• BIST 89.270
  • Altın 146,921
  • Dolar 3,6543
  • Euro 3,9297
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 11 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Esad'ın Röportajı Babasını Hatırlattı!

Esadın Röportajı Babasını Hatırlattı!
Arap Baharı'nda Mübarek'in devlet başkanı olarak, Kaddafi'nin de hayatta iken tek söyleşiyi Christian Amanpour'la yapmasından sonra Suriye devlet başkanı da uzun süren medya ambargosunu ABC News'ten Barbara Walters için bozdu. Esed'in daveti ile gerçekleş

1980'li yılların son günlerinde tüm dünya Doğu Bloku'nda yaşanan gelişmelere odaklanmış, yaklaşık 50 senedir demir bir perdenin arkasında yaşayan bölge halklarının birbiri ardına başlattıkları halk hareketlerini izliyordu. Bölge halklarının kendilerini 20. yüzyılın ikinci yarısında yöneten otoriter rejimleri yıkmak için başlattıkları hareket, Moskova'nın da müdahale etmeme kararı ile başarıya ulaşmış ve yeni bir demokratikleşme dalgası başlamıştı. Polonya'da başlayan ve sonrasında bölgenin diğer ülkelerine de yayılan bu dalga, Romanya gibi birkaç istisna dışında birçok ülkede barışçıl bir şekilde sonuçlanmıştı. Gelişmeleri bütün dünya heyecanla izlerken, yaşananlar Ortadoğu'daki bazı liderleri ise fazla telaşlandırmıştı. Özellikle Çavuşesku'nun, karısıyla birlikte kameralar karşısında idam edilişinin görüntüleri başta Saddam Hüseyin ve Hafız Esed olmak üzere birçok diktatörün uykusunu kaçırmaya başlamıştı. Özellikle Saddam Hüseyin için Romanya'da yaşayanlar son derece sarsıcı ve travmatikti. Daha sonra yazılan kitaplarda Saddam'ın güvenlik güçlerine Çavuşesku'yu bu sona hazırlayan gelişmelerin tüm detaylarıyla incelenmesi talimatı verdiğini ve hatta kendisinin infaz ve öncesindeki görüntüleri defalarca izleyerek böyle bir olayın Irak'ta tekrarlanmaması için neler yapılabileceğini düşünmeye başladığını yazıyordu.

O günlerde Çavuşes-ku'nun travmaya sebep olduğu bir başka lider de Hafız Esed'di. Çavuşesku'nun idamı ve totaliter rejimlerin birbiri ardına yıkılışının etkilerini Esed, Saddam'a oranla daha şiddetli bir şekilde hissediyordu. Alınan tüm tedbirlere rağmen Suriye halkının bir kısmı Orta ve Doğu Avrupa'daki halk hareketlerinden haberdar olmuş ve Şam'da duvarlara "Esedesku" ve "Suriye'nin Çavuşesku'sunun da sonu gelecek" gibi yazılar yazılmaya başlamıştı. Bunun üzerine baba Esed rejimi, sansür uygulamasını sıkılaştırmış ve netice itibarıyla halkının büyük bir kısmının olaylardan haber almasını ve devrimlerden ilham alarak mobilize olmasını engellemeye çalışmıştı. Esed ve diğer otoriter liderlere bu dönemde rahat bir nefes aldıran olay Körfez'de gerçekleşmiş ve Saddam'ın Kuveyt'i işgali ile tüm bölge halklarının ve dünya kamuoyunun dikkati bir süreliğine demokratikleşme dalgasından bu yeni soruna yönelmişti. Körfez krizi, Esed rejimi için işlerin yaver gittiği bir dönemdi. Esed, izlediği pragmatik dış politikanın sonuçlarını iç politikada önemli bir sermaye haline dönüştürmüştü. Silahlı gruplara verdiği destek ve otoriter yönetimi sebebiyle Batı dünyasından, İran-Irak Savaşı'nda İran'a verdiği destek ve Hama'da yaptığı katliam ile de Arap dünyasından tecrit olan Hafız Esed, bir sene içinde bölgenin en gözde devlet adamlarından biri haline gelmişti. Şam arka arkaya Batılı delegasyon ve devlet adamlarını ağırlarken, Körfez Krizi sırasındaki desteği sebebiyle başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleri de Suriye'ye milyarlarca dolarlık hibelerde bulunmuştu.

Ancak bu son derece olumlu uluslararası ve bölgesel atmosfer dahi Avrupa'daki gelişmelerin etkisini tamamen yok etmemişti. Hafız Esed, bir yandan dış politikadaki popülerliğinin tadını çıkarırken öte yandan da halkını bu dış gelişmelerle oyalamaya çalışmış ancak siyasi olarak hiçbir reform girişiminde bulunmamıştı. Toplumda olası bir hareketlenmenin sonuçlarının ağır olacağından şüphesi yoktu. Tüm bunlar yaşanırken Batı medyasının kapısında randevu beklediği bir sırada bundan tam 20 yıl önce Diane Sawyer'a röportaj vermeyi kabul eden baba Esed, söyleşide Suriye'nin farklılığından, mevcut rejimin oldukça özgürlükçü olduğundan dem vurmuştu. Esed, aynı zamanda yabancıların Suriye içindeki gelişmelerden fazla haberi olmadığını ve gelişmeleri son derece yanlı bir şekilde değerlendirdiklerini de sözlerine eklemişti. Söyleşi sırasında Sawyer'ın ısrarlı soruları karşısında kendisinin tek adam olmadığını, ülkenin devlet başkanı olmasının istediği her şeyi yapabileceği anlamına gelmediğini ve hükümet içinde son derece sofistike bir karar alma mekanizması olduğunu ifade etmişti. Esed, totaliter rejimlerin yıkılmasının Suriye'yi etkilemeyeceğini, çünkü Suriye'nin kimseyi taklit etmeyeceğini ve zaten ülkenin senelerdir çok partili ve karma ekonomik bir sistemle yönetile geldiğini sözlerine eklemişti. Esed'e göre Suriye'de demokratikleşme ve reformlar, ihtiyaç duyuldukça kademeli olarak hayata geçirilecekti.

Bu devrim dalgasının üzerinden 20 yılı aşkın bir zaman geçtikten sonra ve dünyanın gözü Arap dünyası ve Ortadoğu'nun ve bu günlerde özellikle de Suriye üzerindeyken bu sefer oğul Esed yine bir Amerikalı kadın gazetecinin karşısına çıktı. Esed'in söyleşi sırasında anlattıkları, iddiaları ve kendine güveni sık sık izleyicilere 20 sene önce babasıyla yapılan söyleşiyi hatırlattı. Tıpkı babası gibi Beşar Esed de Suriye'nin farklı bir ülke olduğunu ve Amerika ve Batı medyasının Suriye'deki gelişmelerden haberdar olmadığını, dahası kamuoyunun yanlış bilgilendirildiğini ve yönlendirildiğini belirterek başladı sözlerine. Esed'e bağlı güçlerin giriştiği kanlı müdahaleler sorulunca kendisine ait silahlı güçler olmadığını, bunların hükümetin askerleri olduğunu ve dahası böyle bir emrin kendisi tarafından verilmediğini söyleyerek topu baba Esed'in yaptığı gibi taca attı. Yine tıpkı baba Esed gibi demokratikleşmenin ve reformların kademeli olarak yapılacağını söyledi. Hatta başta başkanlık seçimi olmak üzere yerel ve parlamento seçimleri için de takvim verdi. Walters'ın Suriye halkının talepleri konusunda sorduğu sorulara "Hangi Suriyeliler, hangi kalabalıklar, kim kimi dövmüş?" gibi sorularla cevap vermesi, Saddam Hüseyin'in Enformasyon Bakanı Muhammed Sahhaf'ı; "göstericilerin içinde El Kaide üyeleri ve uyuşturucu kaçakçılarının olduğunu" söylemesi ise Kaddafi'nin Bingazi'de muhalif güçler için söylediklerini andırıyordu.

Esed'in sarf ettiği sözler, dünya kamuoyu için ne anlama geliyor, önümüzdeki günlerde göreceğiz. İlk tepkiler, Beşar Esed'in tıpkı diğer diktatörler gibi aşırı inkârcı bir tavır aldığı yolunda oldu. Esed'i diğer diktatörlerden ayırmak isteyenler de röportaj sonrası Esed için kazara diktatör olmuş nitelemesi yaptı. Özellikle dikkat, çeken Esed'in, hakkında yapılan suçlamaların tamamını reddederken aynı zamanda üstü kapalı tehditler de savuruyor olduğuydu. Esed, Suriye'nin komplike bir ülke olduğunu ve hatta dünyanın fay hattı konumunda bulunduğunu iddia ederek, Suriye'de işlerin ters gitmesinin bütün dünyayı karıştırabileceği tezini savundu daha önce yaptığı gibi. Söyleşi boyunca halkının kendisini desteklediğini ifade ederek, oldukça kendine güvenir gözükmesine rağmen aslında Esed'in içinde bulunduğu vaziyetin yirmi sene önce babasının karşılaştığı durumdan daha ciddi olduğunun herkes farkında. Esed, o dönemde babasının sahip olduğu güç ve etkinin çok azına sahip. Yirmi sene önce Körfez Krizi sırasında verdiği destek sonrasında Şam'ı sürekli durağı haline getiren Amerikan yönetimi için artık Suriye'deki yönetim, meşruiyetini tamamen kaybetmiş durumda. Körfez Savaşı sırasında Arap ülkelerinden gelen yardımın yerini yaptırımlar aldı. Dahası 20 sene önce uzak bir coğrafyada meydana gelen halk hareketlerinin yerini önce Suriye'nin yanı başındaki Arap ülkelerinde daha sonra da Suriye'nin içinde palazlanan bir ayaklanma aldı. Ve bu ayaklanmanın en önemli hedeflerinden biri hanedanlar. Esed için çok daha problemli olan şu: 20 sene önce belirli araçlarla sansür edilebilen medyanın yerinde artık internet medyası ve El Cezire gibi sınır tanımayan ve kontrol altına alınamayan araçlar bulunuyor. Çavuşesku'nın 20 sene önce babasında oluşturduğu travmanın çok daha şiddetlisini muhtemelen Beşar Esed, ülkesinden sessizce kaçıp giden Ben Ali, canını zor kurtarıp istifa eden Yemen Cumhurbaşkanı Salih, sedyeyle mahkemeye taşınan Mübarek ve göz göre göre linç edilen Kaddafi'nin görüntülerini izleyince yaşadı. Ancak bütün bu zaaflara rağmen mevcut siyasi çizgideki ısrarı ve söyleşi sırasındaki inkârcılığı herkesi şaşırtmış durumda. Bu noktada asıl merak edilen, Esed'in bu inadından vazgeçip geçmeyeceği ve vazgeçmemesi durumunda içinde bulunduğu yanılsamanın Esed rejimine ne getireceği.

Kılıç Buğra Kanat*

* Dr., SETA Vakfı, Washington DC ve Penn State Üniversitesi (Erie) Siyaset Bilimi


Zaman

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim