• BIST 106.764
  • Altın 142,206
  • Dolar 3,5340
  • Euro 4,1188
  • İstanbul 28 °C
  • Ankara 30 °C
  • İzmir 34 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Devlet Bahçeli'den AK Parti'ye Sürpriz Destek!

Devlet Bahçeli'den AK Parti'ye Sürpriz Destek!
Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu. Bahçeli, Başbakan'la ilgili eleştirilerini tek tek sıralarken bir konuda da AK Parti hükümetine destek verdi.

 

 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD'li araştırmacı gazetecinin Türkiye hakkında iddialarıyla ilgili olarak hükümete destek verdi. MHP lideri, geçtiğimiz yılın 21 Ağustos'unda Muta şehrinde yapılan katliamın altında Türkiye olduğunu dile getirmiştir.Biz elbette AK Parti'ye muhalifiz ancak hiçbir şekilde hükümetin komşu bir ülkede masumları öldürmek için destek sağladığına inanamayız, açıklamasında bulundu. 

İşte Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları: 

-Suriye, Doğu Türkistan ve Myanmar'da oluk oluk kan akarken hiç kimseden tepki gelmemiştir. 

-İslam'ın evrensel çağrısını bilerek yanlış yapanlar sapkınlık içerisindedir.

-Görünüşte Müslüman, gerçekte münafık bir hayatın faili olanlar gündemimizden çekilmedikten sonra Türk ve İslam aleminde rahat yüzü yoktur.

-Başbakan'ın yalanları, fos çıkan açıklamaları ansiklopedilere sığmayacak kadar çoktur. 

-Diyanet İşleri Başkanlığı, Bakırköy Sinan Erdem Spor Salonu'nda Kutlu Doğum Haftası programı düzenledi. Başbakan orada konuştu. Kendisi samimiyet hakkında duyunca kulaklarımıza inanamadığımız bazı değerlendirmelerde bulundu.

-Başbakan'ı tanımasak, yabancı olsak inanınız samimiyetle ilgili sözlerinden dolayı kendisini kutlardık.
Fakat Başbakan yine baltayı taşa vurmuştur. Aldatanların hanesine ismini fosforlu kırmızı kalemle yazmıştır.
Bugüne kadar Başbakan'ın kalbi sayısız kez başka yerlere bakmış, dili başka şeyler söylemiştir.

-Gönül dili ile beden dili arasındaki bağ değil kopmak un ufak hale gelmiştir. Başbakan'ın samimiyetsizlikten kaydı dilindi, tasdiknameyi aldı.

-Başbakan hukuku karantinaya almıştır. 

-Başbakan'ın AYM'yi eleştiri yağmuruna tutması ikircikli bir davranıştır. AYM'nin kararlarına saygı duymadığını belli aralıklarla dile getirmiştir. 

-Başbakan işine gelmeyince bu defa da AYM'yi taşlamıştır. AK Parti'nin pusuda bekleyen tetikçileri devreye girmiştir. Anlaşılan Başbakan ve karanlık adamlarının hedefinde Anayasa Mahkemesi ve Başkanı var. 

-Düşünmeden edemiyoruz. AYM'ye saldırmanın cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile alakası var mıdır?

-Bize göre Başbakan'ın AYM'nin kararlarını milli bulmaması sorgulanmalıdır. Yaptıklarından dolayı tövbe etse Başbakan'a millilik yakışmaz. 

-Kim kaybetti ki milliliği başbakan buldu. Millilik konularında kitaplar yutsa, özel dersler alsa, millilik konusunda tek kelime edemez, bu devasa yama dikiş tutmaz, Millilik bu bünyeye yakışmaz. Başbakan bu konuda da dip yapmış, yere çakılmıştır. 

-Başbakan "Avrupa Standardında bir Anayasa Mahkemesi, uluslararası bir yasal düzen için milletim gür bir sesle evet diyecektir" diyordu. Miting meydanlarında "anayasa mahkemesi avrupa standardına kavuşuyor" demişti.

-Anayasa Mahkemesi'nin kuruluş töreninde "mahkeme yapılan değişikliklerle evrensel ölçütlere yaklaşmıştır" demişti. 50. kuruluş yılında Başbakan "12 Eylül 2010 tarihinde milletin takdirine sunduğumuz anayasa değişikliği, anayasa mahkemesine demokrasi ve özgürlük kazandıran bir yapı getirmiştir."

-Ey samimiyet sınırı sıfırın altına düşen Erdoğan biz senin hangi beyanına inanalım. Twitter'dan korktuğun, Facebook'tan çekindiğin, Youtube'dan titrediğin kadar yasadan, hukuktan korksan bu denli düşmezdin. Atalar boşuna el atına binen tez iner dememişler.

-Başbakan bu konuda da dip yapmış, yere çakılmıştır. Biz senin hangi sözüne itibar edelim? 

-Atalarımız boşuna dememiş: Kendi düşen ağlamaz! 

-MİT kanununda yapılması planlanan değişikliklerle ilgili kanaatimizi açıklamıştık. Görüyoruz ki AKP hükümeti 30 Mart'ın arkasına taktığı MİT yasası kapsamında harekete geçmiştir. MİT'e olağanüstü yetkiler veren kanun teklifi görüşülmektedir. Bu teklif tepeden tırnağa mahsurludur.

-Başbakan MİT rejimiyle Türkiye'yi kontrol edecek dinleyecek herkesi fişleyecektir. Ziverbey köşkünü aratmayacak mekanlar ihdas edilmektedir. İstihbarat devletine doğru gitmekteyiz. başbakan gerçek manada Oslo'dan imralıya terör gruplarına ve dış politika tercihlerine kadar tüm ahlak dışı ilişkileri maskelemek için MİT kanunu gibi değişiklikleri fırsat görmektedir.

Teklifin tüm sakıncaları yanında MİT'e terör örgütleriyle görüşme yetkisi verilecektir. Yani İmralı canisiyle yapılacak pazarlıklar yasal güvenceye kazanacaktır. İhanet görüşmelerinin meclis eliyle yasal zemine çekilmesi milletin bekasına karşı acımasız bir saldırı ve husumettir. Bunu sıradan görmek hafife almak mümkün değildir.

-MİT'in meclis eliyle denetimi tartışılmaktadır. MİT ile ilgili kaygının gerekçesi nedir? İstihbarat teşkilatına yönelik TBMM'de komisyon kurulması nasıl bir ihtiyacın ürünüdür.

-MİT adına mecliste özel denetim komisyonu neden planlanmaktadır. Gazi meclisimiz her türlü kamu kurum ve kuruluşunu denetleme hakkına zaten sahiptir.

-Bir yandan MİT kanununda yapılacak değişikliklerle MİT mensuplarına dokunulmazlık getirilirken, bir yandan da meclis denetimine açmak çelişkiden ibarettir. Muamma tam anlamıyla netleşmeden TBMM'de özel denetim komisyonuna kalkışmayı gizli işlere bir kamuflaj olarak görüyoruz.

ABD'Lİ GAZETECİNİN İDDİASIYLA İLGİLİ OLARAK AK PARTİ'YE DESTEK

-ABD'li araştırmacı bir gazetecinin Türkiye hakkındaki kabul edilemez iddialarıdır. Bu gazeteci, hükümetin, ABD'yi Suriye'de savaşa sokmak ve Esad'ın devrilmesini hızlandırmak için bir operasyon tasarladığını, üstelik El Nusra terör örgütüne kimyasal silah sağladığını yazmıştır. Muhaliflerin de ellerine geçen kimyasal silah kanalıyla geçtiğimiz yılın 21 Ağustos'unda Suriye'nin Guta şehrinde katliam yaptığını, bunun altında Türkiye'nin olduğunu hayasızca gündeme getirmiştir.

BAHÇELİ: İNANMAYIZ, İNANAMAYIZ!

-Biz AK Parti'ye elbette muhalifiz, elbette demokratik itirazlarımızı hiç yüksünmeden, kaçınmadan, gevşemeden yaparız, yapıyoruz. Ancak hiçbir şekilde, hükümetin, komşu bir ülkede binlerce masum sivilin öldürülmesi caniliğine kimyasal silahlarla ön ayak olduğuna, teşvik ettiğine, ortam sağladığına, destek verdiğine inanmayız, inanamayız. 

"HÜKÜMET KANITLAMALIDIR"

-Türk devlet geleneğinde böyle bir alçaklık olmamış ve olmayacaktır. Türk tarihinde masumlara ölüm saçmak, terör ihracı yapmak, yapanlara kol kanat germek şimdiye kadar görülmemiştir.Bu nedenle ülkemiz aleyhine sürdürülen karalama kampanyasına hükümet süratle engel olmalı, eldeki bilgi ve belgelerle Guta'daki iğrenç soykırımda en ufak parmağının olmadığını delilleriyle kanıtlamalıdır.

-Aksi taktirde bu kirli oyunun taraftarları içimizden devşirilen taşeronlar yardımıyla gün geçtikçe mevzi elde edecek ve Türkiye'ye uluslararası camiada kuşkuyla bakılacaktır.

SÖZDE ERMENİ SOYKIRIMI iDDİASI

-Bir diğer konuda, sözde Ermeni soykırım iddiasının tekrar önümüze getirilme densizliğidir. ABD Senatosu Dış İlişkiler Komitesi 11 Nisan 2014 tarihinde sözde Ermeni soykırım karar tasarısını kabul etmiştir. Bu tasarının Senato'ya gelme ihtimali hemen hemen imkânsız da, bu minvaldeki teşebbüsün cüretkarlığı dikkat çekicidir.

"ABD GÖSTERİŞ YAPIYOR"

-Hatırlarsanız, benzer bir karar 2010 yılının Mart ayında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonunda da benimsenmiştir. Her Nisan ayı geldiğinde Ermeni diasporanın kuklaları anında siyaset podyumuna çıkmakta ve soykırım ezberiyle gösteriş yapmaktadır.

-Sözde soykırım kozunu tehdit ve gözdağı olarak kullanan çevreler artık bayatlamış ve miadı dolmuş bu oyundan vazgeçmelidir. Türk milletini soykırımla yan yana koyma utanmazlığı devri geçmiş, son kullanım tarihi dolmuş taviz koparma enstrümanıdır.

-ABD, 24 Nisan'da, 1915 tarihli Ermeni tehcirine ister soykırım desin, isterse de demesin, bizim açımızdan hiçbir meşruiyet ve ehemmiyeti yoktur. 

-Bu ülkenin siyasetçileri, Türkiye'ye ister tümden soykırımcı suçlamasını yöneltsin, isterse de "Hepimiz Ermeniyiz" diyenlere yeşil kart dağıtarak kucak açsın. Bize göre bunların hepsi fasa fiso ve teneke gürültüsüdür. 

-Bundan böyle canları ne istiyorsa, keyifleri neyi gerektiriyorsa öyle yapmazlarsa hepsinde gönlümüz kalacaktır. Türk milletini soykırımcı olarak görenler, şayet tutarlıysa, şayet insan hak ve şerefine saygı duyuyorlarsa yüzlerce yılda Amerika kıtasında katledilen milyonlarca insanın, Irak'ta, Afganistan'da yok edilen din kardeşlerimizin günahını çıkarsınlar, sonra da yüzleri kaldıysa gelip bize laf yetiştirsinler.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim