• BIST 108.489
  • Altın 151,139
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'Derin İttifak'Açılım Sürecini Bitirmek Mi istiyor?

Derin İttifakAçılım Sürecini Bitirmek Mi istiyor?
Ahmet Türk’e atılan yumrukla başlayan, BDP’nin “ret cephesi”ne mahkûm olması, Samsun’da polise dönük saldırı, Kayseri’de Bakan Yıldız’a atılan yumruk ve son olarak Giresun’daki mayınlı saldırıyla devam eden

 

 

 

 

Hasan Postacı / Özgün Duruş

Son günlerde ardı ardına yaşanan olayların sistemli ve planlı birtakım hamleler olduğu kanısı yaşanan her olayla daha da güçleniyor. Zamanlama ve içinde bulunduğumuz konjoktürel şartlar göz önüne alındığında, temel hedefin anayasa değişim paketiyle yeni bir mesafe alarak güçlenen “açılım süreci”ni bitirmek ve 2011 seçimleriyle yeniden tek başına iktidar olması muhtemel olan ve sürecin en önemli devam ettiricisi konumunda bulunan Ak Parti iktidarını sonlandırmak olduğu söylenebilir.

 

“DERİN İTTİFAK”IN BİLEŞENLERİ KİMLER?

Geçmişte toplumsal hafızamızda iz bırakan olaylara baktığımızda, sürekli olarak, barışa ve demokratikleşmeye ve sorunların çözümüne dönük başlatılan her projeye karşı stratejik derin akıl devreye girmiş ve süreci provoke eden ajitatif olaylar tezgâhlayarak bu girişimler başlamadan bitirilmiştir.

Yılların deneyimli siyasetçisi Ahmet Türk kendisine atılan yumruğun arkasındaki eli görmüş ve bu olay üzerinden yapılacak karşı hamleleri sert açıklamalarla baştan mahkûm etmesine rağmen misilleme olarak yapılan ve PKK’nın üstlendiği Samsun’daki polise dönük provakatif süreci daha da ajite etmeyi amaçlayan saldırının gerçekleşmesini önleyememiştir. Ergenekoncu yapı, PKK içindeki silahlı çatışma isteyen gruplarla yeni bir oyunu sahnelemenin ilk adımını da böylece atmıştır.

Kayseri’de gerçekleşen yumruk olayı bu olayların sistemli planlandığı kanısını güçlendirirken, olayın failinin Ülkü Ocakları ve İşçi Partisi ilişkileri Ergenekoncu yapının yeniden milliyetçi, ülkücü taban üzerinden bir çatışma üretmeyi de hedeflediğini gösterir. Bu durum Devlet Bahçeli’nin ülkücü gençliği şiddet ve çatışma dışı tutma çabalarının kırılmaya başladığının da habercisi olmuştur.

 

EMİR ÇOK DERİNLERDEN VERİLMİŞTİR

Konuyla ilgili bir röportajda polis kökenli, Yeditepe Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi olan Yardımcı Doçent Emre Uslu şu analizleri yapmaktadır: “Kayseri'deki yumruğa gelince... Düpedüz bir derin devlet operasyonu bu. Kayseri'deki olay, Türk'e saldırının da organize bir iş olduğunu gösteriyor. Medyada çıkan habere göre, Kayseri'de bakana yumruk atan kişi, faşist bir eski solcu örgüt ile Ülkü Ocakları'nın ortaklaşa düzenledikleri bir etkinliğe katılmış. Ülkü Ocakları kesinlikle reddediyor ama benim resmî kaynaklardan aldığım bilgiye göre, ortaklaşa böyle bir etkinlik yapılmış. Eğer saldırgan bu etkinliğe katılmışsa, yumruk, tamamen organize bir iş demektir ve emir çok derinlerden verilmiştir. Zira bu, anti Kürtçü dalgayı yaymak için çok çığırtkan eylemler ve çağrılar yapan faşist bir oluşumdur. Hatırlayın... 2004'te eski Ülkü Ocakları başkanıyla Doğu Perinçek'in oğlu, Veli Küçük'ün ofisinde bir araya gelmişlerdi. Bu haber medyada “Kızılelma koalisyonu” diye çıkmıştı. O olaydan sonra Devlet Bahçeli, ülkücü gençleri sokaktan çekmek için çok büyük gayret sarf etti. Ta ki Kayseri'deki yumruklu saldırı oluncaya dek... 2009'un sonuna doğru MHP'nin Merkez Karar Yürütme Kurulu'nda değişiklikler oldu. Ergenekon sanığı Mehmet Haberal’ın oğlu ile Yeşil'le ilişkisi olan bir emekli Albay MKYK’ya girdiler. Derin devlet, MHP'yi kuşatmaya çalışıyor demektir bu. Bu albayla ilgili bir dergide çıkan övücü yazıda, “Albayımız, Türkleri örgütlemek için zaman zaman Almanya'ya gelir. Bazen akademisyen kimliğiyle, bazen Ermeni konusunda uzman kimliğiyle gelir ve Türkleri örgütler” diyordu. Albay, o dönemde MGK'da çalışıyordu. Zaten özgeçmişinde de benzer görevler nedeniyle 27 ülkeye gittiğini yazmış kendisi. Bu isimlerin MHP'nin MKYK'na girmiş olmaları, “MHP derin devletin kontrolüne mi giriyor, Bahçeli'nin sertleşmesinin arkasında bu eksen kayması mı var” sorularını sorduruyor.”

“Derin ittifak”, bir yandan “Kızılelma koalisyonu”nu yeniden toparlarken, diğer yandan PKK üzerinden süreci sabote etmeye çalışıyor. Ergenekoncu yapının tasfiyesi geciktikçe, açılım süreci ile ilgili adımların atılması ertelendikçe, derin ittifakın planladığı adımların arzuladığı hedeflere ulaşmasının da önü açılmış oluyor.

 

STK’LARIN KAPATILMASI İLE NE HEDEFLENİYOR?

İnsan haklarıyla ilgili bir sivil toplum kuruluşu olan Mustazaf-Der kapatıldı. Kapatılma gerekçesinde Hizbullah’ın devamı olduğu belirtildi. İnsan haklarıyla bir sivil toplum kuruluşunun kapatılması, özellikle AB ve tüm dünyada gittikçe demokratikleşmenin merkezi literatürlerinden biri haline gelen insan hak ve özgürlükleri alanında olması tepki çeken bir durum. Kuruluşun bir yapının uzantısı olması gibi sübjektif bir gerekçe ile kapatılması ayrıca bir hukuk skandalı olarak tarihe geçecektir.

Kapatılmanın yaşanan yumruk skandalları ve birtakım provakatif eylemlerden sonra getirilmesine dikkat çekmek gerekir. Derneğin tabanının özellikle Kürdistan bölgesinden olduğu ve misyonunun İslami bir söylem çerçevesinde şekillendiği düşünülürse kapatılmanın birtakım derin stratejik hesaplar taşıdığı pekâlâ söylenebilir. Bu tabana hitap eden sivil legal kuruluşların daha önce provakatif saldırılara uğraması ve şimdi Mustazaf-Der’in kapatılması, geçmişte yaşanmış Hizbullah-PKK çatışmasının bir zeminini yeniden üretmek ve alevlendirmek için hesaplar yapıldığını gösterir. Mustazaf –Der başkanının kapatılma sonrası sivil toplum kuruluşları üzerinden çalışmalarının ısrarla devam edeceğini belirtmesi ve derneğin aynı misyonla ve yeni bir adla kaldığı yerden çalışmalarını devam ettireceğini bildirmesi, bu yönüyle basiretli bir açıklama olmuş ve derin ittifakın hesaplarını bozan bir etki yapmıştır.

 

HEDEF, 2011 SEÇİMLERİ SONRASI “AÇILIM SÜRECİ”Nİ SONLANDIRMAK!

Tüm bu yapılanların temel hedefi toplumda bir çatışma ortamı üreterek açılım sürecini bitirmek ve yaklaşan 2011 seçimlerinde oluşturulan kaos ortamının sorumlusu olarak Ak Parti’nin yeniden tek başına iktidar olmasını önlemektir. Özellikle son yaşananların basında yayınlanan bazı anketlere kamuoyunu belli bir yöne sevk ettirerek Ak Parti’nin oy kaybettiğinin, oy oranının % 27’lere gerilediğinin servis edilmesini de bu sürecin bir parçası olarak görmek gerekir. Konu ile ilgili Emre Uslu’nun şu tespitlerinin altını önemle çizelim:

“Kürtlerin kışkırtılmak isteniyor olmasından korkuyorum. Çünkü 2011 seçimlerine giden süreci, devletin bir kesimi kritik bir süreç olarak görüyor. AK Parti'nin bir daha iktidara gelmemek üzere, oylarının eritilmesini istiyor. 2011'deki seçimlere dek, Kürt sorunu Batı kamuoyunda daha çok görünür kılınmak isteniyor. İnsanların, televizyonlarını her açtıklarında Kürt sorunuyla karşılaşmaları ve bundan dolayı insanlarda Kürtlere nefret ve öfkenin artması planlanıyor. AK Parti'nin açılımı sonucunda Kürt sorununun tırmandığı duygusu verilmek isteniyor. Özellikle MHP, siyasi geleceğini bu süreçte görüyor ve açılımla ilgili Türklerin homurtularının artmasını bekliyor. Bunun için de çok sert muhalefet yapıyor. İşte bütün bu yumruk olayları, Hizbullah'ın derneğinin kapatılması hep Türk-Kürt çatışmasını hızlandırmak için hamleler.

 

ÇATIŞMANIN ARTMASI, DERİN DEVLETİN VE PKK'NIN YARARINADIR

Çatışmanın artması, derin devletin ve PKK'nın yararınadır. Türkiye tekrar şiddete dönmenin eşiğinde bugün. BDP'li siyasetçiler, ‘Asker dağdaki PKK'lılara operasyon yapıyor. Onlar da kendilerini savunuyor. Devlet operasyonları durdursun, dağdan iniş için ortam oluşsun’ diyorlardı. Peki, Samsun Ladik'te öldürülen polis, operasyona mı gidiyordu? Kızıltepe'de şehit olan polisler operasyona mı gidiyorlardı? Hayır. Ama şu var: AK Parti'yi iktidardan düşürmek için ekonomik kriz çıkarmayı denediler, olmadı. Şimdi aynı amaç için, Kürt-Türk çatışması yaratılmak isteniyor. Yumruklardan korkuyorum ben. Özellikle Kayseri'deki yumruğun arkasındaki organize hareketi görünce ve Hizbullah’ın derneği kapatılınca, korkularım daha da arttı… Eğer Kürt-Türk çatışması üzerinden bir operasyon planlanıyorsa, Mustazaf-Der'in kapatılması kritik bir noktadır. Çünkü bugün Hizbullah, Güneydoğu'da çok daha güçlüdür ve tabana yayılmıştır. Mustazaf-Der, çok ilginç bir zamanlamayla kapatıldı…”

18 Mart’taki “Kutlu Doğum” ile ilgili etkinliklerde meydanları dolduran yüz binlerce Peygamber sevdalısını bu kanlı oyunun tarafı haline getirmek isteyen çabaları, yine Müslümanların İslam’dan aldıkları basiretle, ferasetle barıştan, hoşgörüden yana ortaya koyacakları vakur duruşlarla etkisiz hale getireceklerdir. Gerçek Hizbullahî duruşun, Kuran ikliminden beslenen, sevgililer sevgilisi, güllerin efendisi Peygamberi (s.a.v) kendine örnek alan, tüm insanlığa barış, adalet ve özgürlüğü sunma misyonunu asla unutmayan bir duruştur.

 

SİVİL SİYASET, BARIŞ VE DİYALOG GÜÇLENDİRİLMELİ

Çeteci derin devlet ilişkilerinin, Ergenekoncu yapılanmanın, çeşitli provokasyon ve ajitasyonlarına kapılmadan, çeşitli yöntem ve taktiklerle, birtakım ilişkilerle yönlendirilen tetikçilerin ürettikleri kıvılcımlara karşı basiretli duruşlar sergileyerek, sahnelenmek istenen kanlı oyunu bozabilir, bunun aracı olmaktan kendimizi ve çevremizi koruyabiliriz. Geçmişte yaşananlara bugünden dönüp baktığımızda, dökülen kanların, yaşanan acıların bu çeteci derin devletin kirli ilişkilerini beslemekten öte bir katkı sağlamadığını göreceğiz. Bu dökülen kanlarla beslenen Ergenekoncu yapının, ancak “açılım süreci” ile ilgili kazanımları genişleterek çözebiliriz. Bunun için sivil siyasetin tüm imkânları kullanılmalı, silahlı çatışma yöntemleri terk edilmelidir.

Temel hedef, toplumda “açılım süreci” ile giderilmeye çalışılan sosyopolitik polarizasyonları ajite ederek yeni çatışma alanları üretmek olan bu “derin ittifak” hamlelerini boşa çıkarmak için sivil, barış ve diyalogdan yana duruşumuzu ve soğukkanlılığımızı korumalıyız ve devam ettirtmeliyiz. Bu konuda başta tüm sivil toplum kuruluşlarına aydın ve akademisyenlere önemli sorumluluklar düştüğünü hatırlatmaya bilmem gerek var mı?

 

 

 

 

 

 

 

 

h

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim