• BIST 107.439
  • Altın 142,531
  • Dolar 3,5528
  • Euro 4,1372
  • İstanbul 32 °C
  • Ankara 34 °C
  • İzmir 36 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

DİNDAR BİR NESİL İSTEMİYORLAR

DİNDAR BİR NESİL İSTEMİYORLAR
YÖK'ün 21 Temmuz 2009'da aldığı katsayıda adaletsizliğin giderilmesi yönündeki karardan sonra İmam Hatip Liselerinin önünde kayıt kuyrukları oluşmuş, İmam Hatip Liseleri hizmetinde olan mevcut binalar talep karşısında yetersiz kalmış, bunun üzerine İmam H

 

 

İmam Hatip Liselerine olan bu ilgi dini eğitime karşı hukuksuz uygulamaları savunan kurumları endişelendirmiş. İstanbul Barosu, katsayının adaletsizliğine İmam Hatip Liseleri için son verildiğini iddia edip Danıştay'a itirazda bulunmuş, katsayı haksızlığı devam etsin isteğinde bulunmuştu. Danıştay 8. Dairesi, daha önce verdiği kararların aksine başvuruyu kabul etti ve katsayı adaletsizliğine devam yönünde bir karar aldı.

 

HEM KANUN KOYUCU HEM EĞİTİM UZMANI HEM YARGIÇ

Anayasa Mahkemesi, 1989'da aldığı kararla üniversitelerde dini gerekçeyle başörtüsü takılabileceğine dair yasayı iptal etmekle yetinmedi, adeta kendisini Meclis'in yerine koyarak yasak koydu, üniversitelere başörtüyle girişin laikliğe aykırı olduğuna karar verdi. Bu kararla binlerce başörtülü öğrenci okullarını terk etmek zorunda kaldı. Kızların okula gönderilmesi için kampanyaların düzenlendiği bir ülkede yüz binlerce kız çocuğunun “İnancıma uygun okumayacaksam okumayayım” diyerek okumaktan vazgeçmesine neden oldu. Böylece eğitime katılma projesine ağır bir darbe indirildi.

 

Danıştay da bu son kararında 28 Şubat Dönemi'nde getirilen sekiz yıllık zorunlu eğitimin gerekçelerine vurgu yaparak 1. Darbe uygulamalarını ve mantığını savundu,  darbe dönemlerinde olduğu gibi kendisini “tek karar verici” kabul etti, hukukla ilgili olmayan bir yorumla karar verdi. 2. 28 Şubatçıların getirdiği “programlara yönlendirme” uygulamasının eğitim açısından daha yararlı olduğuna dair bir eğitim yorumu yaptı. 3. Kendisini yürütme organlarının yerine koyarak gençliğin ve eğitimin geleceğiyle ilgili bir kısıtlamaya gitti.

 

İnsanı hayrete düşüren bu karar karşısında sormak gerekir: Ey Danıştay, sen 28 Şubatlara özenen askeri bir kurum musun? Eğitim uzmanı mısın? Kanun koyucu musun? Yargıç mısın?

 

ŞAM UZAK, ARŞIN UZAK MI?

Danıştay, 28 Şubat Döneminde 8 yıllık zorunlu eğitimle getirilen programın öğrencileri meslek liselerine yönlendireceğini, bunun da eğitim için yararlı olduğunu iddia ediyor. Bu iddia karşında insan “Eğitim için yarar, okulların boş kalması veya kargaşaya sürüklenmesi midir?” deme durumunda kalıyor. Çünkü o 28 Şubat kararından sonra meslek liseleri boşalmış, koca binalar ve o yılların ürünü büyük öğretmen kadroları açıkta kalmış; genel bir lisede okuyamayacak öğrenciler bu liselere doluşmuş, yer ve öğretmen sorunu baş göstermiş, bu liselerde sınıfları dolduran kuru kalabalıklar eğitimi felç etmiş ve eğitim düzeyi hızla düşmüştü. Ayrıca meslek liselerine giden öğrenci sayısının düşmesi üzerine TÜSİAD gibi dernekler dahil sanayi kuruluşları meslek liselerini canlandırmanın bir “memleket meselesi” olduğunu ilan etmiş, burs ve iş garantisi vermesine rağmen meslek liselerine ilgiyi artıramamıştı. 

Buna karşılık YÖK'ün kararından sonra meslek liselerine ilgi artmış, liseler rahatlamış, eğitim kendi rayına oturma yönünde yol almaya başlamıştı. Amaç meslek liselerine yönlendirmekse Danıştay'ın bu kararı iptal etmek yerine desteklemesi gerekmez mi? Yoksa Danıştay'ın amacı dini eğitimi terk ettirmenin yanında yoksul veya orta gelirli ailelerin çocuklarını okutmamak mıdır?

 

ÇELİŞKİ ÜZERİNE ÇELİŞKİ

Danıştay, katsayı eşitliği, genel liselere zarar verir, diyor. Oysa genel liseler, meslek liselerinden daha çok sayısal ve sözel dersler alıyorlar. Katsayı eşitliği, meslek liselerini onların önüne geçirmeyeceği gibi onlarla eşitleyemez de. Danıştay'ın bu basit eğitim bilgisini bilmemesi düşünülemez. Bu çelişkili durumu gerekçe yapması genel liselerde İmam Hatip Liselerine karşı bir anlayış oluşturmaya çalışanlara kulak verdiğini gösterir.

Danıştay'ın aynı dairesi, 2005 yılında Ankara Aydınlıkevler Ticaret Meslek Lisesi öğrencisi İlknur Öztürk'ün katsayı düzenlemesinin iptali konusunda yaptığı başvuruyu reddetmiş, katsayı konusundaki yetkinin YÖK'e ait olduğunu vurgulamıştı. Oysa şimdi katsayıya müdahale etme yetkisini kendisinde görüyor. Acaba o yıldan bu yıla değişen ne var?

 

Konu açık: O zamanlar, katsayı farkının hukuksuz olduğunu biliyordu. İmam Hatip Liselerinin de içinde bulunduğu meslek liselerinin lehinde bir karar almak, bir hakkı iade etmek durumundaydı. Müdahale etmemeyi seçti. Bu sefer kendisinde yetki bulması İmam Hatip Liselerinin aleyhinde olacaktı. Müdahale etmeyi seçti. 

 

HEDEF DİNDAR BİR NESLİN YETİŞMESİNİ ENGELLEMEKTİR

Konuya hangi yönden bakılırsa bakılsın ortada Danıştay'ın hukuki bir karar aldığını gösteren bir şey yoktur. O halde Danıştay'ın bu kararı almadaki tek amacı, İmam Hatip Liselerine olan ilgiye son vermektir. Bunun da gerekçesi bu okulların dindar bir nesil yetiştirmeye olan katkısıdır. 1989'da Mesut Yılmaz ve diğerleri İmam Hatip Liselerinin zayıflatılmaması durumunda ileride “dincilerin” Türkiye'yi ele geçireceğini söylemiş, 8 yıllık zorunlu eğitimin gerekçesini bu ideolojik yaklaşıma dayandırmıştı. Bugün Danıştay'ın sakladığı gerekçe bundan başkası değildir.

DoğruHaberGazetesi

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim