• BIST 107.749
  • Altın 143,535
  • Dolar 3,5290
  • Euro 4,1420
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 28 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Erdoğan'a Bu Köşe Yazısını Kim Okutacak?

Erdoğana Bu Köşe Yazısını Kim Okutacak?
Nihayet biri çözümü yazdı!

Ahmet TAŞGETİREN

Müzakere mantığı problemli

Şimdilerde herkes "müzakere" sözcüğüne tutulmuş durumda.

Müzakere sürecini bitirdiği zannedilen Başbakan, Amerika dönüşü "Terörle mücadele, siyasetle müzakere" sloganını devreye sokunca, herkes bir "umut" nefesi daha aldı.

Tabii, mücadele edilecek terör belli olsa da müzakere edilecek "siyaset" kim, orası henüz net değil.

Hoş, uzunca bir süre, "devlet adına" İmralı ve Kandil ile müzakereler yapılmış. Hatta "devlet adına" katılanlarla, İmralı ve Kandil bir metinde bile uzlaşmışlar. O metin, Taraf'tan Neşe Düzel'e "gördüm" diyen Şerafettin Elçi'nin verdiği bilgiye göre "Ana dilde eğitim, Kürt kimliğine anayasal güvence sağlanması, Kürtler'in özyönetime, yani BDP'nin demokratik özerklik dediği bir statüye kavuşması ve Öcalan'ın ev hapsine çıkarılması"nı ihtiva etmekte imiş.

Eğer seçimlerden hemen önce oluşturulan uzlaşma metni Başbakan tarafından da imzalansa imiş, her şey olup bitecekmiş. Başbakan "Ben böyle bir metni imzalamam" demiş de, müzakereler sonlanmış.

İşte şimdi, Başbakan'ın "siyasetle müzakere" söylemi çerçevesinde BDP'nin Meclis'e gelmesi ve "siyasi ayak" olarak müzakere sürecinde rol alması bekleniyor.

Tabii, bir yığın problem var. Önce BDP'nin "bağımsız" bir "siyasi irade" haline getirilmesi meselesi... Herkes bunun için çaba sarf ediyor ama KCK-Kandil-İmralı-Avrupa ekseninde kıvranan bir "siyasi irade"yi, "bağımsız" bir siyasi irade haline getirmek bir türlü mümkün olmuyor.

Elinde silah olanın gücü sadece, sokaktaki sivillere yetmiyor, aynı zamanda BDP'nin siyasetçilerine de yetiyor. O yüzden de Kürt siyasetini PKK-KCK'nın, en azından İmralı'nın gölgesinden çıkarmak mümkün olmuyor.

Silahlı-silahsız siyasi Kürt hareketi içinden bir "müzakere partneri" çıkarmanın zorluğuna işaret ettikten sonra ben asıl sorgulanması gereken şeyin, müzakere zihniyeti ve partner arama çabası olduğunu düşünüyorum.

Buradaki soru şu:

Diyelim Kürt tarafı için bir müzakereci oluşturdunuz, bu durumda siz ne oluyorsunuz? Siz devletseniz, devlet kimin devleti oluyor?

Bir ara Başbakan'la Ahmet Türk'ün görüşmesi söz konusu olduğunda, Ahmet Türk "Kürtler'in temsilcisi" olarak nitelenmişti ve ben, "Peki Başbakan kimin temsilcisi" diye sormuştum.

Aslında "taraflar" denklemi, meseleyi baştan sakatlıyor ya da "farklılık oluşturma"yı mücadelenin ilk safhası olarak gören "Kürtçü" çizginin şablonuna oturtuyor.

Ortada Kürtler'den, kendisini Kürt partisi olarak niteleyen BDP'den çok daha fazla oy alan bir iktidar var ve o, temsil hüviyeti kazanmıyor, "öteki" olarak masaya oturmak zorunda bırakılıyor. Sonra tartışma başlıyor: "Kürtler'e şunu verdin, bunu vermedin!" Bu tartışmanın ileri merhalelerinde de terör örgütünün kendi geleceğini kurtarmak için öne sürdüğü talepler, Kürt sorununun ayrılmaz parçaları haline dönüşüyor.

Bakın şimdi, müzakerede varılmak istenen sonuçlara:

-Öcalan'a ev hapsi.

-Dağdakilere onurlu iniş imkânı.

-Özerk bölgede PKK iktidarı.

Doğru, arada Kürtçe eğitim, Kürt kimliğinin tanınması falan da var ama şu andaki cinayetlerin "Bizi tasfiye etmek istiyorlar" mantığından kaynaklandığı da gün gibi aşikâr.

Diyorum ki:

-Siyasi iktidar, Kürtler'in mağduriyet alanlarını bilmiyor mu?

-Sistemin Kürtler'e ve başka toplum kesimlerine yönelik yanlışlıklarını bugüne kadar tespit etmedi mi?

-Siyasi iktidar, Kürtler'i de memnun edecek bir sistem reformasyonuna dair kanaat oluşturmadı mı?

Bunlar içerisinde, kendisinin bizzat yapabileceği şeyleri hiçbir müzakereye, pazarlığa yer vermeden hemen yapar, Meclis'e getirilmesi gerekenler varsa onları süratle Meclis'e getirir ve "İşte size yeni Türkiye" der.

Fiilen "karşıt taraf" oluşturmaya yönelik müzakere mantığı, bu işte sağlıklı çözümün ruhuna aykırıdır. Çünkü karşıt taraf oluşturursanız, karşıt tarafa pazarlık hakkı da tanımış olursunuz.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim