• BIST 104.123
  • Altın 145,971
  • Dolar 3,4910
  • Euro 4,1702
  • İstanbul 23 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 26 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Ciddi erozyon oluşmadı

Ciddi erozyon oluşmadı
Başbakan Yardımcısı Babacan, "Dünya basınında çıkan haberlerin yüzde 98'i sürekli olumsuz olmasına rağmen Türkiye'de çok şükür güven noktasında ciddi bir erozyon oluşmadı" dedi

İSTANBUL (AA) - Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, "Bütün ülkelerde kamu sektörü ile bankacılık sektörünü birbirinden tam olarak ayırmak mümkün değil. Bankacılık sektöründeki ciddi bir sorun hemen kamu sektörüne yansıyor ya da kamu sektöründe ve finansmanında ciddi problem olan ülkelerde bankacılık sektöründe önemli sorunlar yaşanabiliyor" dedi.

Babacan, Türkiye Bankalar Birliği'nin (TBB) 57. Olağan Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada, TBB'nin Türkiye ekonomisinde önemli fonksiyon üstlendiğini belirterek, finans sektörü ve genel ekonomi politikalarının oluşmasında TBB'nin önemli katkılar sunduğunu kaydetti. 

TBB ile hükümetin, düzenleyici tüm kurumlarda yoğun bir işbirliğinin söz konusu olduğunu ifade eden Babacan, şunları kaydetti:

"Bu yakın iletişim sayesinde birbirimizi anlama ve düzenlemeleri isabetli yapma konusunda çok şükür iyi bir çalışma ortamı oluşmuş durumdadır. Bütün ülkelerde kamu sektörü ile bankacılık sektörünü birbirinden tam olarak ayırmak mümkün değil. Bankacılık sektöründeki ciddi bir sorun hemen kamu sektörüne yansıyor ya da kamu sektöründe ve finansmanında ciddi problem olan ülkelerde bankacılık sektöründe önemli sorunlar yaşanabiliyor. Düzenleyici otoriteler, hükümet, bankacılık sektörü beraberce 'problemler hepimizin, çözümleri de hep beraber üretelim' yaklaşımıyla konuyu ele aldığında sonuçlar da gayet verimli oluyor."

Başbakan Yardımcısı Babacan, kısa vadede sektöre yük getirecek gibi görünen bir düzenlemenin orta ve uzun vadede makro dengeleri sağlamlaştırdığı için sektörün güçlü bir yapıya kavuşmasını sağlayabildiğini anlatarak, "Türkiye'nin dünyada örnek olarak gösterilen finans, bankacılık sektörüne olan güven daha da artacaktır. Sektörümüzün itibarını daha da yükselecektir" diye konuştu. 

 

- "Bankalar güven müesseseleridir"

 

Başbakan Yardımcısı Babacan, Türkiye'de bankacılık sektörünün sadece finansal sektörün değil, tüm ekonomik sisteminin ana unsurundan biri olduğunu aktararak, "Bugünün küreselleşen ve neredeyse iç içe geçmiş finans piyasalarında bankalar ekonominin tüm unsurlarıyla etkileşim halinde birçok fonksiyonunu yerine getiriyor" dedi.

Tarihi deneyimlerin finans sektöründen kaynaklanan krizlerin daha uzun sürdüğünü ve etkilerinin daha derin olduğunu gösterdiğini dile getiren Babacan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2009 yılından bu yana tüm dünyayı etkileyen ekonomik kriz bize bunun son örneğini gösterdi. Finansal sektörün özellikle de bankacılık sektörünün temelinin güvene dayalıdır. Bankalar en basit tabiriyle güven müesseseleridir. Güven zincirindeki herhangi bir kırılma önce bankacılık sektöründeki bozulmaya hem de ekonominin genelinde ciddi olumsuz tabloya sebep oluyor. Güvenin çok hızlı kaybedilen bir kavram olduğunu vurgulamak istiyorum. Güven ortamının kıymetini çok iyi bilmemiz gerekiyor. Bankacılık sektörü ile ilgili düzenleme ve denetimlerin son derece dikkatli, titiz bir yaklaşımla, rasyonel bir anlayışla ve popülizme prim vermeden yapılması gerekiyor."

Babacan, dünya örnekleri incelendiğinde iki tür popülizmin olduğuna dikkati çekerek, "Birinci tür popülizmde geniş kitleleri, kredi kullanan kitleleri düşünerek, onlara hoş gelecek düzenlemeleri siyaseti de biraz karıştırarak yapmaktır. İkinci tür popülizm de bankacılık lobilerinin oluşturduğu popülizmdir. Bazı gelişmiş ekonomilerde öyle kuvvetli lobiler var ki son derece yanlış düzenlemelerin kısa vadede avantaj kazandıracak ama orta ve uzun vadede ülkeye komple kaybettirecek düzenlemeleri empoze ediyorlar. Her iki tür popülizmden de uzak durmak gerekiyor" şeklinde konuştu. 

 

- "Yaptırımların korkmadan yapılması bağımsız düzenleyici kuruluşlarla mümkün"

 

Babacan, Türkiye 2000 ile 2001 yıllarında bankacılıkla sektörüyle ilgili çok büyük bir bedel ödediğini belirten Babacan, milli gelirin 3'te 1'inin bir yılda kaybedildiğini, ödenilen ağır faturanın acısıyla ve taze tecrübelerle zor ama doğru adımlar atıldığını kaydetti. 

Düzenlemelerin uygulaması konusunda ciddi tutum sergilendiğini dile getiren Babacan, şunları kaydetti:

"Her kural için böyledir. Kuralı koyarsınız, eğer bunun yeterli bir şekilde gözetimi yoksa kurala uğramayana doğru düzgün ceza yoksa bu kuralın uygulanması söz konusu olamaz. Kural koyuyorsanız iyi bir izleme mekanizması ve uymayana iyi bir yaptırım yapılması gerekir. Bunların da korkmadan, gereği neyse yapılması gerçekten teknik donanımı güçlü ve bağımsız şekilde çalışabilen düzenleyici kuruluşlarımızla mümkündür. BDDK bu konuda gerçekten artık dünya genelinde itibarı çok yükselmiş bir kurumumuz. Hangi konu olursa olsun objektif değerlendirme ve kriterler var ve gereği neyse o yapılıyor. Bu bankacılık sektörünün gelişmesi ve uluslararası sermayenin çekilebilmesi için çok önemli bir husus."

Türkiye'ye doğrudan sermeye akışlarında en çok sermaye girişi olan sektörün bankacılık olduğunu vurgulayan Babacan, "Bankacılık sektöründe öngörülebilirlik var, asla keyfi bir tutum yok, yanlış müdahale yok, doğrusu neyse o yapılıyor. Düzenlemelerimizi yapan başta BDDK, bunun hemen yanında Merkez Bankası, TMSF, Hazine Müsteşarlığımız. Kurumların birbirlerine uyumlu şekilde düzenlemeleri yapmaları çok büyük kolaylık getirdi" değerlendirmesinde bulundu.

Ali Babacan, bankaların artık bilançosunda Hazine kağıtlarının payının oldukça düştüğünü, çünkü kamunun borçlanma ihtiyacının azaldığını belirterek, "Devlet bütçesine çeki düzen verince aşağı yukarı 11-12 yıldır Hazine'nin borç çevirme oranı hep yüzde 100'ün altında seyrediyor" dedi.

Türkiye'deki bankaların çoğunun zaten Basel III'ten de ileri bir sağlamlığa sahip olduğu için bazı alanlarda Basel II ve III'ten daha ileri adımlar atabildiklerini anlatan Babacan, "Doğru olanı korkmadan ve daha erken yapabiliyoruz. Avrupa'da durum böyle değil. Düzenleme çerçevesi öyle bir şey ki bütün kurumları dikkate almanız gerekiyor. Gerçekçi olmayan çok dar bir gömlek giydirirseniz o bir yerlerinden yırtılacaktır" diye konuştu.

Türkiye'nin Basel Komitesi'nde Merkez Bankası tarafından temsil edildiğini belirten Babacan, küresel kriz sonrasında G20 bünyesinde oluşturulan Finansal İstikrar Kurulu'nda da Türkiye'nin daimi sandalyesi olduğunu ifade etti.

Bu düzenlemelerin nasıl oluştuğunun geçmişini bildikleri için Türkiye için çok daha rasyonel düzenlemeler yapma imkanına sahip olduklarını dile getiren Babacan, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) Basel II ve III ile ilgili düzenlemelerini büyük bir hassasiyetle ve geniş istişarelerle gerçekleştirdiğini söyledi. 

Finansal İstikrar Komitesi'nde yapılan istişarelerle ortak akıl oluşturmaya çalıştıklarına değinen Babacan, çalışmaların günlük rüzgarlardan asla etkilenmeden uzun vadeye bakarak yapıldığını ifade etti.

 

- "Türkiye'de güven noktasında ciddi bir erozyon oluşmadı"

 

Bankacılık sektörünün 1,8 trilyon liraya dayanan aktif büyüklüğe sahip olduğunu aktaran Babacan, şunları kaydetti: 

"Bu aktif büyüklükle artık GSYH'yi geçti. Ekonomimizin toplam büyüklüğünden daha büyük bir bankacılık sektörümüz var. Başka ülkelere baktığımızda ekonomik büyüklüğünün 6 misline kadar giden ülkeler var. Biz belki daha geriden başladık ama nihayetinde sektörümüz ekonomimizden daha hızlı büyüyor. Bu yılın ilk çeyreğinde dahi makul bir büyüme var. Geçen sene yaşadıklarımız, Gezi olayları, Fed'in para politikasındaki değişiklik, AB'nin kriz ortamı, arkasından 17 Aralık süreci; bütün olumsuzluklara rağmen geçen sene Türkiye ekonomisi yüzde 4 büyüdü.

Yine dünya basınında çıkan haberlerin yüzde 98'i sürekli olumsuz olmasına Türkiye'de çok şükür güven noktasında ciddi bir erozyon oluşmadı. Halkımız geleceğe hala umutla bakıyor. Reel kesimin güven endeksi son birkaç yılın en yüksek noktalarında. Bunun içindir ki Türkiye'de istihdam artıyor, şirketlerimiz eleman almaya devam ediyor. Ama bu dış algının da düzelmesi önemli. Bu ilelebet böyle gitmez. Hem kendi politikalarımızı hem de bu iletişimi bu olumsuzluğu da dikkate alarak ele almamız gerekiyor. Aksi halde orta ve uzun vadede bunun Türkiye üzerinde etkisi olmaya başlayabilir." 

Babacan, bütün olumsuz tabloda, kredi hacminin bu kadar artmasına ve kredilerde artık yaşlanma olmasına rağmen yine yüzde 2,8'lik bir takibe düşme oranının fena olmadığını ve bunun Türkiye'de ciddi bir sorun alanı oluşturmadığını belirterek, bunun ölçüm metodunu kredinin ve teminatın kalitesinden yola çıkan bir anlayışla biraz daha rafine etmekte fayda gördüklerini ve BDDK'nın bununla ilgili bir çalışma yaptığını söyledi. 

Son bir yılda bankacılık sektöründe kredilerin toplamının mevduatı geçtiğine işaret eden Babacan, "Demek ki bankalarımız mevduatın tamamını kredi olarak kullandırdığı gibi artık yabancı kaynaklardan da kredi kullandırmaya başladı. Bu noktada biraz ölçülü olmak gerekiyor. Kendi halkımızın mevduatı başka, dışarıdan gelen vadesi belli kaynak başka. İkisine aynı kalitede bakamayız. Bunu da belki önümüzdeki dönemdeki düzenlemelerde biraz dikkate almak gerekir. Mevduatın daha kaliteli bir kaynak olduğunu, yurt dışından borçlanmanın ise sırtımızı dayayabileceğimiz bir kaynak olmadığını dikkate almamız lazım" ifadelerini kullandı. 

Son küresel krizin pek çok ders verdiğini, özellikle politika yapıcılar açısından finansal istikrarın korunmasının her zaman en öncelikli amaçlardan biri olduğunu gösterdiğini belirten Babacan, sadece mikro ölçekte bankaları kapsayan düzenlemelerin yeterli olmayabileceğini, makro finansal risklerin de değerlendirilmesi ve bunlara ilişkin makro ihtiyati tedbirlerin uygulanmasının finansal istikrarın sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu vurguladı.

Babacan, Türkiye'nin bu konuda pek çok ülkeye göre ileri aşamada bulunduğunu ve makro ihtiyati tedbirleri uygulama ve sonuç almada artık örnek alınan bir ülke olduğunu dile getirdi. 

 

- "Büyüme cari açığı artırmasın"

 

Türkiye'de tasarruf oranlarının düşüklüğüne değinen Babacan, "Tüketim, özellikle de ithalata dayanan tüketim, kolay kredi şartlarıyla da destekleniyorsa, belki bugün için herkesin mutlu olduğu bir tablo görüyoruz ama orta ve uzun vadede riskler büyük" dedi. 

Bundan dolayı 2011 yılından itibaren bir grup makro ihtiyati tedbiri devreye soktuklarını hatırlatan Babacan, bugün bu adımların olumlu sonuçlarını almaya başladıklarını söyledi. 

Babacan, 2011 Mart ayında kredi artış oranının hızının yüzde 34,2'ye ulaştığına, 16 Mayıs 2014 itibariyle bu oranın 20,5'e düştüğüne dikkati çekerek, Temmuz 2011'de yüzde 38,5'e çıkılan bireysel kredilerde ise gelinen noktanın yüzde 15,7 olduğunun bilgisini verdi. 

Kredi kartında ise Aralık 2012'de yüzde 30,9'a yükselen artış hızının şu anda sadece yüzde 2 olduğunu belirten Babacan, yılbaşından bugüne halkın taksitli kredi kartı borcunun 9 milyar lira gerilediğini ifade etti.

Bunların iyi trendler olduğunu ve aldıkları tedbirlerin etkisini gösterdiğini dile getiren Babacan, "tüketici kredilerinde daha dikkatli olmak gerektiği ama yatırım, ihracat ve üretim için kredinin önünün açık olduğu" mesajının bankalar tarafından iyi bir şekilde alındığını ve güzel sonuçlar oluştuğunu söyledi. 

Gelecek dönemde bunun izlemesinin yakından yapılacağını bildiren Babacan, şöyle devam etti:  

"Bütün bu düzenlemeleri yaparken büyümeye etkisi en az ama cari açığa etkisi en çok olan düzenlemeleri seçtik. Elimizde ileride gerektiğinde kullanılabilecek geniş bir enstrüman seti var. Bunlar gerektiğinde her zaman devreye sokulabilir. Ama büyümemizi tüketime ve harcamaya değil üretim, yatırım ve ihracata dayandırarak sağlamamız gerekiyor. Büyüyelim ama o büyüme cari açığı artırmasın. Dolayısıyla makro ihtiyati tedbirler ve bankacılıkla ilgili düzenlemeler aslında bu tarafa doğru yönlendirmeyle ilgili. Çok şükür iyi sonuçlarını da alıyoruz." 

Eximbank'ın son 3 yılda iş hacmini 3 katına çıkardığını kaydeden Babacan, "Bakın bütün parametrelere, 3 yıl önce Eximbank neredeydi, bugün nerede? 3 misli işlem hacmi var. Bugün Türkiye'de yapılan ihracatın yüzde 20-25'i sadece Eximbank'ın destekleriyle yapılan ürünler" ifadelerini kullandı.

Babacan, neredeyse 12 yıl geçtiğini ve Türkiye'nin belli bir noktaya geldiyse, belirli başarılar elde ettiyse bunların uzun vadeli bakış açısının sonucu olduğunu kaydetti. 

Finansal tüketicinin korunması ile ilgili temel kuruluşu BDDK olarak görevlendirdiklerini belirten Babacan, şunları ifade etti:

"En son Tüketiciyi Koruma Kanunu'nda bankacılık ile ilgili pek çok konuda yetki nerede, BDDK'da. Gümrük ve Ticaret Bakanlığımız bu taslağı hazırladı. Beraber çalıştık. Nihayetinde BDDK'da toplanacak şekilde bir çalışma yaptık. Bu kanunun verdiği görev yeri de BDDK. Bugünlerde yoğun bir şekilde buna çalışıyor. Bu kanunun kendilerine verdiği yetkiyle ne yapacaklar? Düzenlemeyi nasıl yapacaklar? Hangi düzenlemelerin hangi bankamızın gelir tablosuna, bilançosuna etkisi ne olacak? Ne kadar olacak? Mutlaka sonuçta vatandaşlarımızı bilinçlendiren, aşırılıklara karşı koruyan istismara karşı koruyan bir çerçevemiz olsun. Öte yandan da bütün ekonomik yapımızı reel sektörümüzü, halkımızı finanse edecek bankacılık sektöründe onarılmaz hasarlar oluşmasın. Bu iki konu arasındaki denge iyi kurulduğu zaman inanıyorum ki Türkiye'de yine örnek bir adım atmış olacağız. İyi bir uygulama iyi bir örnek ortaya koyduğumuzda pek çok konuda olduğu gibi belki başka ülkeler de bizden bu konuda istifade edebilecek."

Bu arada Genel Kurula, Başbakan Yardımcısı Babacan'ın yanı sıra Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mukim Öztekin, Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Vahdettin Ertaş, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) Başkanı Şakir Ercan Gül, TBB Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Aydın ve çok sayıda davetli katıldı. 

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim