ve katlanmak zorundalarmış. Devlet kurumlarının tutumu herkesi keyfî davranışlar, sivil yasaklar için yüreklendiriyor, neredeyse her zamanda ve mekânda ayrımcı tutumlar için topluma rol vermiş oluyor. Neyse ki kardeşlik, eşitlik ve özgürlük duygularının yaygınlığı buna izin vermiyor.

BAŞÖRTÜSÜ YASAĞI İLE HAYATLARI DEĞİŞEN KADINLAR

Bütün engellemelere rağmen son derece iyi eğitimli oldukları halde, milletvekili seçilme hakları olmayan, yerel yönetimlerde mahallesi, ilçesi için fikir üretebileceği meclislerde üye bile olamayan, üzerine yürünen, zorla istifa ettirilen kadınların ne hissettikleri merak edildi demek sonunda. Kendi adıma bunu iyi niyetli bir merak, vicdanın geç de olsa yeşermesi olarak görüyorum. Bu yüzden küçük bir ipucu olarak Hazar Eğitim ve Kültür Derneği'nin Anar'a yaptırdığı bir araştırmadan söz edeceğim. Araştırmanın sonuçları, uzmanların değerlendirme yazılarıyla birlikte 'Başörtüsü: Türkiye'nin Örtülü Gerçeği' ismiyle 2007'de kitaplaştırılmıştı.

Bu konuda ilk sayılabilecek araştırmanın birkaç sonucundan söz etmek bile yasaklarla gelen ağır haksızlığın yol açtığı yaraları gözler önüne serebilir. Örneğin, yasak nedeniyle başörtüsünü açmak zorunda kalan kadınların % 70,8'i kişiliğinin zedelendiğini, parçalandığını, % 63,2'si kendini hakarete uğramış hissettiğini söylemiş. % 66,5'unun medyanın tutumu nedeniyle onuru incinmiş, % 60'ının ülkesine ve hukuka olan güveni derinden sarsılmış. Bu güvensizlik yüzünden çok az kadın, yasaklar nedeniyle kaybettiği kimi haklarını elde etmek için yargıya başvurmuş.

Araştırmada en acı verici sonuç ise şuydu : Kadınların % 93,9'u "Başörtüsü yasağı olmasaydı hayatınız daha farklı olur muydu?'' sorusunu 'evet!' diye cevaplamış. Yasakla hayatının akışı tamamen değişen, hayalleri, hedefleri, gelecekleri ellerinden alınan, neredeyse başkasının hayatı kadar yabancı bir hayatı yaşamaya mahkûm edilen kadınlar... Bu kötülüklerin nesiller boyu böylece sindirileceğini, sineye çekileceğini, sürecin sonunda hedeflendiği gibi uygarlaşıp her şeyi unutan ve bağışlayan toplumun tek tip bir formatta yoluna devam edeceğini sanan insanlar...

Uzaydan bakıldığında, yağ lekesine yaklaşıldığında bütün bunların yaşandığı yer maalesef bizim ülkemiz. Bu ağır ihlalin gezip tozan, marka giyen, arabasının kapısı açılan bir avuç kadına odaklanmamız sağlanarak üzerinin bir kez daha örtülmesi dayanılması gayri mümkün bir durum.

 

ZAMAN

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim