• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 22 °C
  • Ankara 17 °C
  • İzmir 24 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Cahit Zarifoğlu Şiiri Okudular, Polise İhbar Edildiler!

Cahit Zarifoğlu Şiiri Okudular, Polise İhbar Edildiler!
Gülhane'nin çimenlerine Cahit Zarifoğlu şiirleri ektiler...Amma velakin, klişeyse klişe, sonuçta burası Türkiye!"Bu gençler ayin mi yapıyor ne!?" diyerek ihbar edildiler...

 

 

 

 

 

“Zarif Haykırışlar” isimli Cahit Zarifoğlu şiir okuma saati, 7 Temmuz’da Gülhane Parkı’ndaydı. İkindi namazından sonra Gülhane’ye inen yokuşta olmak o gün için iyi bir mana ifade ediyordu. Yol kardeşimle beraber “Zarif Haykırışlar” için mesafeleri kat ederken, eminim ki herkeste olduğu gibi, benim de içimde o sesler zaten konuşmaya başlamıştı.

Zarif Haykırışlar
Zarif Haykırışlar
Zarif Haykırışlar
Zarif Haykırışlar
Zarif Haykırışlar
Zarif Haykırışlar
Zarif Haykırışlar
Zarif Haykırışlar
Zarif Haykırışlar
Zarif Haykırışlar
 

Çok geçmeden girdik içeriye, “orası neresi” sorusuna, -hemen herkesin artık iyice bellediği- “burası bir adam” cevabını, çimlerin üzerini mesken tutan kardeşlerimizin kalplerinde ve ellerinde tuttukları Zarifoğlu’nun Şiirler’i zaten istisnasız veriyordu. Zarif şiirler okundu Gülhane Parkı’nda, toprakla hemhâl olduğumuz yerden sesimizin gittiği yere kadar. Kimisi tok sesle “Daralan Vakitleri” okudu; kimisi titrek, dokundu kalbimize, “Gül Suyu” sundu.

İkindi güneşinin güzelliğine güzellik katan sözler

Şiiri çok okundu; lakin susanlar dahi zarif sustular. Gözler bilâistisna onu aradı. Onun dediği gibi, parka dolduk, önce park bizi aldı. Ve sonra seyrimizden bir akşam kazandı. İkram edilen kirazı yedik. Günümüzü, ikindi güneşinin güzelliğine güzellik katan sözler ile akşam ettik. Ne olduysa irticalen oldu. Suyu biz böyle geçtik.

Bir şairi okumak için onlarca sebep bulunabilir. Cahit Zarifoğlu’nu okumak ve sevmek ise en sade haliyle, içimizde yeşeren bir özlemin zamansız gelişinin gereğidir, şuramızda durur. Onu sevmek, okumak ve özlemek için birtakım suni şeylere gerek duyulmaz. Okunur, sevilir, özlenir. Bunlar çabucak ve sahiden olur, asıl iş bundan sonra başlar.

Dinlememişseniz nice yıl kalbinizi/ ev meslek iş para geçim diyerek/ düşünün şimdi bir de/ şehirlerde kasaba ve köylerde/ başını eğmiş kalbiyle söyleşen bir kişi olduğunuzu” dediğini biliyoruz ne de olsa.

Sonra gece oluyor. “Ve birden, hiçbirimize saatin bir hayli ilerlediğini çağrıştırmayan, fakat yalnız ölümü ve yalnız onun ölümünü çağrıştıran, cümlesini söylüyor: ‘Vakit daraldı çocuklar.’ ”

 

Fatih Kaşçıoğlu yaşadı ve “yine de mahallemizdeki caminin cemaatinden olmak için vaktimiz vardır” dedi

***

50 kişiydik

Programa katılım oldukça iyiydi. Vapurda bir yandan programda okuyacağım şiiri okurken, “herhalde üç beş kişi gelir, birbirimize okur dağılırız” dedim. Ama hiç öyle olmadı. Üç kişi beş kişi derken baktık 50 kişi olmuş. Halkayı daralttık. Zarifoğlu’ndan öğrendiğimiz gibi “safları sıklaştırdık.”

Derken şiirler okunmaya başlandı. Bazı şiirler tekrar tekrar okundu. Çoğu katılımcı ise dinlemeyi tercih etti. Kültür camiasının kralı Yasin Şafak Abi yine farkını belli etti ve bir tepsi kirazla daldı ortamımıza. Şiirler okunurken, savrulan bakışların bir hedefi daha vardı artık.

Şiirlerin biraz dışına çıkıp Yaşamak kitabından efsanevî birkaç pasaj da okundu. Hatta “1965 - Cağaloğlu’ndan Suadiye’ye gidiş” hikâyesi Ayşe İlhan’ın yorumuyla, o sıralar yakınında bulunduğumuz Gülhane’ye ayrı bir hava katmaya yetti. Programın biraz uzaması, ayakların biraz daha hissedilmemesine sebep oldu. Program sonrasındaki memnuniyet ve zarif şiirlerin etkisi ile bu ağrılar hemen unutuluverdi.

Gülhane Parkının kalabalığında, oturup ellerinde kitap, ortalarında kiraz bulunan bu topluluğun derdini merak edenler de az değildi. Gülhane’ye giren herkes en az bir defa bakıyordu bu yana. Bazıları ise yanımıza gelip inceliyordu. Bir hanım teyze, “helal olsun size” dedi ve okuduğumuz kitabın adını sordu. “Şiirler” dedik…

“Ayin mi yapıyorlar ne”

Sonradan benim duyduğum şey ise bayağı düşündürdü ve güldürdü. Meğer biz şikayet edilmişiz! “Ayin mi yapıyorlar ne” diye 155 aranmış. Birkaç polis motorize ekip geçti yanımızdan bize bakarak ama polisle muhatap olmadık. Herkesin her şeyi yaptığı Gülhane Parkı’nda, bir grup gencin Cahit Zarifoğlu şiiri okuması kötüye yorumlanıyor ve şikayet ediliyor demek… Ah güzel ülkem benim…

Neyse efendim. Biz işimize bakıyoruz, bakacağız. Bir dahaki “Zarif Haykırışlar” 7 Ağustos’ta. Hem bu sefer daha fazla Açı dergisi getireceğiz programa, hem de daha iyi organize edeceğiz etkinliği. Posterlerimiz de olacak ve uzaktan şiir okunan topluluğun gayesi daha iyi anlaşılacak.

 

Yavuz Selim Güneş / dunyabizim.com

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim