• BIST 98.613
  • Altın 143,476
  • Dolar 3,5623
  • Euro 3,9842
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 27 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

BU PERSPEKTİFİ ALKIŞLIYORUZ!

BU PERSPEKTİFİ ALKIŞLIYORUZ!
Analiz Merkezi okurları için hergün yaptığımız taramalarda, site perspektifine uygun yazı ve yorumlar bulmakta zaman zaman zorluk çektiğimiz dönemler de olmaktayken, okuyacağınız analiz 'editoryal perspektifimizi' yansıtmak adına ideal bir içerik taşımakt

 

 

 

KÖKLÜ SORUNLAR KÖKLÜ ÇÖZÜMLER GETİRİR!

Hükümetin içeride ve dışarıda başlattığı açılım süreçleri, Türkiye'nin içeride ve dışarıda önünü açacak süreçlerdi. Hükümetin başlattığı dışarıdaki açılım ve atılım süreçlerinin yürüyebilmesi de, başarılı bir şekilde sonuçlanabilmesi de, içerideki açılım süreçlerinin hem yürüyebilmesine, hem de başörtüsü, katsayı meselesi gibi kitlesel beklentileri de içine alacak şekilde genişletilmesine ve başarılı bir şekilde sürdürülebilmesine bağlıdır.

Eğer ülke içindeki bu açılımlar, daha fazla geciktirilirse, Türkiye, sürgit ertelenen ve kartopu gibi büyüyen çözümsüz sorunlar yumağının altında kalabilir ve bu durumda Türkiye'nin, dış politikada güç ve nüfûz alanını genişletecek, Türkiye'yi yeniden bölgesel ve küresel güç hâline getirebilecek açılımları ve atılımları, bırakınız hayata geçirebilmesini, düşünebilmesi, tahayyül ve tasavvur edebilmesi bile imkânsızlaşabilir.

Ama Türkiye'nin yaklaşık bir yüzyıldır sürüklendiği cendereden çıkmasının ve Türkiye'nin kaderine bu ülkenin tarihî derinliğini, medeniyet birikimini özümsemiş gerçek çocuklarının çeki düzen verecek bir duruma ulaşabilmesinin yollarından biri, dışarıda yapılacak açılım ve atılımlardır.

Çünkü Türkiye, içeriden teslim alınmış bir ülkedir: Türkiye'nin tarihsel ben'i, medeniyet birikimi, idesi, ideali, iddiası ve ruhu, dışarıdan müdahalelerden ziyade içerideki, epistemolojik ve ontolojik olarak sömürgeleşmiş, bu ülkede Batılıların posası çıkan kültürlerinin gönüllü acentalığını yapan, kimi zaman bunun farkında bile olmayan bu ülkenin her şeyine yabancılaşmış bir entelijansiya tarafından yok edilmeye çalışılmaktadır. Gerçekten de dünyada böylesine inanılmaz bir trajedi yaşamaya mahkûm ve mahpus edilen başka bir ülke bulabilmek imkânsızdır.

Düşünsenize… Türkiye, dış politikada, ülkemizin, bölgemizin hatta dünyanın yakın tarihinin şekillendirilmesinde küçümsenmeyecek roller oynamasını mümkün kılabilecek büyük atılımlar yaparken, içerideki basiretsiz, ferasetsiz, bu ülkenin anlam haritalarını, kültürel dinamiklerini, tarihsel derinliğini ve benini yok etmek, dinamitlemek için mücadele eden küçük bir azınlık şebeke, dış politikada, bölgesel ve küresel enerji politikalarında büyük dönüşümlere imkân tanıyacak atılımları da bir anda berhava edecek kadar gözükaralaşabiliyor…

Daha da şaşırtıcı ve ürpertici olan nokta şu: Eğer "Kürt açılımı" denen süreç, başarıyla sonuçlandırılamazsa, Türkiye, bir daha bu tür bir açılıma soyunmaya cesaret bile edemez. Zira Türkiye'de uygulanan sekülerleşme politikaları, bir yandan toplumun hızla İslâm duyarlıklarını yitirmesine, İslâmî kesimlerin bile hızla sekülerleşmesine yol açarken, öte yandan da, toplumun kahir ekseriyetinin Müslüman olduğu ve İslâmî duyarlıklar etrafında kenetlenmesi durumunda bütün etnik kimliklerin ikinci plana düşürülmesinin mümkün olabileceği bir ortamda, İslâmî duyarlıkları zayıflatmak, hatta çökertmek, kaçınılmaz olarak etnik duyarlıkların, önceliklerin ve kimliklerin önplana çıkarılmasına, hatta kemikleşmesine neden olmaktadır.

Oysa imparatorluk bakiyesi bu toplumdaki sayısı 30'a yaklaşan etnik kimlikleri bir arada tutabilecek tutkal, birbirine kenetleyebilecek, tasada ve kıvançta aynı ufka yönelmelerini sağlayabilecek yegâne tutamak, sadece ve sadece İslâm'dır. İslâm'ın dışındaki bütün seküler önerilerin hepsi de, bu toplumun dünyevî, kabîlevî, ırkçı, ilkel çıkarlarını, dürtülerini, arzularını kamçılamaktan ve azmanlaştırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

İslâm, bütün ırkçı, dünyevî, kabilecil ve ilkel çıkarları lanetleyen ve insanları daha yüce, daha uzun vadeli, daha ufuk ve çığır açıcı hedeflere kitlileyen yegâne kaynak olmasına rağmen, İslâm'ın, açılım sürecinde devre dışı bırakılması, açılım sürecinin er ya da geç tam bir saçılım sürecine dönüşmesiyle, hatta zamanla kontrolden çıkarak ülkeyi ırkçı, dünyevî, kabîlevî ilkel dürtüler ve çıkarlar üzerinden büyük bir kaosun eşiğine sürüklemesiyle sonuçlanacaktır…

Köklü sorunlar, ancak köklü çözümlerle hâl yoluna konabilir; geçici, dayanıksız ve dayanaksız palyatif önerilerle değil.

Yusuf KAPLAN / Yeni Şafak

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim