• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 16 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Beşşar Esed ve yüzde 5 kuralı

Beşşar Esed ve yüzde 5 kuralı
1990'larda Mark Irving Lichbach, halkın yüzde beşinin devlete karşı aktif kolektif eyleme iştirak etmeleri halinde devletlerin yaşayamayacağını öne süren yüzde 5 kuralını ortaya attı. Vardığı sonuçların dayanağı, İran (1979), Filipinler (1986) ve Doğu Avr
Geçen hafta Suriye Savunma Bakanı ve Devlet Başkanı Beşşar Esed'in kayınbiraderinin öldüğü Şam'daki bombalı saldırı, Suriye'de yaşanan ihtilafın tarihine, Esed'in çok sayıda Suriyeliyi kaybettiğini göstermesi açısından bir dönüm noktası olarak geçecek muhtemelen.
Muhtemelen diyorum, çünkü bu başarılı saldırının Esed rejiminin yakın çevresine doğrudan ve dolaylı etkileri hâlâ kestirilemiyor. Öyle görünüyor ki, Suriye diktatörü direnişin merkezine yönelik daha da vahim bir şiddet dalgasıyla durumu kendi lehine çevirmeyi deneyecek. Esed ayrıca muhtemel dış güç müdahalelerine karşı kimyasal ve biyolojik silah kullanma tehdidinde bulunarak, diğer ülkeleri geçen haftaki ağır darbeden yarar sağlamaya çalışmamaları konusunda uyardı.
Öte yandan bombalı saldırının tarihsel önemiyle ilgili belirsizliğin, pek muhtemel görünmeyen kimyasal savaş senaryosuyla ilgisi yok. Geçen hafta Esed'in yakın çevresinden bazı kişilerin öldürülmesinin yarattığı etkinin en önemli işareti, Suriye'de topyekûn iç savaşa yönelik gidişat dahilinde saf değiştiren insanların sayısı ve bileşimi olacak.
The Economist, geçen hafta Esed'in artık kendi çıkarlarını koruyamayacağına inanan Hıristiyan Suriyelilerin sayısının arttığını yazdı. Ülkenin ticarî merkezi olan Halep'ten gelen haberler, yerel tüccar sınıfının da saf değiştirmek üzere olduğu yönünde. Her gün onlarca asker ve subay firar edip Türkiye'de ve Özgür Suriye Ordusu'nun kontrolündeki Suriye topraklarında bulunan meslektaşlarına katılmaya karar veriyor.
'Political Violance @ a Glance' adlı internet sitesindeki oldukça ilginç bir kısa makalede, Florida State Üniversitesi Siyaset Bilimi Fakültesi'nden profesör Will H. Moore, halihazırda Suriye'de neler olduğunu açıklamaya çalışıyor. Moore, ortak eylem, halk direnişi ve baskı altındaki rejimler tarafından kullanılan silahlı kuvvetlerin tepkisine dair kapsamlı araştırma yürütmüş olan iki Amerikalı akademisyenin çalışmalarından faydalanmış.
1990'larda Mark Irving Lichbach, halkın yüzde beşinin devlete karşı aktif kolektif eyleme iştirak etmeleri halinde devletlerin yaşayamayacağını öne süren yüzde 5 kuralını ortaya attı. Vardığı sonuçların dayanağı, İran (1979), Filipinler (1986) ve Doğu Avrupa'daki (1989) halk devrimleriydi.
Lichbach'a göre bütün bu örneklerde silahsız vatandaşlar büyük kitleler halinde sokaklara dökülürken, sayıları da, normal koşullarda belli bir davaya aktif olarak katılan yüzde 5'lik kesimi zaman zaman aştı. Rejimler yüzde 5 aşıldığında bu vatandaşların kitlesel olarak hedef alınmaları talimatını verdi ve ordu bunu yapmayı reddettiği anda da devrildiler.
Moore, bu daha eski bulguları Jacqueline DeMerrit'in, güvenlik güçlerinin hangi koşullarda sivilleri öldürmeye ve her türden insan hakları ihlallerine girişmeye gönüllü olup olmadıklarını ortaya koymaya çalıştığı 'Ölüm İhalesi: Hükümet Eliyle Cinayetin Stratejik Mantığı' adlı yeni incelemesiyle harmanlıyor.
DeMerrit'in vardığı sonuç şu: Eylemlerinin dışarıdan gözlemlenmesi, güvenlik güçlerinin emirlere uyma kararlarında kilit rol oynuyor. Askerler ve polisler sivil ölümlerin, sorumlu tutulacakları için kendi yaşamları ve özgürlükleri üzerinde ciddi etkisi olacağını fark ettiklerinde, itaat etmemek ya da firar etmek eğiliminde oluyor.
Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü gibi kuruluşların çalışmaları bu yüzden ziyadesiyle önemli. Bu örgütler uydu görüntülerini ele geçirerek Suriye'de ne olup bittiğini yakından izliyor, böylece ayrım gözetmeden hedef almanın su götürmez kanıtlarının kayda geçirildiğini herkesin bilmesini sağlıyorlar. Moore, ayrıca, DeMerrit'in çalışmalarını temel alarak, gözlemler arttıkça Suriye'de askerin ve polisin silahsız sivillere karşı güç kullanma isteğinin azalacağını savunuyor.
Moore'un vardığı sonuçla bitirmek isterim, zira bana göre Suriye'deki durumu mükemmel bir şekilde özetliyor: "Suriye'nin dört bir yanındaki baskı aygıtlarının halihazırda yaptığı hesaplar, bence bu yüzden farklı tuhaflıklar üretiyor. Elleri kana batmış olanlar ve Esed rejimine bağlı olan diğerleri, güvenli bir şekilde cezaevi hücresine konulana dek saf değiştirmeyecekler. Ama başka on binlerce insan var ve bahse girerim ki, çok daha fazlası Esed'in kaybedeceği sonucuna varacak. Hele bir kitlesel itaatsizlikler başlasın, bence mevcut Suriye rejimini çökertecek olan esas başkaldırı eylemine tanık olmamız sadece günler ya da en fazla haftalar alacak."
Joost Lagendijk


UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim