• BIST 97.984
  • Altın 145,792
  • Dolar 3,5776
  • Euro 4,0020
  • İstanbul 24 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 19 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

'BU DA MI ASKERE İFTİRA'

BU DA MI ASKERE İFTİRA
Halit Tekçi, Yüksekova çevresinde çobanlık yapan oğlu Nezir Tekçi'den 28 Nisan 1995 tarihinden sonra haber alamıyor. Bir tanıdığı, Nezir"in bölgede bulunan Bolu Dağ ve Komando Tugayı tarafından gözaltına alındığını söylüyor. Acılı baba, Yüksekova Cumhuriy

Halit Tekçi, Yüksekova çevresinde çobanlık yapan oğlu Nezir Tekçi'den 28 Nisan 1995 tarihinden sonra haber alamıyor. Bir tanıdığı, Nezir"in bölgede bulunan Bolu Dağ ve Komando Tugayı tarafından gözaltına alındığını söylüyor. Acılı baba, Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunuyor. Başsavcı, dilekçesini yüzüne fırlatıyor ve 'Sen nasıl Türk askerine iftira atarsın' diyerek makamından kovuyor Halit Tekçi"yi.

Van Jandarma Komutanlığı Askeri Savcılığı da 15 Aralık 1997'de olayın baş sorumlusu olduğu öne sürülen A.O.A. hakkında "kovuşturmaya yer olmadığı"na karar veriyor.

Baba Halit Tekçi, Haziran 2004'te Yüksekova Cumhuriyet Başsavcılığı'na bir kez daha başvuruyor. Bu sefer soruşturma başlatılıyor ama tanıklardan Cemil Kırmızıtaş ve Nazım Dara'nın Nezir Tekçi'nin askerler tarafından öldürüldüğünü belirtmesine rağmen, Van DGM'ye gönderilen dosya zamanaşımına bırakılıyor. 

En sonunda, Tekçi ailesinin avukatı Yekbun Arslan Geylani, 2005 yılının Mart ayında AHİM"e başvurmaya karar veriyor. Çünkü, Nezir Tekçi"nin tabur komutanı A.O.A. tarafından öldürüldüğü görgü tanıklarının ifadeleriyle kesinlik kazanmasına rağmen, aradan geçen on yıl boyunca tüm hak arama girişimleri sonuçsuz kalmış. Tanıklıklar olmasına rağmen sorumlular hakkında hiçbir yasal işlem yapılmamış.

(Yüksekova'da buna benzer öldürme olaylarının sistematik olarak gerçekleştiğini söyleyen Geylani, güvenlik güçlerinin öldürülecek insanların listelerini çıkarıp infaz ettiğinin, devlet yetkilileri, mahkeme kararları, emniyet ve askeri görevliler tarafından açık bir şekilde kanıtlandığını vurguluyor.)

Bu olayla ilgili son gelişme ise geçen sene Ağustos ayında yaşanıyor. Baba Tekçi, 1995 yılında Yüksekova Tabur Komutanlığı'da görev yapan er Yunus Şahin"e ulaşıyor. Şahin, tanıklık yapmayı kabul ediyor ve Yüksekova Cumhuriyet Savcılığı"na ifade veriyor. Tutanaklara geçen bu ifadede insanın kanını donduran ayrıntılar yer alıyor…

Beraberlerinde operasyona götürdükleri Nezir Tekçi'nin nasıl hunharca katledildiğini anlatan Şahin, olayla ilgili bütün ayrıntıları ve tabii ki sorumlu subayların isimlerini de veriyor...

(Olayın ayrıntılarınıı yazının sonuna eklediğim bağlantılardan okuyabilirsiniz.)

Evet, ne diyorsunuz şimdi bu habere?...

Siz de "Taraf gazetesinin haberiyse yalandır, iftiradır," diyenlerden misiniz yoksa…

Ama durun bir dakika... Yıllardır çeşitli yayın organlarında yer alan bir haber bu. Taraf"ın yaptığı, herkesin bildiği bir olayı -yeni gelişmeler ışığında- öne çıkarmak sadece. (Ayrıca, haberi yapan muhabir Ömer Oğuz"un ismi de Yüksekova Haber"in sitesinin künyesinde yer alıyor.)

Dolayısıyla "Taraf"ın yeni bir uydurması,"diyerek sıyrılamayız bu işin içinden.

Hele hele, Yüksekova Savcısı"nın yaptığı gibi, 'Sen nasıl Türk askerine iftira atarsın' diyerek hiç…

Düşünmek ve sorgulamak durumundayız. Devletten, kanunların ve hukukun herkes için işletilmesini talep etmek gibi de bir yükümlülüğümüz var.

"Orduyu, askeri (ve/veya diğer kurumları) yıpratamazsın," diyerek gerçeklerin üstünün örtülmesine, failleri aslında belli olan cinayetlerin faili meçhul olarak kalmasına neden olan herkesin, -dolaylı veya dolaysız olarak– "katillerin işbirlikçisi" konumuna düştüğüne inanıyorum ben.

İnsanım diyebilen herkesin, içlerinde en küçük bir vicdan kırıntısı bile varsa bu tür olayların soruşturulmasını ve suçluların hakettikleri cezaları bulmasını talep etmesi gerekir.

Şunu da her zaman ve durumda hatırlamak lazım:

Her kurumda ve elbette TSK içinde de hasta ruhlar, psikopatlar vardır. Önemli olan bunların deşifre olup cezalarını çekmeleridir. Kol kırılır yen içinde kalır, mantığı ancak önemsiz ve küçük çelişkiler için söz konusu olmalı.

Hayatla ölüm arasındaki çelişki söz konusu olduğunda ise en kötü gerçeğin en iyi yalandan daha iyi olduğunu hiç unutmamak ve her zaman için hakikatin peşinde olmak gerekir.

 

AHİM'e gidiş süreci

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim