• BIST 90.383
  • Altın 144,409
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 9 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 16 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Bu Bir Haçlı Operasyonu İse Biz Yokuz!

Bu Bir Haçlı Operasyonu İse Biz Yokuz!
El Nahyan ile ortak basın toplantısında konuşan Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "Bazı yetkililerce son derece yanlış bir şekilde kullanılan 'Haçlı' kavramları gibi kavramlarla yürütülen bir operasyonun sorumluluğunu paylaşmamız mümkün değildir" dedi.

 






Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Libya'ya düzenlenen operasyonun komuta ve kontrol sisteminin tamamıyla NATO tarafından üstlenilmesi gerektiğini söyledi.

Davutoğlu, BAE Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah bin Zayid el Nahyan ile konutunda yaptığı görüşmenin ardından basın toplantısı düzenledi.

Libya'da BM Güvenlik Konseyi'nin aldığı 1973 sayılı karar çerçevesinde ateşkesin acilen sağlanması gerektiğini belirten Davutoğlu, bu çerçevedeki temaslarının sürdüğünü belirterek, NATO içindeki müzakerelerin devam ettiğini belirtti.

Biraz önce NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen ile görüştüğünü kaydeden Davutoğlu, "Biraz sonra da kendi talepleri üzerine ki Genel Sekreterin de kendi talebiydi, Fransız, İngiliz ve Amerikan dışişleri bakanlarıyla görüşmeler gerçekleştireceğim" dedi.

NATO'nun Libya'da üstleneceği rol konusundaki tutumlarının açık olduğunu dile getiren Davutoğlu, "Biz böylesi bir operasyonun komuta ve kontrol sisteminin tamamıyla NATO tarafından üstlenilmesi ve sadece NATO yetkililerince koordineli olarak yürütülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Ve bütün bu operasyonun BM Güvenlik Konseyi prensipleri etrafında ateşkesi sağlayıcı, sivil kayıpları önleyici nitelikte olması elzemdir ve gereklidir. Bir taraftan NATO görevi üstlenirken diğer taraftan buna paralel ve ayrı bir operasyonun koalisyon güçlerince yürütülmesini doğru bulmayız. Hele hele bazı yetkililerce son derece yanlış bir şekilde kullanılan 'Haçlı' kavramları gibi kavramlarla yürütülen bir operasyonun sorumluluğunu paylaşmamız mümkün değildir" diye konuştu.

-"HAÇLI SEFERLERİ GİBİ SÖYLEMLERLE BİR HAREKAT MEŞRULAŞTIRILAMAZ"-

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Libya'ya yönelik operasyonla ilgili "Haçlı seferleri" gibi söylemlerle bir harekatın meşru kılınmasının mümkün olmadığını ve buna izin vermeyeceklerini belirterek, bütün çalışmaların tek bir şemsiye altında toplanması gerektiğini, tek taraflı inisiyatiflere bırakılmamasının önem taşıdığını vurguladı.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah Bin Zayid El Nahyan ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, Davutoğlu, Türkiye-BAE ilişkilerinin son dönemde büyük bir ivme kazandığını, hem ikili hem bölgedeki gelişmeler vesilesiyle çok sık toplantılar ve istişareler yapıldığını anımsattı.

Davutoğlu, üç hafta önce BAE'de olduğunu ve BAE ve Türkiye'nin Libya'ya insani yardım konusunda bir inisiyatif gerçekleştirdiklerini, 14-15 Mart'ta bu girişim çerçevesinde Bingazi'ye insani yardım gemilerini gönderdiklerini söyledi.

Körfez İşbirliği Konseyi ile ilişkilere ve körfez bölgesindeki istikrar ve güvenlik ortamının devamına büyük önem verdiklerini ifade eden Davutoğlu, El Nahyan'ın ziyaretinde de bu ilişkileri ve bölgedeki son gelişmeleri ele aldıklarını bildirdi.

Görüşmelerinde Libya'daki gelişmelerle ilgili olarak da fikir alışverişinde bulunduklarını belirten Davutoğlu, "Herşeyden önce Türkiye, Libya'daki halkın haklı taleplerini siyasi reform çalışmaları ile başarılı bir şekilde siyasete yansıtmasına büyük önem vermektedir. Ancak bu süreç içinde gittikçe tırmanan gerilim ve sivil halka dönük saldırılar hepimizi kaygılandırmıştır" diye konuştu.

Libya halkının güvenliğinin temin edilmesi ve iç barışın, toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin korunmasının temel ilkeleri olduğunu kaydeden Davutoğlu, bu konudaki görüşlerinin her düzeyde dünya kamuoyu ile paylaşıldığını ve tutumlarının çok açık ve net olduğunu ifade etti.

Libya için yapılacak çalışmaların hedefinin evrensel değerler ve BM prensipleri çerçevesinde ve bu kapsamda dil etrafında olması gerektiğini belirten Davutoğlu, çalışmaların çatışmaları derinleştirici yönde değil Libya'daki halkın güvenliğini, özgürlüklerini, demokratik taleplerini güçlendirici yönde olması gerektiğini vurguladı.

NATO'nun bölge ülkelerin de katılımıyla bir misyon üstlenmesi gerektiğini bildiren Davutoğlu, ayrıca KİK, İKÖ ve Afrika Birliği gibi bölgesel örgütlerin de bu faaliyetlere desteğinin sağlanmasının önem taşıdığını söyledi.

-MİSRATA'YA YARDIM-

"Kaddafi yönetimindeki güçler saldırılarını hemen durdurmalı ve sivil halkın bugün Mısrata'da olduğu gibi zarar görmesi önlenmelidir" diyen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Misrata'daki yardım konusunda Türkiye'nin her türlü çabayı göstereceğini ifade etti.

Bu çerçevede temaslar gerçekleştirdiğini, Libya yönetimine Türkiye'nin yaralılara yardım konusunda her türlü girişim için bütün imkanlarını seferber etmeye hazır olduğunu bildirdiğini kaydeden Davutoğlu, "Daha sonra da mutlaka bir ateşkes sağlanmalı ve Libya'nın geleceği ile ilgili Libya halkına tam yetki verilmelidir" dedi.

Libya halkının esenliği ve geleceği için her türlü katkıyı yapmaya hazır olduklarını belirten Davutoğlu, bütün bu hususları El Nahyan ile de paylaştığını, krizin başından beri kendisi ile aynı yaklaşımları sergilediklerini ve benzer perspektiften baktıklarını söyledi.

Davutoğlu, El Nahyan'ın çok doğru bir zamanlama ile yaptığı bu ziyarette Libya dışında Bahreyn ve Yemen ile ilgili gelişmeleri de ele aldıklarını bildirdi.

-NATO'NUN DEVREYE GİRMESİ KONUSUNDA İKİ ŞARTIMIZ VARDI-

Toplantıda basın mensuplarının sorularını da cevaplayan Davutoğlu, "yakın zamana kadar NATO'nun müdahalesine karşı olduğunu söyleyen Türkiye'nin şimdi NATO'nun Libya'da operasyonu üstlenmesini istemesinin nedeninin" sorulması üzerine, Türkiye'nin başından beri bütün bu konulardaki tutumunun, ilkeli ve tutarlı olduğunu söyledi.

Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bahsettiğiniz açıklamalar yapıldığında ortada bir BM Güvenlik konseyi kararı yoktu ve bölgesel bir inisiyatif gerçekleştirilmemişti, Arap Birliği kararı da yoktu. NATO'nun devreye girebilmesi için, bütün NATO forumlarında iki tane önemli unsurun mutlaka gerçekleşmesi gerektiğini söyledik. Birisi BM Güvenlik Konseyi kararı, 1973 ile gerçekleşti, diğeri de bölgesel katılım o da Arap Birliği'nin açıklaması ile gerçekleşti ve BAE ve Katar başta olmak üzere bazı ülkelerin bu 1973 sayılı karara fiilen katılma iradesi ile gerçekleşti. Bu şartlar gerçekleştikten sonraki tutumumuz tabii ki eskisi gibi olamaz. O zaman kastettiğimiz böyle bir hukuki zemin olmadan NATO'nun tek taraflı olarak harekete geçmesiydi. Biz tek taraflı her türlü müdahaleye karşı çıktık, Paris toplantısına yönelik eleştirimiz de bundan kaynaklanıyor. Paris toplantısına da bütünü kuşatmadığı için karşı çıktık."

Misrata'daki halkın yüzer hastane talebi ile ilgili bir soru üzerine Misrata'daki gelişmeleri de yakinen takip ettiklerini belirten Davutoğlu, "Türkiye kardeşlerimizin acısını dindirmek için ne gerekiyorsa bütün imkanlarını seferber etmeye hazırdır. Bu konuda da gerekli girişimlerde bulunuyoruz. İnşallah tıbbi yardımın ulaşması için sonuç alıcı bazı neticeler elde edilir. Biz de bu yardımları oradaki kardeşlerimize iletiriz" diye konuştu.

-TÜRKİYE'NİN NATO'YA KATKISI-

"Türkiye'nin NATO'ya silah ambargosunun denetimi ve insani yardım konusunda katkıda bulunacağı bildirildi. Başka ne gibi unsurlar devreye girecek?" sorusu üzerine Bakan Davutoğlu, NATO çalışmalarına Türkiye'nin yapacağı katkının en başından beri askeri, teknik düzeyde yapılan çalışmalarda dile getirilmiş katkılar olduğunu belirtti.

İlgili çalışmalar tamamlandıktan sonra kapsamlı açıklamalar yapılacağını bildiren Davutoğlu, "İlkesel olarak katkımızın mahiyeti insani yardımlar ve silah ambargosunun uygulanması yönünde olacak, vurucu veya herhangi bir saldırı boyutu olmayan bir çerçevede kalacak" dedi.

NATO içindeki üst uçuş uygulamalarıyla ilgili müzakerelerin sürdüğünü kaydeden Davutoğlu, bu gece Fransız, ABD, İngiltere dışişleri bakanları ile görüşeceklerini ve çerçevenin netleşeceğini söyledi.

-TÜRKİYE'NİN KAYGILARI-

Dışişleri Bakanı Davutoğlu, "NATO sözcülerinden Türkiye'nin kaygılarının kısmen giderildiği açıklamaları geliyor. Türkiye'nin giderilen bu kaygıları nedir?" sorusunu yönelten gazeteciye, şu yanıtı verdi:

"İlkesel açıdan bakıldığında; bu harekatın sadece ve sadece BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanmasına dönük olması, yani sivillerin korunması, silah ambargosu uygulanması, insani yardımın erişimin sağlanması ve sivillerin korunması için üst uçuş yasağının uygulanması, yoksa daha öteye giden bir çerçeve taşımaması. İkinci olarak usul bakımından bizim çok ciddi kaygılarımız var. Biz bütün bu çalışmaların BM şemsiyesi altında, BM mekanizmaları içinde ve bu çerçevede NATO'nun kontrolü altında olmasını istiyoruz. Hiçbir ülke ya da ülkeler grubunun tek taraflı inisiyatifine bırakılamaz. Biraz önce de Sayın Genel Sekreter Rasmussen ile görüştüm, bir for mül arayışı var. Ama ilkesel pozisyonumuz şudur; iki kanal, iki komuta sistemi olmamalı ve kullanılacak dil dahil olmak üzere, 'Haçlı seferleri' veya 'Batı ittifakı' gibi kutuplaştırıcı dillerden uzak kalınması, sadece BM'nin evrensel dilinin kullanılması.

Biz Libyalı kardeşlerimizin korunması için her türlü katkıyı yaparız. Her türlü fedakarlığı yaparız. Ama bölgede kutuplaştırıcı bir dilin kullanılmasına ve böyle bir kutuplaştırıcı ve taraf oluşturucu operasyonun yapılmasına bütün imkanlarımızla karşı çıkarız. Hele hele Haçlı seferleri gibi söylemlerle bir harekatın meşru kılınması mümkün değildir, buna izin vermeyiz. Bunun için bütün çalışmaların tek bir şemsiye altında toplanması ve tek taraflı inisiyatiflere bırakılmaması önem taşıyor. Bunu elde edinceye kadar müzakereleri sürdüreceğiz. Kimse Türkiye'yi bu çalışmaları bloke eden bir ülke gibi göstermemeli, bu yanlış bir kanaattir. Bu çalışmalara değil böylesi bir üsluba karşı çıkarız. Yoksa bütün o objektif hareket planlamalarında Türkiye gereken katkıyı yapmıştır. Bunu bloke eden Türkiye değil, bu üslubu sürdürmek isteyen taraflardır. Belki bir uzun gece daha yaşarız, ama Türkiye'nin kaygıları giderilinceye kadar da pozisyonumuzu sürdürür, görüşmelerimizi yürütürüz.

-NAHYAN: TÜRKİYE'NİN DURUŞU TAMAMIYLA HAKLI-

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişleri Bakanı Şeyh Abdullah Bin Zayid El Nahyan, Libya konusunda Türkiye'nin duruşunun tamamıyla haklı ve Libya halkını korumaya yönelik olduğunu vurguladı.

El Nahyan, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile yaptığı görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında, mevkidaşı ile görüşmelerinin çok verimli olduğunu belirterek, Libya, Bahreyn ve Filistin'deki gelişmeleri ele aldıklarını söyledi.

Bu ziyaretin aslında Türkiye ile BAE arasındaki ilişkinin ne denli güçlü olduğunun da bir göstergesi olduğunu dile getiren El Nahyan, ziyaretinde Şeyh Muhammed Bin Zayid'in içten selamlarını Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a iletme fırsatı bulduğunu kaydetti.

Davutoğlu ile görüşmelerinde ikili ilişkilerin yanı sıra Libya konusunda beraber neler yapılabileceği üzerinde durduklarını, ateşkes sağlandıktan sonra oradaki sivil halka insani yardımları nasıl ulaştırabilecekleri konusunu görüştüklerini belirten El Nahyan, "Umarız ki bu ateşkes en kısa zamanda gerçekleşir" dedi.

Bu konuda Türkiye'nin hakkını teslim etmek gerektiğini dile getiren El Nahyan, "Hakkı teslim etmek anlamında şunu söyleyebiliriz: Türkiye'nin duruşu tamamıyla haklı ve Libya halkını korumaya yöneliktir" diye konuştu.

Davutoğlu'nun Abu Dabi'ye yaptığı ilk ziyarette bunu zaten algıladıklarını dile getiren El Nahyan, şunları söyledi:

"Bizler de şu an Libya halkına yardım edebilmek için en iyi yöntem ve üslubun arayışı içindeyiz. BAE, Libya üzerinde uçuşların yasaklanması ve de sivillerin korunması ile ilgili ilk çağrıda bulunan ülkeler arasındadır. Evet şu an uluslararası bir karar var ancak bizim mevcut trajik durumdan çıkmak için en hızlı ve etkili yöntemi bulmak için çaba harcamamız gerekiyor."

Arap Ligi'nin "Artık Libya'da rejim meşruiyetini yitirmektedir" şeklindeki görüşünü tekrar etmek istediğini söyleyen El Nahyan, "Uluslararası çabalar, bölgesel katkı olursa yerine getirilir, bölgesel katkı olmazsa uluslararası çabalar eksik kalmış olur. Libya'nın toprak bütünlüğünün sağlanması, her Libya vatandaşının korunması, bizim için bunlar kırmızı çizgilerdir" diye konuştu.

Davutoğlu da, aynı çizgilerin kendileri içinde geçerli olduğunu, bunun için birlikte çalıştıklarını belirtti.

Türkiye ve BAE'yi kastederek "Ama kendi aramızdaki çizgiler beyazdır" diyen El Nahyan, esprili bir dille bir dahaki sefere tercümana gerek kalmaması için Türkçeyi öğrenmiş olmayı istediğini dile getirdi.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim