• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 13 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

Delirdik!

Delirdik!
Gavur, pistir. Cehenneme gider! (O cehenneme gidecek de sen “ahiret işleri dairesinden temiz kâğıdı” mı aldın yahu?)

 

 

 

 

Kendisinin İtalyan olduğunu söylediğimizde sinirlenen, “İsviçreli” bir dostumuz var. Geçenlerde hanıma yakınmış. “Türkler bir acayip. Buradaki Müslümanlık hiç bir yerde yok” gibi laflar etmiş. Evet, biz de böyle biliriz. Buradaki Müslümanlık hiçbir yerde yok. Değil mi? En süper Müslümanlık bizde... Böyle biliriz. “Pis Araplar” mı Müslüman? Yok artık, daha neler! Elbette biz, en kralından Müslüman’ız.

Ne yazık ki Ortadoğu’yu, Hindistan’a kadar Asya’yı, Müslüman ülkelerin çoğunu gezmiş olan dostumuz, bu sözleri bize iltifat etmek için söylemiyor. Kendisi de Müslüman olduğu halde, “bir Avrupalının tam olarak Müslüman olamayacağına emin olan” sevgili halkımın şüpheci tavırlarına maruz kalıyor. Memleketinden çikolata getirmeye görsün, kime ikram etse “domuz yağı var mı? Likörlü mü?” sorularına muhatap oluyor. “Ben de Müslüman’ım. Ben yemiyorum! Nerede kaldı size yedireyim!” diyemiyor. Utanıyor. Utanmayan biziz.

Bu ülkede insanların Müslüman olmayanlar için fazlasıyla önyargılı olduklarından şikayet ediyor. Hem de öyle, “Haçlılara güven olmaz” kabilinden, “tarihi bilinçaltından” çıkan basit genellemeler falan değil. Düpedüz, fert fert insanları dışladıklarını, kendilerinden olmayanlara düşmanca yaklaştıklarını, hor gördüklerini, hatta ikrah ettiklerini söylüyor. “Nursuz” diyorlarmış. “Pis” diyorlarmış. Ve hemen ilave ediyorlarmış: “Cehenneme gidecek!” Eh! Normaldir! Gavur, pistir. Cehenneme gider! (O cehenneme gidecek de sen “ahiret işleri dairesinden temiz kâğıdı” mı aldın yahu?)

 

Bu toplum neydi? Ne oldu?

İnanılmaz bir şey! Boşuna dememişler, “insan ne oldum dememeli!

Her milletten insanın güzelce geçinip gittiği zamanlar hiç de uzak değil. Etrafta başka başka halkların olduğu, bunun gayet normal karşılandığı, insanların, kültürlerin birbirleriyle kaynaştıkları günler… Şu eski günler! Karagöz’ü bir düşünsenize! Karagöz’de bütün halklar vardır. Hepsiyle de dalga geçeriz! Yahudi bal gibi cimridir! Dalgamızı geçeriz! Arnavut, fenâ inatçıdır! Dalgamızı geçeriz! Şimdi Türk’ün ne olduğunu söylesem, 301 var. Diyemem. Şaka olduğunu da anlatamazsın! Fakat bu “medeniyet”, bir millet hakkında genelleme yaparak konuşmayı hakaret sayan yasa çıkaran Avrupa Birliği’nden kat kat ileri değil midir?

Biz ne zaman delirdik yahu? Fazlasıyla içine kapalı bir topluma dönüştük. Fazlasıyla tektipleştik. Farkında mısınız? Hala bir “Führer”imiz var. “İyi Alman sarışın olur. Mavi gözlü ve uzun boylu olur. Soyunda aşağı ırklardan kimse olmaz. İyi Alman, çalışkandır. Zekidir! Almanhöt’ dedi mi, dünya titrer! Bir Alman dünyaya bedeldir!”

“İyi bir Türk, çalışkan ve zekidir. Elbette, soyunda aşağı bir ırktan kimse yoktur. Varsa da, Türk olmanın gururunu bizimle paylaşmalıdır. Türk olmalıdır! Bizden olmalıdır! Bize benzemelidir! Ama evvela biz bize benzemeliyiz! Bir bütün olmalıyız! Sınıfsız bir toplum… Türk milleti…”

İyi Türk, elbette Sünnidir! Elbette Hanefidir! (Şafii falan olursa, Araplık-Kürtlük falan işin içine karışır maazallah!) 

Ben İsviçreli dostuma bunları nasıl anlatırım? Türkiye’nin Kuzey Kore ile pek benzediğini nasıl izah ederim? Ders kitaplarımızın palavralardan ibaret olduğunu, çocuklarımızın yalanlarla büyüdüğünü, nesillerdir robotlar ürettiğimizi, aklımızı, ahlakımızı, sevgimizi, saygımızı, neşemizi, zevkimizi yitirdiğimizi nasıl söylerim? Kendimizi bütün dünyayı mağlup etmiş bir millet zannettiğimize inanır mı? Hem kendimizi çok büyük işler başarmış üstün bir millet bilip, hem de bu kadar korkak, bu kadar saldırgan olmamız nedir peki? Bu tedirginliği, her an yok olacakmışız korkusunun bu kadar derin olmasını nasıl izah ederim?

Batı’ya dönük bir aşağılık kompleksi. Beraberinde müthiş bir kendini beğenmişlik! İşte bu yüzden delirdik!

Biz sadece komşumuz Nikola’yı, Moris’i, Şant’ı yitirmedik! Onlarla kurduğumuz ilişki biçimini de yitirdik. Hangisini önce yitirdik dersiniz?

 

Biz, medeniyetimizi yitirdik

İnsanların yüzlerine bakıyorum: Mutsuzlar! Çok mutsuzlar, çok gerginler. Patladı patlayacak halde dolaşıyorlar. Pek çoğu hayatı bir yarış gibi algılıyor. Hep bir şeylerde yarışıyorlar. İş hayatları böyle, evlilikleri böyle. Arkadaşlıkları, her türlü insan ilişkileri böyle. Hele trafikte! Mesela şerit değiştirirken, farkında olmadan birini sıkıştırmış olun. Bu hatanın bedelini hayatınızla ödeme ihtimaliniz, dehşet verici seviyededir!

Bir köyde, kutlama sırasında, namaz kılan insanların, akrabaları tarafından katledilmesi korkunç bir olaydır. Evet! Ancak çok daha korkuncu, katillerin zevcelerinin bu olaydan nasıl bahsettiklerini, yüzlerindeki mağrur, memnun gülümseyişi görmekti!

Cahil bir çocuğun Ermeni bir gazeteciyi öldürmesi korkunçtu. Ancak daha korkuncu “hepimiz Ermeniyiz” sloganına itiraz ediliş biçimiydi.

Türk Psikiatri Derneği sürekli açıklamalar yapıyor. “İşsizliğin, yoksulluğun ve güvencesiz çalışma koşullarının ruh sağlığını olumsuz etkilediğinden” dem vuruyor. “Meslek sahibi olmanın insanın ‘öz bilmem neleri’ için çok mühim olduğunu” söylüyor. Elbette öyledir.

Ancak bundan ibaret olmadığını sanıyorum.

 Mehmet Divaneoğlu / Özgün Duruş

 

 

g

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim