• BIST 97.713
  • Altın 144,195
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 21 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Evanjelik-Siyonist Vizyon'a Wikileaks Katkısı!

Evanjelik-Siyonist Vizyona Wikileaks Katkısı!
Wikileaks belgelerinde, Türkiye-ABD ilişkilerini aşındıracak nitelikteki içerik ile Mavi Marmara'ya düzenlenen baskın apaçık aynı gâyede buluşuyor.

 







 

Wikileaks’in küre çapında yol açtığı tartışmanın hararetini NASA müdahalesi bile azaltmadı. GJAP-1 mikrobunun hücrelerinde fosfor yerine DNA ile bağlantı kurmuş arsenik bulunmasına yani dünya dışı yaşamın olabileceğine dair bahse değer bir delile rağmen dünyada tık yok. Herkes kendi âleminde: Bir bellek yahut belge dökümünden ibaret olduğu iddia edilen Wikileaks belgelerinin incittiği kişiler ve yönetimler kendi derdinde; rakipleri ellerini ovuşturup kazanç hesabı yapıyor; bir de diplomasi denilen kapalı kutunun darmadağın olacağı ümidiyle neşe ve keyif içerisinde takılanlar var. Diplomasinin “halk önünde çırılçıplak yürütülmesini” istiyorlar.

Operasyon, ABD yönetimi üzerinde yürütülmüştür ve olayın birinci mağduru o’dur; şeffaflık-açıklık-bilme hakkı maskesi altında işlenen sızdırma olayının amacı, ABD’nin Çin, Türkiye, İran ve genel olarak İslam dünyasıyla ilişkilerinin Evanjelik ve Siyonist vizyona uygun bir  seyir izlemesini güvence altına almak olmalıdır.

Bu vizyona göre, Türkiye-ABD ilişkileri, Türkiye-İsrail ilişkilerine ve en nihayet İsrail-ABD ilişkilerine muvafık olmalıdır. Bu yüzden olsa gerek, Wikileaks’in dünya siyaset sahnesinde açacağı en önemli zayiatlardan birinin Türkiye-ABD ilişkileri olmasını ümit edenler var. Wikileaks belgelerine bellek dökümü veya belge dökümü diyenler, bunun bir operasyon olduğunu örtbas ederek, Amerikan işi olduğunu söyleyenler ise başkalarının pisliğini her zaman olduğu gibi yine –zaten fazlasıyla günahkar olan- Beyaz Saray’ın kapısına dökerek İsrail’i ve İsrail lobisini aklamış oluyorlar.

Mavi Marmara hadisesinden sonra “İsrail’in Türk kanıyla ulaşmak istediği nedir?” başlıklı yazıda savunduğumu yine burada hatırlatmalıyım: “İsrail’in gâyesi, umulanın aksine, Türkiye-İsrail ilişkilerini dibe vurdurarak, İsrail-Arap çatışması üzerinden kadim havzasına dönen Türkiye’yi geldiği yol üzerinden geri göndermek olmalıdır. Aşırı sağın hâkim olduğu İsrail ve İsrail hükümeti, İsrail’in politikalarına kayıtsız şartsız destek vermeyecek bir Türkiye’nin yokluğunun varlığından daha hayırlı olduğuna hükmetmiş görünüyor. İsrail-Arap/Müslüman çatışmasında gelişmelere müdahil olmayan bir Türkiye’nin bölgedeki etkinliğinin son derece sınırlı kalacağını ümit ediyor ve tüm taraflarla görüşebilen, müzakere yürütebilen Türkiye artık “Tanrı’nın seçilmişleriyle” oturup konuşamadıktan sonra zaten denklem dışında kalır diye düşünüyor olmalılar.  Eğer durum buysa, daha ziyâde Davos’un rövanşı olarak görülen “Alçak Koltuk Krizi” bu bağlamda değerlendirilebilir. ‘Türk yetkililerin şu an karar alma sürecinde hesaba katmaları gereken bir ihtimaldir bu.’”

Mavi Marmara olayından sonra Türkiye ve İHH hakkında karalama kampanyası yoğunlaşmış, İsrail’i dengeleyici bir siyaset izleyen Türkiye’nin NATO’dan çıkarılmasını bile teklif edenler olmuştu; İHH’yı terör örgütü listesine aldırmak, Kuzey Kore veya İran ile ABD ve Avrupa ilişkilerinin kıvamını Avrupa-ABD ve Türkiye ilişkilerine de kazandırmak isteyenler, o misyonlarına Wikileaks’in katkı sunmasını istemezler mi?

Wikileaks belgelerinde, Türkiye-ABD ilişkilerini aşındırmaya yarar nitelikteki içerik ile Mavi Marmara’ya düzenlenen baskın aynı gâyede buluşuyor. Doğrusu, Wikileaks’in bu doğrultuda yapabileceğini kendileri kırk yıl uğraşsalar ağız tadıyla yapamazlar. Türkiye ve İHH aleyhindeki o yağlı kara yayınların birdenbire hız kesmesi, misyonun Wikileaks’e havale edildiğinin alâmeti gibi geliyor bana. Sonuçta “Tanrı’nın seçilmişleriyle” oturup konuşamamak hiç kimseyi denklem dışına itmez. Bunun olabilmesi için Türkiye ile Avrupa-ABD ilişkilerinde niceliksel ve niteliksel değişim olmalıdır. Niceliksel değişim, bu ilişkilerdeki çeşitlilik ve düzeyin azalmasıyla olur; nitelik değişimi yani ilişkilerin doğasının değişmesi ise ifadesini muhasım (antagonistik) ilişkilerde bulacaktır.

Son bir şey de şu: Karalama kampanyası ile Wikileaks ifşaatları arasında NATO zirvesi yapıldı. Wikileaks’in, bu belgeleri açıklamayı Lizbon zirvesinden sonraya bırakması  bana tuhaf görünüyor; açıklık ve şeffaflık yanlıları, tercihlerini her nedense NATO zirvesinin planlandığı gibi gitmesinden yana kullanmışlar. Buyurun, bir de burdan yakın! Siyasi mülahazaların ve müdahalelerin varlığı ne kadar açık.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim