• BIST 104.123
  • Altın 145,993
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 21 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 22 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Erdoğan Merkel'e PKK'ya Giden Paraları Hatırlattı!

Erdoğan Merkele PKKya Giden Paraları Hatırlattı!
PKK’ya karşı Almanya ile ortak mücadele isteyen Başbakan Erdoğan, örgüt yandaşlarının Almanya’da 6 milyon euro toplayarak bununla PKK’ya destek verdiğini söyledi.

Başbakan Erdoğan, Almanya Başbakanı Angela Merkel ile yaptığı baş başa görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında soruları yanıtladı. “Terörle mücadelede Almanya’ya yönelik somut olarak üç beklentiniz nedir?” sorusu üzerine Erdoğan, şunları söyledi:

RTL İŞGAL EDİLDİ:

Şu anda Alman yargısının geçmişte almış olduğu birçok kararlar var. Aslında terör örgütüne yönelik sadece şiddet değil, şiddetin ötesinde almış olduğu kararlar var ki o da şudur; yani şiddete yönelmese bile bu şiddete yönelik adımların herhangi bir teşebbüsüne vesile olacak adımların atıldığı dernekler bile bu tür yargılamanın içinde girebiliyor ve bu konuda bütün yayınlarıyla, her şeyi ile yalan yanlış bilgilendirmeyle bu tür girişimler içerisinde bulunan derneklerin, kaldı ki bakın şu anda biz sizlerle basın toplantısındayız, kısa bir süre önce burada RTL binası işgal edildi. Bunu işgal edenler kimler? Yine aynı şekilde bir siyasi partiyle ilgili böyle bir adım atıldı. Bunlar kimler? Bunların üzerinde durulması gerekir diye düşünüyorum. Bunların uzantıları, bağlantıları çok çok farklı ve 6 milyon euro gibi Almanya’da sadece toplanılmış para var ve bunlar tabii terör örgütüne mali destek olarak gidiyor. Bunlar tabii gerçekten üzücüdür, düşündürücüdür. Ben inanıyorum ki başta değerli mevkidaşım ve Alman makamları, bunlar hususunda hassasiyetlerini daha da artıracaklardır.


TASVİP EDİLEMEZ:

Bütün bunlar (Suriye’deki olaylar) karşısında tabii duyarsız kalmamız mümkün değil. Ayrıca, teröre yönelik şu anda gelişmekte olan zaaflar da düşündürücüdür, bunlar üzerinde tabii ki hassasiyetlerimiz var. Suriye’deki gelişmeler hiçbir yönüyle kabul edilemez. Otoriter ve totaliter bir yapının acımasızca oradaki kendi insanlarını katletmesi, öldürmesi orantısız bir güç kullanarak, adeta bir mezhep kavgasına doğru Suriye’yi götürmesi asla tasvip edilemez. Buna karşı tabii ki belli yaptırımların yapılmasının gereğine inanıyoruz. Bölücü terör örgütüne yönelik ortak mücadele arzumuzu, kararlılığımızı hukuk içerisinde, demokratik teamüller içerisinde eğer yürütecek olursak inanıyorum ki bundan Türkiye de kazanacaktır, Almanya da kazanacaktır.


Mesut Özil’in attığı golle uçuyoruz ama...

BAŞBAKAN Erdoğan, Almanya Federal Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığında “Almanya’ya Göçün 50. Yılı” nedeniyle düzenlenen etkinliğe katıldı. Erdoğan, bakanlığa gelişinde Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile birlikte 1961 yılında Türkiye ile Almanya arasında imzalanan İşgücü Anlaşması’nın orijinal metnini inceledi. Başbakan Erdoğan, zaman zaman da Almanca konuşan Başbakan Erdoğan, şöyle özetle şöyle dedi:

ALMANCA...:

Ne Almanya Türkiye için ’acı vatan’dır, ne de Türkler, Almanya için ’göçmen işçiler’dir. Bizler, tarihin bizi her açıdan yakınlaştırdığı iki ayrı milletiz. Biz birlikteyiz. Yani, ’wir sind zusammen’. Hiçbir milletin buna muhatap olmasını istemeyiz, ama ’dışarı’, ’raus’ sözcüğüne muhatap olacak en son millet, Türklerdir. Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine en büyük desteği vermesi beklenen, vermesi gereken ülke Almanya’dır.


AB’YE YAKIŞMAZ:

(Almanca cümleyi kurmasının ardından) Kusura bakmayın Almancam pek iyi değil. Tüm belgelerini, bilgilerini, somut delillerini ortaya koyduğumuz halde, Avrupa’nın kimi ülkelerinde terör örgütünün faaliyetlerine karşı gösterilen müsamahaya hiç ama hiç anlam veremiyoruz.


ÖZİL, AKIN:

Bugün artık 4’üncü nesilden söz ediyoruz. Anadili kadar Almanca konuşan, Almanya’nın sporuna, sanatına, bilimine, ekonomisine, edebiyatına, sinemasına önemli katkılar sağlayan Türkiye kökenli vatandaşlarınız var. Fatih Akın’ın filmleri, Almanya’nın olduğu kadar Türkiye’nin de gururu. Türk Milli Takımının kalesini hedef almadığı sürece, Mesut Özil’in attığı her golle bizler de havalara uçuyoruz. Alman filmlerinde, Alman edebiyatında Türkiye asıllı Almanya vatandaşlarını gördükçe seviniyor ve umutlanıyoruz.


IRKÇILIK İNSANLIK SUÇU:

Irkçılık ve ayrımcılık kadar, asimilasyonun da insanlık suçu olduğu konusunda Almanya ile hemfikiriz. Biz, entegrasyonu kayıtsız şartsız destekliyor ve teşvik ediyoruz. Türklerin, Almanca’yı öğrenmelerini ve en iyi şekilde konuşmalarını teşvik ediyoruz. Alman vatandaşlığına geçmeyi teşvik ediyor, özendiriyor, Türkiye’deki haklarını muhafaza ederek tüm Türkiye kökenli kardeşlerimizi Alman vatandaşı olmaya çağırıyoruz. Ben de Alman vatandaşlarını Türk vatandaşı olmaya davet ediyorum. Takdir edersiniz ki entegrasyon tek taraflı değildir.


Erdoğan Bild’e konuştu: ‘Kendimizi Almanya tarafından yarı yolda bırakılmış gibi hissediyoruz’

BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan, “Türkiye olarak, kendilerinin Almanya tarafından yarı yolda bırakıldıkları hissi taşıdıklarını” söyledi. Erdoğan Bild gazetesine verdiği demeçte, Almanya’nın Türkiye’nin AB üyeliği ve bu ülkede yaşayan Türklerin uyumu ile ilgili uyguladığı politikaları da eleştirdi.

Misafir işçiler artık işveren

Erdoğan, “Türkiye’den işgücü için Almanya’ya gelen Türklerin bu ülkeyi ne kadar değiştirdikleri” sorusunu, “Değişim karşılıklıydı. Bizim Almanya’da şu anda üçüncü kuşağımız var. Üç kuşak da birbirinden farklı. Bizim insanlarımız açık ve sadık. Bu genlerimizde var. Tabii ki herkes için konuşamam. Türk halkı, Alman halkına hala olumlu hislerle bakıyor. Bundan dolayı Almanya’nın Türkiye’ye ile daha fazla dayanışma göstermesi lazım. İlk kuşak misafirdi. Çoğu kaldı ve artık dönmeyi düşünüyor. 72 bin işveren 350 bin kişiye istihdam sağlıyor. Dünün misafir işçisi yavaş yavaş işveren, akademisyen, sanatçı oluyor” diye cevapladı.

Erdoğan, “Bu insanları ’Türk’ olarak mı, ’Alman’ olarak mı tanımlarsınız” sorusuna karşılık da, “Alman vatandaşı iseler tabii ki Alman, diğerleri Türktür. Bizim burada yaşayan çok sayıda Alman emekliyi ben Türk olarak niteleyemem. Onlar tüm onurlarıyla ve tüm haklarıyla Almanlar” yanıtını verdi. Almanya’nın uyum politikasındaki en büyük hatasının Alman politikasının Almanya’da yaşayan 3 milyon Türk’ün bağlarını yeteri kadar takdir etmemesi olarak gösteren Erdoğan, bu konuda somut adım olarak Almanya’nın Türkiye’nin AB üyeliği için çok daha fazlasını yapması gerektiğini, çünkü bu şekilde Türklerin uyumunun daha fazla ilerletebileceğini belirtti.

Çifte vatandaşlık çözer

Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Biz Türkler Almanya’ya çok olumlu yaklaşımlar içinde olduğumuz için özellikle bu konuda yarı yolda bırakılmış hissediyoruz. 700 bini Alman vatandaşı olan yaklaşık 3 milyon Türk ve Türk kökenli yaşıyor. Tabii ki 3 milyonun da çifte vatandaş olmasını tercih ederim. Fransa gibi bir AB ülkesi bunu başarabiliyorsa Türk kökenli göçmenlerin de zaman zaman hatalar yapabildiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye olarak Alman hükümeti ile birlikte hangi faktörlerin uyumu engellediğini, eğitimin nasıl desteklenebileceğini araştırmaları gerektiğini kaydetti.

Sevgi hangi dili konuşur?

Alman siyasetinin bu ülkeye göç eden Türkleri bir tehlike olarak değil, zenginlik olarak görmesi gerektiğini belirten Erdoğan, “Almanya bu mentaliteye göre davranması lazım. Örnek olarak, Bir Türk genci Türkiye’den bir kızı severse ve onunla evlenmek isterse, bu bir hata olarak görülüyor. Çünkü Alman hükümeti bu kadınların önceden Almanca öğrenmesini istiyor. Söyleyin bana sevgi hangi dili konuşur? Genç insanların sevgisi bir düzenleme ile sadece Almanca ile uygulanması olamaz. Hayır, kim Almanca bilmeyi en önemli ön şart olarak belirlerse insan haklarını ihlal eder. AB yönetmenliklerinde böyle şartlar yok. Böyle şeyler bizi üzer” ifadelerini kullandı.

Önce Türkçe, sonra Almanca

“Almanya’da son ziyaretinizde Türklerin çocuklarına ilk önce Türkçe daha sonra Almanca’yı öğretmelerini istediğiniz için çok eleştirildiniz. Buna şimdi nasıl bakıyorsunuz?” sorusuna da Erdoğan şu yanıtı verdi: “Bilimsel olarak dilbilimcilerin ifade ettiği bir bilgiyi belirttim. Bir çocuğun yeni bir dili öğrenmesi için önce kendi ana dilini iyi bilmesi gerekir. Aksi halde başka dil öğrenilemez.”

Başbakan Erdoğan, Thilo Sarrazin’in yazdığı “Almanya kendini yok ediyor” adlı kitap ile ilgili bir soru üzerine de, uyumun bir zenginlik olduğunu ifade etti.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim