• BIST 106.843
  • Altın 142,630
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 25 °C
  • İzmir 29 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Büyük Kentlerin Sokak Çocuğu Gerçeği...

Büyük Kentlerin Sokak Çocuğu Gerçeği...
Medyaya sürekli vahşi cinayet işlediği haberleri ile yansıyan “tinerci” denilen sokak çocuklarının sokağa düşme nedenleri aileden gördükleri şiddet ve yoksulluk... Çocuklar şiddeti sokakta öğreniyorlar ve zamanla katılaşıyorlar.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Beyoğlu’na çıkanlar İstiklal Caddesi’nde ellerinde poşetler, üzerinde kirli ve partal giysileri ile yanlarına yanaşıp önce “abi bi’ sigara versene” deyip eğer kendilerinden yakınlık bulurlarsa “abi karnım aç, paran var mı, bana para versene” diyen çocuklarla ya da genç delikanlılarla karşılaşmıştır mutlaka. Onlar sokağın çocukları, yani sokakta yaşayan, sokakta yatan, sokakta yiyen, sokakta gezen, hayatının tüm anlarını sokakta geçiren çocuklar/gençler.

 

Bir sokak çocuğu yanınıza yaklaştığında burun deliklerinize adeta zorla sokulan kesif tiner ya da bali kokusunu duyumsamamanıza imkân yoktur. Zaten, gözleri kaymış, konuşması ağırlaşmıştır; yüzünde çoğu kez bu dünyadan kopmuş bir ifadenin tebessümü vardır. Onlar, çoğu zaman verdiğimiz paralar ile vicdanlarımızı rahatlattığımız, manşetlere “vahşet”leri ile yansıyan çocuklar/gençler.

 

Evcilleştirilmiş kedi zannedenlere yabansı yüzlerini her an hatırlatan ama kayık haldeki bakışlarıyla da sizi sorumluluğa davet eden çocuklar. Bugüne dek bir sorun olarak tanımlanan ama bir türlü de köklü bir çözüme konu olmayan/olamayan, sorun olarak varlığını koruyan, üzerlerine sayfalar dolusu şeyler yazılan çocuklar/gençler. Şiddet dendi mi ilk etapta akla gelen onlar. Zaten kendileri de kendilerinin çok barışçıl, kibar, kavga etmekten hoşlanmayan centilmenler olmadıklarını söylemekten çekinmiyorlar. Dahası, kendilerinin bir sorun oluşturduklarının, şiddetle içili dışlı olduklarının farkındalar. Ama başka türlü yapmak da ellerinden gelmiyor. Birileri onları bu hayattan kurtarıp, yeniden normal denilen hayatın içine soksunlar istiyorlar. Tinerci sorunu giderek büyüyor. Ama soruna hâlâ asayiş boyutundan öte, yoksulluk ve sefalet sorunu olarak bakılmıyor. Oysaki Tinerci sorunu gerçekte bölüşümün, aile yapımızın bir ürünü.

 

Peki; onlar kim, onlar ne talep ediyorlar, onlar neden sokaktalar? Dahası; neden bu denli öfke dolular, neden bir kısmı suça bulaşmış durumda? Şiddetin ürediği yerlerden biri olmalarına karşılık neden kapkaç, gasp, yaralama, cinayet vb. suçlardaki artış nedeni ile korku içindeler?

2007 yılında GENAR araştırma tarafından yapılan bir çalışma sokak çocukları ile ilgili çarpıcı bilgiler veriyor.

 

Şiddet Sokağın Gerçeği

Yapılan araştırma sokak çocuklarının nasıl bir zincirleme şiddet ilişkisi içinde yoğrulduklarını ortaya koymakta. Araştırmaya katılan sokak çocuklarından % 5.4’ü sokakta olma nedenini evde dayak yemesine dayandırıyor. “Evdeki büyükleriniz sizi döver miydi” sorusuna cevap verenlerin % 51.1’i bu soruya “evet” yanıtı vermiş.

 

Yine, araştırmaya katılan çocuklar içinde “Babanız annenizi döver miydi” sorusuna cevap verenlerin % 31,7’si “bazen” derken, % 29.3’ü ise “evet” diye karşılık vermekte ve toplamda % 63.4’ünün annesinin çeşitli zamanlarda babadan şiddet gördükleri ortaya çıkmakta. Babanın şiddetinde alkol önemli bir faktör. Babasının alkol kullanıp kullanmadığı sorulan deneklerin % 25’i “evet”, % 39.3’ü ise “bazen” cevabı vermekte ve toplamda % 54.3’ünün babası çeşitli zamanlarda alkol alıyor.

 

Alkol kullanan, özellikle de sık alkol kullanan babalar dayağa daha çok başvuruyor, anneye ve çocuğa dayak atarak rahatladığını iddia ediyor ve yaşamın içinde aşağıdaki konumunu, anne ve çocuğu döverek aşıyor, kendini güçlü hissediyor. Bu şartlar altında yetişen çocukların çoğu aynı biçimde şiddet eğilimli olmaktalar.

 

“Ailenizle yaşarken anne, baba ve kardeşler arasındaki ilişkiler nasıldı” sorusu yöneltildiğinde % 46,7’si “kötüydü” cevabını veriyorlar.

 

Kendilerine, “Şiddet denince aklınıza ne geliyor” diye sorulduğunda % 34’ü “kavga ve dayak” cevabını vermekteler.

 

Sokakta Şiddete Maruz Kalıyorlar

Hakaret, saygısızlık, küfür, dövülme, taciz gibi olaylar şiddet kapsamında sayılır. Buna göre, “sokakta ya da bir başka yerde bu tür olaylara maruz kaldınız mı” sorusuna araştırmaya katılan çocukların % 74’ü “evet” cevabını vermekteler. Şiddetin sokak yaşamının nasıl ayrılmaz bir parçası olduğu en çok bu soru ile açığa çıkmakta. Baskı görerek sokakta yaşayanlara kimden şiddet gördükleri sorulduğunda % 25.6 ile en çok “babadan” şiddet görüldüğü belirtilmektedir. Tanımadığı birinden şiddet gördüğünü söyleyenler aslında sokağın sert-güç dili ile tanışanlardır. %18.6 ile “polisler” şiddet görmede en çok dikkat çekilen kişiler.

 

Okula gidenlere, “Öğretmenleriniz sizi döver miydi” sorusu yöneltildiğinde “bazen” diyenler % 46.7, “evet” diyenler % 17.8 düzeyindedir. “Bazen” döverdi ve “evet” döverdi cevabı verenler toplamda % 64.5’i bulmakta. Sokak öncesi okula giden sokak çocuklarının okulda karşılaştıkları şiddet toplumda geçerli şiddet kültürünün nasıl her yerde karşımıza çıktığının somut bir örneğidir. Sokak çocuklarının şiddetinin nereden doğduğu sorusunun yanıtı buralarda yatmaktadır. “Sokakta yaşamaya başlamadan önce arkadaşlarınızla çok sık kavga eder miydiniz” sorusuna % 78 oranında “hayır” cevabı verilmesi, şiddeti, içinde bulundukları toplumsal koşulların ürettiğini çok açık bir biçimde gözler önüne sermekte.

 

Sokakta yaşayanlar sadece dışa karşı değil, birbirlerine de şiddet kullanabiliyorlar. Yaygınlığı dışa dönük şiddet kadar olmamakla birlikte, kendi içlerinde kavga edenler hem de sonu yaralamaya varacak kadar sert biçimde kavga edenler de vardır. “Kendi aranızda kavga ediyor musunuz” sorusuna % 68.1 “hayır” cevabı vermiştir. Kendi aralarında kavga edenler ise % 31.9 düzeyindedir.

 

Kendi aralarında kavga etmeyenler ise grup dayanışması gösterenler. Ortak yazgıyı paylaşma ve birlikte hareket etmekten doğan bir grup dinamiği söz konusu. Bu da kendi aralarında kavgaya yol açmamakta. Grup kavga enerjisini kendi içine değil, dışa yansıtarak kendi iç bütünlüğünü muhafaza etmekte.

 

Tüm bu olgular şiddetin kaynağının bir sarmal olduğunu ortaya koyuyor. Çocuklar ailelerinden şiddet görmekte, bu şiddeti dayanılmaz bulanlar evlerinden kaçıp sokağa sığınmaktalar. Sokakta ise yaşam koşulları daha da sert. Ve bu sertlik içinde şiddet olağanlaşmakta.

 

Yoksulluk Şiddet Yaratıyor

Yoksulun da yoksulu konumundaki “Tinerci” adıyla anılan sokak çocukları yoksulluk ve aile içi şiddet mağduru konumunda. Medya’nın sokak çocuklarına yaklaşımı ise “tehlikeli sınıflar” bağlamında sadece “tinerci vahşeti” ekseninde. Araştırmalar sokak çocuklarının şiddete yatkınlığının ardında çok önemli sosyal nedenler olduğunu ortaya koyuyor.

Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığı’na bağlı Aile Araştırma Kurumu’nun Sokakta Yaşayan/ Çalışan Çocuklar ile ilgili İnceleme ve Gözlem Raporu hayli çarpıcı sonuçlar vermektedir. Araştırma ile sokaktaki çocukların temelde sokağa iniş nedenlerinin ekonomik ve yoksulluğa dayalı olduğu sonucuna varılmıştır. Yanısıra aile içi şiddet, cinsel/ fiziksel istismar, göçün beraberinde getirdiği sorunlar, ailenin ekonomik yapısı, üvey anne ve baba, ailenin bakabileceğinden fazla çocuğa sahip olması, sevgisizlik ve ihmal gibi nedenler sayılabilir. Yani sorunun kaynağı aileye dayanmaktadır. Özellikle, dayak ve cinsel istismar sokağı daha cazip hale getirmektedir. Kısaca, göç ve buna bağlı çeşitli uyum sorunları, yoksulluk, işsizlik, ekonomik yoksunluk, arkadaş grupları, aile içi istismar ve şiddet, çarpık kentleşme, sokağın çekiciliği ve özgürlüğü, medyanın olumsuz yayınları, denetimsiz oyun salonlarının çekiciliği gibi nedenler çocuğu sokağa iten nedenler arasında yer alıyor.

Sosyal bilimciler son yıllarda suçla ekonomik yoksullaşma arasında doğrudan bir bağlantı olduğu kanısındadırlar. Refah devleti uygulamalarının son bulması, ailelerin parçalanması, göç gibi sosyal etkenler suç oranlarındaki artışın nedenleri arasında görülmektedir. Önemli akademisyenlerimizden Arus Yumul “Bırakın yoksulluk sınırını, açlık sınırında yaşayan insanların sayısı artıyor. Temel ihtiyaçlarını karşılayamayan insanların sayısı artıyor. Buna bir de, bütün o geleneksel dayanışma ağlarının yok edildiği bir toplum olduğumuzu ekleyin …” demektedir.

Sokak çocukları bir toplumsal tabakaya ait değillerdir çünkü sosyal işbölümü ve sosyal hiyerarşi içinde bir yer tutmazlar; öte yandan sosyal sınıfta değillerdir, çünkü ekonomik işbölümü içinde edindikleri bir konum yoktur. Zira, onların üretimle doğrudan bir ilişkisi yoktur. İçlerinden bazıları zaman zaman geçici işlerde çalışsalar da sınıf oluşturmak için gereken ekonomik çıkar ve bu ekonomik çıkar ekseninde bir konumlanışa da sahip değillerdir. Onlar sosyal bir konuma da, ekonomik bir konuma da sahip değillerdir.

Sosyolojinin klasik sınıf tanımlamaları da diğer yandan tüketim temelli hayat tarzı üzerinde oluşan statü grupları temelli bir hayat tarzı temelindeki sınıf tanımlamaları da yetersiz kalınca ABD’de son yıllarda kullanılan bir kavram gelişti: Sınıf altı (underclass). Bu kavramın eskinin mülksüz tanımı ile çakışan bir yanı vardır. Söz konusu kentsel yoksulluk için üretilen kavramları en çarpıcı bir şekilde sanayileşmekte olan İngiltere’de en yoksulların konumunu ortaya koyan Jack London’ın Uçurum İnsanları kitabında buluruz. Uçurum insanları kavramı sürekli bir mekânı olmayan, onları tanımlamakta tek ölçü olan sefalet kavramının tüm boyutları ile ortaya serimlendiği bir kavramdır. Günümüzün Büyük metropollerinde görülen “underclass” yani sınıf altı uçurum insanları ile benzerlik taşımakta ve onları belirleyen temel özellik mekânsızlıkları olmaktadır.

 

 

Haşmet Demirel / Özgün Duruş 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

u

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim