• BIST 89.695
  • Altın 145,860
  • Dolar 3,6136
  • Euro 3,9258
  • İstanbul 4 °C
  • Ankara -5 °C
  • İzmir 6 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

DOĞUDAN DERGİSİNİN YENİ SAYISI ÇIKTI: 'İRAN'DA NE OLMADI'

DOĞUDAN DERGİSİNİN YENİ SAYISI ÇIKTI: İRANDA NE OLMADI
Doğu Konferansı Derneği'nin yayını olan doğudan dergisinin 13. sayısı çıktı. ikinci kez İran sayısı çıkaran doğudan dergisi bu sayıda "İran'da Ne Olmadı?" başlığıyla dosyayı açıyor. Derginin dosya ve içerikte yer alan diğer yazıları hakkında editörden yaz

 

 

 

 

Doğu Konferansı’nın ve doğudan dergisinin çıkış noktası, coğrafyamızda bir iletişim eksikliğinin varlığıydı. İçinde yer aldığımız tarihsel, kültürel havzaya yabancılaşmıştık, tıpkı yüzlerce yıldır aynı havzayı paylaştığımız diğer halkların bize yabancılaştığı gibi.... Bölgemize dair haberleri bile ancak Batılı kaynaklar üzerinden öğrenebiliyor, bilgilere Batı aracılığıyla erişebiliyorduk. Zaten Ortadoğu “uzmanlığı”nın yolu da İngilizce bilmekten geçiyordu. Batı’da üretilen haber ve analizler, burayı “anlamanın” yolu idi. Bu durum maalesef büyük ölçüde devam ediyor ve bu dolayımlı bilgilenme sürecinin en somut örneklerinden birini geçtiğimiz aylarda İran’da yaşanan seçimde, ardından yaşanan krizde daha iyi gördük. Türk medyasında İran üzerinde yapılan birçok analiz ve değerlendirme yanlış bilgilere dayanıyordu. Batı'da üretilen birçok analiz, uzaktan ve kibirli konumundan baktığı İran’ı ve İran’da yaşanan gelişmeleri anla(ya)mıyordu; bilgisinin büyük bölümünü Batı’dan alan bizler de eksik ve yanlış bilgiler transfer ediyorduk. Sonuç suyunun suyu misali, sade suya tirit, yüzeysel ve hatta çoğu kez çok kritik ve net bilgi yanlışlarıyla dolu yazılar ve analizler...


doğudan dergisi olarak bizi ikinci kez İran sayısı çıkarmaya sevk eden âmiller bunlar. Buna, İran dosyalı üçüncü sayımıza gösterilen yoğun ilginin de delâlet ettiği, Türkiye’de İran’ı anlama ihtiyacı ve duyarlılığını da ekleyince, yaşanan son olayları İran’a ikinci kez bakmaya vesile olarak gördük. Bu yönüyle, sayının ağırlık merkezini İran’da son yaşanan gelişmeler oluşturuyor.


Elinizdeki sayıda öncelikli amaçlarımızdan biri, dolaylı bilgiler yerine krizin taraflarından bizzat bilgi edinmek, olayları tarafların gözüyle görebilmektir. Bu sebeple, Gündem yazımızdan sonra Cihan Aktaş’ın İran’da Mahnaz Zehra Nejadbehram ile gerçekleştirdiği söyleşi ile başlıyoruz. Nejadbehram, Mûsevî’nin seçim bürosunda üst düzey görev almış, seçim sürecini içeriden yaşamış biri ve reformist olarak adlandırılan grubun içinden yetkin bir bakış açısıyla olayları aktarıyor. Böylelikle reformcuların kendilerini nasıl gördüklerine ve taleplerinin ne olduğuna birinci ağızdan ulaşabiliyoruz. Bu söyleşiden hemen sonra seçim üzerine bir değerlendirme bildirisinin kısaltılmış hâlini yayınlıyoruz. Bildiriyi yayımlayan, İran’da “Îsârgeran” (Özveri) Cemiyeti. Kurucuları arasında Ahmedînijâd bulunuyor. Bildiri, seçim sonuçlarını ve sonrasındaki olayları Ahmedînijâd taraftarlarının gözüyle değerlendiriyor. Bu yazılardaki ve dosyadaki diğer yazılardaki bütün görüşleri doğudan yayın kurulunun paylaşmadığını ve dergiyi temsil etmediğini hatırlatmak isteriz.


Her iki kampın görüşlerini temsilcilerinin dilinden ve kaleminden aktardıktan sonra İran dosyamızda diğer analiz yazılarına geçiyoruz. Son gelişmeler, maalesef hem Batı'da hem de ülkemizde -genelde indirgemeci biçimde- laikler ile tutucular arasında, ya da “renkli devrimciler” ile antiemperyalistler arasında yaşanan bir mücadele olarak takdim edildi. Artık kim, hangi tarafı desteklemek istiyorsa, meşrebine göre bu iki sınıflandırmadan birini tercih ediyor. Böylelikle İran’da olanı biteni farklı boyutlarıyla anlamadan, aslında buna çok da önem vermeden, kendi siyasî mesajını vermeye çalışıyordu. Dosyamızdaki diğer yazılar, sığ ikilemleri aşmaya çabalayan derinlikli analizler sunmaktadır... İran üzerine, İran üzerinden konuşmak her şeyden önce İran’daki siyasî grupları doğru anlamayı gerektiriyor. İran’daki son olayları değerlendiren Serhan Afacan’ın, Asef Bayat’ın, Soner Torlak’ın, Kansu Yıldırım’ın ve Ceyda Karan’ın makalelerinde temel çaba bu. Serhan Afacan İran’daki muhafazakârları ele aldığı yazısında, hem İran siyasetini anlamlandırmak için bir anahtar öneriyor hem de bugün İran siyasetine yönelik yerleşik algılarımızı sarsacak tespitlerde bulunuyor. Afacan’a göre İran’da siyasetin fay hattını Rehberlik makamı oluşturuyor ve muhafazakâr akımın İran'da ayırıcı vasfı, Rehberliğe sistem içinde daha büyük bir alan tanımak. Reformcu gruplar ise Rehberlik müessesesine cepheden karşı çıkmamakla beraber, onu bugünkü güçlü konumundan çıkarmak istiyorlar. Afacan’ın yazısı, siyasî ayrışmaların ekonomik görüş ve taleplere göre sınıflandırılması ile kültürel değerlere göre sınıflandırılmasının farklı şeyler olduğu hususunda bir uyarı... Reformcu olarak bilinen, bundan dolayı sık sık liberal ve Batı yanlısı olarak tanıtılan Mûsevî ve Hâtemî’nin ekonomik açıdan daha sol politikalar izlediğini iddia eden Afacan’a göre; sosyal politika alanında daha devletçi ve gelenekçi olan Ahmedînijâd değil, Mûsevî'dir. Artık bir şehir efsanesine dönen Ahmedînijâd ve dağıttığı sübvansiyonlar konusunda Afacan, Mûsevî’nin çok daha ileri düzeyde sübvansiyonlardan yana olduğunu iddia ediyor ki, bu bile başlı başına İran’ın liberal reformcular ve tutucular gibi basit kategorilerle anlaşılamayacağını göstermeye yeter.


İran’daki sosyal hareketler konusunda dünyanın önde gelen uzmanlarından Asef Bayat, Hollanda'da Leiden Üniversitesi'nde öğretim üyesi olup özelde İran, genelde Ortadoğu coğrafyası üzerine derin bilgisi ve sağlıklı analizleri ile tanınıyor. Her kafadan bir sesin çıktığı ve doğru bilgi edinmenin bu kadar zorlaştığı bir ortamda, Bayat’ın İran’daki hareketlilik üzerine Open Democracy dergisinde yayınlanan makalesini çevirip yayımlamanın faydalı olacağını düşündük. Bayat, yazısında kolay sınıflandırmalar yapma tuzağına karşı bizi uyarıyor ve İran’da yaşananların Batılılaşmış kentli burjuvalar ile emekçileri kollayan antiemperyalist bir yönetim arasında bir mücadele olmadığını iddia ediyor. Bayat’a göre çatışmanın ana noktası İslam Devrimi’nin farklı vizyonlarıdır.


Ceyda Karan, İran’da yaşananların dünyada ve özellikle ülkemizde İslamcılar-laikler çatışması şeklinde yansıtılmasının yanlışlığına işaret ettiği yazısında aynı noktaya parmak basıyor. Hem Afacan’ın ve Bayat’ın, hem de Karan’ın üzerinde vardıkları ortak nokta, İran’daki son kavganın çıkış sebebinin grupların farklı İslam Devrimi vizyonlarına sahip olmaları... Yani çatışma devrim karşıtları ile devrim taraftarları arasında değil, “Nasıl bir İslam Devrimi?” sorusuna farklı cevaplar etrafında örgütleniyor. Bu soruya cevap arayan en önemli aydınlardan birisi Abdülkerim Suruş. Suruş, her ne kadar Batı’da uzun süre İslam Devrimi’ne direnen, devrimin entelektüel anlamda muhalifi gibi sunulmaya çalışıldıysa da, İhsan Eliaçık yazısında Suruş’un esas derdinin İslam Devrimi’nin nasıl bir çizgide devam etmesi gerektiği sorusuna cevap bulmak olduğunu söylüyor. Suruş’u Ali Şeriatî sonrası yenilikçi kuşağın en önemli temsilcisi olarak tanımlayan Eliaçık’a göre, Suruş gibi sorgulayıcı aydınların varlığı, İslamî düşüncenin kendi kendini yenilemeye ve şartlara göre geliştirmeye açık yanını gösteriyor. Eliaçık, bu yönü üzerinden Suruş’la hesaplaşırken, İslam’ın sağladığı özgüvenle konuşulmasını tavsiye ediyor.


İran üzerine yapılan tartışmalar muhafazakâr ile reformcu olarak adlandırılan gruplar üzerine yoğunlaşmış, biz de dosyamızda bu iki kampı ayrıntılı şekilde ele almışken, İran solunu göz ardı edemezdik. Soner Torlak ve Kansu Yıldırım yazılarında İran’da yaşanan olayları solun nasıl anlaması gerektiğine eğiliyorlar. Torlak ile Yıldırım, konuya sığ, indirgemeci bir ilericilik-gericilik ekseni yerine emek ve bölüşüm açısından yaklaşan yazılarında, son olaylarda İran solunun rolünü ve bu olaylardan yola çıkarak sol siyasetin İran’daki olanaklarını değerlendiriyorlar.


Devrimin siyasî ve toplumsal olarak ifade ettiği anlam, İran’da sistemin karmaşıklığına ve ilginçliği bir yana, Batılı medya ekseriya İslam Cumhuriyetinde kadınların kılığına kıyafetlerine yönelik uygulamaları mercek altına almayı etmeyi tercih ediyor. Dergimizin çerçeve bölümünde Fatemeh Sadeghi’nin (Fatıme Sadıkî’nin) makalesi bu konuyu farklı bir açıdan ele alınıyor. Sadeghi, Rıza Şah döneminde uygulanan zoraki baş açtırma hareketini anlatarak, bunun üzerinden Pehlevî modernleşmesini eleştiriyor.


İran’ın dünyada yankı uyandıran bir yönü de sineması... İran sineması son zamanlarda giderek artanbir ilginin odağı. Columbia Üniversitesi'nde İran sineması üzerine çalışan Farbod Honarpisheh (Honarpîşe) de İran sinemasına yönelik bu ilgiyi tahlil ediyor. İran sinema tarihinde devrim niteliğinde kabul edilen Koşucu isimli filmi ve filmin yönetmeni hakkında basında yapılan değerlendirmelerden yola çıkan Honarpisheh, sanat değerlendirmesinde siyasî önyargıların etkisine dair ilginç tespitlerde bulunuyor. Honarpisheh’e göre Batı’da İran sineması incelenirken sürekli olarak yönetmenlerin ön plana çıkarılmasının siyasî anlamı var. Yönetmene yapılan vurgu, esasında İran’dan bu tarz başarılı sanat eserleri çıkmasının “garabeti” ile ilgili! Çok beğenilen İran filmlerinin böyle az gelişmiş, geri kalmış bir toplumun ürünü olamayacağını ima eden bu değerlendirmeler ısrarla İran sinemasının başarılarını yönetmenlerin istisnaî dehası ile açıklamaya çalışıyor. Bu yönüyle Honarpisheh, İran sineması üzerine yazılan övgü dolu eleştirilerin altındaki oryantalist mantığı teşhir ediyor. Bu yazı oryantalist zihniyetin Doğu’nun büyük eserlerini incelerken “öteki” toplumları aşağılamak için uyguladığı yöntemleri göstermekle sadece sinema meraklılarının değil, sinema meraklısı olmayan okurların da ilgisini çekecektir.


İran’da yaşanan son olaylar İran siyasetinden bir ismi tekrar gündeme getirdi; Haşimî Rafsancanî... Önceki seçimde Ahmedînijâd karşısında yenilmiş olsa da Rafsancanî, İran’da “her devrin adamı”. Türkiye kamu oyuna yabancı olmayan bu şahsiyetin portresini Besim Altunöz kaleme aldı. Kitabiyat bölümümüzde Kıvanç Özcan bize İran üzerine yazılmış bir eseri tanıtıyor. CUNY öğretim üyesi ve modern İran tarihi konusunda dünyanın en önde gelen akademisyenlerinden Ervand Abrahamian’ın kitabı “Modern İran Tarihi” yakın zamanda Türkçeye kazandırıldı. Kıvanç Özcan bu kitap üzerine ayrıntılı bir tanıtım yazısı kaleme aldı. Yazının İran ile ilgilenen okurlarımızı kitabı okumaya teşvik edeceğini umuyoruz. Mehmet Bekaroğlu “İran’da Ne Olmadı?” başlıklı Gündem yazısında İran’da yaşanan olayları ele alıyor. Her iki kampı ayrıntılı olarak tahlil ettiği yazısında Bekaroğlu, İran’da yaşanan sancıların, bu coğrafyada içeriden ve sahici bir özgürlük ve adalet arayışının imkânınına işaret ettiğini hatırlatıyor.


Bu sayıyı hazırlarken Farsça isimlerin Türkçe metinlerde çok değişik şekillerde yazımı ile karşılaştık. İngilizce yazım bir yana, Türkçe yazımlar da birbirine uymuyordu. Farsça telaffuzun Türkçede söylenişine göre isimlerin yazımını bir örnek hâle getirdik. Ancak çevirilerde yazarlarımızın isimlerini değiştirmedik.


Bu sayıyı yayına hazırlarken Türk dış politikasında devrim niteliğinde gelişmeler de vuku buldu. Doğu Konferansı’nın ana hedeflerinden biri bölgemizdeki iletişim kopukluğunu ortadan kaldırmak idi. Elinizdeki dergi de bu amaca hizmet ediyor. Suriye ile artırılan işbirliği, Ermenistan’la ilerleyen görüşmeler şüphesiz bölge halklarının iletişimini arttıracak, bölgede kardeşliğimizi pekiştirecektir. Artık içinde yaşadığımız coğrafyada yabancılaşmayı aştığımız yarınlara doğru hızla yol alabileceğimizi umut ediyoruz. Bu ortamda İran dosyamız daha da anlam kazanmaktadır. Bu sayının hedefimize, coğrafyamızı ve kendimizi tanımaya mütevazı bir katkı yapması umuduyla...
 

Abonelik ve İletişim için;

Aşağıöveçler Mah. 4. Cad. 1325. Sk. No:2/3 Çankaya / ANKARA

Tel: (312) 473 92 10   Faks: (312) 473 92 11    e-posta: bilgi@dogudan.org

www.dogudan.org

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehidlerin Yanıbaşında Bayramlaşıyoruz!08 Eylül 2010 Çarşamba 00:25
  • GAZZE ŞEHİDLERİYLE ULUSLARARASI DAYANIŞMA16 Haziran 2010 Çarşamba 17:26
  • Saat 21:00 da Konsolosluğun Önü İnlesin Diye31 Mayıs 2010 Pazartesi 19:57
  • Bahattin Yıldız, İzmirde Anılacak27 Mayıs 2010 Perşembe 18:49
  • Zarif Bir İz Olsun Diye Ardımızda..26 Mayıs 2010 Çarşamba 15:21
  • 27 Mayıs’ın 50. Yılında Darbeler ve Anayasa Tartışılıyor24 Mayıs 2010 Pazartesi 20:21
  • Arapçanın kalbi İstanbulda atacak22 Mayıs 2010 Cumartesi 13:05
  • Ümit Aktaş İmza Günü...12 Mayıs 2010 Çarşamba 17:29
  • Siyasi Ontolojiden Psikanalize30 Nisan 2010 Cuma 19:05
  • R.İHSAN ELİAÇIK 1 MAYISTA TAKSİMDE!30 Nisan 2010 Cuma 17:29
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim