• BIST 108.489
  • Altın 151,185
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 9 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Berkin Elvan hepimizin evladı

Berkin Elvan hepimizin evladı
Başbakan Yardımcısı Arınç, "Berkin Elvan'ı hepimizin evladı sayalım. Ali İsmail Korkmazlar ve diğerleri bizim gençlerimizdir" dedi

BURSA (AA)  - Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Bursa'da, AS TV'de canlı yayınlanan programda soruları yanıtladı.

Arınç, 30 Mart seçimlerine çok yaklaşıldığını, liderlerin meydanlara çıkmasıyla son haftalarda bir hareketlenme olduğunu ve artık geri dönülmez bir yola girildiğini söyledi.

Türkiye'de yaşanan olayların, günlük siyasetin de konusu olduğuna dikkati çeken Arınç, "Liderlerin tansiyonları yükselten açıklamaları, birbirlerine karşı cevapları, herkesin, 'Bir seçim var, bu seçim için bunlar konuşuluyor' herhalde diye farkına varması konusunda faydası oldu" ifadesini kullandı.

Mahalli seçimlerin çok önemli olduğunu vurgulayan Arınç, büyükşehir belediyesi sayısının 30'a yükseldiğini hatırlattı.

Seçimler hakkında bir heyecan veya ilgi eksikliğinin söz konusu edilebileceğine değinen Arınç, "Son zamanlarda artık herkesin adayları tanıdığını, seçimini belki şimdiden yaptığını, belki bir kısmının henüz kararsız olduğunu düşünüyorum. Böyle olmasını çok garipsemiyorum. Bundan sonraki seçimlerde belki sanal mitingler yapacağız, sanal duyurular yapacağız, birbirimize dijital ortamda ulaşacağız. Batıda olan şey bizde de olacak zannediyorum" diye konuştu.

Yerel seçimlerde adayların, daha iyisini yapma iddiasıyla hareket etmeleri gerektiğini ifade eden Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yoksa hiçbir proje getirmeden, hiçbir haklı gerekçe bulmadan, 'O şunu yaptı ben de onu kaldıracağım, o şunu yaptı ben bunu kapatacağım, o yaptı ama ben bunu yıkacağım', bu çok eski bir sol mantıktır. 'Köprüyü yaptırmayız.' Hatta açılışına bile katılmadılar. Şimdi üçüncü köprüye karşı çıkıyorlar. Sırrı Süreyya Önder'e kaldıysak yandık; 'Üçüncü köprüyü yıkacağım' diyor. Bu zihniyet, Türkiye'de iş yapmayan, aynı zamanda iş yaptırmayan ve bu tür şeyleri hala 'Malabadi Köprüsü bu durumdayken bu iş olmaz' düşüncesiyle eleştiren insanlar. Eskiden Zap'a yazılan şiirler vardı, Malabadi Köprüsü'nün şarkıları vardı. Yani çağ değiştiren bir dünyada, 14 milyon insanın yaşadığı bir İstanbul'da, 2 milyonun merkezde yaşadığı bir Bursa'da bu insanlar ulaşımı nasıl yapacaklar, işinden çıkıp evine nasıl gidecekler, can güvenliği nasıl olacak, trafikte rahatlık nasıl olacak, bunları düşünmek gerekirken 'Köprüyü yaptırmam, metroyu yaptırmam, ona karşı çıkarım' veya yanlış da olsa bir toplu konut yapılmış, 3-5 binden fazla insan konut sahibi olmuş, 'Ben bunu yıkarım' demek belki insanı meşhur edebilir. Arapların meşhur bir sözü vardır; 'Muhalefet et ki tanınasın' derler."

Kendilerini bu işte mutlaka vazgeçilmez zannedenler var

Arınç, halkın, hizmete baktığını, bu seçimleri bir fırsat olarak gördüğünü, insanların kötünün içinden iyisini değil, iyinin içinden iyisini seçmelerini sağlamaları gerektiğini dile getirdi.

Aday belirleme konusuna da değinen Arınç, şunları söyledi: 

"Burada büyük bir beğeni kazandık ama bazıları çok eleştirdi. Yani benim kulağıma gelenler, kendilerini bu işte mutlaka vazgeçilmez zannedenler de var. 'Ben şu kadar hizmet ettim de niye gösterilmedim tekrar?' Teşekkür ederiz hizmetine. Bak ben de 2015'te Allah kısmet ederse gideceğim. Hiç üzülmüyorum. Sen niye üzülüyorsun kardeşim? Sen git, bir başka arkadaşın gelsin. Kötüsün diye söylemiyorum, iyisin ama başka iyiler de var. Tapulu malın değil ya bu. Mahkeme kadıya mülk değil kardeşim, Haydi bakalım sen git de bir başkası gelsin. Belki kızdılar, üzüldüler ama böyle bir anlayış da var. 'Ben hep burada olmalıyım, hep benim sözüm geçmeli, hep ben dinlenmeliyim, hep benim koluma girmeleri lazım', yok öyle bir şey. Bursa hepimizin, Bursa'da ayrımcılık olmayacak. 975 bin oy alan bir parti, Bursa'yı ne kadar kucaklarsa o kadar büyür. Burası belli bölgelerin insanlarına ait bir gecekondu değil, büyüsün hepimizin olsun."

Bu seçimlerde, Nilüfer ilçesinde belediye başkanlığını kazanmamaları için hiçbir neden olmadığını vurgulayan Arınç, bu kilidi açmaları gerektiğini ifade etti. Arınç, 2009'daki seçimlerde mevcut başkana, AK Parti'den de MHP'den de diğer partilerden de bir oy kayması olduğuna işaret ederek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bizim AK Parti açısından bulabildiğimiz şey şudur; bizde yerel seçimlerde 4 puanlık bir seçmenin genel seçimlerde AK Parti'yi desteklediği ama yerel seçimlerde mevcut başkana oy verdiği şeklinde. Onlar üzerinde çalışıyoruz, onları anlamaya çalışıyoruz. Merak ediyoruz, bunu çözmemiz lazım ama o kilidi açmak üzereyiz. Bu kilit açılırsa mesele kalmayacak... Bütün mesele, bizde olup AK Parti'yi sevip Tayyip beyin hayranı, genel seçimde oyunu veren ama mevcut başkanla da nasıl bir duygusal ilişki içinde olduklarını anlayamadığımız, şimdi anladığımız bir seçmen kitlesi var... Nilüfer'deki bu garip çelişkiyi çözen parti kazanacak. MHP kazanmaya uzak ama biz daha yakınız. Bizim için puan çok daha az. Biz çok şükür şu anda da çok iyi gidiyoruz, yükselme devam ediyor. O arkadaşlarımızı ikna etmemiz lazım... Nilüfer, Bursa'nın çok güzel bir örneği, kazanılması çok mümkün ve muhtemel ama mevcut başkanın farklı alanlardaki ilişkileri meseleyi bugüne kadar getirmiş. Yani siyasi hayatımın sonunda olmasaydı ben çıkardım Nilüfer'de karşısına. İlle bu işi kazanmak için benden daha iyisini bulduk; Mustafa Esgin adayımız orada."

AK Parti olarak, 17 Aralık ve 25 Aralık olayları yaşanmasa seçimlere daha farklı bir şekilde gideceklerini vurgulayan Arınç, "Onun etkisiyle hükümete karşı yapılan bu tertipler, bu provokasyonlar, bu iftiralar olmamış olsaydı biz farklı tonlarda konuşur, farklı üsluplar kullanabilir ve marka şehirler konusunda daha yoğun bir çalışma yapabilirdik. Bunu bugün için yapıyoruz ama bunlar her şeyin üzerine bir kara bulut gibi çöktü" ifadesini kullandı.

Arınç, bu süreçte siyasi partilerin genel başkanlarının miting meydanlarındaki hitaplarına değinerek, şöyle devam etti:

"Sayın Kılıçdaroğlu, Bursa'ya gelmiş. Ben de bir gün sonra geldim. Takip de ediyorum. Bursa'nın ben her şeyini takip ediyorum. Gökdere Meydanı'nda toplanılmış, kalabalığı tartışmıyorum, bir saat konuşmuş. Bizim yarın Genel Başkanımız bir saatten fazla konuşacak, onu şimdiden söyleyeyim. Bir saat konuşmasının 55 dakikası, üç kelimeyi tekrarlamış, ben tekrarlamaktan hicap duyuyorum, bu ülkenin başbakanına hakaret etmiş, şunu demiş, şunu demiş, şunu demiş. Çevirmiş, demiş, çevirmiş, demiş. Kalan 5 dakikasında da belediye hizmetlerinden, adayından hiç bahsetmeden, adayı belki çıktı yanında kendisini gösterdi ama 'Eskişehir çok güzel, Bursa çok geri kalmış. Bizim adayımız da Eskişehir'e benzetecek burayı' demiş. Aman Allah'ım. 55 dakikası hakaretle dolu. Heybesinde küfür var, onları saçmış. 5 dakikasında da Bursa için söyleyecek sözü yok, Eskişehir'i bize örnek vermiş. Vallahi Eskişehir'in merkezi çok güzel olabilir, oradaki belediye başkanı da çok başarılı olabilir ama bizim Bursa'da bir eksiğimiz yok ki. Bursa kimden ders alacak, kimden örnek alacak? Bursa'nın projelerini yurt içinde, yurt dışında örnek alan o kadar ülke, o kadar belediye var ki kaldı ki 26 projemize Eskişehir de sahip çıkmış. Bu, Bursalılar için üzüntü verici bir durum."

Ahlak dışı bir konuşma yapmamalı

Kılıçdaroğlu'nun, mitinglerinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a hakaretlerde bulunduğunu savunan Arınç, şunları kaydetti:

"Ana muhalefet partisi liderisiniz. Yarın iktidara gelmeniz söz konusu. Bütün dünyada böyledir ama siz üç kelime ile bu ülkenin başbakanına hakaret ediyorsunuz. Gerekçeniz de bize göre montaj olan, bize göre sesler birleştirilerek bir araya getirilmiş bir tertip olan kasetlerdeki sözlerden hareketle bunları yapıyorsunuz. Ben başka yerlerde kendisine cevap verdim. Hatta bir gün sonra geldiğimde, İnegöl ve Yenişehir'de buna temas ettim. Bu çok yanlış bir defa. Bu, edep dışı bir şey. Bir siyasetçiye de yakışmaz. Niçin sen benim başbakanıma hakaret ediyorsun? Orada kendisi, oğlu veya bakanlarıyla ilgili bazı konuşmalar var. Biz bunların doğru olmadığını iddia ediyoruz.. Sen, doğru olduğunu düşünüyorsun. Çünkü bunları herkese dinletiyorsun. Bir defa bunların nasıl elde edildiği, bu dinlemelerin yasal olup olmadığı konusunda ihtilaf var. İkincisi, bu sadece bir iddia olabilir. Henüz bu iddia konusunda soruşturma yapılmamış, bir iddianame tanzim edilmemiş ve bununla ilgili bir fezleke de Meclis'e gönderilmemiş. O tarihler için söylüyorum. Şimdi sen ortada fol yok, yumurta yokken 'baş çalan' diyorsun, başka şeyler diyorsun. Halbuki senin 7 tane, 95 tane de CHP'li milletvekili hakkında fezlekeler var. Biri de çok çirkin hatta. Fezleke demek, iddianame demektir. Yani soruşturma yapılmış, iddianame tanzim edilmiş ama milletvekilinin dokunulmazlığı olduğu için yargılamaya geçilmiyor. Mesela Muharrem İnce ile ilgili fezlekeyi okudum. 8 sayfa, bütün dinlemeler, kadının ifadesi, onun bunun ifadesi var. Sadece bunun ifadesi alınamamış. Şimdi burada bir iddianame var, biz onlar hakkında kürsüye çıktığı zaman kötü şeyler söylemiyoruz, utanıyoruz en azından ama hakkında hiçbir şey olmayan bir başbakana veya bakanlara sen hakaret ediyorsun. Bir siyasetçi bu kadar siyaset dışı, edep dışı, ahlak dışı bir konuşma yapmamalı."

Arınç, Erdoğan'ın özelliklerini yanındakiler olarak çok daha iyi bildiklerini anlatarak, onun namusa, aile prensiplerine çok önem verdiğini, evlatlarını çok sevdiğini, şeref ve haysiyetine ilişilmesinden hoşlanmadığını dile getirdi.

Edep ve ahlak dışı konuşmalar karşısında bazı insanların yumuşak tepki verdiğini, kimilerinin ise duymazdan geldiğini bildiren Arınç, şöyle konuştu:

"Bizimki bunlara dayanamaz. Zaten onun bu zayıf noktasını bilenler, hep buraya hücum ederler. Oğlu için, eşi için, kendisi için bir şey söyleyeceksin, buna karşı durması, dayanması mümkün değil Sayın Başbakan'ın. O yüzden o da üslubunu, karşıdakinin bu sözlerine karşılık yükseltebiliyor. Belki de o da onlara karşılık verirken aynı şekilde, sert bir biçimde konuşabiliyor. Dolayısıyla bu işi başlatana, bu işi büyütene bakmak lazım ama ne olursa olsun, bir yerde siyasetçinin bu üslubundan vazgeçmesi gerekir. Vazgeçen Kılıçdaroğlu olsa Başbakan'ın bu konuda söyleyecek bir şeyi kalmaz. Sayın Bahçeli de bazen sert şeyler söylüyor ama ahlak ve edep konusunda Sayın Bahçeli'ye hiçbir itirazımız yok. O, bu konularda hassas bir insan. Kimsenin aile mahremiyetine girmez, kimseyi aşırı suçlamaz veya kötü sözlerle karşılık vermez ama Kılıçdaroğlu maalesef eskiden bu yana böyledir. Bazen o kadar edep dışı oluyor ki 'anasının a'sı' derken kendisini zor tutuyor, apar topar otobüsten indiriyorlar, bereket ki sözünü tamamlamıyor. Bir de onun gerisini duymuş olsaydık, bir genel başkan ne durumda olurdu Allah esirgesin. Bu seçimlerin sonunda bu sözlerin hiçbir fayda sağlamadığını, ona prim yapmadığını ve bir iktidar olarak gelecekte ne yapacağını, bir belediye seçimiyse adaylarının bu seçimde neler yapabileceğini söylemeyip sadece Başbakan'ı hedef almasının ona ne kadar pahalıya mal olduğunu hep beraber göreceğiz."

Anketlerimizi röntgen çeker gibi yapıyoruz

Arınç, son zamanlarda Erdoğan ile mitinglere katıldığını, bazen de konuşmalar yaptığını hatırlattı.

Elazığ'a, Malatya'ya, Aydın'a, Kahramanmaraş'a gittiğini, Manisa, İzmir mitinglerine katıldığını dile getiren Arınç, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Aydın veya Maraş'ta hem konuşma yaparak hem de bizzat gözlemleyerek takip ettim. Bu kadar iftira, bu kadar hakaret, bu kadar el ele vermiş bir ihanet görmeseydik çok daha farklı olurdu. Yani müspet anlamda söylüyorum. Başka parti, bu rüzgarın önünde duramazdı. Eğer AK Parti'nin yerine bir başka partiyi hedef alsalardı onlar yıkılır giderdi ancak garip bir şey var, o kadar garip ki bunu Türk milletinin sağ duyusunda veya mağdur edilen, mazlum edilen insanların sahip çıkmasında veya Tayyip beyi çok aşırı sevmesinde, hükümete çok güvenmesinde aramak lazım. Her miting, bir önceki mitingin iki veya üç misli. Şimdi bunlar şunu gösteriyor; bu iftiraların, bu yalanların hiçbiri tutmadı. AK Parti'yi daha çok kenetlediler. Daha çok sarıldılar, daha çok kucakladılar ve yapılanlara karşı, bu partinin hizmetlerini ve Başbakanımızın gayretlerini takdir ettiler. Dolayısıyla bu miting meydanlarındaki heyecan ve coşku, aynen sandığa yansıyacak olursa, bir ihtimal olarak söylüyorum, bu insanlar boşuna gelmedi oraya, biz bu seçimleri açık ara kazanacağız ve oy oranı çok yüksek olacak. Bu insanların bir kısmı fikir değiştirebilir, merak saikiyle gelmiş olabilir filan. Ne kadar fire verirse versin yine oy oramız fevkalade yüksek olacak. Bunu rakam olarak söylemeyeyim çünkü anlık takip ediyoruz biz bunları. Herkesin anketi kendisine. Dolayısıyla kafa karışıklığına gerek yok. Anketlerimizi röntgen çeker gibi yapıyoruz. Bize doğruyu söylesin, nerede eksiğimiz varsa oraya gidelim."

"Elinizdeki veriler ışığında genel sonuçlar birinci olduğunuzu gösteriyor mu?" sorusuna Arınç, "Yüzde 100. En büyük iddiası o Sayın Başbakanımızın. Her seçimde, 2002'den beri, 'Birinci olamazsam genel başkanlığı ve siyaseti bırakırım' dedi. Şimdi de aynı şeyi söylüyor. Muhalefet partilerine de aynı şekilde sesleniyorum ama 4 aydır ses yok. Biz birinci olacağız inşallah. Birinci olamazsak Tayyip bey de bırakır, biz de bırakırız kardeşim" yanıtını verdi.

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim