• BIST 89.764
  • Altın 145,514
  • Dolar 3,6255
  • Euro 3,9111
  • İstanbul 8 °C
  • Ankara 3 °C
  • İzmir 13 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

Davutoğlu: Esad'ın Elini Sıkmaktansa İstifa Ederim!

Davutoğlu: Esadın Elini Sıkmaktansa İstifa Ederim!
Milliyet gazetesi yazarı Aslı Aydıntaşbaş, Suriye gündemiyle Abu Dhabi'de gerçekleşen toplantıda Davutoğlu'nun açıklamalarını aktardı.

İtiraf edeyim ki, son 48 saat çok ilginç geçti. Bir gazeteci olarak, resmi gezilere yabancı değilim. Defalarca dışişleri bakanları, başbakan, siyasi parti liderlerinin gezilerine katıldım.
Ama Ortadoğu’da bir dönüm noktasındayız. Sınırlar, denklemler, ittifaklar önümüzdeki 10 yıl içinde hızla değişecek. Fotoğrafın en ilginç karesi, Türkiye. Ankara, Kuzey Irak’la kol kola giriyor,Suriye’de rejim değişikliğine oynuyor, Arap Baharı’na yatırım yapıyor, Ortadoğu’da liderliğe soyunuyor. Şuna tereddüt yok: Kazanırsa, büyük kazanacak.

 

Tablonun kalan bölümünde ise, içinde Türk, Kürt, petrol, boru hattı, demokrasi, devrim, Irak, İran,Sünni, Şii kelimelerinin bolcana geçtiği yepyeni bir ‘Büyük Oyun’ var.
Hal böyleyken, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’yla Fas’taki Suriye zirvesine katılıp sohbet etmek, Ankara’nın oyun planını, kaygılarını, tahminlerini dinlemek, bir gazeteci olarak paha biçilmez değerdeydi. Ne yalan söyleyeyim, gazetecilik açısından İstanbul-Ankara-Marakeş-Abu Dhabi-İstanbul hattında uykusuz geçen uzun uçak yolculuklarına fazlasıyla değdi.




Faslılar karşılarında gördükleri Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na
Suriye konusundaki çabaları için teşekkür etti. Fotoğraf: Cengiz Oğuz Gümrükçü AA

 

Yan hücreden inleme sesleri

İsterdim ki, Türk medyasında Suriye meselesini uzaktan dürbünle takip eden köşe yazarları, Marakeş’e gelip yeni kurulan Suriye muhalefetinin siyasi lideri Muaz el-Hatip’in, hapisteyken yan hücrelerde yatan çocukların işkencede inleyen seslerini anlatırken ağlamaya başlamasını görebilselerdi. Bu tarz hikâyeleri bir defa, iki defa duyunca, belki o yazılara devam etmek mümkün olurdu. Ama onlarcasını bizzat dinleyip, okuyup, bir de üstüne o çocukların yaralı bedenlerini gözlerinizle gördüğünüzde, artık o saygın yazarlarımız gibi ”Efendim Esad’ın diktatör olduğuna şüphe yok ama...” diye başlayan cümleleri kuramaz hale geliyorsunuz.

 

Gelelim sadede. Marakeş’teki Suriye zirvesi sonunda Davutoğlu, eşi Sare Hanım ve zirveyi izleyen gazetecilerle geleneksel bir Fas lokantasında tajin yemeye oturduğumuzda, RusyaDışişleri Bakan Yardımcısı ”Esad gidici” mahiyetindeki açıklamasını birkaç saat önce yapmıştı.

 

Davutoğlu’na teşekkür yağmuru

Rüzgâr dönüyor. Rüzgâr garip bir biçimde, kendi ülkesinde dayak yemesine karşın Suriye konusunda ”haklı çıkmış” görünen hükümet lehine dönüyor. Marakeş sokaklarında insanlar‘Oglu, Oglu!’ diye Davutoğlu’nun arkasından gelip Suriye konusunda teşekkür ediyor. Pakistanlı turistler ona sarılıp Gazze diyor ve resim çektirmek istiyor... Diğer taraftan muhalifler sahada ilerliyor, ABD son dakikada devreye girmeye çabalıyor, Türkiye’nin Putin’e verdiği çok gizli ”Şam’da iktidar değişimi” planı, şu an masadaki en önemli formüllerden...

 

Belki de bu yüzden, bu kez Davutoğlu’nu mutlu gördüm. Ahlaki olarak doğru yerde olmanın hazzı bir yana, bir de sahiden ‘kazanıyor’ olma ihtimalinin belirmiş olması, yüzünü güldürmüş. Medyadaki eleştiri bombardımanını eskisi kadar takmıyor. Artık Esad’ın gideceği, rejimin eninde sonunda değişeceği, Suriyelilerin günün birinde yüzünü Türkiye’ye döneceği belli.

 

Yemekte bütün bunları konuşurken, 20 aydır Suriye’deki dış politikayla ilgili ”Battı, gitti, yanlış hesap!” diyenlere atfen ”Ama...” diyor, ”Velev ki biz yanlış çıktık, çok yanlış hesap yaptık, Esad birkaç yıl daha orada. Durum bu değil ama velev ki öyle. Esad kalacak olsa bile farklı bir şey yapamazdık. Ben şahsen bu noktadan sonra Esad kalacak olsa bile elini sıkmaktansa istifa etmeyi tercih ederdim...”

 

 

‘PYD’ye rejimle işbirliği yaptıkları için karşıyız’

 

Türkiye Suriye’de bir Kürt oluşumunu engellemeye mi çalışıyor? PKK’nın Suriye kolu PYD ile çatışmak akıl kârı mı? Ankara’nın PYD’ye karşı cephe alıyor görüntüsü, diğer Kürt muhalifleri de kızdırmaz mı?

 

Bu soruları sadece Türk medyası değil, Fas’ta Ahmet Davutoğlu ile bir araya gelen Suriyeli muhalifler de sordu. Daha doğrusu, Davutoğlu kapalı kapılar ardında Suriyelilerle buluştuğunda, muhalefetin Kürt kanadından Kürt Ulusal Konseyi temsilcisi, ”Bakın bizler tarihte hep birlikteydik. Kürtler Türkiye’yi kızdıracak bir şey yapmaz. Bakın Irak’a: Adem-i merkeziyetçilik iyidir” diyerekTürkiye’nin PYD tutumuyla ilgili kaygılarını dile getirdi.
Davutoğlu’nun cevabı da sorunun kendisi kadar ilginçti: ”Biz Ortadoğu’da Kürtleri karşı taraf olarak görmeyiz. Irak’taki federalizm döneminde Kuzey Irak’la ilişkimiz daha da gelişti. İsteriz ki Kürtler Suriye’de de etkili rol oynasın. Federalizm mi adem-i merkeziyetçilik mi gelecekte buna siz karar vereceksiniz. Burada tek doğru görmediğimiz, daha seçilmiş bir Suriye parlamentosu yokken bu tarz kararların alınması ya da de facto bölgeler oluşturulması. Ama parlamento oluşur Suriyeliler özgür iradeleriyle karar verirse, buna saygı duyarız.”

 

Marakeş’ten Abu Dabi’ye giderken, yolda Davutoğlu’na Türkiye’nin PYD’ye karşı tutumunun neden bu kadar sert olduğunu sorduk. Sahi etrafta bu kadar curcuna varken, bir de üçüncü bir PKK cephesi açmanın alemi var mı?

 

”PYD’ye karşı tutumumuz Kürtlükle alakalı değil” diyor Davutoğlu: ”Burada asıl sıkıntı, PYD’nin rejimle işbirliği yapıyor olması ve de terör (PKK) bağlantısını reddetmemesi. Yoksa Kürt meselesi yüzünden bir tehdit algısı içinde değiliz. ‘Kürt devleti kuruldu’ haberleri tamamen abartılı. Psikolojik savaş. Ama PYD’ye aynı şebbiha gibi rejimle işbirliği yaptığı için, terör estirdiği için karşıyız. Kürtlerin hakları için karşı çıkıyoruz” diyor ve bir anda Suriye devriminin başında PKK tarafından öldürüldüğü iddia edilen bağımsız Kürt liderine atıfta bulunarak soruyor, ”Allah aşkına Michel Temo’yu kim öldürdü?”

 

 

milliyet

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim