• BIST 89.917
  • Altın 144,829
  • Dolar 3,6196
  • Euro 3,9083
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 12 °C
  • İzmir 17 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

"Cemaat Erdoğan'ın Kötülüğünü İster mi!"

Cemaat Erdoğanın Kötülüğünü İster mi!
AK Parti- Cemaat kavgası senaryosuna Ekrem Dumanlı'dan yanıt geldi. Dumanlı'nın bu yazısı çok konuşulacak.

AK Parti ile cemaat kavgalı mı?
Kavga ateşini kimler körüklüyor?
AK Parti'ye zarar vermek Cemaat'in işine gelir mi? 
Cemaat, AK Parti'ye düşman mı kesildi?

Ortalıkta dönüp duran bu soruların yanıtını Zaman'ın tepe ismi Ekrem Dumanlı verdi. Bu yanıtlara geçmeden önce Dumanlı'nın yazısında dikkatimizi çeken bir noktayı aktaralım. 

CEMAAT: 7 - CAMİA: 4

Hatırlarsanız Ekrem Dumanlı, geçen hafta bugün "Bize Cemaat değil camia deyin" mealinde bir yazı kaleme almıştı. Bu yazıda dikkatinize sunacağımız hususta bu yönde... Dumanlı, uzun yazısında 4 kez CAMİA sözünü kullanırken 7 kez CEMAAT sözünü tercih ediyor. 

CEMAAT ERDOĞAN'IN KÖTÜLÜĞÜNÜ İSTER Mİ?

Gelelim yukarda sıraladığımız sorulara Ekrem Dumanlı'nın verdiği yanıtlara. Dumanlı da yazısına bu sorularla başlıyor. 
Diyor ki;

-"Cemaat", AK Parti'nin ya da Sayın Başbakan'ın kötülüğünü ister mi? Başka bir deyişle; Başbakan'a ya da AK Parti'ye bir zarar geldiğinde "cemaat"e bir yarar gelir mi?

Bu temel sorunun cevabı gayet açık: Ne Başbakan Erdoğan'a zarar gelmesi ne de AK Parti'nin yıpranması "cemaat"e bir fayda sağlamaz. Çünkü camia, hayatın gerçekliği içinde AK Parti ile aynı zeminde duruyor. 

Bu zemini şöyle tarif etmek mümkün: Türkiye'nin demokratikleşmesi, her türlü vesayetin sona erdirilmesi gibi idealler tabii ve demokratik bir ittifaka yol açtı. Bu ittifak sadece parti ve camiadan da ibaret değildir; çok daha geniş bir zeminde, çok farklı zümrelerden insanlar ortak hareket etme lüzumunu hissetmiştir. Bu atmosfer Türkiye'ye çağ atlatmış, elli senede yapılamayacak işler on seneye sıkışmıştır.

CEMAAT NİYE DÜŞMAN KESİLSİN?

"Cemaat"in 12 Eylül referandumuna verdiği çok büyük destek bu kadar açık ve net iken neden Türkiye'yi yolundan döndürmek isteyenlere yarayacak bir çekişme yaşansın? Ya da daha 6 ay önce gerçekleşen seçimde "Yeni anayasa" idealini paylaştığı AK Parti'ye can u gönülden destek veren ve hiçbir beklentiye girmeksizin fedakârca çalışan insanlar şimdi neden aynı partiye düşman kesilsin? Ortada daha demokratik hedeflere yürüyen bir siyasi parti oluşumu olmadığına, Türkiye'nin demokratikleşmesi konusunda Tayyip Erdoğan'dan daha cesur bir lider çıkmadığına göre niçin insanlar daha birkaç ay önce canla başla desteklediği AK Parti'ye sırtını dönsün; hatta onun kötülüğünü istesin?

AKIL DIŞI SENARYOLAR

Ne yazık ki ağzından çıkanı kulağı duymayanlar "Cemaat-AK Parti kavgası"deyip bu akıl dışı senaryoları işleyip durdu. Bir akıl tutulması yaşandığı kesin. Her alanda ve her kesimi kapsayan bir akıl tutulması. Bu basiret bağlanması yanında yeni bir gerçek de su yüzüne çıktı: Öteden beri hazımsızlık yaşayan; hatta belli bir oranda öfke ve nefret besleyen kişilerin varlığı ile karşı karşıya gelindi. Müthiş bir "cemaat" düşmanlığı yapıldı; üstelik bu bazen maalesef camiaya yakın kişiler tarafından yapıldı. 

KAVGAYI KÖRÜKLEYEN SAFDİLLER

AK Parti'yi bölmek için bugüne kadar bir çok oyun sahneye konulduğunu hatırlatan Ekrem Dumanlı, yazısının finalinde şunları not düştü;

Ortaya çıkan fitneden dolayı sevince gark olmuş, yeni fırsatlar için bekleşen anti-demokratik zümrelerin varlığı aşikâr. O zümreler uzun bir dönemden beri böyle bir fırsat arıyordu. (...) Şimdi, "AK Parti-cemaat kavgası" çıkarmak,camia ile partiyi birbirine kırdırmak istiyorlar. Bu planlamayı körüklemeye müsait çok sayıda safdil var piyasada. İşgüzar insanlar böyle puslu bir havaya zaten meftundur. Neyse ki Türkiye'nin bugüne geliş seyrinin öncüleri, dava ruhunu yüreğinde hisseden, hangi çileli yollardan geçildiğini unutmayan, basiretli ferasetli insanlar. Onların feraseti olmasa, yaşanan olaylar sonrası ortaya konan performansın şahadetiyle, o mukaddes emanet çocuksu ruhların bağırtılarına kalacak.

Türkiye, bu güzel günlere ortak akıl vasıtasıyla geldi. Bizi o kadim karanlık günlere döndürecek yegâne unsur akıl tutulmasıdır. Tam bu aşamada bu ülkeye sevdalı herkesin elini vicdanına koyup yeni fitneler karşısında daha temkinli, daha duyarlı, daha basiretli, daha makul davranması gerekiyor.

Yazının tamamı için tıklayın...
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim