• BIST 108.277
  • Altın 151,616
  • Dolar 3,6780
  • Euro 4,3348
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 26 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Davutoğlu Millete Seslendi: Paralel Örgütlenmeler Bir Daha Bu Ülkede Nefes Alamayacaklar!

Davutoğlu Millete Seslendi: Paralel Örgütlenmeler Bir Daha Bu Ülkede Nefes Alamayacaklar!
Başbakan Davutoğlu, “Paralel devlet yapılanması şeklindeki örgütlenmeler bu ülkede bir daha zemin bulamayacaklar, nefes alamayacaklar” dedi.

 

Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan “Yeni Türkiye Yolunda” adlı ulusa sesleniş konuşmasında, 2014 yılı ve Aralık ayındaki çalışmaları konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Aralık ayı sonunun özel bir ay sonu olduğunu ifade eden Davutoğlu, “Çünkü aynı zamanda yılın da sonu. Her şeyden önce hayırlı akşamlar diliyor, hayırlı yıllar temenni ediyorum” diye konuştu.

Davutoğlu, 2014 yılındaki demokrasi bilinçleri dolayısıyla tüm vatandaşlara teşekkür etmeyi borç bildiğini ifade ederek, şunları söyledi:

“Çünkü geçen sene bu vakitlerde, tam da 2013 Aralık ayının sonlarına doğru Türk demokrasisinin geleceğiyle ilgili karanlık tablolar çizenler ortaya çıktı. Türkiye’nin kaosa gireceği, demokratik yolla seçilmiş hükümetin sona ereceği, bu sebeple de ekonomik krizler yaşanacağına dair karamsar tablolar çizen karanlık odaklar vardı. 2014 yılı, aziz vatandaşlarım demokrasimizin altın yılı oldu. Daha önce çizilen karanlık senaryolara rağmen halkımız 30 Mart seçimlerinde yüzde 90′a yaklaşan bir katılım oranıyla demokrasiye olan bağlılığını bir kez daha gösterdi. Daha sonra yine aynı bilinç ve kararlılıkla 10 Ağustos cumhurbaşkanlığı seçimlerini yaşadık. Bu seçim de tarihi bir seçimdi, çünkü tarihimizde ilk kez devlet başkanımızı doğrudan oylarımızla seçtik. Bu vesileyle Cumhurbaşkanımızı bir kez daha tebrik ediyor çalışmalarında başarılar diliyorum. Halkımızı da her iki seçimde gösterdikleri demokrasi bilinci katılım oranı dolayısıyla bir kez daha tebrik ediyorum ve önümüzdeki 2015 Haziran’daki seçimde de aynı kararlılıkla demokrasi bilinciyle sandıklara gideceğimizin işaretlerini gördüğümü bir kez daha ifade etmek istiyorum.”

Aralık ayında, 15 vilayeti ziyaret ettiğini bildiren Davutoğlu, yoğun çalışma temposu içinde bir taraftan devlet ve hükümet işlerini takip ettiklerini, diğer taraftan yabancı misafirleri ağırlayıp yurtdışı seyahatlerini gerçekleştirdiklerini belirtti. Başbakan Davutoğlu, bir yandan da hiç ihmal etmeden şehirlerde halkın huzuruna gelmeye büyük bir özen gösterdiklerini vurguladı.

Van, Eskişehir, Nevşehir, Bursa, Adana, Elazığ, Adıyaman, Konya, Rize, Trabzon, Bolu, Edirne, Hatay ve Gaziantep illerini ziyaret ettiğini anlatan Davutoğlu, “Tabii takriben her hafta gittiğimiz İstanbul’u da buna koyduğunuzda 2 günde bir Ankara dışında bir vilayetimizde olduk” dedi.

Bazı illerde vergi rekortmenlerine ödüller verdiklerini, bazı illerde sanayi odalarında en yüksek performans gösteren işadamlarına takdirlerini sunduklarını kaydeden Davutoğlu, “Bazı vilayet ziyaretlerimizde güzel açılışlar yaptık, çok büyük sanayi kuruluşlarının açılışlarını ve son olarak Hatay’da olduğu gibi dünyanın ikinci büyük kültür ve mozaik müzesini hizmete açtık” diye konuştu.

Makedonya’da her eve bayrak, Kur’an-ı Kerim ve Türkçe sözlük

Birçok sivil toplum kuruluşu temsilcisinin, Üsküp ve Gotsivar’dan temsilcilerin bulunduğu bir toplantıda, kendilerinden bir ricası olduğunu, al bayrak talebinde bulunduğunu anlatan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“O törende Türkçe Bayramı’nda, Makedon misafirlerimizin de huzurunda soydaşlarımıza bir müjdede bulunduk ve sadece al bayrak değil, kurumlarımıza da talimat vererek isteyen herkesin evine ve hanesine takriben 30 bin soydaşımıza ama diğer Makedonya’da yaşayan tarihdaşlarımıza da ulaşmak üzere, kaç on bin olursa olsun, kaç yüz bin olursa olsun her eve bir al bayrak ki evladıfatihanı temsil eder, mealiyle birlikte bir Kur’an-ı Azimüşşan ki inancımızı temsil eder ve onun yanında o topraklarda aziz Türkçemiz hiç sönmesin, dilimiz hiç durmasın diye her eve bir Türkçe sözlük sözü verdim.”

Davutoğlu, bu ay Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin dünyadaki etkisini, gücünü gösterecek ziyaretlere ve temaslara da şahit olduklarına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Her şeyden önce daha Aralık ayı başlarken Rusya Devlet Başkanı Putin, Üst Düzey İş Birliği Konseyi Toplantısı için Sayın Cumhurbaşkanımızın davetlisi olarak ülkemizde bulundu. Kendisiyle hem Cumhurbaşkanımız hem ben detaylı görüşmeler yaparak bölgesel sorunları, ikili ilişkileri, enerji işbirliği de dahil olmak üzere kapsamlı ortak projeleri gözden geçirdik. Aynı şekilde hemen o hafta içinde İngiltere Başbakanı David Cameron benim misafirim olarak Ankara’da bulundu. Kendisiyle birçok bölgesel sorun yanında ikili ilişkilerimizi değerlendirme imkanı bulduk. Daha sonra İtalya Başbakanı Renzi, ülkemizdeydi. Avrupa’dan hem İngiltere’den hem İtalya’dan gelen ziyaretler ikili ilişkiler dışında Avrupa Birliği sürecinde bize çok önemli destekler veren iki Avrupa liderini ülkemizde ağırlamak bakımından çok önemliydi. Ayrıca yine bu ay içinde Polonya’ya önemli bir Avrupa Birliği ülkesine ziyarette bulundum. Bu ziyarette çok anlamlıydı. Çünkü diplomatik ilişkilerimizin 600. kuruluş yıl dönümünde birlikte olduk.”

“Avrupa Birliği yönündeki kararlılığımız devam edecektir”

“Bütün bunlar gösteriyor ki Türkiye Avrupa’nın bir parçasıdır, Avrupa tarihi bizim tarihimiz ve bizim arşivlerimiz okunmadan yazılamaz, yazılamayacaktır” ifadesini kullanan Davutoğlu, şunları kaydetti:

“Bizi Avrupa dışında tutmak isteyenler ya da şu veya bu gerekçelerle yabancı düşmanlığıyla önyargılarla Türkiye’yi Avrupa kıtasının dışında görmek isteyenlere buradan bir kez daha cevap vermek istiyorum: Türkiye, Avrupa’nın, Avrupa tarihinin, Avrupa sosyal yapısının, Avrupa ekonomisinin Gümrük Birliği düzenlenen bir parçasıdır, Avrupa Birliği yönündeki kararlılığımız devam edecektir. Ama Türkiye milli iradeyle hükmeden bir siyasi yapı içinde kendi tercihlerini yapacak güçtedir. Bu tercihleri yaparken de hiçbir yerden talimat almamıştır, almayacaktır.”

Çad Başbakanı Deubet, Katar Emiri Al Tani ve Irak Başbakanı Haydar el-İbadi’yi de Aralık ayında Türkiye’de ağırladıklarını ifade eden Davutoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

“Ki Türkiye-Katar ilişkilerinin ne düzeyde olduğuna bütün dünya yakından detaylı takip ediyor, ülkemizi bir kez daha ziyaret etti. Kendisiyle detaylı görüşmeler gerçekleştirdik. Katar’ın Türkiye ile olan ekonomik ilişkilerinde son dönemde artan ivmeyi daha da ileri düzeye getirme ve bölgesel ve küresel alanda sorunlarda işbirliği yapma kararlılığını teyit ettik.

Değerli dostum Irak Başbakanı Sayın Abadi, Ankara’ya çok kalabalık bir heyetle, çok sayıda bakanla gelerek yüksek düzeyli işbirliği toplantısını birlikte gerçekleştirdik. Çok verimli geçen bu toplantılar sonrasında enerji işbirliği ve değişik alanlarda Türkiye ile Irak ekonomilerinin birbirini tamamlayan özellikleri üzerinden entegre edilmesi konusunda mutabakata vardık.

Yine kritik bir ziyaret bağlamında Irak Kürdistan Bölgesel Başbakanı Neçirvan Barzani de ülkemize geldi. Bütün bunlar Türkiye-Irak ilişkilerinin geldiği düzeyi ortaya koyuyor. Bu ayın çok önemli bir ikili teması da Yunanistan’a ziyaretimde gerçekleşti. Yunanistan’a ay başında yaptığım ziyarette değerli mevkidaşım Sayın Samaras’la Türkiye Yunanistan arasındaki 4. Yüksek Düzeyli İş Birliği Konseyi Toplantısı’nı gerçekleştirdik. Takriben 9 bakanımızla yaptığımız bu görüşmelerde Türkiye ile Yunanistan’ın bütün sorunları yüz yüze konuşarak, iyi niyetle çözme iradesi dışında özellikle ekonomik ve sosyal alanda, turizm gibi hem ekonomik hem sosyal içerikli alanda çok büyük atılımları birlikte gerçekleştirme iradesini de paylaştık.”

“Türkiye bir barış ve istikrar ülkesidir”

Davutoğlu, “Bütün bunlar şunu gösteriyor: Türkiye bir barış ve istikrar ülkesidir. Etrafımızda ateş çemberi olsa da birçok uluslararası ve bölgesel sorunla baş etmek için gece gündüz uğraşsak da Türkiye’nin bütün bölgelerde Balkanlar’da, Karadeniz’de, Kafkaslar’da, Orta Asya’da, Ortadoğu’da, Akdeniz’de görmek istediği tek şey barış ve istikrardır” diye konuştu.

“Biz yeni bir Ortadoğu hayal ederken yeni bir Balkanlar, yeni bir Kafkasya hayal ederken bu barış perspektifiyle hayal ediyoruz” görüşünü paylaşan Başbakan Davutoğlu, şöyle devam etti:

“Tabii bütün bu temaslarımızı yaparken, çok önemli yeni bir unvanla bu temasları yaptık. Hatırlayacaksınız yine bir müjde vermiştim. G-20 zirvesine katılıp Avustralya döndükten sonra 1 Aralık’tan itibaren G-20 dönem başkanlığını alacağımızı ifade etmiştim. 1 Aralık geldi ve gururla Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olarak, sadece başında bulunduğum hükümet adına değil ülkemiz adına, devletimiz ve bizi seven bütün halklar adına gururla ifade ediyorum ki artık Türkiye dünyanın en büyük yirmi ekonomisinin başında G-20 dönem başkanlığını üstlenmiş durumdadır.

Dünya büyük bir ekonomik krizden geçerken, böylesine bir büyük sorumluluğu üstlenmemizin işareti şudur: Artık Türkiye 12 yıl önce olduğu gibi kendi kriziyle uğraşan ekonomik bunalımlar içindeki bir ülke değil, başkalarının krizlerine şifa olabilecek nitelikle büyük bir kalkınma hamlesini gerçekleştirmiş ve gelecek ufku olan, vizyonu olan, kararlılığı olan ama en önemlisi de kendine güveni olan bir ülkedir.”

Aralık ayının, en önemli olayının ise bütçenin TBMM tarafından onaylanması olduğuna dikkati çeken Davutoğlu, şunlarıbelirtti:

“Bu bütçe hayırlı, bereketli olsun. Biz bütçe çalışmalarını yaparken, bereket dualarıyla başladık. Kullanırken, tasarrufla ve milli emanetin tek bir kuruşuna özen gösterip kullanma taahhüdüyle sizlerin huzurunuzdayız. Ama şunu da vurgulamamız gerekir. Bu bütçe birçok açıdan dünyada örnek bir bütçedir. Bütçe açığının milli gelire oranında şu anda AB ülkeleri arasında en iyi durumdaki dördüncü ülkeyiz. Diğer ülkeler daha küçük ölçekli ekonomiler.”

Çözüm Süreci

Davutoğlu, Çözüm Süreci’ni milli birlik ve beraberliğin teminatı olarak gördüklerine işaret ederek, süreç konusunda hiçbir zaman taviz vermediklerini ve vermeyeceklerini vurguladı.

Bir takım unsurların hala provokasyon peşinde olduklarını son Cizre olaylarının da gösterdiğine dikkati çeken Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Hala milletimizin huzurunu kaçırma yönünde eylemlere, yasa dışı faaliyetlere devam ediyorlar. En başından itibaren vurguladığımız üç hususu vatandaşlarımızla paylaşmak istiyorum; bir, Çözüm Süreci, kesinlikle kamu düzeninin alternatifi değildir. Cizre’de olduğu gibi nerede olursa olsun kamu düzenine yönelik herhangi bir fiil görüldüğünde bunun gereği yapılacaktır. İç güvenlik ve özgürlüklerin korunması reformu paketimiz Meclis’e sunulmuştur. Bu konuda da bu yasal çalışmayla birlikte gerekli tedbirleri almakta hiçbir tereddüt göstermeyeceğiz. İki, Çözüm Süreci, bütün vatandaşlarımızın doğusuyla batısıyla kuzeyiyle güneyiyle bir şekilde İstiklal Harbi’nde Çanakkale Savaş’ında dedeleri omuz omuza savaşmış tarihdaşların torunlarının ortak meselesidir. Bu çerçevede de Çözüm Süreci yönündeki çalışmalarımızı artıracağız. Toplumsal bilinçlenme ve duyarlılık düzeyini yükselteceğiz. Üçüncüsü, kim ne yaparsa yapsın Türkiye’nin çevresindeki ateş çemberine sokulmasına izin vermeyeceğiz. Ülkemizin güvenliği bekası neyi gerektiriyorsa onu yapacağız, vatandaşlarımızın her türlü demokratik haklardan istifade edebilmesi için ne reform gerekiyorsa onu da yapmaya kararlı şekilde devam edeceğiz.”

Paralel yapılanma nefes alamayacak

Davutoğlu, 2014′ün, demokrasi için bir sınav ve başarı yılı olduğuna dikkati çekerek, 2015′in ise demokrasinin kökleşmesi ve derinleşmesi anlamında inşallah parlak bir yıl olacağını aktardı.

“Haziran 2015 seçimlerinde hangi partiye oy verirsek verelim hepimiz onurla vakarla demokratik bir ülkenin vatandaşları olarak gideceğiz” değerlendirmesinde bulunan Davutoğlu, şu görüşlerini paylaştı:

“Ne olursa olsun en büyük gücümüz demokrasimiz ve milli irademizdir. Demokrasimize ve milli irademize karşı hangi yönden ne şekilde gelirse gelsin her türlü eyleme, provokasyona ya da organize faaliyete izin vermeyeceğimizi gereken her türlü mücadeleyi sergileyeceğimizi de ifade etmek isterim. Çünkü 23 Nisan 1920′den beri Türkiye Büyük Millet Meclisinin en temel şiarı egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Milletten almadığı meşruiyetle egemenlik kurmaya kalkanlar bürokraside örgütlenerek millete hesap vermeden devleti yönetmeye kalkacak, kalkmayı planlayanlar yani paralel devlet yapılanması şeklindeki örgütlenmeler bu ülkede bir daha zemin bulamayacaklar, nefes alamayacaklar.

Kim milletimize ne vaat ediyorsa açık ve yalın bir şekilde halkın önüne çıkmalı kendini halka taktim etmeli halka teslim etmeli sonra da halkın kararına teslim olmalı. Aksi takdirde doğrudan ya da dolaylı darbe ve vesayet üzerinden milli irade korunamayacağı gibi kişisel hak ve özgürlüklerimiz de korunamaz. Nitekim bu tür bürokratik örgütlenmelerin nasıl bir kişisel hak istismarına yol açtığının örnekleri birer birer ortaya çıkıyor. Dolayısıyla 2015 için birinci mesajımız, kesinlikle milli demokrasi ve milli irade mesajıdır.”

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim