• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 16 °C
  • Ankara 5 °C
  • İzmir 11 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Erbakan'ı Teğmen'e Tokatlattıracaklarmış!

Erbakanı Teğmene Tokatlattıracaklarmış!
Tansu Çiller'in eski danışmanı Şükrü Karaca, çarpıcı açıklamalarda bulundu.

 

 

 

 

 

28 Şubat sürecinde Erbakan'ı istifa etmeye ikna eden isim olan Şükrü Karaca, bunu da "siyasi onurunun zedeleneceği olaylara maruz kalabileceği" uyarısıyla yapmıştı. Karaca, Kozmik Oda programında Erbakan'a söylediklerinin blöf olmadığını söyledi. "Başbakan'ı istiskal edeceklerdi" diyen Karaca, Rıdvan Memi'nin ısrarla bunun içeriğini sorması üzerine şunları söyledi: "İstifa etmediği takdirde Erbakan'ı genç bir teğmene tokatlatacaklardı örneğin. Bunu kameraların karşısında herkesin gözü önünde yaptıracaklardı. Bu bu açıklıkta söylemedim Erbakan'a, ama anladı ve bu noktadan sonra istifa etti" 

"Koç Ailesi Çiller'den sübvansiyon istedi"

Karaca, Tansu Çiller'in medya patronlarını hedef alan 1997 Sultanahmet konuşmasının bir sürecin sonucu olduğunu söyledi. Kavganın çok önce başladığını belirten Şükrü Karaca, meselenin birilerinin istediklerini alamaması olduğunu söyledi.

Karaca bizzat Çiller'in anlatımını aktararak, Koç ailesinin patronlarının Çiller'e Gümrük Birliği'ne girmemesi yönünde baskı yaptığını, bunu başaramayınca da bu sefer Çiller'den bir kaç milyar dolarlık sübvansiyon talep ettiğini anlattı. Karaca bu talepler karşılanmayınca kavganın başladığını, Sultanahmet konuşmasının da bunun sonucu olduğunu vurguladı.

"Dolmabahçe Mutabakatı ile Büyükanıt'ın görev süresi uzayacaktı, Kıvrıkoğlu engelledi"

Şükrü Karaca, Başbakan Erdoğan ve Eski Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt'ın Dolmabahçe görüşmesine de ilişkin de ilginç yorumlar yaptı. Söz konusu Dolmabahçe mutabakatının Abdullah Gül'ün Cumhurbaşkanı olmasıyla sona erdiğini iddia eden Karaca, mutabakatın birinci maddesinin Gül'ün Cumhurbaşkanı olmaması olduğunu ayrıca Büyükanıt'ın görev süresinin uzatılmasının da diğer bir madde olduğunu ileri sürdü. Aslında Gül'ün köşke çıkmasıyla bu mutabakatın bozulduğunu söyleyen Karaca, bu sırada 2002'de emekli olmuş olan Genelkurmay Başkanı Kıvrıkoğlu'nun Büyükanıt'a 'Protokolü biliyoruz' mesajını göndererek Büyükanıt'ın görev süresinin uzatılmasını istemekten vazgeçmesini sağladığını iddia etti.

"Kıyat'tan Çiller'e mesaj: Senin ne haddine böyle bir şey söylemek"

Emekli Koramiral Atilla Kıyat'ın "93-97 arası faili meçhuller devlet politikasıydı" iddiasının sorulması üzerine de Şükrü Karaca, "Atilla Kıyat böyle bir açıklama yapıyorsa bunun arkasında bir şey aramak gerekir" dedi. Karaca, Kıyat'ın askeri çevrelerde Nato Paşası olarak nitelendirildiğini ve Nato'nun duyarlılıklarıyla hareket eden bir yapıya sahip olduğunu söyledi.Şükrü Karaca Kıyat'ın Brüksel'de görev yaptığı sırada Türkiye'nin AB'ye alınmaması halinde Avrupa Ordusu'nun NATO'ya katılımını veto etmekten söz eden Çiller'e "Senin ne haddine böyle bir şey söylemek" şeklinde bir mesaj gönderdiğini açıkladı. Kıyat'ın dış projelere duyarlı birisi olduğunu söyleyen Karaca, bu isme ihtiyatla yaklaşılması gerektiğini savundu ve "Atilla Kıyat böyle bir şey diyorsa, Türkiye'nin sorunlu bölgeleri ile ilgili bir yerlerde bir şeyler kotarılıyor demektir. Pandoranın kutusunu açıyor Atilla Kıyat" dedi.

 

ŞÜKRÜ KARACA KİMDİR?

Yıl 1996'ydı... Karaca'nın Bakü'deyken bir Diyanet Vakfı projesi için hazırladığı raporları görünce, "Sen bize lazımsın" dedi ve kendisi gibi Çiller'in danışmanı olmayı teklif etti.
Karaca teklifi kabul ettiğinde Ankara siyasetinin harem dairesinden de içeri girmiş oldu. REFAHYOL döneminin ve 28 Şubat'ın tüm bilinmeyenleri onun bilgisindeydi. Tüm gizli ilişkiler, entrikalar, fiskoslar ve içeriden olmayanın asla bilmesine, görmesine müsaade edilmeyenler...
Bu yüzden "Çiller'in karakutusu" unvanını kazandı. Yıllarca gazetecileri küçük bir 28 Şubat repliği için peşinden koşturdu; ne de olsa onun anlattıklarından manşet çıkıyordu. Ama Çiller'le niçin yollarını, üstelik de iki kez ayırdıklarını kendine sakladı. Oysa birincisi biraz alınganlıktan kaynaklansa da ikinci ayrılık nedenleri son derece netti:

'Kendini koru' dedi ve...

"3 Kasım seçimleri öncesinde beni çağırdı, 'Seni aday göstermeyeceğim' dedi. Ben de 'Zaten sen de seçimi kazanamayacaksın' dedim. O oldu, ayrıldık." Karaca, sözün yeri gelince bu tip bir başka "uzak görüş" hikâyesini de şöyle anlatıyor:
"Yıl 1998. RP aleyhinde kapatma davası tamamlanmak üzere. Tayyip Bey de yeni sürece karşı İstanbul'dan sesini yükseltmeye başlamış. Kendisine şunu söyledim o zaman, 'Bu kısmet sana doğru geliyor, kendini koru.' Aynı şeyi daha önce büromuzda da Abdullah Bey'e söylemiştim. 'Sen Başbakan olacaksın' diye. Nitekim ikisi de oldu."
Tabii ki yok, işin içinde hiçbir müneccimlik yok. Ama Karaca'nın jargonuyla yine "olayı masaya yatırma" var. O bunu aynen şöyle ifade ediyor:
"Siyasal verileri masaya yaydığınız zaman iki kişiyi işaret ediyordu. O gelenekten mutlaka biri Başbakan çıkacaktı. Onlar da ya Gül ya Erdoğan'dı."
Şimdi aklınıza neyin geldiğini tahmin etmek zor değil; zaten bizim de aklımıza geldi ve sorduk:

Hangisi cumhurbaşkanı olacak?
Süreç iyi yönetildikten sonra herkes cumhurbaşkanı olabilir.

Ama Ankara'da korku senaryoları var?
Evet, var.

28 Şubat'ı bilen biri olarak sizce AKP'nin Anayasa'yı değiştirecek kadar milletvekiliyle gelmesi ya da cumhurbaşkanlığı sürecini istediği gibi yönetmesi bu senaryoları gerçeğe dönüştürür mü? Böyle bir tehlike var mı?
Rakamlar beni ürkütmez... Çünkü süreçlerin nasıl yönetildiğine bakarım. Doğru yönetirseniz 400 kişiyle de bir şey olmaz, ama doğru yönetemezseniz 50 kişiyle bile Türkiye'yi karıştırırsınız. Ama bu konuda Türkiye'de süreci rahatlatan iki unsur var:
Birincisi hemen seçime gidiliyor olması. İkincisi de Tayyip Bey'in kendisi. Tayyip Bey'in liderlik sezgilerine güveniyorum. Bu önemli bir şey. Ve hâlâ süreci yönetme gücünü elinde tuttuğunu görüyorum. Çünkü şu anda ülkede ondan daha güçlü bir aktör yok. Erbakan'ın tecrübelerinden ders çıkaran bir siyasi aktör, kendi tecrübelerinden de sonuç çıkaracaktır. Her şeyde bir ders niteliği vardır.


 

 

  • "27 Nisan hâlâ karanlık. Köşk meselesiyle sınırlı olduğunu sanmıyorum. Çünkü bir insanın başbakan olmasının sisteme zarar vermeyeceğini düşünüp sonra Çankaya'ya çıkarsa bunu bir felaket olarak görmek son derece gülünç. 27 Nisan'ın emir komuta zinciri içinde yapıldığını düşünüyorum. Eğer bir 'genç subaylar' operasyonu ise bu Türkiye için acınacak bir durumdur."

     

    Yalnız bırakılıyor

     

  • "Başbakan'ın zaman zaman yalnız bırakıldığını düşünüyorum. Yükü çok ağır. Ama partisi hatta hükümeti yükünü hafifletmiyor. Belki bu açıdan özeleştiri yapmaları gerekir. Hiçbir insan bu yükü tek başına taşıyamaz. Bütün kamburlar Başbakan'a yüklendi... Lojistik destek olarak yalnız bırakıldı bence."

     

    KİM?

    Karaca 52 yaşında. Tokat-Reşadiyeli. 14-24 yaşları arasında ülkücüydü. Devletçilik anlayışı sonraki yıllarında baki kalsa da 80'den itibaren daha merkezde bir çizgiye kaydı. Altı yıl çeşitli köylerde ilkokul öğretmenliği yaptı. Bu arada Ankara Hukuk Fakültesi'ni kazandı ve altı yıl da serbest avukat olarak çalıştı. 1996'dan sonraki altı yıl ise DYP'de danışmandı. Çiller'in hafızalarda kalan pek çok cümlesi onun kaleminden çıktı. "Vatan için kurşun atan da, yiyen de şereflidir" sözünün kendisine ait olmadığını, ama bu sözü yanlış bulmadığını söylüyor. Susurluk'tan yargılanan İbrahim Şahin'in "son saniye" avukatlığını üstlendi. Bunu "Çünkü hemşerimdi" diye açıklıyor. 18 Nisan seçimlerinde, DYP'den Ankara milletvekili adayı oldu, seçilemedi. Geçen yıl birkaç ay ANAP denemesi oldu. Bir şiir kitabı ve bir romanı bulunan Karaca, Türkiye Yazarlar Birliği ödülünü aldı. Eşi öğretim üyesi. İki çocukları var.
     

     

  • UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim