• BIST 109.666
  • Altın 156,792
  • Dolar 3,8910
  • Euro 4,5831
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 0 °C
  • İzmir 10 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Eğitimde Ödül Ve Ceza Sadece Araç

Eğitimde Ödül Ve Ceza Sadece Araç
Akıldan çıkartılmamalıdır ki, ödül/ceza bir araçtır. Çocuğa davranış kazandırmada kullanılan bir araç.

 

Ödül ve ceza sürekli birlikte anılan iki ikiz kardeş gibi. Fakat bu konu açıldığında sanki bir kardeşte hiç problem yokmuş (ödül) tüm problem diğerinde (ceza) toplanmış gibi gelir. Kafalarda ceza tu kaka, pis, kötü ödül ise sorgulanmadan kabul gören, iyi, fevkalade durumundadır. Zaten bu iki kardeş anılırken hep ödül başta anılır diğeri ise hep ikinci plandadır. Uygulamada acaba durum böyle midir?

 

Öncelikle neden cezaya/ödüle başvururuz? Ödül/ceza nerelerde kullanılır? Ödül salt iyi, ceza salt kötü müdür? Ne tür ödüllere/cezalara başvururuz? Bu ve benzeri sorulara vereceğimiz cevaplar bu iki kardeşe bakış açımızı ortaya koyacaktır. Bakış açımız da tutum ve davranışlarımızı etkileyecektir.

 

Ödül/ceza hayatın doğal akışında karşımıza çıkan olgulardır. Örneğin, faturamızı yatırmazsak elektriğimiz kesilir. Çocuk bunu hayatın doğal bir seyri olarak algılamalıdır. Örneğin, yemeğimi yemezsem diğer öğüne kadar aç kalırım. Yani çocuğa sun'i ceza/ödül vermektense doğal olanla karşı karşıya bırakmak tercih edilenidir.

 

Akıldan çıkartılmamalıdır ki, ödül/ceza bir araçtır. Çocuğa davranış kazandırmada kullanılan bir araç. Tıpkı tekrar veya örnek olma gibi. İstediğimiz davranışı kazandırmak veya kaybettirmek istediğimizde kullandığımız bir araç. Eğer davranışın öğrenilmesinde hangisi o an için etkili olacaksa o kullanılmalıdır.

 

Şu ayrımı yapmakta yarar var. Bir davranışı yaptırmak için ödül önceden verilirse bu artık ödül değil rüşvettir! Eğer Nasrettin Hoca'nın testi misali ceza da önceden verilirse bu da ceza değil cürümdür, haksızlıktır! İlkinde davranış yerine yapılması için verilen araç teşvik edilir, ikincisinde ise yapılmamış bir davranış yapılmış muamelesi görür.

 

Ödül/cezada uygunluk çok önemlidir. Yapılan davranışın muadili olmasına özen gösterilir. Küçük bir hatada çocuğa bağırıp çağırmak, fiziksel tepki vermek çocuğun size karşı öfkesini çoğaltmaktan başka bir işe yaramaz. Aynı şekilde küçük bir başarı için büyük bir ödül de şımartmaktan başka bir işe yaramaz. Her iki durumda da ödül/ceza bir işe yaramayacaktır. Halbuki bizim amacımız çocuğun istediğimiz davranışı edinmesini sağlamaktı.

 

Biraz daha somutlaştırırsak; duvarı çizen çocuğun önüne öncelikle kâğıt konur daha sonrasında bir bezle beraber duvar silinir. Böylece hem çocuğa duvarı kirletmemesi öğretilerek ceza olarak silme görevi verilir, hem de yapmasını istediğimiz davranışın doğrusu ve alternatifi gösterilerek kâğıt veya boyama kitabı sunulur.

 

İşin püf noktalarından biri de; çocuğa mutlaka istenen davranış söylenmeli veya gösterilmelidir. Yoksa neden ödüllendirildiğini/cezalandırıldığını bilmeyen çocuk olayın içyüzünü kavrayamaz.

 

Çocuğun yaş icabı yapması gereken durumlarda sürekli çocuğu ödüllendirmek ödülü bir hak haline getirme tehlikesi taşır. Örneğin; karnesinde zayıfı olmayan öğrenciye bisiklet alınması veya elbisesini kendi giyen çocuğa yeni elbise alınması gibi. Zaten öğrencinin görevi derslerini çalışıp geçecek kadar karne getirmektir. Eğer üstün bir başarı göstermişse ödüllendirilebilir aksi halde zayıf getirmemek bisikleti alma hakkını beraberinde getirmez. Veya elbise giymek zaten normal hayatın bir parçasıdır, bu davranışı ekstra ödüllendirmek gerekmez.

Belki de materyalist bir dünyada yaşadığımızdan, ödül/ceza deyince hep aklımıza fiziksel şeyler geliyor. Küçüğe şeker, çikolata, oyuncak, biraz büyüğe bilgisayar, elbise, para. Cezalara gelince tokat, küfür, vurma gibi. Dikkat edilirse bunların hepsinin dış denetim mekanizmaları olduğu görülür. Bunun anlamı şudur; bunlar varsa davranış var, bunlar yoksa davranış yok. Önemli olan davranışlarımızın içselleşmesi ve denetimin kendi içimizden olmasıdır. Yani kendi kendimizin denetçisi, polisi, savcısı olmalıyız. Bazı şeyleri görev addetmeliyiz, hayatımızın bir parçası olmalı. Aksi halde çocuklarımız hep dışa bağımlı, yardıma muhtaç konumda kalırlar.

 

Ödül/cezada, dün dündür, bugün bugündür politikası çok kötü bir politikadır. Dün davranışından ötürü teşvik ve övgü alan çocuğun bugün aynı davranışının kınanması ve cezaya maruz bırakılması tam bir tutarsızlıktır. İkilemde bırakılan çocuk duygusal kırıklıklar yaşayacak, ne yapacağını bilemeyecek, bu durumdan kurtulabilmek için o da oynayacak, ikiyüzlülüğe başvuracaktır.

 

Aynı şekilde ödül/ceza hakkında bir vaatte bulunulmuşsa yerine getirilmelidir. Binbir türlü tehditten ve ikazdan sonra "hadi, bu seferlik affettim, bir daha yaparsan… " demek sizi tutarsız ve sözünde durmayan biri haline getirir. Ayrıca ödül/ceza, istenen/kabul edilmeyen davranışın hemen ardından sıcağı sıcağına gelmelidir ki etkili olsun. Yoksa olay soğuduktan sonra uygulamaya geçmek ödül/cezayı etkisizleştirecektir.

 

Hayatımızda davranışlarımızın sonuçlarıyla karşılaşırız. Hayatın doğal bir parçası olarak gördüğümüz ödül/ceza sürecini çocuklarımız yaşamalı ve bedelini ödemelidirler. Bu sayede sınırlarını da öğrenirler. Çocuklar sınırsız, kuralsız, bedelsiz bir dünyada olmadıklarını bilmelidirler ki sınırla, kuralla, bedelle karşılaştıklarında afallamasınlar.

 

 

 

 

 

u

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim