• BIST 106.711
  • Altın 143,514
  • Dolar 3,5567
  • Euro 4,1387
  • İstanbul 26 °C
  • Ankara 19 °C
  • İzmir 24 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Birand'dan 'Laik Kesime' DARBE!

Biranddan Laik Kesime DARBE!
Mehmet Ali Birand merkez medyanın genlerinde darbecilik var açıklamalarının üzerine şimdi de 'laik kesim'e yüklendi ve çok ağır bir yazı yazdı.

 

 

 

 

 

 

"Askeri hep laik kesim kışkırttı..."
Bu çarpıcı cümlenin hangi yazar tarafından yazıldığını tahmin etmeniz çok zor. Bu cümle Posta gazetesi başyazarı, Kanal D Haber Genel Koordinatörü Mehmet Ali Birand'a ait. Birand geçen hafta "merkez medyanın genlerinde darbecilik var" diye özetlenebilecek bir yazı kaleme almıştı. Bugün ise köşesinde bir adım daha ileri gitti ve yazısını tamamlamak için Askeri hep laik kesim kışkırttı diye yazdı.

İşte Birand'ın köşesinde laik kesim dediği gruba karşı yazdıkları:

ASKERİ DARBEYE ZORLAYAN HEP LAİKLERDİ

"O kadar çok yankı buldu ki, bugün resmin eksik kalan bölümlerini de tamamlamak istiyorum. (...)  Askeri darbeye iten, zorlayan daima laik kesim olmuştur."

Birand, ardından "Laik kesim ayırımı da şöyledir" diyerek ilginç bir de tasnif yazdı:

- Genelde CHP; sosyal demokrat politikacılar. İçlerinde normal seçimle hiçbir şey olamayacaklarını bilen, asker sayesinde kendine bir pozisyon sağlamak isteyenler.
- Orta ve büyük sermaye gurupları.
- Emekli ve çalışan yargı bürokrasisi.
- Üniversite öğretim üyeleri.
- Emekli ve muvazzaf askerler.
- Medya.
Hepimizin de ortak bir hedefi vardı:
"Kendi kurduğumuz bir sistemi paylaşmamak..."

CUMHURİYET'İN İKİ DÜŞMANI VARDI TİCANİLER VE KÜRTLER

"Atatürk'ün kurduğu ve askere emanet ettiği, Laik Türkiye Cumhuriyeti'nin yıllar boyunca iki düşmanı oldu." diyen Birand şöyle devam etti yazısına:

- İRTİCA, en çok konuşulan ve en fazla üstüne gidilen düşman idi. Gazetelerde hep sakallı adamların resmi çıkar ve "İki ticani daha yakalandı", haberleri okunurdu. Siyah çarşaflı kadınlar, "Karafatma" diye adlandırılırdı. "Mümin"- "Dindar" kişilerle, "Dinciler" arasında bir fark gözetilmezdi. Bu kesim, bizlerin kurduğu sistemin en büyük düşmanı olarak görülürdü. Aramıza girmelerine tahammülümüz yoktu. Hiçbir şekilde onları anlamaya çalışmadık.

- KÜRT SORUNU ise, hiç konuşulmayan ancak çok korkulan diğer düşmandı. Kürtlerin her ayaklanması, "başkaldırı" ve "bağımsızlığa gidiş" olarak nitelendirildi. Gerçek nedenleri araştırılmadı. Fakirlikten , feodal yapıdan, bölgenin özellikleri veya Kürt diye bir etnik gurubun bulunabileceği düşünülmedi. Kürt sorunu dendiğinde, hemen Türkiye'nin bölünmesi akıllara geliyordu. Sürekli asimilasyon ve ret politikaları sürdürdük.

SİSTEM MÜHENDİSLİĞİ YAPTIK HİÇ PAYLAŞMADIK

"Cumhuriyet'in kuruluşundan itibaren, bu iki geleneksel düşmana karşı sürekli aynı sert yaklaşımı gösterdik" diyen  Kendi sistemimizin mühendisliğini yaptık. Bu sistemi oluşturken de, bu ülkenin sadece bize ait olmadığını, dindar kesim ve Kürtlerle de paylaşmamız gerektiğini hiçbir zaman kabullenemedik. Düşünmedik dahi... Düşünenlerimizi de hapishanelere yolladık.

Ne Cumhuriyet'in siyasi sistemini, ne de laik kesimin egemen olduğu ekonomik pastayı paylaştık.
(...) Böyle bir baskı altında kaldıkça, bu iki düşman da radikalleşti. Başka bir cephe oluşturdular ve siyasi- ekonomik pastayı paylaşmak ister oldular.
İşte o zaman da, hemen askere başvurduk.

ASKER KIŞKIRTILDI AMA MANEN HAZIRDI

"Askeri, laik kesim kışkırttı" diyen Birand, "Onlar da zaten manen hazırdılar" demeyi de ihmal etmedi:

Verilen görevi yerine getirip 3 defa yönetime el koydular. 1950-1990 arasındaki uluslararası konjonktür de, bu tip darbelere öylesine müsaitti ki, asker, her zor duruma düştüğünde, ülkeyi kurtaran kahraman olarak alkışlandı.

Birand yazısının finalinde ise şimdi altın bir fırsat doğuyor... dedi ve şöyle devam etti:

Seçimlerden sonraki anayasa hazırlığı eski hastalıklarımızı acaba giderecek, herkesin duygularını ve beklentilerini karşılayacak bir anayasa mı hazırlanacak, yoksa tam tersine, bu defa bugüne kadar ötelediklerimiz mi bizleri aynı duruma sokacak?

Yani, toplumsal barışa kavuşabilecek miyiz, yoksa savaş devam mı edecek?

 

Birand: Utanıyorum! Genlerimizde Darbecilik Vardı!

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim