• BIST 81.712
  • Altın 147,398
  • Dolar 3,8050
  • Euro 4,0356
  • İstanbul 5 °C
  • Ankara 1 °C
  • İzmir 7 °C
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması'na Karşı Ne Yapmalı?
  • 15 Temmuz'un 2.Aşaması Nasıl Olacak?
  • 15 Temmuz'un Siyasi Ayağı ve Cunta Hükümeti Kimlerdi?

CHP Diyarbakır'da Varsa İzmir'de Yok Olur!

CHP Diyarbakırda Varsa İzmirde Yok Olur!
CHP ile BDP fiili ittifak yapıyor.

 






 

“CHP Diyarbakır’da var olmak istiyor ama var olmak istemesinin riskleri de var... Yani gidip BDP ile ittifak yaparlar, burada beş milletvekili BDP alsa, bir-iki milletvekili de CHP’ye düşer. Ama acaba Canan Arıtman’a, Kemal Anadol’a, Onur Öymen’e oy veren insanlar böylesi bir ittifak CHP’sine ne ölçüde yakın durabilir? Onlar aslında MHP’ye daha yakın bir kesimdir. Yani biraz da CHP’nin MHP’den çaldığı oylar var. İşte onlar geri dönebilir ya da başka tarafa kaçabilir...”

Kürt aydını ve yazarı Ümit Fırat, Vatan gazetesinden Mine Şenocaklı,'ya CHP ve BDP arasındaki işbirliği iddialarıyla ilgili açıklamalarda bulundu..

Kılıçdaroğlu’nun Diyarbakır gezisini nasıl yorumluyorsunuz?

Kılıçdaroğlu, Şark Ekspresi’ne binerek Batı’ya gittiğini söylemeye çalışıyor. Tren değiştirmesi, başka yöne giden bir trene binmesi lazım. Allah aşkına, Kemal Anadol’la, Süheyl Batum’la ve böyle sayılamayacak kadar çok isimle nereye gidebilir Kılıçdaroğlu? O trenin yolu belli, o tren sizi nereye götürecek? Onun için bir kere yanlış istasyondan, yanlış trene binmiş. Evet, görünüşe bakılırsa ilerliyor ama hangi yöne ilerliyor?

İyi ama açıkçası ben CHP Diyarbakır’da protesto edilir diye bekliyordum, edilmedi. BDP ile işbirliği yapılmadı dendi ama...

Aslında fiilen işbirliği yapıyorlar. Çünkü CHP Anayasa’ya “hayır” dedi, zaten öbürleri de “hayır”la çok paralel sayılabilecek bir boykot kampanyası düzenlediler. O bakımdan aralarında bir terslik çıkmadı. Ama Erdoğan da referandumdan hemen önce Diyarbakır’a gittiği zaman büyük bir coşkuyla karşılandı.

Sizce bu normal değil mi? Sonuçta Başbakan gidiyor... Üstelik Diyarbakır’da iki büyük partiden birinin genel başkanı kendisi... Ama CHP hiç yoktu Diyarbakır’da.

Doğru. Ama CHP gene de yok aslında. İşte ancak BDP’nin ya da PKK’nın siyasi çevresinin açtığı alan kadar var olabilir. Yani orada CHP’nin politika yapması, geçmişte yaptıklarına bakıldığı zaman çok zor. Düşünün ki, Kürtler’in yaşadığı en karanlık dönem, 1991-1995. Faili meçhullerin neredeyse kurumlaştığı, faili meçhullerin organizatörünün devlet nezdinde VIP muamelesi gördüğü dönem bu. “Yeşil” kod adlı bir haydut, devletin adamı! Ve bugün yargılanan, o zaman bölgede görev yapmış subaylar var, henüz yargılanmayanlar da var. Bir general kalkıyor, yüksek sesle diyor ki, “Ben hakim lojmanlarının önünde bomba patlattım!” Bu general, hakimlerin evinin önünde bomba patlatıyor, kanaatlerini değiştirmek için. Üstelik de bunu söyledikten sonra hiçbir şey olmuyor. Ama o gün bombanın patladığı zaman basına yansıyan haberler başka adresler gösteriyordu. “Teröristler geldi, hakimlerin lojmanını bombaladı” diye... Toplumun kafasında o kaldı. Generalin bu açıklaması, ancak bir mahkeme, bir adli süreç başlarsa, “Ha, demek ki o oymuş!” diye akıllarda kalacak. Ancak o zaman bütün bunlara sünger çekilir, unutulur. Özetle, CHP ile de eski koşullara geri dönülmemelidir...

Ahmet Türk’ün kızıyla konuşmuştum, “Keşke CHP ile BDP işbirliği yapsa” demişti.

Tamam, ama her iki parti de bunu kitlelerine, toplumlarına nasıl izah edecekler? CHP, tabii o bölgede tamamen silindiği için bir var olma mücadelesi vermek istiyor. Çünkü biraz da Başbakan tetikledi, “Sivas’tan öte tarafa gidemiyorsunuz...” falan dedi. Gerçekten de 2007 seçimlerindeki realiteye baktığımız zaman orada CHP yok. Bu CHP’nin hiç alışık olmadığı bir süreç. Onun için şimdi orada var olmak istiyor, var olmak istemesinin riskleri de var tabii. Ama orada var olursa, bazı yerlerde de yok olur.

Mesela İzmir’de yok olur mu?

Evet... Yani şimdi gidip Diyarbakır’da BDP ile ittifak yaparlar, “Diyarbakır’dan dokuz milletvekili çıkar” diyorlarsa, bunun altı-yedisini bu ittifak alabilir, BDP beşini alırsa, buradan bir-iki milletvekili de CHP’ye düşer. Ama acaba Canan Arıtman’a, Onur Öymen’e, Kemal Anadol’a oy veren insanlar böylesi bir ittifak CHP’sine ne ölçüde yakın durabilir? Onlar aslında MHP’ye daha yakın bir kesimdir. Yani biraz da CHP’nin, MHP’den çaldığı oylar var. Onlar geri dönebilir ya da onlara çok yakın duran bir eğilim var, onlar öbür tarafa kaçabilir. Böyle bir ikilem yaşıyor CHP. Benim kendimce önemli bir tespitim var; CHP’de hiç kimse tek başına hiçbir şeye karar verecek inisiyatife sahip değil. Bu, CHP’nin iktidarsızlık karakterinde var zaten. İktidarsız bir partidir; yönetme, hükmetme, inisiyatif koyma gücüne hiçbir zaman sahip olamıyor. Şimdi, parti içinde de böyle bir iktidar boşluğu var. Birinin söylediği diğerini tutmuyor, işte generaller açığa alınıyor ve CHP içinden birileri çıkıp, “Sivil darbe oldu” diyor.

Kılıçdaroğlu’nun hiç şansı yok mu?

Benim hiç umudum yok, çünkü CHP’den hiç umudum yok. CHP sınıfından partilerin dünyada ömürleri bitti, tükendi, dosyası kapandı onların.

CHP dönüşemez mi?

Dönüşemez. Nasıl kurulmuşsa öyle gider. CHP’nin bir sosyal demokrat parti olması, bana çok uzak ihtimal olarak geliyor. Tersine CHP Türkiye’de bir sosyal demokrat parti ihtiyacının, örgütlenmesinin önünü kesmiştir, birileri o partiyi sosyal demokrat gibi göstermiştir. Bazen bilinçli olarak da bunu yapıyorlar. İşte Barış ve Demokrasi Partisi’nin Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bir “sol bloktan”, “solda ittifaktan” söz etti. Ben, kendisini kınıyorum. CHP’yi bir sol blok içerisinde ele aldığı için... Mesela Erdal İnönü’nün SHP’si, 12 Eylül sonrası örgütsüz kalmış birçok solcu, sosyalist ve Kürtler’in de içerisinde yer aldığı bir partiydi. Orada gerçekten sosyal demokrat düşünceli insanlar vardı. Ama ne yazık ki Murat Karayalçın’ın SHP’nin başına geçirilmesiyle bir geriye dönüş başladı. Karayalçın’ın, “Hikmet Abi” for mülüyle... Ben şahsen o dönemde 1993 koşullarında, Aydın Güven Gürkan’ın SHP’nin Genel Başkanı olmasını çok istiyordum, çünkü hakikaten Aydın Bey Karl Marks referanslı bir sosyal demokrattı. Karayalçın kazandı ve CHP’nin 1970’li yıllardaki o Ecevit ile birlikte geleneksel çizgisinden sapma gösterdiği noktadan uzaklaşmasını bertaraf etti. CHP, böylece aslına rücu etti ve yeniden 1930’ların, 1940’ların CHP’sine döndü.

Kemal Kılıçdaroğlu, Ecevit’in yaptığını yapamaz mı?

Bu Kılıçdaroğlu’nu aşan bir durumdur. Çünkü Kılıçdaroğlu bir siyasi ekolden gelmiyor; kendi kadrosuyla bir mücadele sonrası işbaşına oturmadı. Bir kriz, bir skandal nedeniyle boşalan bir koltuğa, belki de o an bulunabilecek en uygun aday oydu ve onu oturttular. Onun arka planında başka hesaplar da vardı, çünkü Baykal’ın gidişinin de bir hesaptan kaynaklı olması söz konusu. Birilerine tuhaf gelebilir, ama o Baykal operasyonundan sonra başka gelişmelerde de bu operasyonun birtakım tamamlanmamış sayfalarının olduğunu düşünüyorum. Hanefi Avcı’nın kitabının tam da o günlerde referandum öncesinde çıkmış olması da bu fikrimi güçlendiriyor. Bence, her kimlerse o güç, Deniz Baykal operasyonu ile bir taşla iki kuş vurmak istedi. Bir yandan Baykal’ı oradan uzaklaştırırken, bir yandan da Fethullah Gülen Cemaati’ni vurmak istedi. Yani o olayı onun üzerine atarak, aynı zamanda onu da vurmak; hem “mağduru” hem de “mağduriyete” yol açanı güya hedef aldı. Ama orada Fethullah Gülen daha atak davranarak, kendilerinin bu işle ilgisi olmadığını Baykal’a iletti ve böylece bir taşla ancak bir kuş vurabildiler, hedefteki diğer kuşu vuramadılar. Böyle bir CHP-BDP ittifakı da belki bu skandalla başlayan senaryonun yeni bir sayfası olabilir.

AKP’nin yaptırdığı anketlerde CHP’nin oyu yüzde 25 gözüküyor. Yüzde 6 da BDP dersek şu anda toplam yüzde 31 gözüküyor. İttifakla ne olur?

Bu ikisi birleşirse düşme de olabilir artma da... Sonuçta bu sosyal bir hadisedir. Yani o yüzde 6 ile yüzde 25’i, üst üste koyup yüzde 31 olarak göremeyiz; 35 de olabilir 21 de... Buradaki artı-eksiler matematiksel olarak hesaplanmaz.

Tarhan Erdem BDP ile ittifakın CHP’ye iktidar yolunu açabileceğini söylüyor. Katılıyor musunuz?

Zor, ama onu hedeflemiş olabilirler, çünkü bu akıl, Baykal’ı bir skandalla alaşağı eden “akıl” ya da “akılsızlık” diyelim eskiden beri Türkiye’de var. Ben bunların ittifakını çok yakın bir ihtimal olarak gör müyorum. Eğer ticari bir mantıkla bakarsak, bu ittifakla BDP milletvekili sayısını artırır. Evet, ama acaba milletvekili sayısını artırmak hangi demokratik prensibe bağlanabilir?

Bildiğim kadarıyla Selahattin Demirtaş’ın sol ittifak önerisiyle ilgili Öcalan bir şey söylemedi...

Hayır. Ama zaman zaman CHP’ye ilişkin görüşlerini dile getiriyor Öcalan. Aslında başından beri AK Partili for mül Öcalan’ın aklına yatmadı. Öcalan, AK Parti’yi dışlamak istiyor. Oldum bittim AK Parti’siz bir arayış içerisinde. O konuda ulusalcılara çok daha yakındır. Başından itibaren AK Parti’den tedirgindir. Nitekim Öcalan son avukat görüşmesinde, “Devlet ve ordu çözüm istiyor, AKP çözüm istemiyor, çözüme hazır değil. Bu durumda, barışın önündeki en büyük engel AKP’dir. AKP içinde iyi niyetli insanlar olabilir, hatta Başbakan da iyi niyetli olabilir, fakat AKP barış konusunda bir karar vermiyor. Ben Başbakan’ı henüz çözemedim, çünkü kapalı biri” diyor.

O zaman bu sol ittifak önerisine Öcalan onay verdiği için mi bu açıklamayı yapmıştır Demirtaş?

Demirtaş’ın yaptığı açıklama, Öcalan’ın düşüncelerine aykırı bir açıklama değil.

Ona danışılmış mıdır peki?

Sanmıyorum, ama dediğim gibi onunla aynı zeminde, aynı doğrultuda bir görüş. Çünkü yakın geçmişte de Öcalan, zaman zaman CHP ile görüşülebileceğini, Kılıçdaroğlu’na iyimser yaklaştığını söyledi.

Yani Öcalan CHP’li çözüm istiyor...

Öcalan baştan beri “devlet” diyor. Onun kafasında bir devlet saplantısı var. Her şeyin ötesinde bir devlet kararı, devletle muhatap olma, devletle görüşme var... Ama bence bu mesele CHP ile çözülmez. Bakın sadece yoksulluk değil ki Kürtlerin meselesi, sosyal imkanlarının artırılması değil ki! Düşünün Kılıçdaroğlu kalktı ve Kürt meselesi konusunda hafızalarımızdan silinmeyecek müthiş ve çarpıcı bir öneride bulundu: “Et ve Balık Kurumu yeniden faaliyete geçsin” dedi, tam da geleneksel CHP mantığı işte! Yani Kürtler daha çok hayvan sahibi olursa, hayvan besleyebilirse mesele çözülebiliyor. Düşünebiliyor musunuz, bir Kürt’ün bir inek yerine beş ineği varsa ve daha çok çobanlık yaparsa işsizlik de dahil birçok meselesi çözülecek zannediyor. İşte böyle bir bakış açısıyla hiçbir şey olmaz tabii...














Y

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Davutoğlu'ndan Darbe Komisyonu'na Yanıt!12 Ocak 2017 Perşembe 11:08
  • Kıbrıs Haritaları BM'nin Kasasında!12 Ocak 2017 Perşembe 10:33
  • CHP Bunu da Yaptı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:29
  • Amerika'dan Skandal! PYD’yi Masada İstiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:25
  • Rusya’dan Vize Atağı!12 Ocak 2017 Perşembe 10:21
  • Irak, Nükleer Programa Geçiyor!12 Ocak 2017 Perşembe 10:18
  • Başika’da Kalacağız!12 Ocak 2017 Perşembe 10:14
  • Diyarbakır'da 13 Köyde Sokağa Çıkma Yasağı!12 Ocak 2017 Perşembe 09:43
  • ABD'ye Terör Tepkisi!12 Ocak 2017 Perşembe 09:29
  • Bize destek olur musunuz?12 Ocak 2017 Perşembe 00:05
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Scripti: CM Bilişim