• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 14 °C
  • İzmir 27 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Çandar: Erdoğan ve Öcalan TBMM'de Yan Yana... (2)

Çandar: Erdoğan ve Öcalan TBMMde Yan Yana... (2)
"Ortadoğu'da Sınırlar Değişecek, Türkiye de Buna Dahil!" diyen Çandar'ın yeni kitabı tartışma yaratacak. SÖYLEŞİNİN DEVAMI...

- Aklınızda Mehmet Ali Birand’ın geçtiğimiz günlerde söylediği “Öcalan, parti başkanı olarak Meclis’e girmeli” düşüncesi de var mı?

Elbette, öyle olmak zorunda. PKK’nın silahı bırakabilmesi için “Talep ettiklerinizi silahsız da talep edebilirsiniz” diyebileceğiniz bir mekanizma yaratmanız lazım. Bu da PKK’nın siyasi taleplerinin taşıyıcısı olan kadroların siyaset yapabilmesi demek. Sonucu da Abdullah Öcalan’ın meşru zeminde siyaset yapabilmesi, parlamentoya girebilmesi demek.

 

- Cengiz Bey, siz Erdoğan ve Öcalan’ı yan yana TBMM’de hayal edebiliyor musunuz?

Öyle bir hayalperest tarafım yok.

 

- Bu, hayalperestlik mi?

Çok iyi olur, ama olabileceğine dair hiçbir sinyal almıyorum.

 

- Kitabın en ön plana çıkan cümlelerinden biri; “Ya Türkiye Kürt meselesini çözecek ya da Kürt meselesi Türkiye’yi çözecek.” Sizce, Türkiye’yi hangi ısrarlar böler?

Türkiye bir boşlukta yaşamıyor, dünyada yaşıyor. Ve bir sürü dinamik hareket halinde. Televizyonlardan seyrettiğiniz iç savaş manzaraları bu bölgenin içinde de oluyor. Suriye’de olan buraya da sirayet eder. Şu anda ekonominin iyi gitmesinin getirdiği bir ivmeyle yol alan bir ülke var. Fakat bu hastalıklı bir ülke, bünyesi çok sağlam değil.

 

Dolayısıyla bu sorunlar kangrenleştiği, birikip yoğunlaştığı zaman öyle bir tarih konjonktürü gelir ki mevcut halinizi devam ettiremezsiniz. “Ya çözersiniz, ya çözer”den kasıt budur. Yoksa bundan daha kötü oluruz.

 

‘Bu ülke bölünürse çok sancılı bir şekilde, kanla bölünür’
 

- Bundan daha kötü olan ne?

İç savaş, ülkenin parçalanması gibi büyük siyasi-toplumsal felaketler.

 

- Murat Belge’nin tabiriyle Çekler ve Slovaklar gibi “efendice bölünmek” de sizce bir felaket mi? Barışçıl bir bölünme mümkün değil mi?

Barışçıl dediğiniz anda bölünmeyiz zaten. Bu ülke bölünürse çok sancılı bir şekilde bölünür.

 

- Kastınız kan mı?

Tabii, kanla bölünür. Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiye süreci 100 küsur yıla yayıldı ve büyük felaketlerle oldu. Birçoğumuz büyük felaketler yaşamış insanların devamıyız. Mesela ben Rumeliliyim ve İstanbul’da konuşuyoruz. Felaketler yaşanmasaydı, “Rumeliliyim” deme ihtiyacı duymazdım. Ve Osmanlı’nın tasfiyesi daha tamamlanmamış olabilir. Bu tasfiyeyi ortadan kaldırmak için barışçıl beraberliğin yolunu bulmalıyız. Yoksa Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesi devam eder.

 

Kitapta, alıntı olarak 1911 tarihinde çıkmış uzun bir makale var. İttihat ve Terakki ile yeni bir canlanma var zannediliyor ama yazar, bu ülkenin tarihi ve coğrafyasıyla miras aldığı şeyin küçülme trendi olduğunu ve bunun da çok kanlı ve sancılı olacağına işaret ediyor. “Bunların becereceğine inanmıyorum çünkü...” diyerek gerekçeleri sayıyor ve dedikleri bir sene sonra Balkan Savaşı, arkasından Birinci Dünya Savaşı’yla pat diye çıkıyor. Milyonlarca insan yerinden oluyor, ölüyor. Araya 1915 giriyor.

 

Dolayısıyla barışçıl bir buluşmayı yakalayamazsak, felaketler yaşarız. Şu anda her şey gayet iyi gözüküyor, ama bunları aşamazsak söz gelimi 2018’de, 2028’de ne olur bilemeyiz. Tekrar söylüyorum, ya barışçıl bir bütünleşme ve büyüme, oradan yola çıkarak sınırları, zapt ederek değil ama gelişme seyri ile anlamsız kılma yaşanacak ya da Osmanlı İmparatorluğu’nun tasfiyesinin yeni şartlarda devamı durumuyla yüz yüze kalacağız.

 

‘Irak’ta savaş potansiyeli var’
 

- İyimser olan ilk ihtimalin bir ucu da Atatürk’ün bölge liderlerine söylediği “Siz de bağımsızlığınızı kazandıktan sonra birlikte federasyon kurabiliriz” cümlesinin bugün yeni bir formatta gerçekleşmesi mi?

Tabii ki. Kitabın temel tezlerinden biri, Filistin sorunundan Kürt meselesine kadar çoğu sorunun kaynağının Birinci Dünya Savaşı’nda İngiliz ve Fransızların halkları parçalayarak, çok kaba ve yanlış biçimde çizdiği sınırlar olması. Bu sorunlar bölgenin sistemi, bölgenin beşeri, kültürel, coğrafi yapısına ve tarihi arka planına uygun olarak dizayn edilmedikçe devam eder. Dolayısıyla esas şey bu sınırları anlamsız kılmakta. Küreselleşme çağının getireceği dinamikler, bizi hayal çerçevemizin dışında olan yapılara doğru götürebilir; teknolojinin, bilimin ve ekonomin gelişmesine mevcut yapılar bu halleriyle dayanamazlar. Mümkün değil.

 

‘Bölgede sınırların değişeceğinden eminim; Türkiye de bundan muaf değil’
 

- Bölgede bir başka hareketlilik Barzani ile Irak’ın Şii Başbakanı Maliki arasındaki asker konuşlandırmalarında yaşanıyor. Sizce ufukta bir savaş olması mümkün mü?

Böyle bir potansiyel var. Suriye’nin ne olacağını bilmiyoruz dedim de, Irak’ın da ne olacağını bilmiyoruz. Irak dosyası kapanmış değil. Zamanını ve tarihini bilmiyorum ama bu bölgede sınırların değişeceğinden eminim.

 

- Sınırların soyutlaşarak değişmesinden mi yoksa hakiki bir sınır değişiminden mi bahsediyorsunuz? 

Ben soyutlaşarak değişmesinden yanayım. Ama somut değişiklik ihtimali kuvvetle var.

 

- Bu değişime Türkiye’nin güneydoğu sınırlarını da dahil ediyor musunuz?

Bu bölgenin sınırları, Türkiye’ninkiler de dahil, aynı dönemde çizildi. İsrail’in Filistin sınırları içine yerleşmesi bir dünya savaşı sonucunda olabildi. Sovyetler Birliği’nden 15 tane ayrı sınırlara sahip ülke çıktı. Yugoslavya’dan 7 ülke çıktı vs. Sınırlardaki değişiklikler büyük olaylarla oluyor. Şimdi tarihi olarak yeni bir dünya inşası dönemi yaşıyoruz. Şimdi de değişecek. Kimilerinin Arap Baharı dediği Arap ayaklanmasının, devriminin varacağı istasyon da budur. Türkiye de bundan muaf değil.

 

- Tüm bunlardan Türkiye’ye geldiğimizde “efendice” olmayan bir…

Öyle bir tarihi evre olabilir. Kitabın son bölümlerinde daha küçük birimlere bölünme ihtimali var. Bölgede dinamik çalışıyor, Kürt sorununu biz çözmezsek, Kürt sorunu bizi çözer noktasına gene geri geliyoruz.

 

 

t24

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim