• BIST 108.489
  • Altın 151,105
  • Dolar 3,6704
  • Euro 4,3242
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 15 °C
  • İzmir 20 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Bediüzzaman'ın Bedduası: Kemalist Vali'nin İntiharı!

Bediüzzamanın Bedduası: Kemalist Valinin İntiharı!
Rejim bekçiliği kendinden menkul güruhun zihniyetinin vücut bulmuş hâli olan Nevzat Tandoğan, Anadolu insanına bakış açısını ortaya koymasıyla Beyaz Türklerin simgesi hâline gelmiştir. Zulüm dolu idare hayatında Bediüzzaman'dan "Başından bulasın" bedduası

 

 

 

 

 

Nevzat Tandoğan (d. 1894, İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu) - (ö. 9 Temmuz  1946, Ankara, Türkiye Cumhuriyeti), Türk bürokrat.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun oldu. 1914-1918 yılları arasında öğretmenlik yapmıştır. İstanbul Polis Müdürlüğü 2. Şubede Müdür Yardımcısı olarak atandıktan sonra öğretmenlik görevinden ayrıldı. Daha sonra 1. Şube müdürlüğünde de bulundu. İstanbul’daki görevinden sonra 1927 yılında Malatya Valiliğine atandı. Buradaki valiliği sırasında Konya milletvekili olarak gösterilip seçildiyse de valilikten ayrılmak istemediğinden milletvekilliğinden istifa ederek valiliğine devam etti. 1929 yılında Ankara’ya vali olarak atandı. Çok uzun süre bu görevde kaldı. Vali olduktan sonra Ankara Belediye Başkanlığını da birlikte yürüttü. On sekiz yıl gibi uzun süre devam eden Ankara Valiliği ve Belediye Başkanlığı 1946 yılındaki ölümüne kadar devam etti. Ankara'da bir meydan O'nun ismini almıştır.

Otokratiklik Suçlamaları

O'nun,
“Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor?”

sözü tarihe geçmiş önemli sözlerindendir. 3 Mayıs 1944 yılında tutuklanıp huzuruna çıkarılan Osman Yüksel Serdengeçti’ye
“Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek. İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek.”

dediği iddia edilmiştir. [1]

Bir başka bu tarz otokratik tavrı ise Said Nursi ile cereyan eden hadisedir. 8 senedir Kastamonu'da mecburi ikamete tabi tutulmakta olan Said Nursi, Çankırı üzerinden Ankara'ya getirilerek bu kez Isparta'ya sürgün edilir. Said Nursi Ankara'da Vali Nevzat Tondağan'la görüşme talebinde bulunur. 13 Ekim 1943 tarihinde, burada cereyan eden hadisede görgü şahitleri Tandoğan’ın, Said Nursi'ye odasında zorla şapka giydirmeye teşebbüs ettiğini söyler. Başındaki sarığı çıkarıp şapkayı giymesini talep eden valiye, Said Nursi'nin boynunu göstererek; "Bu sarık ancak bu kelle ile beraber çıkar" [2] şeklinde mukabelede bulunduğu ifade edilmektedir. Bu hararetli tartışma sonunda biten görüşme akabinde Said Nursi valilik binasını terk ederken, "Nevzat, başından bul!" diye beddua etmiştir.[3] Said Nursi, Tandoğan’ın Ankara cinayeti olarak geçen hadisede ilişkilendirilmesi akabinde 9 Temmuz 1946 tarihinde başına kurşun sıkarak intihar etmesini, kendisine yapılan uygulamanın karşılığı olan ilahi adalet'in tecellisi olarak değerlendirmektedir. [4]

İntihar

Dönemin Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay'ın oğlu Haşmet Orbay'ın adı Ankara'da işlenen bir cinayet hadisesine karışmıştı. Tarihe Ankara cinayeti olarak geçen bu olayda, mahkemede de ifade edildiğine göre, Haşmet Orbay, Dr.Neşet Naci Arcan isimli bir doktoru muayenehanesinde vurarak öldürmüştü (16 Ekim 1945). Bütün bu olup bitenlerden, 17 yıldan beri Ankara Valiliğini yapam Nevzat Tandoğan'ın da haberi oldu. Mahkemede dile getirildiğine göre, Tandoğan bildiklerini ilgili mercilere bildirmek yerine, o da yetkisini cinayeti örtbas etme yönünde kullanarak, bu cinayeti üstlenmesi için Reşit Mercan isimli kişiyi tehdit ettiği iddia edildi. Bir müddet sonra, çok yönlü bir soruşturma başlatıldı. Cinayetin aydınlatılmamasında Vali Tandoğan'ın parmağının olduğu anlaşılınca, mahkemenin Eskişehir'de[kaynak belirtilmeli] yapılmasına karar verildi. 9 Temmuz 1946 günkü duruşma için Eskişehir'e çağrılan vali Tandoğan, hiç ummadığı bir durumla karşılaştı. Mahkemede, cinayeti kasten ve bilerek örbas etmekle suçlanınca, tehevvüre kapılarak hakimlere bağırmaya başladı: 'Buraya beni 'tanık' olarak çağırdınız, ama bakıyorum da 'sanık' yerine koymaya başladınız. Ben buraya tanık olarak geldim, sanık olarak değil!..' Bu duruşmadan sonra Tandoğan arkadaşları, dostları dahil herkesin, ona farklı bir gözle bakmaya başladığını düşünmeye başladı. Vali Tandoğan, o akşam evine geldi; ancak, bir türlü yatamadı. 'Bunu bana nasıl yaparlar?' deyip durdu. 'Evet! Evet! Beni en güvendiğim kimseler ihbar etmiş olmalı' diye kendi kendine bağırıp çığırmaya başladı. Nihayet kendini tutamayarak silahını kafasına dayayıp tetiğe bastı... Bu intihar haberi, valinin evinde olduğu gibi, valilik makamında, CHP genel merkezinde, Çankaya'da, Meclis'te, cenah-ı askeriyede, Ankara'da ve hatta bütün Türkiye'de bomba etkisi yaptı. [5]

Dipnotlar

1. Doç. Dr. Özcan Yeniçeri, Yönetim ve Bürokrasinin Yozlaşmadaki Rolü-II
2. Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayatı, 2. C. İstanbul 1998, s. 1210-1217
3. Büyük Larousse, 21. C. Milliyet Y., İstanbul 1986, s. 11201
4. Emirdağ Lahikası, s. 155
5. Kulluğu İçinde Bir Sultan Tahiri Mutlu, İhsan Atasoy, Nesil Y., s. 39

KAYNAK: VİKİPEDİ

-------------------------------

Bir başka kaynaktan Nevzat Tandoğan

İdareciliği boyunca despotluğu, hukuk tanımazlığı ile ün yapan ve Bediüzzaman'ın "başından bulasın" bedduasına muhatap olan vali...

Nevzat Tandoğan (1894-1946)    

Yakın tarihimizin ünlü simalarından birisidir. Tek parti iktidarının ve bürokrasisinin sembol isimlerindendir. Çok uzun süre Ankara Valiliği ve Belediye Başkanlığı yapmıştır. İntihar edişine kadar Ankara Valiliğini sürdürmüştür. Ünlü, “Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor?” sözlerinin sahibidir. İdareciliği boyunca despotluğu, hukuk tanımazlığı ile ün yapmıştır. İntihar olayı hâlâ aydınlatılamamıştır. Makamına getirttiği Bediüzzaman’ın kıyafetine müdahale ederek, zorla başına şapka giydirmeye çalışmıştır.

Tandoğan, 1894 yılında İstanbul’da doğdu. Burada başladığı eğitimini 1914 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Fakülteden mezun olduğu yıl çalışmaya başladı. İlk olarak 1914 yılında öğretmenlik yapmaya başladı. Bu görevi 1918 yılına kadar sürdürdü. İstanbul Polis Müdürlüğüne atandıktan sonra öğretmenlik görevinden ayrıldı.

Tandoğan, 1918 yılında İstanbul Polis Müdürlüğü 2. Şubede Müdür Yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Daha sonra 1. Şube .müdürlüğünde de bulundu. İstanbul’daki görevinden sonra 1927 yılında Malatya Valiliğine atandı. Buradaki valiliği sırasında Konya milletvekili olarak gösterilip seçildiyse de valilikten ayrılmak istemediğinden milletvekilliğinden istifa ederek valiliğine devam etti.

Tandoğan’ın hayatındaki belki de en büyük gelişme, 1929 yılında Ankara’ya vali olarak atanmasıyla başladı. Çok uzun süre bu görevde kaldı. Vali olduktan sonra Ankara Belediye Başkanlığını da birlikte yürüttü. On sekiz yıl gibi uzun süre devam eden Ankara Valiliği ve Belediye Başkanlığı 1946 yılındaki ölümüne kadar devam etti.

Tandoğan’ın Ankara Valiliği; tek parti iktidarı döneminde devlet-vatandaş ilişkisi, bürokratların devlet gücünü ne şekilde kullandıkları ve Anadolu insanına bakış açıları açısından son derece ilginç bir dönemdir. Vali, tek parti iktidarında bürokratların önde gelen isimlerinden biri olarak tarihe geçti.   

Ankara Valisi Tandoğan, despot ve hukuk tanımaz kişiliği ile şöhret buldu. Onun anlayışına göre, yapılacak bir iş, atılacak bir adım ilk önce kendileri tarafından icra edilecekti. Onun, “Bu memlekete komünizm gerekiyorsa ve komünizm yararlı bir şeyse onu da biz getiririz, size ne oluyor?” sözü dönemin karakteristiğini ortaya koyan ifadeler olarak siyasi tarihimize geçmiştir.

Vali Tandoğan Anadolu insanına bakışını ise, 3 Mayıs 1944 yılında tutuklanıp huzuruna çıkarılan Osman Yüksel Serdengeçti’ye karşı sarfettiği sözleriyle ortaya koydu. Vali, tutukluyu süzdükten sonra; “Ulan öküz Anadolulu! Sizin milliyetçilikle, komünizm ile ne işiniz var? Milliyetçilik lâzımsa bunu biz yaparız. Komünizm gerekirse onu da biz getiririz. Sizin iki vazifeniz var: Birincisi, çiftçilik yapıp mahsul yetiştirmek. İkincisi, askere çağırdığımızda askere gelmek.” dedi (Doç. Dr. Özcan Yeniçeri, Yönetim ve Bürokrasinin Yozlaşmadaki Rolü-II, http://www.ktuvakfi.org.tr/gorusler2.htm). Bu yaklaşım, kendini devlet sayan, bütün yetkinin sahibi olarak kendilerini gören bürokrat anlayışın önemli bir göstergesi olarak tarihe geçti.

Ankara’da basın üzerinde yaşatılan büyük baskılardan dolayı gazeteciler de büyük bir sıkıntı yaşamaktaydılar. Ankara’dan gazetelerine gönderdikleri haberler, şayet iktidarın aleyhindeyse, başlarına büyük işler açmakta ve valinin sert tutumuyla karşılaşmaktaydılar. Aralarında Hürriyet Gazetesi’nin de bulunduğu muhtelif gazetelerde çalışan ve anılarını 1977 yılında yayınladığı “İşte Ankara” adlı eserinde kaleme alan Emin Karakuş, bu dönemde yaşanmış hadiseleri bir gazeteci gözüyle ortaya koydu. Emin Karakuş, hatıralarında Ankara’dan gönderdikleri haberlerden dolayı çektikleri sıkıntıları dile getirdi. 1945 yılında Mecliste, çiftçiyi topraklandırma kanun tasarısı üzerinde yapılan ve CHP içinde cereyan eden tartışmaları bir mektupla Zekeriya Sertel’e yazması ve bunun öğrenilmesinden sonra Tandoğan’ın hışmına uğradı. Vali, Karakuş’u makamına çağırdıktan sonra, tabanca gösterip, haberin kaynağını öğrenmek maksadıyla tehditte bulundu. Daha sonra peşine taktığı polislerle büyük sıkıntılar yaşamasına sebep oldu.

Tandoğan’ın hukuk tanımazlığına iki önemli olay yine Emin Karakuş tarafından nakledilmektedir. Vali, hakkında şikayette bulunan eczacının Ankara’yı terk etmesini sağlamıştır. Yine bir başka olayda, belediyeyi mahkemeye verip Danıştay’a şikayette bulunan ve davayı kazanan bir müteahhit, buna rağmen bir şey elde edememiş; Valilik Danıştay’ın kararını uygulamadığı gibi, Tandoğan karar yazısını müteahhidin elinden alıp parçaladıktan sonra, “Burada benim sözüm geçer” demek suretiyle hukuku çiğnemiştir.

Tandoğan’ın baskı ve takibine uğrayanlardan birisi de Bediüzzaman Said Nursi’dir. Bazı hatıralarda, 13 Ekim 1943 tarihinde Bediüzzaman’ın Ankara’ya getirilişi, vilayete çıkarılması ve burada cereyan eden hadiselere yer verilmektedir. Tandoğan’ın, Bediüzzaman’a odasında zorla şapka giydirmeye kalkıştığı, başındakini çıkarıp şapkayı giymesini isteyen valiye, Bediüzzaman’ın boynunu göstererek; “Bu külah ancak bu kelle ile beraber çıkar” (Abdülkadir Badıllı, Bediüzzaman Said Nursi Mufassal Tarihçe-i Hayatı, 2. C. İstanbul 1998, s. 1210-1217) şeklinde mukabelede bulunduğu ifade edilmektedir. Bu hadise üzerine, hemen hemen hiç beddua etmeyen Bediüzzaman’ın Tandoğan’a “Başından bulasın!” şeklinde beddua ettiği belirtilmektedir. Risale-i Nur’da, Ankara’da Bediüzzaman’a şapka giydirmek için kötü muamelede bulunan Tandoğan’ın intihar etmesi, kendi cezasının kendi eliyle verildiği şeklinde değerlendirilmektedir. (Emirdağ Lahikası, s. 155)

Tandoğan’ın, 9 Temmuz 1946 tarihindeki intihar olayı üzerindeki sır perdesi ise hâlâ varlığını korumaya devam etmektedir. Bir iddiaya göre, Dönemin Genelkurmay Başkanı Kazım Orbay’ın oğlu Haşmet Orbay’ın adının karıştığı Dr. Neşet Naci Arcan cinayeti ile ilgili mahkemede tanık olarak dinlenen ve sıradan bir vatandaş gibi muamele gören Tandoğan, kendisine yapılan bu davranışı hazmedemeyerek intihar etmiştir. (Büyük Larousse, 21. C. Milliyet Y., İstanbul 1986, s. 11201) Risale-i Nur Enstitüsü

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim