• BIST 108.392
  • Altın 142,851
  • Dolar 3,5345
  • Euro 4,1192
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 35 °C
  • İzmir 28 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Esad Zulmünden Kaçan Filistinli Mültecilerin Hikayeleri!

Esad Zulmünden Kaçan Filistinli Mültecilerin Hikayeleri!
Kendisini Filistin davasının muhafızı şeklinde sunan Esed diktasının zulmü sadece Suriyelileri değil, bu ülkede yaşayan Filistinlileri de vurmakta.

Kendisini Filistin davasının muhafızı şeklinde sunan Esed diktasının zulmü sadece Suriyelileri değil, bu ülkede yaşayan Filistinlileri de vurmakta. Baas zulmünü protesto ettikleri için Suriye’den kaçıp Türkiye’ye sığınmak zorunda kalan Filistinli mültecilerin anlattıkları şeyler Esed diktasının ayrım yapmaksızın tüm muhataplarını katletmeye yöneldiğini ortaya koyuyor. Lazkiye şehrinin çıkışında “Er-Rami el-Cenubi” diye anılan bölgede bulunan “Er-Rami el-Filistini” mülteci kampında yaşarken Türkiye’deki Reyhanlı kampına sığınmak zorunda kalan Filistinli mültecilerin durumu diğer sığınmacılardan daha farklı. Filistinli mültecilerin de muhalif bir tutum içerisine girdikleri gerçeğini örtmek isteyen Suriye yönetimi bu kişileri hedef alabilir.

Morhaf Fanus’un anlattıkları:

Suriye’de olayların başlamasıyla birlikte yaşadığımız kampta da tansiyon yükseldi. Suriye rejimince özgürlük istedikler için katledilen insanların ve yoğunlaşan baskıların etkileri kampta da hissedilmeye başlandı. Gösteriler sırasında yaralanan insanlar güvenlik güçlerince aranan kişiler kamplara kaçmaya başladılar.

Benim ve Hamid eş-Şerif adlı arkadaşımın suçu yaralılara yardım etmek, ölülerin taşınmasına ve zor durumdaki insanların güvenli bir yere nakline aracılık etmekti. Silahsız bir biçimde özgürlüklerini ve onurlarını elde etmek isteyen, demokrasi talep eden Suriyelilerin uğradıkları mezalim karşısında günden güne bu insanlara sempatim gelişti. Böylece internet üzerinden medyayı bilgilendirme, bazı gösterilerde kullanılmak üzere döviz hazırlama ve duvarlara özgürlük sloganları yazmak gibi uğraşlara giriştik. Sonuçta gerek faaliyetlerimizin görünür hale gelmesi, gerekse de muhbirler vasıtasıyla güvenlik güçlerince tutuklanmak üzere aranmaya başladım.

14 Ağustos 2011 tarihinde güvenlik güçleri her yere ateş ederek bölgeye girdi. Tutuklanmak hatta öldürülmek istendiğimden emindim. Onlar kampa ulaşmadan kaçmaya çalıştım. Kaçışım sırasında biri boynuma olmak üzere iki kurşun isabet etti. Diğer kurşun ise sırtımdan girip vücudumun ön tarafından çıktı. Arkadaşım Hamid eş-Şerif’ten beni, kanamamı durdurmak üzere ilk müdahalenin yapılabileceği güvenli bir bölgeye götürmesini istedim. Bu sırada kamp yoğun ateş altındaydı. İlk müdahaleden sonra Hamid ile kamptan ayrı ayrı çıkmayı kararlaştırdık. Bölgeye yakın bir yerdeki bir arkadaşımın evinde 3 gün saklandım. Sonra Hamid ile tekrar temas kurabildim ve birlikte Suriye’den ayrılmaya karar verdik. Bizi Lazkiye’den çıkartacak arkadaşlarla irtibat kurduk. Bilahare bizi Aynel Beyda bölgesindeki dağlardan geçerek Türkiye’ye götürmeleri için kaçakçılarla anlaştık. Sınırı geçtikten sonra güvenli olmadığından ötürü 2 gün de sınır yakınında bekledik. 23 Ağustos tarihinde Koçi denilen bölgeden Türkiye’ye geçip Suriyeli mültecilerin kaldıkları geldik.

Mustafa Ebu Hatab’ın anlattıkları:

Suriye ordusu 14 Ağustos’ta protestoları bastırmak üzere kampa girdi. Protestolarda aktif rol oynamıştık. 15 Ağustos’ta kamptan kaçıp kız kardeşimin evinde saklandım. Ardından Suriye güvenlik güçleri eniştemi tutuklayınca “Kasab” denilen bölgeye gittim ve burada kendileri de kaçak durumunda olan Muhammed Ebu Hatab ve Said Awadi adlı arkadaşlarımla buluştum. Eyn el-Beyda’da kaçakçılarla temas kurduk ve dağlardan yürüyerek Türkiye’ye ait bir kontrol noktasına ulaştık. Bizler Suriye’de yaşayan Filistinli mülteciler olup Suriyeli olmadığımızdan ötürü Türkiyeli sınır yetkilileri girmemize izin vermediler. Bunun üzerine bir başka yoldan dağları dolaşmaya karar verdik. Neşrin adlı Türkiye köyünün yakınlarına geldiğimizde sınırın diğer tarafından Suriye askerlerinin silahlarından çıkan sesleri duyabiliyorduk. Güvenli olmadığından geceyi sınırda geçirip 23 Ağustos günü Türkiye topraklarına girdik. Bizim gibi sınırı uzun bir yolculuktan sonra geçen Emced Ebu Hamid ve Yahya Ebu Hatab adlı arkadaşlarımızla buluştuk.Başta Filistinli olduğumuz için kampa kabul edilmek istenmemekle beraber, bazı örgütlerin girişimiyle 26 Ağustos’ta kampa kabul edildik.

Emin Dasuqi’nin anlattıkları:

Kaldığımız Er-Rami el-Cenubi’deki kampta protestolara biz de katılmıştık. 14 ağustos tarihinde güvenlik güçleri protestoları bastırmak üzere şehri yoğun bir biçimde bombalıyordu. Ateşe denizdeki hücumbotlar ve karadaki tanklar a eşlik ediyordu. Kaçmaya karar verdim. 7 gün saklandıktan sonra. arkadaşım Mahmud Cude ile birlikte, kaçakçıların da yardımıyla sınıra ulaştık, kadın elbiseleri giyip, peruk takarak kontrol noktasını geçip Türkiye’ye sığındık. Reyhanlı kampına kabul edildik.

Ali El-Hatib’in anlattıkları:

Benim muhalif hareketle ilgim yaralılar ve ihtiyaç sahipleri için yardım toplamaktan ibaretti. Bundan ötürü aranır duruma düştüm, fakat teslim olmadım. 14 Ağustos’ta Suriye ordusu kampa girene kadar faaliyetlerimi sürdürdüm. Operasyon günü kaçmaya çalışırken iki kurşun yarası aldım. Dört gün boyunca evden eve kaçtım ve doğrudan Türkiyeli askerlerin yanına gittim. 24 Ağustos tarihinde beni ambulansla Yelda Kampındaki hastaneye sevkettiler. Başta Filistinli olduğumu gizleyip onlara Suriye vatandaşı olduğumu söyledim. 26 Ağustos’ta Reyhaniyye kampına geldim.

Baha Bobali’nin anlattıkları:

Suriye’deki yönetime karşı ben de barışçıl protestolara katıldım ve yaralılara yardım ettim. Ordu kampa girdiğinde beni yakalayabilmek için ailemin pek çok üyesini tutukladılar. Yakalanmamak için yaklaşık on gün kanalizasyon borularının içinde saklandım. Gündüz saklanıp gece dışları çıkıyordum. Daha sonra bir Hoca kıyafeti giyip bölgeden ayrıldım. Bir arkadaşımla buluştuktan sonra beş gün kadar sınırda bekleyip kaçakçılar yardımıyla Türkiye’ye geçtik ve Reyhaniye Kampına ulaştık.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim