• BIST 97.713
  • Altın 144,104
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0014
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 24 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

ERDOĞAN GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ

ERDOĞAN GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan AK Parti Grup Toplantısı'nda konuştu. "Kürt açılımı" süreci, harçlar, dış politika ilgili olarak da konuşan Erdoğan muhalefet liderlerine de yanıtlar verdi. Recep Tayyip Erdoğan'ın grup toplantısındaki konuşmasının tam metni:

 

 

 

 

 

 

"Grup toplantımızın hemen başında sizleri sevgiyle selamlıyor toplantımızın ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum. Önümüzdeki Cuma günü bizler için partimizin 8. kuruluş yıldönümü. Bunu birlikte kutlayacağız. Cuma günü gerçekleştireceğimiz Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda 8 yılın muhasebesini yapacağız. Bu kadro 8 yıl gibi bir süreye 10 yılların hizmetini sığdırmıştır. Ülkemiz her alanda çok farklı bir idare anlayışıyla pozitif bir sorun çözme yaklaşımıyla bu döneme gelmiştir. Türkiye öz güvenini tekrar kazanmış, birlik ve beraberlik için yaşamaya devam etmiştir. 8 yılda Türkiye demokrasisi çok farklı bir boyut kazandı. Sistem ve siyaset normalleşti. Millet odaklı siyaset anlayışını bunun yanında bütünüyle milletin birbiriyle kucaklaşma anlayışını idrak ettiğimiz böyle bir anlayışla geleceğe yönelik adımları attığımız dönemi yaşadık, yaşıyoruz ve yaşayacağız. Demokrasiyi yüceltmek, devlet millet kaynaşmasını sağlamak hedeflerimiz arasında yer aldı. Bu hedeflerimizi de büyük ölçüde gerçekleştirdik. Her türlü engelleme girişimi karşısında nasıl bir demokratik duruş sergilediğimizi aziz milletimiz takdir ediyor. Rotamız milletimizin rotası oldu. Üst üste girdiğimiz 4 seçimden 1. parti olarak çıkmayı başladık. Rehavete kapılmadık. Bugünden bakınca geride bıraktığımız dönemin Türkiye'nin demokrasi tarihinde nasıl bir yere geldiğini belki de hakkıyla değerlendirmeyebiliriz. Tarih yazanlar Türkiye'nin demokrasi serüveninde çok farklı bir yere koyacaktır bu 8 yılı. AKP Parti 8 yıldır verdiği demokrasi mücadelesi içinde hiç kimse demokrasiye gölge düşürme, hukuk sistemini karanlık tünellere sokma cüretini gösteremeyecektir. Millet egemenliği bundan sonra da vesayet kabul etmeyecek. Milletle egemenlik arasına asla ve asla simsarlar sirayet edemeyecek. Türkiye'nin yeniden çetelerin, mafyanın kıskacına düşmesi asla olmayacak. Gelecek nesiller de temiz siyasetle buna sahip olmanın gayretinde olacaktır. Bu parti, bu grup, bu teşkilat, bu hareket tarih yazar, tarihe not düşer. Türkiye sizler sayesinde hiç tecrübe etmediği başarıları tecrübe etmiştir. Bir kez daha her birinize teşekkür ediyorum. Bu harekete gönül vermiş, emek vermiş her bir yol arkadaşıma şahsım, partim ve milletim adına en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Bizden desteğini esirgemeyen aziz milletimize teşekkür ediyorum. Daha yapacak çok işimiz var. Daha katedecek uzun bir yolumuz var. Türkiye'yi daha fazla sevince ulaştıracak yeni projelerimiz yeni hedeflerimiz var. Bu millete hayal kırıklığı yaşatmadık, yaşatmayacağız. Milletimizin istikametinden hiç şaşmadık, şaşmayacağız. Yolumuz bahtımız açık ve aydınlık olsun, Allah yardımcımız olsun."

Geçtiğimiz hafta TBMM Genel Kurulu yeni başkanını seçti. Meclis Başkanı'mız görevine başladı. Kendisine başarılar diliyorum. Ülkemiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum. Kendisinden önce hizmet veren Başkanı'mıza da teşekkür ediyorum. TBMM'nin gündeminde milletimizi yakından ilgilendiren tasarılar görüşülecek. Tüm engellemelere göğüs gererek çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. Millet adına çıktığımız bu yolda tek bir anımızı bile heba etme hakkına sahip değiliz. Yaz rehavetine rağmen gerek parti olarak gerek hükümet olarak tempomuzu düşürmeden çalışıyoruz. 30 Temmuz'da 3. nesil iletişim çağını başlattık. Türkiye'yi iletişim ve teknolojide yeni bir aşamaya taşıdık. Artık aboneler birbirleriyle sadece sesli olarak değil görüntülü olarak konuşuyorlar. Turizmden eğitime, sağlıktan ulaşıma kadar 3G hayatımızı kararlaştırıyoruz. Türkiye yeni yatırımlar kazandı. AK Parti iktidarı olarak bu büyük değişimi kazandırdık. Şimdi hedefimiz 4G. Bunu da inşallah Türkiye ile biz tanıştıracağız. Devrim niteliğindeki düzenlememiz. Kamu hizmetleri yerine getirilirken, yeni belgeler getirildi. Noter onayı zorunluluğuna son verdik. Bunlar kenara atılacak işler değil. Hep bürokrasi diyoruz. Bunlardan halkımız illalah demiyor muydu? Bunların hepsi ortadan kalktı. Devleti de önemli bir yükten kaldırdık. Her yıl ortalama olarak vatandaştan 15 milyon sabıka kaydı, 38 milyon nüfus kayıt örneği isteniyordu. Şimdi TC Kimlik No ile hiçbir ücret ödemeden çözülecek. Üzerinde spekülasyon yapılan bir konuyu da söylemek istiyorum.

Dün Bakanlar Kurulu'nda aldığımız kararla aylarca şöyle bakıyorsunuz bazı genç gruplar çok ciddi manada kararını vermeden, gençliğimizi hatta halkımızı tahrik etmenin gayretine giriyor. Adap dinlemeden, bu işin sürecini takip etmeden çeşitli yerde ön kesme gibi işler yapıyorlar. YÖK böyle bir talepte bulunur. Kararı verecek merci Bakanlar Kurulu'dur. Üniversite harç noktasındaki katkı paylarını yüzde 8 artırmıştır Bakanlar Kurulu. Talepler yüzde 500 yönünde. Biz öğrencilerimize böyle bir yük yükleyemeyiz. Kredi ve Yurtlar Kurumu da son 6 yıldır maddi durumuna göre burs, katkı kredisi vermiştir. Bundan sonra talep eden her öğrenciye bu burslar ödenecektir. Talep edip de burs alamayan öğrencimiz olmamıştır. Bu olsa olsa adap dışında bir yaklaşımdır. Bu tür davranışta olan gençleri adaba davet ediyorum. Biz eğitimi bir numaralı sorunumuz olarak ele almış, kadrolarda en büyük kadroyu eğitime ayırmış iktidarız. 81 vilayetimizde üniversiteler bu dönemde açılmıştır. Böyle bir dönem yaşanırken bunu sabote etmek, yanlış bir biçimde göstermek şık olmuyor. Gençler, sağduyulu olan gençleri anneleri, babaları aldatamayacaksınız. Bunu böyle bilin. 2002'de katkı kredisi alan öğrenci sayısı 405 bin civarında. Geçen sene 480 bin civarına çıktı. 2002'de öğrenim kredisi miktarı 45 liraydı. 2005'ten sonra aylık olarak verdik. Aylık 180 lira ödeme yaptık. Borç noktasında borcu olanların borçlarını yeniden yapılandırdık. Ödeme kolaylığı getirdik. İlköğretimde, ortaöğretimde kitapları verdik, veriyoruz ve vereceğiz. Bunları kimse görmemezlikten gelemez.

Uluslararası olarak son derece önemli şeyler yaptık. Doğalgaz rezervlerinin 3'te 2'sinin bulunduğu yerde bulunuyoruz. Enerjide lojistik yüz oluşturma noktasında tarihi çalışmalar başladı. Doğalgaz konusunda anlaşmalar yaptık. Türkiye'nin önemini küresel ölçekte anlatan projeler hayata geçiyor. Rusya ile 20 belgeye imza atarak ilişkilerde yeni bir döneme girdik. Gaz, petrol, nükleer enerji olmak üzere protokolleri Putin'in ziyaretinde imzaladık.

Türkiye'nin ihracatı 2000 sonunda değil 1990 sonunda 132 milyar dolara ulaşmış olsaydı Türkiye dünyanın 17. büyük ekonomisine ulaşsaydı acaba şimdi biz nerelerde olurdu? Biz bu soruyu sorduk mu?

KÜRT AÇILIMI

Demokrasinin üzerindeki tartışmalar daha öncesinde sona erseydi bugün demokrasimiz nerelerde olurdu? Türkiye çetelerle savaşmayı daha önce yapsaydı nasıl bir ülkede yaşıyor olurduk? Türkiye geçmişte içine kapanmasaydı, aktif bir dış politika izleseydi, bugün nasıl bir Türkiye'de yaşıyor olurduk? Biz bu soruları kendimize sorduk, soracağız. Gelecek nesillerin bu soruları sormaması için elimizden geleni yapıyoruz. Eğer Türkiye enerjisini, bütçesini, huzurunu, gencecik fidan gibi delikanlılarını teröre kurban etmeseydi, son 25 yılını çatışmayla, boşaltılan köylerle, heba etmeseydi bugün nerede olurduk? Eğer sorun ortaya çıkarken tedbir alınsaydı, çözüme kavuşsaydı, 10 binlerce insanımız hayatını kaybetmeden suhuletle çözülseydi bugün Türkiye nerede olurdu? Bu meseleyi herkesin sorgulamasını rica ediyorum. Nerede yanlış yapıldı? Nerede yanlış tavırlar sergilendi? Kardeşliğimizin kopacağına kim nasıl inanma cüretini gösterdi de aramıza nifak tohumları ekme gayretine girdi. Kız alıp veren, birbirine akraba olan Türkiyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle birbirine düşman etmek mümkün müdür? Türkiye'nin zenginlik olarak gördüğümüz farklılıkları ayırmak kimin haddine? Kudüsü fethederek orayı barış şehrine çeviren ordunun neferleri biz değil miydik? Yemen'de , Çanakkale'de birlikte vatanı savunan, birlikte şehit olan biz değil miydik? Kurtuluş Savaşı'nın kahraman evlatları biz değil miydik? Cumhuriyet'i kuran biz değil miyiz? İstiklal Marşı'nı dinlerken hepimizin göğsü kabarmıyor mu? Yunus Emre Mevlana Karacaoğlan bu toprakların mayasını yoğururken, Munzur'un eteklerinde olanlar aynı topraklarda değil mi? Horon bizim, Zeybek bizim, Zılgıt bizim. Bizi birbirimizden ayırmak kimin haddine? Bizi düşman eylemek kimin haddine. Türkiye'nin vatandaşlarını ayrı gayrı görmek kimin haddine? Türki, Kürdü, Lazı, Gürcü ve Çerkeziyle herkes bizim kardeşimizdir. Buna kimse gölge düşüremez. Evlat acısından daha büyük acı yoktur. Allah kimseye bunu yaşatmasın. Ama son 25-30 yıldır ülkemin her yerinde nice annelerin çalan her telefonla yürekleri ağızlarına gelmiştir. Şahadet haberini almakla hasret giderme haberini almak arasında derin uçurum vardır. Bir şehit evinde yaşadım, oğlum aradı dedi, "Dua et yola çıktık" 24 saat sonra oğlunun haberini aldı. Emanetleri gösterdiklerinde bünyem sarsıldı. Hangi annenin yüreği dayanır? Hep derler ya "Büyüttüm besledim, asker eyledim, gitti de gelmedi" diyen anneyi hangi söz teselli eder? Nice annemiz Cudi gibi, Munzur gibi olduğu gibi yığılıp kaldılar. Babaların gözyaşı sel oldu içlerine aktı. Anneliğin siyaseti yoktur. Oğlu her ne sebeple hayatını kaybetmiş olursa olsun evladı için Yasin okuyorsa, cemaat aynı kıbleye dönüyorsa burada çok ciddi bir yanlış olduğu ortadadır. Bu süreçten hiçbir tarafın kazançlı çıkmayacağı aşikar. Kaybedenin milletimizin olduğu aşikardır. Kaybedenin anneler babalar olduğu aşikardır. Diyarbakır'da anneler kucaklaşabiliyor da birilerine bakıyorsunuz. Onlar rahatsız adıyor. Attığımız bir adım var. İçişleri Bakanı'mızın koordinasyonunda bir süreç var. Bu süreci devam ettirirken parlamento içi, dışı, siyasi parti liderleriyle, akademisyenlerle, aydınlarla, medya mensuplarıyla. Herkesle görüşmeler yapılıyor. Ama dün Anamuhalefetle diğer muhalefet partisi her ikisine mektup gidiyor ve anında "ret" cevabı geliyor. Hani bunlar uzlaşmadan yanaydılar? Bu meselede mutabakat olmayacak da nerede çözüm arayacaksınız söyler misiniz? Benim bakanın size birşey dayatmayacak. Sizinle birşey paylaşacak. Söyleyeceklerinizi söyleyin biz de bunları çalışmalara koyalım. Bu süreçte bunları milat yapalım istiyoruz. Bu meselenin kalıcı çözümü, kardeşlik ikliminin yeniden pekişmesi için bu çalışmayı devam ettireceğiz. AK Parti'yi kurduktan sonra en sağlıklı biçimde bakan ve çözüm iradesini ortaya koyan taraf biz olduk. Meseleye tamamen bu ülkenin bütünlüğü açısından baktık. Terörün kabul edilemez olduğunu devamlı anlattık. Terörle mücadelede zafiyet göstermedik. Bugün gelinen nokta başarılı performansın sonucu. Biz legal yapılanmaları muvaffak kabul ederiz. İllegal yapılanmaları kabul etmemiz mümkün değil. Çelişliki açıklamalar göstermedik. Meseleleri siyasal çıkar ilişkilerine endekslemedik. Kürt vatandaşlarımızın sorununu üreten siyasi zihniyeti bizim sahiplenmemiz, sürdürmemiz mümkün değildir. Bizim siyaset felsefemiz böyle bi sorunu üretmeyi de normal göremez. Sorunun devam etmesine çanak tutan anlayışlar yaşanan acıların vebaline de ortak olurlar. "Gölge etmeyin" diyoruz. Bu milli birlik bütünlük projelerine kapınızı kapatmayın diyoruz. Bu çalışmayı gelin beraber şekillendirelim. Partimizi kurarken ortaya koyduğumuz çerçeveyle 2005'teki konuşmamızla bir farklılık yoktur. Diyarbakır'da söylediklerimizle bugünkü irademiz arasında fark yoktur. Bu bir demokratik açılım projesidir. TRT Şeş konuşuluyor mu? Yok. Üniversitelerde Kürtçe öğrenmeye yönelik adımlar konuşuluyor mu? Aldık gibi bir mantık var. Bu tür yaklaşımlarla gelirseniz yaya kalırsınız. Bunu böyle bilin. Biz daha 2001 14 Ağustos'ta yola çıkarken söyledik. "Batı neyse Doğu o olacak, Kuzey neyse Güney o olacak" dedik. Bizim 3 kırmızı çizgimiz var. Biz "etnik, bölgesel, dinselmilliyetçilik yapmayacağız" dedik. Asla taviz vermedik, vermeyeceğiz. Sorunun kapsamlı çözümü için uygun zemini biz hazırladık. Bugünkü noktaya taşıyan da yine AK Parti oldu. Bugün geniş bir mutabakat zemininin oluştuğunu söyleyebiliriz. "Bizler Kürt kökenli vatandaşlarımızı temsil edeceğiz havasına girmesin kimse" Biz Türkiye partisiyiz. Biz belli bölgelerin partisi değiliz. 71,5 milyon vatan evladının partisiyiz. Bizim farkımız bu. Bununla iftihar ediyoruz. Ama tüm bunlara rağmen Türkiye'nin tamamı değiliz diyoruz. Bütün parti, STK, medya ile elele verelim bu işi böyle çözelim. Burada siyasi polemiklere girmek istemiyorum. Bizi insafsız biçimde eleştirenler haşa, Bahçeli'ye cevap verecek değilim. MHP'nin içindekiler bile bu yaklaşımdan rahatsızdır. Kongresinin hazırlığı içinde bu hezeyanlara girmesin. Bizim vatan sevgimizi ölçecek kalitede değildir. Aynı biçimde CHP'nin liderine de cevap verecek değilim. Ancak her iki lidere de son derece aceleci davrandıklarını, çözümsüzlükten yana sürüklendiklerini de hatırlatmak isterim. Henüz dere görülmeden muhalefet set çekmek için kazmayı, küreği almış. Nihai aşamaya gelmedik, koordinatörümüz açıklama yapmamış kalkıp açıklama yapıyorlar. Nasıl edepli konuşmalar yapıyorlar öyle? Böyle bir sokakta dolaşan kişiler bu dili kullanmaz, bu parlamentoda bu dili konuşan bir vekil nasıl olur? Bu nasıl bir ahlak anlayışıdır? Benim arkadaşlarıma hakarette bulunmak kimsenin haddi değil. Bunun hesabını MHP'nin tabanı da CHP'nin tabanı da soracaktır. Biz ortak bir dil konuşturmaya çalışıyoruz. Onlar ne ortak dilde varız, ne ortak akılda varız diyor. Ortak çözüm iradesinin yakalanmış olması önemlidir. Sürecin siyasi riski, siyasi getirisi götürüsü ne olursa olsun bu sorunu çözmekten başka bir gayemiz olamaz. Tüm sonuçlarına da hazırız. Birlik siyasetinin temsilcisi olduk. Bundan sonra da bunun temsilciliğini yapacağız. Siyasi partilerin belli bölgelere sıkıştığını biliyorsunuz, bundan dolayı. Bizim tüm derdimiz milletimizin istikbalidir. Doğu ve Güneydoğu illerimizde huzur ve güven oluştuğunda buraların ülkemize nasıl bir katkıda bulunacağı ortaya çıkacaktır.

Haksoz haksöz

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim