• BIST 106.663
  • Altın 143,662
  • Dolar 3,5540
  • Euro 4,1354
  • İstanbul 33 °C
  • Ankara 29 °C
  • İzmir 37 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Cemaat Tarafından Fişlenip İntihar Eden Yarbay Ali Tatar’ın Abisi: "Ellerinde Kardeşimin Kanı Var!"

Cemaat Tarafından Fişlenip İntihar Eden Yarbay Ali Tatar’ın Abisi: "Ellerinde Kardeşimin Kanı Var!"
Paralel yapı tarafından amirallere suikast davasında sanık haline getirilince canına kıyan Yarbay Ali Tatar’ın abisi: Ellerinde kardeşimin kanı var.

 Yurt Atayün kardeşimi mezhebine göre fişleyip hayatımızı kararttı. 4 yıldır bu acıyla yaşıyoruz.

Paralel yapı operasyonları, amirallere suikast davasında yargılanırken “Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez” diyerek intihar eden Deniz Yarbay Ali Tatar’ın acıklı hikayesini yeniden gündeme getirdi. Ağabey Ahmet Tatar, kardeşinin, önceki gün tutuklanan eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün tarafından mezhebine göre fişlendiği için canına kıydığını belirterek, “Ellerinde kardeşimin kanı var. Biz 4 yıldır bu acıyla yaşıyoruz. Umarım onlar adil hukuktan mahrum kalmaz” dedi. Paralel yapının kurbanlarından Deniz Yarbay Ali Tatar, Poyrazköy davasıyla birleştirilen amirallere suikast davası kapsamında, 5 Aralık 2009 tarihinde tutuklandı. 10 gün sonra serbest bırakılan Tatar’ın tekrar tutuklanması için dönemin İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün devreye girdi.

İSİMSİZ İHBARLA… 

Atayün tarafından, isimsiz bir ihbar mektubuna dayanılarak 3 sayfalık tespit tutanağı hazırlandı. Alevi olan Ali Tatar’ın DHKP-C yapılanmasından sorumlu olduğu ifade edilen tutanakta, “Yapılan çalışmalarda 29 Haziran 2009 tarihli ihbar mektubunda, ‘Ali Tatar Deniz Lisesi ve Harp okullarındaki Alevi ve DHKP-C yapılanmasından sorumludur. Bu faaliyetleri Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) görünümü altında yürütüyorlar. Her nedense Ali Tatar, dayısı Hüseyin Tatar’ın DHKP-C nedeniyle tutuklandığını ve amcası oğlu Süleyman’ın Tunceli kırsalında terör örgütünün militanı olarak faaliyet gösterirken yakalanıp hapse girdiğini gururla anlatmaktadır. İş bu tespit tutanağı tarafımızdan tanzimle birlikte imza altına alınmıştır…” denildi. Yurt Atayün’ün savcılığa yolladığı tutanaktan hemen sonra Tatar için yeniden yakalama kararı çıkarıldı. Bunu duyan evli ve 1 çocuk babası 42 yaşındaki Ali Tatar, Beylerbeyi’nde kaldığı askeri lojmanda beylik tabancasıyla canına kıydı. Bu yürek burkan hikâye, Yurt Atayün’ün paralel yapı operasyonlarında pazartesi günü tutuklanmasıyla yeniden gündeme geldi. 4 yıllık acıları halen tazeliğini koruyan Ali Tatar’ın ağabeyi Ahmet Tatar, SABAH’a çarpıcı açıklamalar yaptı. Kardeşini intihara götüren sürecin taşlarını Atayün’ün döşediğini söyleyen ağabey Tatar, “Biz bugüne kadar kimseyi ayırt etmedik. Ama maalesef Yurt Atayün kardeşimi mezhebine göre fişledi ve hayatımızı kararttı. 4 yıldır aynı acıyı yaşıyoruz. Ellerinde kardeşimin kanı var” dedi.

‘HÜKÜMET SON VERDİ’ 

Ahmet Tatar, paralel polislerin “adalet istiyoruz” şeklindeki kelepçeli eylemleriyle ilgili de şunları söyledi: “Bu insanların bizlere karşı işledikleri suçlar var. Bunların karşılık bulmasını istiyoruz. Yargı önünde hesap versinler. Yüzlerce insana karşı husumetle yaklaşıp, mağdur ettiler. Yaşamını yitirenler, sağlığını kaybedenler var. Özellikle Atayün bu sürecin önemli taşlarından biri. Kardeşimin ölümünde baş sorumlu o. Bize kumpas kurdular. Yargılanacaklar. Müdahil olmayı değerlendiriyoruz.. Bu dava birileri için kapanmış olabilir ama bizim defterimiz açık.” Ağabey Tatar, sözlerini şöyle tamamladı: “17 ve 25 Aralık darbe girişimlerine karşı hükümetin başlattığı operasyon bu hukuksuzluk sürecine son vermiştir.”

Yarbay Ali Tatar’ın intihar etmeden önce yazdığı 5 sayfalık mektup, yürekleri dağlamıştı. İşte o acı mektup…

“O DELİĞE GİRMEKTENSE MEZARA GİRMEYİ TERCİH EDERİM”

Yarbay Ali Tatar’ın intiharından önce yazdığı, eşi Nilüfer Tatar’a hitaben, “Sevgili Nilü ve aileme, beni bulan yetkililere” diye başladığı mektup özetle şöyle: “Başınızı öne eğdirecek hiçbir şey yapmadım. Başınızı dimdik tutun. Ama ben bu hukuksuzlukla yaşayamam. Belki benim ölümüm benim durumumda olanların aydınlığa çıkmalarına vesile olur. İçim buruk. Bana bu oyunu oynayanlara ve sahip çıkmayanlara kırgınım. Yaşadıklarımı ikinci defa kaldırmam mümkün değil… O deliğe bir daha dönmektense mezara girmeyi tercih ederim… Bu şekilde ölmeyi hiç istemezdim. Böyle bir ölüme en çok karşı çıkan insanlardan biri de benim. Ama kader böyleymiş. Hepiniz hakkınızı helal edin. Beni rahmetli babamın yanına gömün. Eşimi ve Gökçenimi size emanet ediyorum. Kızımı ve eşimi yalnız bırakmayacağınızı, bu işin peşini bırakmayacağınızı biliyorum. Tek tesellim sizleri son bir defa, hep birlikte görmek oldu. Gökçen’im derslerine çok iyi çalış. İyi çalış ve önemli yerlere gel ki, benim hesabımı sorabilesin. Hukuksuzluk sürecine hukuk adına saygı gösterilemez. Bu şekilde giderseniz ne yönetecek ne bir ordu ne yaşayacak cumhuriyet, bir ülke bulamayacaksınız. Şunu bilin ki, en küçük suçu ve günahı olmayan ben bu yapılan hukuksuzluğa isyan ve bu karanlığa bir nebze ışık olabilmek için hayatıma son veriyorum…” (SABAH)

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim