• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 12 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 22 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Cumhurbaşkanı Erdoğan Canlı Yayında Açıklamalarda Bulundu!

Cumhurbaşkanı Erdoğan Canlı Yayında Açıklamalarda Bulundu!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan canlı yayında gazetecilere açıklamalarda bulundu...

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT Haber ekranlarında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Eğer bizde başkanlık sistemi olsaydı biz geldiğimiz noktanın çok daha ilerisinde olurduk. Birçok kez bizim önümüzü tıkanmıştı, bunları aşana kadar çok mücadeleler verdik" dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve geldiği 28 Ağustos 2014'ten bugüne yurtiçi, yurtdışı seyahatleri ve Türkiye'ye gelen yabancı konuklarıyla yoğun bir gündemi bulunduğunu ifade ederek, hiçbir zaman gündemin dışında kalmadığını, gündemin dışında kalmasının da görevi gereği mümkün olmadığını söyledi.

"Buradaki görevimiz cumhurun başı olarak aldığımız yetkinin hakkıyla kullanılmasını gerektiriyor" diyen Erdoğan, cumhurbaşkanı olarak 19 ülkeyi ziyaret ettiğini, ziyaretlerinde 50'ye yakın devlet ve hükümet başkanıyla görüştüğünü, Türkiye'ye gelen devlet ve hükümet başkanları, bakanlarla görüşmeleri olduğunu, büyükelçilerle görüşmeler gerçekleştirdiğini anlattı.

Yurtiçindeki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle Cumhurbaşkanlığı Sarayı'ndaki etkinliklerde vatandaşlarla bir araya geldiğini, son olarak 405 muhtarı Saray'da ağırladıklarını dile getiren Erdoğan, "Muhtarla Beştepe'yi, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nı bütünleştirelim istiyoruz. Hedefimiz 50 bin muhtarımızla burada bir araya gelmek, onlarla konuşmak daha sonra da yemekli toplantımızı yaparak, diş kiralarını da verip buradan uğurlamak. Bu şekildeki süreci başlattık" diye konuştu.

Erdoğan, muhtarların Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda ağırlamanın onlarda farlı bir heyecanı meydana getirdiğini ve bundan sonra da Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde yapılacak çok amaçlı salonda bin, 2 bin muhtarı bir araya getirerek bu etkinliğe devam edeceklerini belirtti. İçişleri Bakanlığının hazırladığı formla muhtarların sorunlarını alacağını, oluşturulacak birimle bunların yakın takibinin yapılacağını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Böylece en tabandan en tavana bir irtibatı İçişleri Bakanlığımız sağlamış olacak. Bu da inanıyorum ki hükümetimizin etkinliklerinden çok çok önemli bir alan olacak. Durmak yok diyoruz, yola devam" dedi.

BAŞKANLIK SİSTEMİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nasıl bir başkanlık sistemi arzu ediyorsunuz, neden böyle bir şeyi gerekli görüyorsunuz, sistemdeki yetki denetimi dengesi nasıl olmalı" sorusu üzerine, başkanlık sistemi üzerinde birçok spekülasyon yapıldığını, bu konuyu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Başbakanlığı döneminde de gündeme getirdiğinde yine birçok spekülasyon yapıldığını anımsatarak, "Birçok alışkanlıkları siz değiştirmeye, reforme etmeye yönelik adımlar atarsanız bunların üzerinden spekülasyonları muhakkak yaparlar" ifadesini kullandı.

ÖZAL VE DEMİREL DE GÜNDEME GETİRMİŞTİ

Başkanlık sistemini daha önce 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal ve 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in de gündeme getirdiğini, Özal'ın başkanlık sistemini "en ideal sistemlerden bir tanesi"olarak ifade ettiğini hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

G20'NİN 10 ÜLKESİ BAŞKANLIK SİSTEMİYLE YÖNETİLİYOR

"Dünyada şu anda G20 ülkeleri içerisinde, en gelişmiş ülkeler malum, bunların içerisinde şu anda 10 tanesi başkanlık sistemiyle yönetiliyor, geri kalan 8 tanesi başkanlı sistemi değil, böyle bir yapı içerisinde artık bir gerçeği görmemiz lazım. Acaba çok daha seri, kolay nasıl muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkarız. Bunun üzerinde düşünmemiz lazım. Çünkü çok başlılık bir defa ayaklarımızı adeta prangaya vurmuş gibi süreci ağırlaştırıyor, hızlandırmıyor.

Şu anda parlamenter demokrasi dediğimiz olay nedir? Parlamento esaslıdır. Parlamento esaslı sistem de başkanlık sistemi yok farz edilmiyor ki orada da o var. Burada şimdi bazıları Amerikan sistemi diyor, bu tartışılır, ayrı bir konu. Amerika'da Temsilciler Meclisi var, Senato var. Türkiye de illa onu yapacak değil. Türkiye bunu kalkar sadece parlamento olarak, milletvekilleri olarak alır onlarla bu süreci işletir.

BAŞKANLIK SİSTEMİ DENETİM ESASLI OLACAK

Denetim esaslı mı olacak? Tabii ki denetim esaslı olacak. Denetleyen neresi olacak? Parlamento olacak, Meclis olacak. Yani Meclis'in vermediği bir izni siz bir defa kullanamazsınız. Anayasa ile başkana verilmiş olan tabii ki bir yetkiler vardır, onun belirlenmiş bir yetki alanı vardır. O yetki alanında hareket edeceği gibi aynı zamanda parlamentonun kendisine vereceği yetkileri kullanma hakkı doğacaktır. Bunun nereye kadar olacağı, bunları belirleyecek olan yine orasıdır. Bir defa denetimsiz bir anlayışın olması çok çok sıkıntılar doğurur böyle bir sıkıntıya zaten mahal vermek mümkün değildir."

NASREDDİN HOCA ÖRNEĞİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, teori noktasında birçok insanın bazı şeylerin teorisini ortaya koyabileceğini ama yaşamanın farklı tecrübeler kazandıracağını anlatarak, Nasreddin Hoca'nın damdan düşmesini konu alan fıkrasını anımsatarak, "Ben damdan düşmüş birisiyim. Damdan düşmüş birisi olarak bu işleri biraz biliyoruz. İstanbul Büyükşehir'de yaptığımız uygulamalar ortada, başarımız ortada, bunu İstanbullu biliyor. 12 yıllık ülkemizdeki başbakanlığımız döneminde yaptıklarımız da ortada. Eğer bizde başkanlık sistemi olsaydı biz geldiğimiz noktanın çok daha ilerisinde olurduk. Birçok kez bizim önümüz tıkanmıştı, bunları aşana kadar çok mücadeleler verdik" diye konuştu.

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile kendisinin başbakanlığı dönemindeki sürecin farklı bir süreç olduğunu, şu anda da Başbakan Ahmet Davutoğlu ile kendisinin arasındaki sürecin de yine farklı olacağını dile getiren Erdoğan, bunun tersinin olması halinde engellerin de ortaya çıkacağını kaydetti.

ÇALIŞACAĞIM ADAMI BEN BELİRLERİM, BENLE GELEN BENLE GİDER

Erdoğan, mevcut sistemle üçlü kararnameyle bir kişiyi istedikleri makama atamakta sorunlar yaşandığını ama başkanlık sisteminde böyle bir sorunun yaşanmayacağını belirterek, "Çalışacağım adamı ben belirlerim. Benle gelen benle gider. Bunu şu andaki sistemde yapamazsınız, sizinle gelen sizinle gitmiyor. Birileri bunu engelliyor, mesela yargı engelliyor. Yargı bunu engellediği zaman yerindelik ne olacak? Halk sorumlu olarak kimi tutuyor? Siyasiyi tutuyor. Yargıdakini tutuyor mu? Hayır. Yargıdaki gelip 'ben 11 defa alırım, 12'nci defa tekrar atarım' diyor. Yargıyla böyle bir sürtüşmenin içerisine giriyorsunuz. Böyle memleket yönetilmez ki şehirler yönetilmez ki kurullar yönetilmez ki. Bunların hepsi parlamenter sistemin bana göre eksikleridir, yanlışlarıdır. Başkanlık sistemiyle bunların ben aşılabileceğine inanıyorum" değerlendirmesinde bulundu.

NASUHİ GÜNGÖR VE TRT ÖRNEĞİ

"Bakanlar Kuruluna başkanlık ettiniz, bu anayasal hakkınız. Bu konuda hukukun zorlandığına dair yorumlar var. Türkiye hukukun sınırlarını zorlayarak mı ilerliyor" sorusuna Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle yanıt verdi:

"Şu anda mevcut yapı içerisinde bu böyle. Ben basit bir örnek vereyim. Nasuhi Bey'in kendisi... Bu hükümet Nasuhi Bey'i TRT'de genel müdür muavinliğine atadı. Kaç kez alındınız görevden? Şimdi bu nasıl yürüyecek? Siz bir kuruma inandığınız birisini atıyorsunuz. Bakıyorsunuz ki birileri bir şikayette bulunuyor, hemen görevden alınıyor. Bu sefer hükümet, 'ben buna inanmışım, ben bunu getireceğim' diyor tekrar sizi atıyor. Yargı alıyor, siz atıyorsunuz, yargı alıyor, siz atıyorsunuz. Kurum ne oluyor? Oradaki ast, üst ilişkisi bozuluyor. Bizim hukuku zorlama noktasından sıyrılmak için bu işi başarmamız lazım. Böyle bir adımın atılabilmesi için öncelikle anayasa değişikliği şart. Anayasa değişikliği için 367 şart. Burada hükümetimizin öyle bir adımı atabilmesi için 367'yi yakalaması lazım veyahut da 330'u yakalaması lazım, referandumla böyle bir değişikliğini halka götürsün. Sistemi değerlendirme noktasında kanaatlerimi söylüyorum, sistem noktasında böyle bir şeye inandığım için konuştum. Bizim Burhan Bey'in konuyla ilgili yazmış olduğu kitabı var. Başka yazılmış bu konuyla ilgili birçok kitaplar var. Bunların tartışılması, halkımızın bu tür sistemleri tanıması, anlaması bakımından isabetli olacağı inancındayım."

Erdoğan'ın açıklamalarından diğer satırbaşları: 

ERMENİ MESELESİ

- Ermeni diyasporası hep karıştırmaya devam ediyor, Türkiye'yle bir cebelleşmenin, adeta bir kavganın içerisinde bu süreci sürdürmek istiyor. Birilerinin siparişi üzerine biz Ermeni soykırımını kabul etmek zorunda da değiliz. Diyorum ki, eğer samimiyseniz, gelin bırakalım bunu tarihçilere, belgelerle çalışsınlar, raporlarını bize sunsunlar, sonra siyasiler olarak biz masaya oturalım. 

SORSANIZ ERMENİSTAN'IN YERİNİ HARİTADA GÖSTEREMEZLER AMA KARAR ÇIKARTIYORLAR

- Bu konuda bizlerin bir suçu varsa, ödememiz gereken bir bedel varsa, biz Türkiye olarak atılması gereken adımları atarız. 1915 tarih olarak ortada, Türkiye Cumhuriyeti devleti ortada, karşı tarafta açılmayan arşivler ortada, bizim açtığımız arşivler ortada. Ama sadece yaptıkları şey, "Türkiye suçlu" demek. 

- İsviçre'de de masadan kaçan onlar. Yapmak istedikleri şey sürekli, alakası olmayan ülkelerde kendilerine göre kararlar çıkartmak. Sorsanız Ermenistan nerede, haritada yerini gösteremez. Ama oraların parlementolarından kararlar çıkarttırıyorlar.

- Biz samimiyiz. Ama ölçümüz şu: Arşivlerinizi açın. Biz açtık. Varsa üçüncü ülkeler, onlar da arşivlerini açsın. Beraber çalışsın tarihçiler, çıkacak rapora hep beraber saygı duyalım. 

KOBANİ KONUSU

- DEAŞ Kobani'den çekilmiş. Çekildi de ne oldu? Kobani'nin halini görüyoruz. Oranın inşasını kim yapacak? Nerede bombalayanlar? O bombalayanlar gelip orayı inşa edecek mi? Bize mi kalacak? DEAŞ attığı adımlarla çirkin emelleri istikametinde yürümüştür. Ama bu emellere verilen cevaplar doğru değildir. 

- Baştan beri söylüyorum. Sadece hava harekatıyla olmaz, kara harekatı da gerekir demiştim. Sayın Obama'yla da görüşmüştüm, Obama'ya da söyledim PYD denen örgüt PKK'nın uzantısıdır. Bunlara silah veriyorsunuz peki bu silahlar ne olacak? NATO toplantısında da oradaki devlet başkanlarıyla görüşmüştüm bu konuda. Hiçbir zaman güvenli bölge konusuna yanaşmadılar. Eğit-donata tamam varız, ama havadan bombalama işine biz giremeyiz dedik. 

- Hedefe rejimi (Esed) koymak lazım. Bu olmazsa, netice alınamaz. 

TÜRKİYE KOBANİ'Yİ İNŞA ETMEYECEK

- Diyorlar ki TOKİ gitsin inşaa etsin. Kusura bakmayın biraz argo olacak ama, sevsinler sizi. TOKİ Türkiye'deki garibanlar için çalışıyor. Tabi ki insani açıdan Türkiye Kobani halkı için her türlü yardıımı yapacak, desteği verecek. Ama Kobani'de bütünüyle bir inşa sürecine girmeyiz. Yanlarına halay çekecek adam arıyorlar ama kusura bakmasınlar. 

ÇÖZÜM SÜRECİ

- Bakıyorsunuz ada bir talimat veriyor, dağ ayrı bir talimat veriyor. Bu talimatlar zaman zaman kesişmiyor. Böyle neticeye varabilir misiniz? Sık sık da yeni yeni örgüt isimleri çıkıyor ortaya. Niye, hedef saptırmak için. Biliyorsunuz şimdi, iç güvenlik yargı paketi geliyor. Bu paketle birlikte çözüm sürecinde önemli bir mesafe alacağımızı düşünüyorum. Çünkü halk huzur istiyor. Ama tehditler yüzünden huzura kavuşamıyor. Bu adımların atılmasıyla birlikte ben inanıyorum ki, Kürt vatandaşım artık çok farklı bir direnç gösterecektir. Bizim, onların bu zeminini güçlendirmemiz lazım, devletin arkasında olduğunu da hissetmeleri lazım. 

- Sürecin oturması, yerleşmesi, Türkiye'deki iktidar beklentisi içinde olanların aleyhinde gelişeceği için buna olumlu yaklaşmıyorlar. Biz hiçbir zaman çözüm konusunda karamsar olmadık. Bizim derdimiz var. Bizim derdimiz şu: Türkiye huzura nasıl kavuşur? 

- Biz, milletçe bu işi yürütmenin, milletçe umutvar olmanın gayreti içindeyiz. Akil insanlar ülkenin dört bir yanını dolaştılar. Bazı yerlerde edep adap dışı saldırılar da oldu, ama buna rağmen yılmadan dolaşmaya devam ettiler. 

- Bunu engellemek isteyenler arasında, Türkiye'de siyasi mücadelenin içinde olanlar olduğu gibi, siyasi mücadelenin dışında olanlardan da engellemek isteyenler var. Bunlardan birisi paralel yapılanma. Bazıları cemaat diyor ama cemaatle ilgisi yok, o bir örgüttür. 

- 2015 Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nin içinde PDY adı altında paralel yapılanma "legal görünüm altında illegal örgüt" olarak yerini almıştır.

- MİT Müsteşarımız Sayın Hakan Fidan'a yapılmak istenen operasyona baktığımızda, bunun aktörleri arasında paralel yapılanmayı görüyoruz. 

(Savcı Celal Kara'nın Cumhuriyet'e verdiği röportajla ilgili) Sen bir yargı mensubusun. Sen "bence" diyemezsin. Tahminler üzerine birşey beyan edemezsin. Oğlumla ilgili açıklamada da diyor ki, "Bilal Erdoğan'la ilgili somut bir şey yoktur" diyor. Sonra da "bence hedef Erdoğan'dı" diyor. Bir savcı böyle ifadeler kullanıyorsa, orada hukuk diye bir şey yoktur.

- Bu işi lütfen hafife almayalım. Tabularla yaşanan bir dünya değil. Allah'ın verdiği aklı, ilmi hak yolunda, adalet yolunda, hukukun tesisi için kullanalım. 

- Acımasız bir süreç işletiliyor. Talimatlar da Pensilvanya'dan alınıyor. 

NETANYAHU DEVLET TERÖRÜ ESTİREN BİR ADAMDIR

- Netanyahu devlet terörü estiren bir adamdır. Bakın, Lübnan'la ilgili konuda tehdit ediyor. Diyor ki, "size Gazze'yi hatırlatırım" diyor. Netanyahu bölgede barış isteyen bir adam değildir. 

- Biz kendi ülkemize bakacağız. Türkiye'yi çok daha güçlü bir ülke haline getireceğiz. Terörden arınmış bir Türkiye çok daha güçlü bir Türkiye olacaktır. 

YUNANİSTAN SEÇİMLERİ

- Yunanistan gerçekten son dönemlerde özellikle ekonomik alanda çok ciddi bir sıkıntının içinde. 400 milyar Euro gibi bir borcun içinde. O borcun içinde mevcut hükümetler çok ciddi puan kaybettiler. Syriza da tabi ki hiç denenmemiş bir liderdi. Verdiği mesajlarla da Yunanistan halkı onu denemeyi tercih etti. Halk bu şansı Syriza'ya verdi. Syriza'nın bu fırsatı iyi değerlendirmesi lazım. Ben inanıyorum ki, iyi değerlendirirse Yunanistan halkı yeni şansları da onun önüne koyacaktır. 

ÇİPRAS BAZI MESAJLARINDA DAHA TEMKİNLİ OLMALI

- Yalnız bazı mesajlarda daha temkinli olması lazım. Siyaset duygusallığı çok kaldırmaz. Popülizmi iyi dengelemek lazım. Daha sonra o mesajların arkasında durulamazsa problem olur. 

- Türkiye'yle ilgili Yunanistan konusunda yazılan çizilenlere çok prim vermiyorum. Daha önceki liderlerle ikili münasebetlerimiz hep iyi olmuştu. Sayın Çipras'la da umarım öyle olacaktır. 

- İadesinden ziyade, deport edilmesi daha uygun olur. Amerika bu yolla görevini yerine getirsin. Milli Siyaset Belgesi'nin "örgüt" olarak tanımladığı örgütün başı artık Amerika'da tutulmamalı. Bizim için birinci derecede deport edilmesi çok daha önemlidir. 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim