• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 8 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

Bugüne Kadar Helal Miydi?

Bugüne Kadar Helal Miydi?
Kürt ulusalcı çizgisinden bir politikacının silahların artık susması gerektiğini kesin bir ifadeyle dile getirmesi her şeye rağmen önemli. Fakat bugüne kadarki savaşı haramlığın dışında tutması, kabul edilebilir bir tutum değil.

 

 

 

 

 

İnternette haberlere bakarken bir başlık dikkatimi çekti: “Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e kurşun sıkması haramdır.” Tabii ki çok hoşuma giden bu cümleye kayıtsız kalamazdım. Haber fotoğrafına bakıldığında cümlenin BDP’nin Nevruz kutlamalarında sarf edildiği anlaşılıyordu.

Hemen haberi açtım. Spotta, Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir’in Diyarbakır’daki kutlama sırasında yaptığı konuşmada bu cümleyi kullandığı aktarılıyordu.

 

GEÇMİŞTE DE HARAMDI

Açıkçası Kürt ulusalcı çizgisinin şahin isimlerinden birinin ağzından böylesine güzel bir söz işitmek beni şaşırtmış, hem de sevindirmişti. Ne var ki haberin ayrıntısını okuyunca hayal kırıklığı yaşadığımı belirtmeliyim. Zira Osman Baydemir konuşmasında “Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e kurşun sıkması haramdır” demekle yetinmemiş, devamında “Artık birbirimize karanfil uzatmanın vakti gelmiştir” diye eklemişti.

Kısacası hepimizin altına imza atacağımız bu güzelim cümleyi, “artık” ve “vakti gelmiştir” kelimeleriyle kayıtladığı sonraki cümlesiyle bir savaş argümanına, bir çatışma enstrümanına çevirivermişti Baydemir. Bu cümleden Baydemir’in “Bugüne kadar Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e kurşun sıkması helaldi” mantığına sahip olduğunu anlamak pekâlâ mümkün. Ki bugüne kadar takip ettiği siyasi çizgi de zaten bunu doğrulamaktadır. Dolayısıyla “artık” kelimesinin bir dil sürçmesi olmadığı, bilinçli kullanıldığı anlaşılmaktadır.

 

“KİRLİ SAVAŞ”I HELAL GÖRMEK

Osman Baydemir’in sözlerinden, açılım politikaları öncesi ile sonrasına dair bir değerlendirme yaptığı anlaşılıyor. Kürt ulusalcı çizgisinden bir politikacının silahların artık susması gerektiğini kesin bir ifadeyle dile getirmesi her şeye rağmen önemli. Fakat bunu yaparken, bugüne kadar halkın çocuklarının kanları üzerinden kurgulanıp yürütülen karanlık bir savaşı haramlığın dışında tutup meşru gösteren bir yaklaşım sergilemesi kabul edilebilir bir tutum değil.

Kürtlerin varlığını inkâr edip onları baskı altına alan sistemle hesaplaşma adına, yıllarca halkın çocuklarını birbirine kırdıran karanlık bir çatışma ortamını sahiplenmek, bunu yaparken de “kirli savaş” söylemlerini dilden düşürmemek, Kürt ulusalcı siyasetinin başından beri sürdürdüğü bir çelişki olmuştur. Evet, 1983 yılında başlayıp bugünlere kadar devam eden çatışmalar tam anlamıyla kirli bir savaştır. Bunun böyle olduğu, Ergenekon dâvâsı kapsamında ortaya çıkan bilgilerle daha da bir açıklığa kavuşmuş bulunmaktadır. Hele Dağlıca ve Aktütün saldırıları ile ilgili ortaya çıkan bilgiler, halkın kanları üzerinde nasıl kanlı hesaplar yapılıp çirkin tuzaklar kurulduğunu gözler önüne sermiş bulunuyor.

 

HALKIN ÇOCUKLARI BİRBİRİNE KIRDIRILDI

Kürtlerin anaların ak sütü gibi ak olan haklı taleplerinin, kirli bir savaş içerisinde nasıl kirletildiğini, Kürtleri haklı taleplerinden mahrum eden egemenlerle hesaplaşmak yerine, bu egemenlerle kirli ittifaklar halinde nasıl halkın çocuklarının dağlarda birbirlerine kırdırıldığını, Kürtlerin temsilcisi olma iddiasındaki siyasetçiler ne zaman anlayacak?

Türk’ün Kürt’e, Kürt’ün Türk’e kurşun sıkmasının haram olduğunu, kirli bir tezgâh sonucu yıllarca bu haramın icra edildiğini itiraf etmek, Kürt meselesinin çözümünde önemli bir aşama olacaktır. Aksi halde bu apaçık haramlığa kayıt koymanın, savaş retoriğinin yeni bir biçimi olmaktan öteye geçemeyeceğini söylemek gerekir. 

 

 

 

Şükrü Hüseyinoğlu / Özgün Duruş

 

 

h

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim