• BIST 98.704
  • Altın 143,651
  • Dolar 3,5664
  • Euro 3,9900
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 18 °C
  • İzmir 25 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Dersim'in Kayıp Kızları...

Dersimin Kayıp Kızları...
Sevinç, mutluluk, burukluk, araya giren koca iki ömür, ayrılık hüznü, çekilen acılar… Hepsi bir anda sökün ediyor.Sonra oturup anlatmaya başlıyorlar…Filmi izleyince insan ürperiyor:-Bunlar bizim ülkemizde yaşandı ha?

 

 

 

Türkiye’nin yakın tarihi büyük bilinmezlikler, gizli-saklı acılar, üstü örtülmüş gerçeklerle dolup taşıyor. Her gün tarihimizle ilgili yeni bir şey öğrenmenin sarsıntısını yaşıyoruz.

Zülfü Livaneli’nin geçen hafta sonu vizyona giren “Veda” filminden sonra Can Dündar şöyle yazdı:

-Fikriye hanım intihar etmedi, öldürüldü!

Kendisi de daha önce yaptığı belgeselde Fikriye hanımın intihar ettiğini anlatmıştı. Ancak Fikriye hanımın ABD’de yaşayan yeğeni A. Hayri Özdinçer, yakın zamanda Can Dündar ile buluşarak halasının intihar etmediğini sırtından vurulduğunu söylüyor. Bu iddiasıyla ilgili birden fazla kanıta da ulaştığını Can’a aktarıyor.

Biz tam Veda’daki Fikriye şokunun etkisindeyken Nezahat Göndoğan’ın olağanüstü belgeseli çıktı geldi. Dün (2 Mart) akşam Cemal Reşit Rey Salonu’nda “mahşeri bir kalabalıkla” galası yapılan “İki Tutam Saç/ Dersimin Kayıp Kızları” adlı belgesel saklı kalmış yakın tarihimize ait çok büyük bir drama ayna tutuyor.

 

DERSİMİZ, DERSİM OLUNCA…

 

Dersim 1938 denilince akla hemen CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen geliyor. Barış girişimlerine karşın savaşı savunan Öymen’in ağzından bir “Dersim” sözcüğü kaçıverdi… Türk Ordusu Dersim’de de kayıplar vermişti, ama bu yüzden yaptıklarından geri durmamıştı…

O zamana kadar bu kelimeyi hiç duymamış olan genç insanlar önlerindeki bilgisayarlara “Dersim” yazıp, “enter” tuşuna bastılar…

Dersim ile ilgili olarak 1 milyon 700 bin sonuç çıktı… Okudukça şaşırdılar, şaşırdıkça okudular.

Artık hiçbir şey gizli kalamıyordu. Oysa 1938’de tarihe Dersim İsyanı olarak geçen olaylar İstanbul basını tarafından aylarca “görülmemiş”, haber haline getirilememişti!

Nezahat Gündoğan’ın çalışması ise bir başka insanlık ayıbını ortaya çıkartıyor.

1937-38 Dersim Harekâtıyla birlikte aileleri katledilen kız çocukları rütbeli askerlere evlatlık olarak veriliyor. İki kardeş başka şehirlerde, başka ailelerin yanında birbirlerinden habersiz büyüyorlar. Ama bir biçimde öğreniyorlar kendilerinin buralara nasıl geldiklerini… Başka kardeşleri olduğunu da biliyorlar.

Yönetmen Nezahat Gündoğan tam üç yıl boyunca araştırıp Dersim’de ailelerinden alınan kızlara ulaşıyor. Belgeselin çekimleri sırasında o zamana kadar birbirlerini hiç görmemiş olan Huriye ve Fatma kardeşleri buluşturuyor. Şimdi 80’li yaşlarını süren bu iki kız kardeşin buluşması hiçbir kurgu katkısı olmadan tam bir belgesel halinde görüntüleniyor.

Çok duygulu anlar…

Sevinç, mutluluk, burukluk, araya giren koca iki ömür, ayrılık hüznü, çekilen acılar… Hepsi bir anda sökün ediyor.

Sonra oturup anlatmaya başlıyorlar…

Filmi izleyince insan ürperiyor:

-Bunlar bizim ülkemizde yaşandı ha?

 

TARİHİ KATİLLER YAZIYOR

 

Ve bunları sadece yaşayanlar biliyor. Tek başlarına içlerinde saklıyorlar çektiklerini. Sonra iki kişi bir araya gelince etrafta kimsenin olmadığına inanarak fısıltı halinde konuşmaya başlıyorlar. Sonra giderek çoğalan bir koroya dönüşüyorlar.

Dersim diye bir yer olduğu, burada yaşayan insanların tarihin belli dönemlerinde askeri operasyonlarla imha edildiği, üzerlerine gaz bombaları atıldığı, mağaralara saklananlar için içeri gaz bombası atıp, ağzını da duvarla kapatıldığı tanıkların ağzından yazılıyor. Tabii ki ölenler değil, öldürenlerin anılarında yer alıyor bu vahşet!

Resmi Tarih adlı bir Arjantin filminde izlemiştik. Lise öğrencisi delikanlı tarih dersinde öğretmenine itiraz ediyor:

-Anlattıklarınıza inanmıyorum.

-Ama evladım kitapta yazıyor, neden inanmıyorsun?

-Çünkü tarihi katiller yazıyor!

Bütün uluslar için geçerli olan bir tespit…

Nezahat Bozdoğan’ın duygulu filmi bir kez daha Arjantinli çocuğun sözlerini akla getiriyor.

Dersim’in Kayıp Kızları’nın finalinde Şevval Sam’ın kendi seslendirdiği “Yol Türküsü” adlı bestesi yer alıyor. Müziklerini Mikail Aslan’ın yaptığı filmin metinleri de Sema Kaygusuz’un kaleminden…

Bozdoğan’ın çalışması bir yüzleşme filmi… Bu yüzden izlerken zor anlar sunuyor. Ama anlatım dili bakımından seyirciyi kucaklayan sıcaklığa sahip…

Günahlardan arınma ayini gibi de kabul edilebilir:

-Dersim’in kayıp kızları!

 

Nazım ALPMAN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

u

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim