• BIST 90.182
  • Altın 147,216
  • Dolar 3,6478
  • Euro 3,9515
  • İstanbul 10 °C
  • Ankara -1 °C
  • İzmir 6 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

DÜN MOSSAD BUGÜN ERGENEKON AĞZI!

DÜN MOSSAD BUGÜN ERGENEKON AĞZI!
İHH Başkanı Bülent Yıldırım'la olan görüşmesinde ve aktardığı yazıda bir MOSSAD Gönüllüsü'nü canlandıran Ertuğrul Özkök, İsrail'den sonra 'Türk derin yapılanmasına da' tekmil vermek istercesine bugün Ergenekon'u savundu!

 

 

 

 

 

 

HALK AVUKATLARI SİLKELİYOR

ERGENEKON davasını izliyor musunuz?

İki “sanık yakını” çıktı ve ortalığı toz duman etti.

Balyoz davasından tutuklanan Çetin Doğan’ın kızı Pınar Doğan ile damadı Dani Rodrik, bir internet sitesi açtılar, babaları hakkında ortaya sürülen iddiaları, uluslararası standartta bir hukukçu dikkati ile inceleyip lime lime ettiler.
Lime lime ettiler, çünkü, öteki benzerleri gibi öylesine eften püften, öylesine önyargılı ve ideolojik bakış açısıyla hazırlanmıştı ki, “Silkelesen düşecek” şeylerdi.
Dani Rodrik ve Pınar Doğan, Ergenekon savcılarına uluslararası kalitede bir hukuk dersi veriyorlar.
Önyargıyla, keyfi duygularla hazırlanmış her satırı, hukuki bir bakış açısıyla çürütüyorlar.
Bundan sonra Ergenekon savcılarının işi daha zor.
* * *
Dün Hürriyet’te okudum.
“Islak imza” olayından tutuklanan Albay Dursun Çiçek’in oğlu Deniz Çiçek de babası hakkında bilgi kirliliğini önlemek için bir blog açmış.
Bu genç adamı Türk kamuoyu askeri darbelere karşı eylemleri ile tanıyor.
Eminim o da, babası hakkında iddiaları çürütecek tezleri kamuoyu ile paylaşacak.
Radikal Gazetesi’nin Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan, geçen pazartesi gününden bu yana “Bir anti-Ergenekon yazısı” başlığı altında üç yazı yayınladı.
Yazılarda, Ergenekon davasında yapılan yanlışlıkları, haksızlıkları anlatıyor.
İsmet Berkan çok dikkatli bir gazetecidir.
Türk kamuoyu onun demokrat tavrını, askeri vesayetlere karşı tutumunu çok iyi biliyor.
Yani kimse çıkıp onu “Ergenekoncu olarak etiketlendiremez.
Radikal’in bir başka yazarı Ahmet İnsel de geçen pazartesi günü tutukluluk sürelerini eleştiren harika bir yazı yazdı.
Nuray Mert keza...
* * *
Peki dökülen sadece savcıların hazırladıkları, tutulduğu yerden dökülen, Refah Partisi’ni kapatma iddianamesinden bile daha kötü yazılmış iddianameler mi?
Hayır bu ülkenin kendine, hâlâ “demokrat” diyebilen, hâlâ “liberal” diye yutturmaya çalışan sözde aydınları da tel tel dökülüyor.
Tabii ellerine tutuşturulan telefon konuşmalarını, sözde “belgeleri” hiçbir vicdan ve mantık süzgecinden geçirmeden yayınlayan gazeteler, televizyon kanalları, internet siteleri de onlarla birlikte batıyor.
İşte böyledir.
Bir hukuk sürecinde, adaleti aradan çekip alırsanız; vicdanı devreden çıkarırsanız, gözünüze ideolojik gözlükleri takıp, önünüze geleni sabahın köründe evinden alıp, içeri tıkarsanız; bu hesap bir gün dönmeye başlar.
Ergenekon davası bu ülkenin vicdanlı aydınlarının vicdanını sızlatmaya başladı.
Kamuoyu gözünde itibarını yitirmeye başladı.
Dünya kamuoyunun gözünde yerlerde sürünmeye başladı.
Ergenekon savcılarının karşısına giderek genişleyen bir “halk avukatları” duvarı dikilmeye başladı.
İddia ediyorum, böyle giderse, bu ülke bir gün “Ergenekon” denince, yargılananları değil, yargılayanları “Ergenekoncu” olarak etiketleyecek.

GAZZE MENKIBESİ ÇÖMELME DESTANI

İŞTE hayat böyledir.
Siyaset de böyledir.
Biri, “Gazze” olayından bir kahramanlık menkıbesi yazmaya, seçim meydanlarında zafer destanları yazıp, bunu oya tahvil etmeye kalkarsa.
Öteki de çıkar, sınır boyundaki sipere çömelerek girenler üzerine devasa bir korkaklık destanı yazmaya kalkar.
Birininki ne kadar meşruysa, ötekininki de o kadar meşrudur.
Birininki ne kadar saçmaysa, ötekininki de o kadar saçmadır.
Siyaset dediğimiz şey ille de mantıktan, doğru dürüstlükten mürekkep bir sanat değil ki.
Öyle olsaydı memleketin hali böyle mi olurdu.
Nasıl ki şehvet belagatin tatlı sosuysa, saçmalık da bir nevi acılı ekşili sosu.
Ayrıca niye bu kadar mesele yapılıyor ki.
Bunca bağırış çağırış, bunca azar, öfke, hançere arasında, siper meselesini fark eden mi olur?
Ha korkup da çömelmişsin, ha ihtiyatı elden bırakmayıp ayaklarının üzerinde dikilememişsin.
Ne fark eder?
Ha çok yüreklisin ayakta durmuşsun; ha bir yandan, içinde bir mermi yeme korkusu, dışında başbakanı mat etme tutkusu; ayakta dimdik durmuşsun.
Bu bağırış çağırış, bu öfke, bu belagat onu da siler geçer.
 
Hayat böyledir, siyaset böyledir. Biri “Gazze” derse, öteki “Siper” der.
Biri, seçim meydanında, yedi düvele meydan okuyup, “Korkmam” derse, öteki de çömelmiş fotoğrafı gösterip “Bal gibi korkarsın” der.

Hürriyet

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim