• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

Erdoğan'ın Danışmanı: Savaş İstemiyoruz Ama!...

Erdoğanın Danışmanı: Savaş İstemiyoruz Ama!...
Başbakanlık Başdanışmanı İbrahim Kalın, Türkiye’nin Suriye politikasında yanlız kaldığı iddialarının doğru olmadığını belirterek, tam aksine tüm dünyada etkili mekik diplomasisi yürüttüğünü söyledi.

TÜRKİYE’NİN izlediği Suriye politikasında tek başına kaldığı ve Şam ile bir savaşa sürüklendiği iddialarını Başbakanlık Başdanışmanı ve Kamu Diplomasisi Koordinatörü İbrahim Kalın net bir dille yalanladı. Kalın, tam aksine sorunu diplomatik yolla çözmü çabası yürüten Türkiye’nin İslam ve Arap dünyası ile Batı tarafından büyük destek gördüğünü belirtkerek  “Bu süreçte Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği ve BM ile yakın temas halinde olan Türkiye, aynı zamanda Çin, Rusya ve İran ile de görüşmeye devam etti” dedi. Suriye rejimi hariç bütün aktörlerle ve taraflarla mekik diplomasisi yürüten Türkiye’nin bu diplomatik çabaların Suriye rejiminin daha da kanlı olabilecek muhtemel operasyonlarını engellediğini kaydetti ve Annan Planı’nın Suriye, Rusya ve Çin tarafından kabul edilmesinde Türkiye’nin izlediği bu etkin politikanın etkisi olduğunu söyledi:

DURMAMIZ GEREKEN YERDEYİZ


Türkiye, Suriye konusuna gereğinden fazla mı müdahil oldu?


Türkiye, ne bir adım önde ne de bir adım geride. Durması gereken yerde duruyor. Suriye meselesinin iki yönü var: Siyasi ve insani. Siyasi süreci çıkmaza sokan, Suriye rejiminin halkın meşru taleplerine kulaklarını tıkaması ve şiddete başvurmasıdır. İnsani boyutu  daha önemli. Türkiye yanı başında binlerce insanın katledilmesine, bombalanmasına kayıtsız kalamaz. Herhangi bir gerekçeyle tepki göstermesek bu sefer “Türkiye neden tepki vermiyor?” eleştirisiyle karşı karşıya kalırdık. Türkiye’nin aktif bir konumda olması, siyasi, insani ve ahlaki bir sorumluluktur. Türkiye Suriye konusunda erken yahut aceleci davranmadı, tersine her tür barışçıl ve diplomatik imkanı sonuna kadar kullandı.


Türkiye Suriye’de askeri müdahale yahut savaştan mı yana?


Türkiye bölgemizde her tür savaşa karşıdır ve sorunların çözümü için diplomatik yolu önermektedir. Savaş yanlısı bir tutum içinde olsaydık bugün sınırda farklı bir tablo olurdu. Fakat bu hassasiyetin Şam tarafından istismar edilmesine izin verilmemeli.


MEKİK DİPLOMASİSİ YÜRÜTTÜK


Türkiye savaşa mı sürükleniyor?


Kimsenin Türkiye’yi herhangi bir maceraya sürüklemesi söz konusu olamaz. Bazı çevreler Türkiye’nin savaş çığırtkanlığı yaptığı, savaşa sürüklendiği gibi bir propaganda yapıyor. Gerçekle ilgisi yoktur. Masum insanların katlini önlemek için siyasi baskı kurmak ve dünya kamuoyunun vicdanını canlı tutmak, savaş yanlısı bir tutum sergilemek değildir.  Türkiye Suriye konusunda yalnızlaşmış olsa, Arap ve İslam dünyasında ile Batı’da bu kadar destek görmez, 1 Nisan’da İstanbul’da yapılan Suriye Halkının Dostları Toplantısına 83 ülke ve kuruluş katılmazdı. Bu süreçte Arap Birliği, İslam İşbirliği Teşkilatı, Avrupa Birliği ve BM ile yakın temas halinde olan Türkiye, aynı zamanda Çin, Rusya ve İran ile de görüşmeye devam etti. Yalnız kalmak bir yana, Türkiye bu süreçte Suriye rejimi hariç bütün aktörlerle ve taraflarla mekik diplomasisi yürüttü. Bu diplomatik çabalar Suriye rejiminin daha da kanlı olabilecek operasyonlarını engelledi. Belki de binlerce insanın hayatı kurtarıldı. Annan Planı’nın Suriye, Rusya ve Çin tarafından kabul edilmesinde Türkiye’nin etkin politikasının doğrudan tesiri vardır.


ÖZ DİNAMİKLERLE DEĞİŞİM VAR


Türkiye, ABD projesini mi uyguluyor?

Başbakan Erdoğan Batılı ülkelerden çok daha önce Tunus ve Mısır’daki devrimlere açıktan destek verdi. Türkiye, meşruiyetini yitirmiş rejimlere karşı halkın yanında duracağını ilke olarak benimsedi. Suriye politikamızın temelini de bu ilke oluşturmaktadır. Türkiye bölgemizdeki değişimin, bölgenin kendi öz dinamikleriyle gerçekleşmesi ilkesinden hareket etmektedir. Bu dinamikleri belirleyen, bölge halklarının demokratik meşru talepleridir. Halkın demokratikleşme taleplerini, Amerika’nın yahut başka güçlerin projesi gibi göstermeye çalışmak, o halklara yapılan haksızlık ve saygısızlık. Aylarca süren bir mücadeleyi, binlerce şehidi, on binlerce yaralıyı ve yerlerinden edilmiş yüz binlerce insanı, bir komplo girişimine indirgemek, akıl ve mantıkla izah edilebilecek bir yaklaşım tarzı değildir.

MEZHEP YOK, KARDEŞLER VAR


Türkiye mezhepçi bir politika mı izliyor, PKK tehdidine göre mi hareket ediyor?


Türkiye hiçbir grubu, kesimi veya tavrı böyle değerlendirmez. Bizim açımızdan Şii tehdidi, Sünni meydan okuması, Kürt tehdidi, Arap tehdidi gibi ifadeler ve yaklaşımlar yanlıştır. Suriye Kürtleri de muhalefete büyük oranda katılıyor. Türk dış politikası hiç bir döneminde mezhepçi bir yaklaşım içinde olmamıştır.   Bugün Suriye’de yaşanan hadiseleri bir Sünni-Alevi ihtilafı göstermek isteyen Baas rejiminin kendisidir. Bizim açımızdan Suriye’de Sünni, Alevi, Nusayri, Hıristiyan, Arap, Türkmen yahut Kürtler yok. Suriyeli kardeşlerimiz var. Daha da önemlisi Suriye’de onurlu ve adil bir yaşam için mücadele eden halk kitleleriyle bunlara karşı acımasızca şiddet ve baskı politikaları uygulayan, meşruiyetini yitirmiş bir Baas rejimi var.


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim