• BIST 107.206
  • Altın 143,369
  • Dolar 3,5533
  • Euro 4,1312
  • İstanbul 27 °C
  • Ankara 22 °C
  • İzmir 25 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Bir Filistin Dostu: Murat Kekilli!

Bir Filistin Dostu: Murat Kekilli!
Kekilli, yeni albümünü, Filistin hassasiyetini Haber Aktüel'e anlattı.

Onunla yollarımız ilk İstanbul'da kesişti. Yıllarca şarkılarını dinlediğim adamın yürüdüğü yolu beraber adımlamak hayatımı daha yaşanılabilir hale getirdi.

Onunla İstanbul'u gezdik Kanlıca'sından, Tarabya'sına… Gün geldi Adana'ya gittik beraber. Boğazın muhteşem ışıkları altında başlayan sohbetimiz, Haber Aktüel'de köşe yazarlığına kadar uzandı.

O zaman onunla yeni albümünü konuşmak gerekirdi. Ben de öyle yaptım. Bu Akşam Ölürüm'le başlayan yolculuk, Kalbimdeki Darp'la nereye getirdi Murat Kekilli'yi?

 

***

Röportaj: Muaz Kalaycı, Genel Yayın Yönetmeni

Redakte: Meliha Sönmez, Taha Sunay

***

“ALBÜM İÇİN BEĞENİLER BEKLENTİMİN ÜZERİNDE ÇIKTI”

— Son albüm, “Kalbimdeki Darp”ın dinleyiciler tarafındaki ilk yansıması nasıl oldu?

Bugüne kadar iletişim araçlarını henüz tam manası ile kullandık diyemeyiz. Ancak şuan Kral TV'de klibimiz yayınlanıyor. Radyo programları yaptık. Buralarda aldığımız tepkiler oldukça başarılı olduğumuz yönünde. Şuan için beğeniler beklentimin üzerinde çıktı. Eğer biraz daha kıpırdarsa beklentimin çok ötesine gidecek gibi bir görüntü sergiliyor.


— Bu albümde en çok içine sinen, “işte bu” dediğin, en sevdiğin şarkı hangisi?

Senden Uzakta… Sonra, Bu da Geçer… Aslında hepsi güzel!  Dinleyiciler de öyle diyor.

— Dinleyiciler bu albümü aldıklarında memnun kalacaklar mı sence?

Kesinlikle memnun kalacaklar. En azından öyle umuyorum. Biz memnunuz çünkü.

 

“BEN PROTESTO EDERKEN BİLE AŞKLA EDİYORUM”

— Tarz bu albümde değişti gibi sanki…?

“Biraz değişti” diyebiliriz. Ben protesto ederken bile aşkla ediyorum. Artık yeni bir şey keşfettim. Öyle çığlık atarak falan değil; biraz daha aşkla anlatıyorum. Öbür türlü dünyayı düzeltemiyoruz. “Biraz da böyle deneyelim” dedik. Deneme yanılma… Öğrene öğrene devam ediyoruz. Eğer olmazsa, başka bir şey deneriz.

 

“FİLİSTİN'DE NELER YAŞANDIĞINI ANCAK EKRANLARDAN GÖRÜYORUZ”

— Tamda albümün çıktığı günlerde Filistin'e giden gemi ve sonrasında yaşananlar ortaya çıktı. O gemide olmayı arzuladığını da biliyorum, o sırada albümün çıktığı için söylentilere mahal vermemek için gidemediğini de biliyorum. Seni o gemiye çeken nedenler neydi?

Filistin'deki dramı bütün dünya biliyor. Bizim bununla ilgili söyleyecek farklı bir şeyimiz yok. Biz buralarda; Türkiye gibi bir ülkelerde rahatça yaşıyoruz. Hayatımızı devam ettiriyoruz. Orada neler yaşandığını ancak ekranlardan görüyoruz. O da görebildiğimiz kadar! Yani gösterilen kadarını görüyoruz… İnternet dünyasının geliştiği şu ortamda bile biz, daha müdahalenin nasıl olduğunu, kendi karasularında bile olmadığını, uluslararası karasularda müdahale edildiğini sonradan öğrendik. Bundan önce, internetin olmadığı ortamda kim bilir neler yapıldı, neler yaşandı!

 

“KALBİM BENİ FİLİSTİN'E GİTMEYE ÇAĞIRIYOR”

Oradaki kardeşlerimizi bu durumda görmek istemiyoruz. Oradaki insanların ne yaşadığını ancak tahmin edebiliyoruz. En iyi ihtimalle bile Filistin'de bizim tahmin ettiğimizden çok daha kötü durumdalar. Çünkü az öncede belirttiğim gibi; biz ne kadar kötü olduğunu ancak görüntülerden yola çıkarak tahmin ediyoruz. Bu tahminlerle sınırlı tabii. Tahminimiz ötesi şeyler de olabilir.

Böyle bir durumda kalbim beni Filistin'e gitmeye çağırıyor.

— İnancın, düşüncenin ve değer yargılarının müzikteki yansımalarını düşünürsek sanatçılar Gazze'den, Afrika'dan ne kadar haberdar? Ne kadar ve nasıl haberdar olmalı?

Eğer sanatı kendin için yaparsan bunlardan bihaber olursun. Sanatı halk için yaparsan çıkarın vardır, yine bihaber olursun. Sanatı sanat için yaparsan çok büyük saygı duyarlar ama bazen haberdar olursun, bazen bihaber. Ama sanatı “Allah için” yaparsan hepsinden haberdar olursun. Niye? Bağımlı değilsindir çünkü. Sanata dâhi bağımlı değilsindir artık.

 

“BEN İŞİMİ ALLAH RIZASI İÇİN YAPIYORUM. BORCUM YOK”

— Direkt Allah'a bağlısındır yani?

Tabii canım. Ben işimi Allah rızası için yapıyorum. Borcum yok, minnetim yok! Sadece müziğim, notalarım var. O'na karşı sorumluyum. Bu sorumluluk bambaşka...

— Türkiye'de müzisyenlerin çok azı müziğini besleyen felsefeyle uğraşıyor. Sen bu az sayıdaki insanlardan birisin. Müzik konusundaki temel görüşlerin nedir?

Müzik bir iletişim aracıdır. Hem öyle bir iletişim aracı ki; öyle internete, tuşlara, telefona, şuna buna ihtiyacı yok. Direkt ruha, duygulara oynuyor. İnsanlar da duygusal olduğu için belli bir mantık kalıbı falan istemiyor. Ruhunu doğru verdiğin zaman müzikle, dünya düzeni üzerinde dâhi oynama yapabilirsin. Yorumlayabilirsin dünyayı ve insanları, güdüleyebilirsin. Müzik böyle bir şey…

 

“MÜZİK PAYLAŞIMLARIN DORUK NOKTALARINDAN BİRİSİDİR”

—  “Müzik ruhun gıdasıdır” denir… Bu sofranın adabından bahseder misin?

Müzik yaparken bir şeyler biriktiriyorsun. İnsanlarla paylaşıyorsun. Bu biriktirdiğin deneyimler, duygu ve düşünceler toplamı, tıpkı insanlarla paylaştığın sofra gibi... Bunu da insanların ruhu yapar ve diğer insanların ruhları ile bunu paylaşırsın. Eğer hepimiz bir bütünün parçasıysak bu birikimi paylaşmak zorundayız. Müzik de paylaşımların doruk noktalarından birisidir. Müziği doğru işlediğinde, doğru paylaştığında müthiş bir haz verir. İnsanı kanatlandırır, uçurur!

 

“İNGİLİZCE ŞARKI SÖYLEMEK POPÜLER KÜLTÜRÜN BİR PARÇASI, GÜNDEME GELME OLAYI!”

— Eurovision'daki performansları nasıl değerlendiriyorsun? Bu yarışmaya İngilizce sözleri olan şarkılarla katılıyoruz, buna “evrensellik” diyoruz. Evrensel olan mahalli olandan daha mı değerlidir? Kendi değerini korumak ödülden daha değerli değil midir?

Her şeyden önce yarışmacıları tebrik ederim. Ama Eurovision ismindeki bu yarışmada herkes şarkısını İngilizce söylüyor. Bu popüler kültürün bir parçası, gündeme gelme olayı. Başarı elbet güzel. Dereceler aldık, ikinci olduk. Sertap birinci oldu. Bunlar güzel şeyler. E peki Arapça konuşanın günahı ne? Yahut Türkçe konuşanın günahı ne? Lazca, Rusça konuşanın günahı ne? Bunlar yakında hep beraber tek dil İngilizce konuşacak. Tek dil konuşulacak olsaydı Allah herkesi tek dil yaratırdı. Allah bizden –haşa– daha mı az şey biliyor? Utanıyor muyuz dilimizden? Utanıyorsan girme yarışmaya, girme! Ben başarıları küçümsemiyorum. Ben kişileri değil, sistemi eleştiriyorum. Grupları, sanatçıları değil! Şarkıların yarıştırılması problem. Bir müzik neden yarıştırılsın? “Benim müziğim senin müziğini döver” Olur mu böyle şey!?

— Bu dediklerinden Eurovision'dan “sanat sanat için değil, toplum için yapılıyor” anlamını çıkarabilir miyiz?

Orada sanat toplum için bile yapılmıyor. Başka bir şey için yapılıyor. Toplum için olsa bile “amenna”, sanat için olsa “eyvallah” derdim.

 

“BEN İNSANLARI DOĞAL HALLERİYLE, OLDUKLARI GİBİ BENİMSEDİM”

— Haber Aktüel'de yazdığın köşe yazılarında müziğinde olduğu gibi belli sorumlulukları olan birisi olarak karşımıza çıkıyorsun. Murat Kekilli'nin sorumluluklarından bahseder misin?

Biz bu dünyada insanlarla beraber ortaklaşa bir mekânda, mavi bir kürede hava soluyup, nefes alıyoruz. Zamanımızı dolduruyoruz. Beraber yaşadığımız insanlar var. Ben her şeyi, herkesi, insanları doğal halleriyle, oldukları gibi benimsedim. “Ona, buna benzeteyim, kendime benzeteyim” demedim. Ama insanlarla ortak değerlerimiz var. Mesela doğal felaketler karşısında yeşilin tükeniyor olması hepimizin ortak sorunu. İşte bu benim sorumluluğum. İnsanlara bunu hatırlatmak zorundayım. Yeşil yok olmamalı, gelecek nesillere aktarılmalı. Gökyüzüne baktığımızda bir tane mavi var, başka mavi var mı? Yok! Mavi ise neyin sembolü? Yaşanılan yerin sembolü. Burayı kirletmenin, yaşanılmaz bir yer haline getirmenin, ağacı yok etmenin, burayı da diğer gezegenler haline getirmenin âlemi yok. Burada hayat var. Dünyada düzen, nizam ve denge var. Bu nizamı bozmamak lazım. Dünyanın nefes alışına yardımcı olmalıyız.

 

“ÖNCE İNSAN. DİĞER HER ŞEYİ BUNUN ÜZERİNE İNŞA EDECEKSİN”

— İnsanlar sürekli değişimden dert yanıyor. Değişmeyi ve değişmemeyi değerlendirir misin?

İnsan değişmeli, gelişmeli. Yapısı buna müsait. Aklı var çünkü. Ama bu değişme, gelişme; kendisini ve beraberinde çevresini de yok ediyor. Bu değişim ve gelişim; güçler savaşına döndü. Kimin binası daha yüksek, kimin donanımı daha güçlü, kimin uçağı daha hızlı… Bunlar tamam ama bilim insan yararına kullanılmalı. Karşımızdakine gözdağı vermek için kullanmamalı. “Ben senden daha güçlüyüm.” Bu bir sindirme politikası. Kendi cinsiniz neden sindirmek istiyorsun? Dünyada ortaklaşa yaşıyoruz. Önce insan. Diğer her şeyi bunun üzerine inşa edeceksin. Ama sen; “önce benim kimliğim, benim etnik kökenim, dilim”  dersen olmaz. “Önce insan” dersen o zaman Filistin'in de yararına olacak. Ama maalesef her şeyden önce insan olmuyor işte. Savaşlar bile çıkabilir ama önce insan. Bayrak, dil, vatan olacak ama önce insan.

 

“BİZİM GELENEKLERİMİZDE MİSAFİRPERVERLİK, YAŞLILARA SAYGI, YEMEĞİ PAYLAŞMA VAR”

— Bir türküyü, sanat müziğini, tarihi eseri korumakta gösterdiğimiz özeni, bunları ortaya koyan iradenin, ruhun yaşatılmasında gösteremiyoruz. Bu durumu değerlendirir misin?

Bu, günümüz şartlarına göre yorumlanıyor tabi. Sanatçının; sinema, kitap, müzik artık eseri neyse, bu hepsinde aynı. Günümüz şartlarına uygun olarak değerlendirmeye çalışalım. Bir proje bir esere uyarlansın ama bu eserin aslını tamamen unutturmak anlamına gelmemeli. Geçmişimizden gelen sahip olduğumuz güzel olan şeyler var. Geleneklerimiz, göreneklerimiz, değer yargılarımız var. Bunları kaybetmemeliyiz. Misal; bizim toplum olarak geleneklerimizde misafirperverlik, yaşlılara saygı, yemeği paylaşma var. Sadece Ramazan'da değil, her zaman… Çocuklara sevgi, kadınlarımıza sevgi ve öncelik var. Sonra görgü kurallarımız var. Bunları yok etmemeli. Bunun gibi müzikte de kurallarımız var. Müziği işlerken özünden çok da saptırmamak lazım. Hem modern aletlerle donatmalı, hem yorumlarda da modernleşme olmalı. Ama özünden de çok uzaklaşılmamalı. Mesela ben ağacı yerinden koparıp, “sen burada iyi değilsin, şu bahçede dur” demektense, bunun yerine onu olduğu yerde beslemeli, sulamalı, dallanmasını sağlamalıyım.

 haber aktüel

 

 

t

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim