• BIST 108.052
  • Altın 143,033
  • Dolar 3,5299
  • Euro 4,1310
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 26 °C
  • İzmir 27 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'Emniyet'teki 28 Şubatçılar Kimler?

Emniyetteki 28 Şubatçılar Kimler?
Bir kere daha üzerine parmak basarak ifade edelim; eğer vesayet sisteminin sonlandırılması isteniliyorsa, atılmış olan adımlar yalnızca TSK ile sınırlı kalmamalıdır.
 

21 Nisan 2012 günü sabah kahvaltısını İstanbul Polisevinde yaparken yanıma orta yaşın az üzerinde birisi yaklaştı ve kendisini tanıttı. 52377 sicilli Halil Yılmaz Bey emekli 1. Sınıf Emniyet Müdürü. 28 Şubat sürecinde, tam 10 yıl terfisi verilmeyerek gadre uğrayanlardan bir örnek…

Kahvaltıyı yaparken, o durmadan anlatıyor, ben de onun anlattıklarını not alıyordum ki, bu makalenin çatısını da 52377 sicilli emekli emniyet müdürü Halil Yılmaz’ın anlattıkları oluştu… Kendisi de, 28 Şubat sürecine Emniyet’te yaşanan sıkıntılardan dolayı, davaya müdahil olmak için yargıya başvuruda bulunmuş olan birisi…

1000 yıl sürecek denilen ve 15 yıla kalmadan ‘gariplikler mezarlığın’ gömülen 28 Şubat ile ilgili pek çok olumlu adımların atılması söz konusu. Çevik Bir’den Erol Özkasnak’a varıncaya kadar da pek çok subay ve general eskisinin de tutuklanmasına şahitlik ediyoruz.

Elbette bu adımlar, geleceğin demokratik ve sosyal hukuk devleti olma iddiasındaki Türkiye için çok önemli. Ama bu askeri vesayet sisteminin yeniden Türkiye’de hiç yaşanmaması bağlamında atılması gereken adımlar, yalnızca askeriye ile mi sınırlı?

Bugün gazetesindeki köşesinde bu duruma parmak basan Gültekin Avcı, haklı olarak Süleyman Demirel’in TCK. 309, 311 ve 312'deki suçlar çerçevesinde; "vatana ihanet olgusu" içinde yargılanabileceğini ifade etmekte ve; ‘…Savcılar üstüne düşeni fazlasıyla yapıyor. Şimdi de TBMM demokrasiye ne kadar kıymet biçtiğini göstermeli ve sorumluluğunu ifa etmeli.

Darbe ve darbeye iştirak TBMM'ce "vatana ihanet" sayılıp yargılanması istenirse, dörtte üçlük bir çoğunluk oyuyla Demirel yargılanır. Suçsuzsa aklanır. Ama suçluysa ve TBMM'nin ilgisizliği yüzünden yargılanamazsa, Meclis tarihi bir sorumluluğun altında kalmış olur…’ haklı ve önemli değerlendirmesini yapmaktadır…

Bir kere daha üzerine parmak basarak ifade edelim; eğer vesayet sisteminin sonlandırılması isteniliyorsa, atılmış olan adımlar yalnızca TSK ile sınırlı kalmamalıdır. Bunun yanında ayrıca; siyaset, medya, yargı, emniyet, iş dünyası, MİT, üst düzey bürokrasi gibi yapıların içindeki 28 Şubat, Balyoz, Ergenekon, KCK, PKK adına adım atan kişilerde ortaya çıkarılmalı ve bunlar hakkında da, aynı bağırsakların temizlenmesinde olduğu gibi yargısal prosedür uygulaması geç kalmaksızın yapılmalıdır.

Ben bu makalenin içinde, sizlere Emniyetteki 28 Şubatçılardan söz etmek istiyorum. Eminim görev yapan her bir Emniyetçi, çevresinde gördüğü, bildiği, o süreçte yaptıkları ile hem meslek mensuplarına kan kusturan, hem de Anadolu insanı fişlerken, TSK içindeki çetelerle canla başla ortak çalışan, makam ve mansıp arzusu ile yanıp tutuşan Emniyetçiler kimlerdi?..

Ya da gerçekten 28 Şubat sürecinin anlı şanlı emniyet genel müdürleri, şu anda Meral Akşener’in de anlatımıyla; ‘Ankara Valisi olarak mı görevlerini yapıyorlar?’ Ya da o dönemde İçişleri Bakanlığının merkez kadrosunda mülkiye müfettişi ve üst düzey bürokrat olarak çalışanların ve 28 Şubat’ın bütün fişlemelerine katkı sağlayanlardan, kaç tanesi halen bakanlık bürokrasisinin aktif üst düzey görevlerinde çalışıyorlar ve 2012 yılında bile hala il valisi olarak görev yapıyorlar?

Acaba Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanımız İdris Naim Şahin ve AK Parti Hükümeti; içişlerindeki ve özellikle de emniyetteki 28 Şubatçılar için nasıl bir adım atacaklar? Onları kolaylıkla ayıklayıp yargı sürecinin, onlar için de başlamasını sağlayacaklar mı?.. Yoksa artık bu şerefsizler, takiye de en üst noktaya çıkıp, her birisi hacı, hoca oldukları için, bunlar tümüyle es mi geçilecek, ne dersiniz?

Biz örneklem olması bağlamında bazı isimleri buraya taşıyabiliriz. Ama taşınacak isimlerin bunlarla sınırlı olmadığını da çok kolaylıkla söylemeliyiz.

1. Bir dönemin Başbakan’ının kardeşinden güç alan / ona yol veren, İstanbul’un çok güçlü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan bunlardan bir tanesi miydi?

2. İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Osman Ak bu süreçte canla başla fişlemelere katkı sağlıyor muydu?

3. Personel Daire Başkanı İbrahim Selvi’nin yapılan hukuksuz tayinlerde acaba bir katkısı var mıydı?

4. Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Necati Altıntaş’ın yaptıkları / yapmadıkları bu süreci nasıl etkiledi?

5. ‘Hacı Müdür’ Ergenekoncularla gizli saklı nasıl görüşüyor ve emniyetteki Anadolu insanı olan kişileri fişleyerek aktif görevlerden alma konusunda nasıl çalışmalar yapıyordu?

Eminim ki; 28 Şubat denilen bu meşum süreçlerde görev yapan emekçi emniyetçi dostlar ve dost adaylarımız, gönderdikleri e-maillerle, birebir alanda yaşadıkları sıkıntıları ve bu süreçte elinde kılıç ile kelle almak isteyen vesayet rejimi uzantısı emniyetçilerin kimler olduğunu, bizlere ifade edeceklerdir…

Sanırım 4-5 isim bağlamında odaklanarak sorduğumuz bu soruların yanıtlarını bulmak, beraberinde Emniyet’teki 28 Şubat artıklarını da gözlerimizin önüne kolayca serecektir… Ben ezikliği ve pısırıklığı nedeniyle, 28 Şubat sürecinde adam gibi duramayan emniyetçilerden söz etmiyorum. Onları sadece Allah’a havale ediyorum… Ama Anadolu insanını çeteci TSK’cılara yamanıp, aktif olarak rol oynayan, arkadaşlarını fişleyen, Anadolu insanını sanki öcüymüş gibi göstererek, makamını korumaya çalışan, daha aktif görevlere gelmeyi arzulayan ve Allah’a, devlete, millete, emniyet mesleğine düşman olan –eğer varsa- sütü bozuk şerefsizlerden söz ediyorum…

Var mısınız bunları da layık oldukları yere göndermeye?.. 10 yıl hiçbir gerekçe göstermeden terfisi verilmeyen, 52377 sicilli emekli 1. Sınıf Emniyet Müdürü Halil Yılmaz’ın anlattıkları, beni bu makaleyi yazmak konusunda tetikledi. Haksız mıyım, ne dersiniz?..


Önder AYTAÇ / Rotahaber



UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim