• BIST 97.713
  • Altın 143,932
  • Dolar 3,5669
  • Euro 4,0007
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 15 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Erbakan Affetti! Ecevit Katliam Emri Verdi!

Erbakan Affetti! Ecevit Katliam Emri Verdi!
Zülfü Livaneli yazdı...

 






 

İşte Livaneli’nin, ‘Erbakan, Ecevit ve ölüm oruçlarının arka planı’ başlıklı o yazısı

Genç insanların yaşamı üzerine çok pis oyunlar oynandı bu ülkede.

TBMM komisyon raporuna göre 17.000 faili meçhul cinayet işlenmiş olan bir ülkede, adaletten, haktan hukuktan, demokrasiden ne kadar söz edebiliriz ki?

Herşey göstermelik.

ANLATTIKLARIM BİRİNCİ DERECE TANIKLIKTIR

Ama beni hayatım boyunca en çok bazı yetkililerin vicdansızlığı ve acımasızlığı şaşırtmıştır.

Bu yazıda anlatacaklarım birinci derece bir tanıklıktır.

***

1996’daki ölüm oruçlarına, bazı arkadaşlarımla birlikte “arabulucu” olarak katıldım.

İstanbul Başsavcısı Ferzan Çitici, böyle bir misyon üstlenmemizi rica etti.

O dönemde Necmettin Erbakan, başbakandı.

Cezaevine girdik. 12 kişi ölmüştü. Yemliha Kaya’nın ölü bedeninin başında nöbet tutuluyordu.

20-21 YAŞINDAKİ GENÇLER ÖLMEK ÜZEREYDİ

Konuşmaya çalıştığımız 20-21 yaşındaki gençler ölmek üzereydi. Bilinçleri kaybolmuştu. Bazılarının görme yetisi bir daha geri gelmemek üzere yitip gitmişti.

Geçen her saat, yeni genç ölüler demekti.

Bir kenara çekilip ağladığımı hatırlıyorum.

Tek istekleri, hapisnadeki yaşam koşullarının iyileştirilmesiydi. Tecrit hücrelerinde tek başına kalmamaktı.

Bu isteği çok iyi anlıyabiliyordum, çünkü o korkunç hapishanelerde bir dostla dertleşmenin ne kadar önemli olduğunu ben de yirmili yaşlarımda acı bir şekilde öğrenmiştim.

Hem de hiçbir suç işlememiş bir genç adam olarak.

Hükümetle temas kurduk. Adalet Bakanı ters davrandı. Başbakan Erbakan’a ulaşmaya çalıştık. İstanbul’dan Ankara’ya giden uçakta olduğunu söylediler.

Ankara havaalanında kendisine ulaştık. Tutukluların masum isteklerini anlattık, “Birçok genç bu geceyi çıkaramayacak” dedik.

ERBAKAN: BU GECE KADİR GECESİ İSTEKLERİNİ KABUL EDİYORUZ

“Peki” dedi, “Bu gece Kadir Gecesi. İsteklerini kabul ediyoruz.”

Hapishaneye müjdeyi verdik. Ambulanslar, ölmek üzere olanları hastanelere taşıdılar. Beklemekte olan gözü yaşlı aileler, ellerimize sarılıp, çocuklarından haber sordular.

Ama Ferzan Çitici kulağıma şunu fısıldadı: “Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürü aradı. ‘Biz ne güzel operasyon hazırlamıştık. Herşeyi berbat ettiniz’ diye

çıkıştı bana.”

Basın bu süreçte olumlu davrandı. Hatta bizleri haketmediğimiz övgülere boğdu. Hürriyet, kahramanlar bile dedi.

***

Aradan dört yıl geçti.

Bu kez yine ölüm oruçlarında, arabulucu olarak hapishaneye gittik.

Çünkü hükümetin verdiği sözler tutulmamıştı.

Yine genç insanlar ölüm döşeğindeydi. Aynı süreç yaşanıyordu ama bu sefer Başbakan Erbakan değil Bülent Ecevit’ti.

Basın sürekli provokasyon yapıyordu.

Dört yıl önce bize kahraman diyen Hürriyet şimdi, “Ölüm oruçlarını cesaretlendiren hainler” olarak söz ediyordu bizden.

NEFESİMİZİ TUTUP BEKLEDİK AMA

Belli ki öldürme hazırlıkları tamamdı.

Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk’ü bizzat aradım. “Ne olur” dedim, “Ölümlerin önüne geçin. Size resmen yalvarıyorum.”

Etkilendi. “Biraz bekleyin, başbakanla konuşayım” dedi.

Nefesimizi tutup bekledik.

Biraz sonra müdürün odasındaki telefon çaldı. Hikmet Bey, “Malesef Başbakan Ecevit istekleri kabul etmiyor” dedi.

Çaresizce ölüm mahkûmlarına veda edip gözyaşları içinde oradan ayrıldık.

Sonra lav silahlarıyla koğuşlara saldırıp, insanları yaktılar.

O akşam televizyonlar, yanan mahkûmlara başka cezaevlerinden cep telefonlarıyla ulaşıldığını ve “Kendinizi yakın” talimatı verildiğini söylüyordu bangır bangır.

Ali Kırca’ya konuk oldum ve dedim ki: “Yalan söylüyorlar. Hapishanede cep telefonu çalışmıyor. Arabulucular arasında yer alan Yaşar Kemal, ölüm döşeğindeki karısı Thilda’ya ulaşmaya çalıştı ve ulaşamadı.”

SOLCU ŞAİR ECEVİT KATLİAM EMRİ VERDİ

Bu tanıklık bütün yalanı çürütüyordu ama hükümet ve basın genç insan kanı dökmenin şehvetine kapılmıştı bir kere.

Kimse sağduyulu bir tanıklığı dinleyecek halde değildi.

Sonuçta “dinci Erbakan” genç ölümlere yol açmamış ama “solcu-şair Ecevit” katliam emri vermiş oldu.

Bunları anlatmak tarih önünde benim namusum ve sorumululuğumdur.

















Y

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim