• BIST 107.359
  • Altın 151,681
  • Dolar 3,6702
  • Euro 4,3105
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 27 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Düşman böyle namertçe davranmazdı

Düşman böyle namertçe davranmazdı
Başbakan Erdoğan, partisinin grup toplantısında, MİT tırlarının aranmasına ilişkin, "Düşman gelse böyle namertçe davranmazdı" dedi

TBMM (AA) - Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  AK Parti Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca her yıl, çok anlamlı faaliyetlerle ifa edilen Kutlu Doğum Haftası'nın tüm insanlık için hayırlı olmasını dileyerek, "Doğumunun sene-i devriyesinde bir kez de burada Hazreti Peygamber Efendimiz'i, Allah'ın selam ve salatı ile hürmetle yadediyorum" dedi. 

İstanbul'da Sinan Erdem Kapalı Spor Salonu'nda ve Ankara Arena'da, binlerce kişinin katılımıyla güzel merasimler gerçekleştirildiğini anımsatan Erdoğan, hafta boyunca değişik illerde bu törenlerin devam edeceğini belirtti. 

Erdoğan, bu yıl, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yanı sıra Kültür ve Turizm Bakanlığı başta olmak üzere diğer bazı kurumların da Hazreti Peygamber'i, şanına yaraşır bir hürmetle ve çeşitli etkinliklerle hatırlattığını kaydetti. 

Mehmet Akif Ersoy'un, "Her bir fert, her bir cemiyet, hatta tüm beşeriyet Hazreti Peygamber'e medyundur" mısrasını anımsatan Erdoğan, "Bizler de bu borcumuzu inşallah, Hazreti Nebi'yi sürekli hatırlayarak ve hatırlatarak eda etmeyi sürdüreceğiz. Kutlu Doğum Haftası vesilesiyle bir kez daha Hazreti Nebi'ye ve ashabına Allah'ın selam ve salatını iletiyor, onun gösterdiği istikametten ayrılmamayı Rabbim'in herkese nasib etmesini diliyorum" dedi. 

 

-"İstanbul geriye gitmiyor, her geçen gün daha da güzelleşiyor"

Hafta sonunda, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Ambarlı İleri Biyolojik Atık Su Arıtma Tesisi'nin açılışını yaptıklarını anımsatan Erdoğan, yaklaşık 350 milyon liralık bir yatırım olan söz konusu tesisin, İstanbul'un 5 ilçesinin, 1 milyon 600 bin nüfusun atık sularını arıtacağını söyledi. 

Bu tesis sayesinde, Marmara Denizi'ne yıllık 55 bin ton çamurun, 146 milyon metreküp kirli suyun karışmasının önleneceğini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: 

"1994'te İstanbul'da görevi devraldığımızda sadece iki tane atık su arıtma tesisi vardı. O da ileri biyolojik değildi. 20 yıl içinde biz İstanbul'a 53 yeni arıtma tesisi kazandırdık. Şu anda İstanbul'un atık sularının yüzde 97'si arıtma sisteminden geçiyor. Marmara Denizi'ne akan atık sular, biyolojik olarak yüzde 74 oranında arıtılıyor. Yapımı devam eden tesisler de bittiğinde, Marmara Denizi'ne akan atık sular, yüzde 99 oranında biyolojik arıtmadan geçmiş olacak. Şu anda gerek Haliç gerek Boğaz gerekse Marmara Denizi, yüzülebilen, balık tutulabilen bir temizliğe kavuşmuş durumda. Üniversitelerin de ifadesiyle; biz 1994'te göreve geldiğimizde Haliç'te balık bulmak, yüzmek mümkün değildi. Ama şimdi 47 çeşit orada balık bulunabiliyor.

İstanbul'da nüfus hızla artıyor. Artan refahla birlikte araç sayısı, su tüketimi, çöp üretimi artıyor. AK Parti'li belediyeler sayesinde İstanbul'daki bu büyümeye rağmen, İstanbul geriye gitmiyor, her geçen gün daha da güzelleşiyor. Bir yandan geçmişin sorunlarını çözerken bir yandan da büyüyen İstanbul'un ihtiyaçlarını karşılıyor, dünyanın en büyük metropollerinden birini daha yaşanabilir hale getiriyoruz. Mahalli seçimlerden hemen sonra böyle bir bir açılış töreniyle hamdolsun bunu gerçekleştirmiş olmak, herhalde bir şeyi de ortaya koyuyor: 'Durmak yok yola devam' dedik, diyoruz."

 

-"Mercek altında tutacağız"

Erdoğan, Türkiye genelinde görevi tekrar devralan belediye başkanlarının kesintisiz olarak çalışmayı sürdürdüklerini belirtti. 

Önümüzdeki 5 yıllık dönemde, AK Parti Genel Merkezi olarak belediyelerini çok daha yakından mercek altında tutacaklarını belirten Erdoğan, "Belediye başkanlarımızı takip edecek, hata yaptıklarında uyarılarımızı kendilerine ileteceğiz. Her belediye başkanımızı projelerinde, hizmetlerinde, yatırımlarında daha yakından yönlendirecek ve teşvik edeceğiz. Yeni bir anlayışla daha dinamik, katılımcı, şeffaf yönetimle, inşallah AK Parti'li belediyelerin diğerlerinden farkını bu dönemde çok daha belirgin şekilde ortaya koyacağız" diye konuştu.

 

-"Gelişmeleri çok büyük bir dikkatle takip ediyoruz"

Türkiye'nin, bölgesinde önemli gelişmelerin yaşandığı bir süreçten geçtiğini ifade eden Erdoğan, Suriye'de rejimin sürdürdüğü mezalimin, arkasında 200 bine yakın cansız beden, yüz binlerce yaralı, milyonu aşkın sürgün bırakarak devam ettiğini söyledi. 

Erdoğan, şöyle devam etti:

"Mısır'da askeri darbeyle başlayan süreç, arkasında bıraktığı bin cansız beden yetmezmiş gibi bir de 529 idam kararı ile tekrar dünya gündeminde sıcak yerini koruyor. Aynı şekilde Ukrayna'da da kaygı verici gelişme yaşandığına şahit oluyoruz. Bölgemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri çok büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Dışişleri Bakanımız, seçim sürecinde temaslarını aralıksız olarak sürdürdü. Şu anda yine yurt dışında bu temaslar yine devam ediyor. Biz de Azerbaycan'a yaptığımız resmi ziyaretle birlikte dış politikadaki temaslarımızı yoğunlaştırdık. Geçtiğimiz hafta içinde Hırvatistan Parlamentosu Başkanı ile Kenya Cumhurbaşkanı ve Senegal Dışişleri Bakanı ile görüşmelerim oldu. Bugün ABD Temsilciler Meclisi Başkanı bir heyetle geliyor, onu kabul edeceğiz. Yarın Letonya Cumhurbaşkanı ile görüşmemiz var. Perşembe günü de kardeş Malezya'nın Başbakanı'nı Ankara'da ağırlayacağız."

 

-"Girişimler acziyetin ifadesi"

Erdoğan, seçim öncesinde, hükümeti yıpratmak gayesiyle içeriden olduğu kadar dışarıdan da çok ağır bazı saldırı girişimleri olduğunu, bunların bazılarının şu anda da devam ettiğini söyledi. 

İçeride huzura, istikrara, demokrasiye, çözüm sürecine ve ekonomiye saldırı yapılırken dışarıda da Türkiye'nin imajına yönelik planlı ve art niyetli bir kampanya başlatıldığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti: 

"Dışarıdaki bu kampanyaların hangi niyetle yapıldığını ve nerelerden beslendiğini çok iyi biliyoruz. Zira içeride birtakım algı operasyonları yapılırken, dışarıda da aynı paralelde operasyonlar gerçekleştirildi.

Örneğin içeride yargı ve emniyet içindeki çeteler marifetiyle MİT'in tırlarına saldırıldı. Bu saldırıda amaç, Türkiye'ye, 'terör örgütlerine yardım eden ülke' iftirasını atmaktı. Düşünün, bu ülkenin kurumlarına yerleşmiş çete mensupları, kendi ülkelerine 'terörist ülke' yaftasını yapıştırmak için bu operasyonu yaptılar. Tırları durduranlar, MİT mensuplarını tartaklayanlar, tamamen hukuksuz biçimde o tırlarda arama yapanlar, bunu sadece ve sadece Türkiye'yi uluslararası arenada zora sokmak adına yaptılar. İnanın, düşman gelse böyle namertçe davranmazdı. Bu ülkenin bazı yargı ve emniyet mensupları, Türkiye'nin en azılı düşmanlarını bile kıskandıracak biçimde, kendi ülkelerine bu ihaneti yaptılar. İçeride hainler çalışırken, dışarıda da bazı raporlar, bazı haber ve köşe yazıları marifetiyle farklı bir operasyon başlatıldı. Bu operasyon hala devam ediyor. 

Suriye'deki kimyasal saldırı ile Türkiye arasında bir bağlantı varmış gibi tamamen asılsız iddialar ortaya atıldı. El-Kaide terör örgütüyle Türkiye arasında bir bağlantı varmış gibi, Türkiye terörü destekliyormuş gibi bir algı oluşturulmak istendi. Türkiye içindeki o malum çevreler o malum medya bu iddiaları anında alıyor, hem Türkiye gündemine hem dünya gündemine taşıyor. Bunun dışında da ihanet girişimlerine şahit olduk. 

AB içinde Türkiye'yi hemen hiç tanımayan, Türkiye'de sadece belli kaynaklardan haber alan kesimler nezdinde kara propaganda yapıldı. ABD'de aynı şekilde kara propaganda yapıldı ve yapılıyor. Ülkelere mektuplar yazılarak, hatta Ermeni lobisinin temsilcileri ile işbirliği yapılarak, hatta onlara parasal destek verilerek Türkiye'ye karşı çok çirkin, çok alçakça karalama kampanyaları yürütülüyor. Biz tüm bu ihanet ve girişimlerini, bu insanlara, bu çevrelere acıyarak izliyoruz. Çünkü bu girişimlerin tamamı bir acziyetin ifadesinden başka bir şey değildir. Tüm bu girişimler 30 Mart seçimlerinde milletten çok ağır cevap alan, yenilmiş, kaybetmiş çevrelerin hezeyanından öte değildir.

Birileri yanılmasın; Türkiye küresel ölçekteki etkinliklerini, imaj çalışmaları ile gazete haberleri ile sanal olarak inşa etmiş bir ülke değildir. Türkiye gazete haberleriyle, yalan yanlış rapor, ısmarlama köşe yazılarıyla imajı zedelenecek bir ülke hiç değildir. Türkiye dünyada büyüyen ekonomisiyle gelişen demokrasisiyle bölgedeki müstesna konumuyla varlık gösteren bir ülkedir. Biz imajla değil, aktif, önalıcı, samimi, barışçı dış politikamızla dünyada varız ve bu şekilde var olmaya devam edeceğiz."

 

-"Zanlıların serbest bırakılması düşündürücü"

Erdoğan, Türkiye'yi terörle ve terör örgütleriyle yan yana göstermeye çalışan her rapor ile haber ve yorumun, sahiplerinin itibarını sarsacağını ama Türkiye'ye ve Türkiye'nin itibarına en küçük bir zarar veremeyeceğini vurgulayarak, gerek AB nezdinde gerek küresel ölçekte bu tür saldırıları etkisiz kılmak için yoğun bir şekilde çalışmaya devam edeceklerini kaydetti.

MİT'e ait tırların hukuksuzca durdurulması ve aranması, Dışişleri Bakanlığı'ndaki toplantının dinlenmesi ve diğer hukuksuz dinlemeler konusunu da çok yakından takip ettiklerini belirten Erdoğan, "Bu casusluk faaliyetlerinin açığa çıkarılmasının önünde ciddi bir direnç olduğunu burada vurgulamak istiyorum" dedi.

Erdoğan, şöyle konuştu:

"Adana'da vatansever bir savcı çıktı. Hem casusluk faaliyetleri hem de hukuksuz dinlemeler konusunda soruşturma başlattı. Bazı zanlılar da bu soruşturmalar kapsamında gözaltına alındı ve tutuklandı. Aradan bir kaç gün geçmeden işte o paralel yapı, o paralel çetenin mensupları devreye girdiler ve soruşturmaya müdahale ettiler. Paralel yapının medyası manşet atıyor, paralel yapının yargıdaki uzantıları adeta talimat almışcasına zanlıları serbest bırakıyor ve tutuksuz yargılama kararı ile serbest kalıyor. Ortada apaçık bir ihanet varken, apaçık bir casusluk faaliyeti varken haklarında güçlü deliller bulunan zanlıların serbest bırakılması gerçekten düşündürücüdür. Aynı şey böcek soruşturmasında yapıldı. Zanlılar ellerini, kollarını sallayarak yurt dışına kaçtılar. Aynı şey sınavlardaki yolsuzluk soruşturmasında yapıldı. Aradan yıllar geçti ve belki de deliller karartıldı. Biz yargıdaki bu çeteleşmeyi, yargının bir kısmına sirayet etmiş bu kokuşmuşluğu dile getirdiğimizde; 'siyaset yargıya müdahale ediyor' diye birileri ayağa kalkıyor.

İşte buyurun Adana'da çok açık bir casusluk faaliyeti var, çok açık bir ihanet var. Yargı içine sızmış çete mensupları eliyle bırakın sessiz kalmayı casuslar, hainler lehine karar alındı. Başta HSYK olmak üzere, yüksek yargı da bu hukuk cinayetlerini adeta uzaktan film izler gibi izliyor. Allah aşkına soruyorum: Bu mesele sadece benim meselem midir? Bu mesele sadece AK Parti'nin, Hükümetin meselesi midir? Bu mesele Türkiye meselesi değil de nedir? Bu ülkenin Cumhurbaşkanının, Başbakanının , Genelkurmay Başkanının, hakim ve savcılarının dinlenmesinden daha vahim ne olabilir? Bu ülkenin Dışişleri Bakanlığı'ndaki en gizli toplantının dinlenip servis edilmesinden daha vahim ne olabilir? MİT'e ait tırların durdurulmasından, MİT mensuplarının darbedilmesinden, tırların aranmasından daha vahim ne olabilir? CHP, MHP, BDP bu hukuksuzluk karşısında hiç konuştular mı? Daha ne kadar susacaklar, daha ne kadar üç maymunu oynayacaklar? HSYK, bu hukuksuzluk ve hukuk cinayeti karşısında daha ne kadar sessiz ve takipsiz kalacak? Yargı içindeki paralel çeteye cesaret veren bu tavırlar daha ne kadar devam edecek? Hiç kusura bakmasınlar tek başımıza kalsak da biz bu ülkenin ve milletin çıkarlarını, hukukunu sonuna kadar, hukuka inanmış olan yargı mensuplarıyla inşallah savunmaya devam edeceğiz. Birileri şantaja boyun eğmiş olabilir. Birileri tehditlerle sindirilmiş olabilir. Birileri de haşhaşı fazla kaçırmış olabilir ama biz sonuna kadar bu hukuksuzluğun takipçisi olacak, yılmadan, vazgeçmeden, asla boyun eğmeden, geri adım atmadan bu çetenin üzerine gideceğiz."

 

-"Kimsenin yaptığı yanına kar kalmayacak"

Başbakan Erdoğan, suç işleyenlerin er ya da geç mutlaka yargının karşısına çıkacağını belirtti. 

Suça göz yumanların, ortadaki açık delilleri rağmen suçun üzerini örtenlerin er ya da geç ama mutlaka bunun hesabını yargı önünde vereceklerini ifade eden Erdoğan, "Devletin koridorlarından çeteleri nasıl kovduysak, kovuyorsak, o koridorları nasıl temizlediysek, hiç kimsenin şüphesi olmasın, adliye koridorlarından da o çeteleri, o şebekeleri kesinlikle temizleyeceğiz. Ama tabi bunun akşamdan sabaha derseniz, o kadar kolay değil, 35 yıllık bir sürecin temizliğini yapacaksınız. Hiç kimsenin yaptığı yanına kar kalmaz ve kalmayacak" dedi.

Erdoğan, bugüne kadar kuvvetler ayrılığını hassasiyetle savunduklarını ve Türkiye'nin selameti adına bunu en güçlü şekilde savunmayı sürdüreceklerini ama yasama ve yürütme olarak yargıda tuzun kokmasına da müsaade etmeyeceklerini kaydederek, yetki alanları çerçevesinde zaten gerekeni yaptıklarını bildirdi. Erdoğan, "Vazifelerini ihmal edenlere de vazifelerini hatırlatmak bizim sorumluluğumuzdur. Bundan da kaçınmayacağız" diye konuştu.

"30 Mart seçimlerinde ağır yenilgiye uğrayan partiler..."

Başbakan Erdoğan, 30 Mart seçimlerinde ağır yenilgiye uğrayan siyasi parti ve çevrelerin hezimetlerini örtmek için yoğun bir şekilde gündemi farklı yerlere çekmeye çalıştıklarına şehit olduklarını söyledi. 

CHP, MHP ve BDP'nin seçimin üzerinden 16 gün geçmiş olmasına rağmen halen çıkıp öz eleştiri yapmadıklarını, seçim sonuçlarını sağlıklı şekilde değerlendirmediklerini ifade eden Erdoğan, CHP'nin 30 Mart akşamından itibaren "seçimlere hile karıştı" iddiasını sürekli gündemde tutarak kendi tabanını oyaladığını söyledi. Erdoğan, "MHP seçim sonuçlarını konuşmak yerine Cumhurbaşkanlığı seçimlerini gündeme getirerek... Zaten kampanya boyunca da Cumhurbaşkanlığı seçimlerini konuşmuştu. Şimdi salı günleri şu grup toplantısı olmasa herhalde konuşacak hiç bir şeyi yok. Bunu da 'dostlar alışverişte görsün' anlayışı ile ister istemez gelip bu konuşmaları gelip tabii ki yapıyorlar" dedi.

 

-"CHP'de sorgulama başladı"

Başbakan Erdoğan, BDP'nin de aynı şekilde gündemi farklı yerlere çekerek seçim yenilgisinin üzerini örtemeye çalıştığını söyledi. Erdoğan, şunları kaydetti:

"Yapay gündemler, bu üç muhalefet partisinin de seçimin verdiği mesajlardan köşe bucak kaçmalarına çare olmayacaktır. Bu partiler kendilerini sorgulamazsa, tabanlarına gereken hesabı vermezlerse, er ya da geç bu partiye oy vermiş kardeşlerim parti yönetimlerini sorgulamaya başlayacaktır. Nitekim CHP'de de bu sorgulamanın başladığını görüyoruz. Vatana ihanet içindeki paralel yapıyla işbirliği yapmanın elbette bir bedeli olmalıdır. CHP ve MHP kendi tabanlarına karşı mutlaka bunun hesabını vermelidir, verecektir. Biz ne bu ihaneti ne de bu hainlerle işbirliği yapanları asla unutmayacağız, asla da unutturmayacağız. Bu ihanetin, bu işbirliği ve ittifakın üzerinin örtülmesine de asla göz yummayacağız. 

Biz hiç bir zaman gerilimin tarafı olmadık. Siz o sesi çok çıkanlara, o malum medya eliyle kara propaganda yapanlara hiç aldanmayın. Bu ülkede biz 12 yıldır eser siyasetinin, plan ve proje siyasetinin temsilcisi olduk, onlar gerilim siyasetinin temsilcisi oldular. Şu sorulabilir? Ne yaptınız? Bu ülkede yerel yönetimlerde neleriniz var, hangi eseriniz var, bunu onlara sorun yeter. 12 yıl boyunca biz eser, hizmet, icraat ürettik; onlar sadece ve sadece gerilim ürettiler. Şu ana kadar 12 yıl içerisinde 8 seçime girdik ve her seçimden birinci parti olarak zaferle çıktık. Her seçim sonrasında, başta medya olmak üzere, bizden balkon konuşması yapmamızı, gerilimi düşürmemizi istediler. Hep bunu söylediler. Biz de bunu yaptık, 'büyüklük biz de kalsın' dedik. Her seçim sonrasında gerilimi düşürmek için gereken adımı attık. İşte en son 12 Haziran 2011 seçimlerinin olduğu akşam, yine genel merkezimizde balkona çıktık; 'gün hesaplaşma değil helalleşme günüdür' dedik ve herkesten helalleşme istedik, açtığımız davalardan feragat ettik. Biz bu büyüklüğü, olgunluğu gösterirken, ne CHP'den ne MHP'den ne de BDP'den bu olgunluğu hiç bir zaman göremedik. Biz elimizi uzattık, onlar bize yumrukları ile karşılık verdiler ve kaçtılar. Biz musafaha yapalım istedik, onlar yumruklarını sıktılar. Öyle zamanlar oldu ki 'gidelim partilerinde ziyaret edelim, konuşalım' dedik, o nezaketi bile göstermediler. bizim MHP'den üç kez bizim bu tür talebimiz oldu. Gerilimin tarafı kimdir? İşte bunlar."

Başbakan Erdoğan, CHP Grubu'nu gidip ziyaret ettiklerini, daha önceki dönemde makamlarında ziyaret ettiklerini belirterek, "Anlaşırız, anlaşmayız o ayrı bir konu. Ama bu görüşmeleri yaptık. Fakat MHP ile bunu hiç yapamazsınız, 3 kez talebimiz olmasına rağmen, bu ülkenin iktidar partisiyiz, parlamentonun yüzde 63'üne sahibiz. Biz sizden ziyaret istiyoruz, 'gelelim, ziyaret edelim, oturalım, konuşalım' istiyoruz; beyefendiler 'evet' diyemiyor, 'hayır' diyor. Kim gerilimin tarafı? Bunlar da insani ilişkiler noktasında da maalesef böyle bir şeyi beklemeyin" dedi.

Geçen hafta burada MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile alakalı ifade kullandığını hatırlatan Erdoğan, "Niye kullandım bu ifadeyi? Beyefendiler rahatsız olmuş. Peki aynı gün grup konuşmasında Bahçe'nin şahsıma yönelik hakaretlerini... Kulakları bunların sağır mıydı ya dinlemediler mi? Sen bu ülkenin Başbakanına bu denli hakarette bulunacaksın, bu ülkenin Başbakanı 1,5 yıldır sizin isminizi ağzına almadı, siz hala cevap vermeyeceksiniz. Kusura bakmasınlar biz bir yanağına tokat atıldığı zaman öbür yanağını uzatanlardan değiliz. Biz Akif'in ifadesiyle, 'yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum?' Biz uysal koyun değiliz, uysal koyun değiliz" diye konuştu.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim