• BIST 106.843
  • Altın 142,689
  • Dolar 3,5367
  • Euro 4,1209
  • İstanbul 31 °C
  • Ankara 27 °C
  • İzmir 33 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

BAYRAM İÇİMİZE NE FISILDIYOR?

BAYRAM İÇİMİZE NE FISILDIYOR?
"Saf"laşmanın, temizlenmenin bir hediyesi olarak geldiğinden olsa gerek; bayram, çocuk gönüllerde daha derin izler ve manalar bırakıyor.İşte,içimizdeki bayramı yoklamayı salık veren yazısı ile Gökhan ÖZCAN..

 

 

Tam boyutlu görseli göster

Bayram içimize ne fısıldıyor?

Çocukken bayramı anlamak kolaydı, ne yapacağını bilmek, ne hissedeceğini… Büyüdükçe ve daha fazla büyüdükçe, dilimi ısırmayıp söyleyeyim, yani yol kısaldıkça zorlaşıyor anlamak da, yaşamak da, hissetmek de bayramı. "Bayramların hayatımıza getirdiği güzellikler" diye başlayan o cümleleri biliyorum elbet, hiç de itirazım yok bunlara… Ama bütün bunlar adı üstünde "bayramların hayatımıza getirdiği güzellikler"… Oysa başka bir şeyi arıyorum burada ben. Bayramı bekleyen çocuğun içini dolduran tarifsiz sevinç, o çocuk büyüdükçe, daha da büyüdükçe, önündeki yol kısaldıkça neye dönüşür. Hangi duyguya? Konu bayram olduğunda, sokaktan çevirebileceğimiz herhangi bir insanın söyleyebileceği bütün o toplumsal güzellikler çerçevesinin dışında ne asılıdır bizim iç dünyamızda. Hissettiğimiz ama hiç söylemediğimiz, söylemenin hiç gerekmediği bayram sözcüklerimiz hangileridir? Bunu merak ediyor muyuz? Ediyorsak, yetinilebilir bir cevap bulabilenimiz var mı? Etmiyorsak, bayramı nasıl anlamlandırabiliyoruz?

Küçükler büyüklerini ziyaret eder, ellerini öper, gönüllerini alır. Kırgınlar, dargınlar barışır. Akraba ziyaretleri yapılır, uzaklıklar yakınlıklara dönüştürülür. Hepsi doğru, hepsi çok mübarek… Ama bayramın nuru, içimizde bir yerlere düşmeli ki, bütün bunları basit, güzel, birleştirici, bütünleştirici toplumsal güzelliklerin ötesine geçirebilsin. Yoksa hepimiz, en azından kahir ekseriyetimiz, hep bir ağızdan böyle çok sesli, çok renkli, çok eğlenceli bir "toplumsal güzellikler" oyunu oynamakla kalmış oluruz. Ne gibi derseniz… Bu zamanlarda aniden ekranlarda peydahlanan bayram şekeri ya da meşrubat reklamlarındaki idealize aileler, insanlıklar, sıcaklıklar, cana yakınlıklar gibi mesela… Bir kısmımız bu reklamları yazabiliyor, çünkü bayramların içe dokunduğu o çocukluk bayramlarını hafızasının bir köşesinde taşıyor. Diğer bir kısmımız, elimizde olmadan, bunun bir 'müsamere' olduğunu bile bile duygulanıyoruz, etkileniyoruz bu reklamlardan. Ama hepimiz birden, her şeyin farkında olarak, çünkü her şeyin dışından bakarak kabulleniyoruz bu içli içsizliği…

İşte bunun için merak ediyorum ben bayramın içime düşürdüğü o öz kelimeleri… Çünkü o sözcükleri, o duyguları, o anlamları bulamaz, keşfedemezsem, her şey cilalı bir içsizlikten ibaret kalacak. Gelenekler elbette güzel, toplumsal değerler elbette yaşamalı, yaşatılmalı… Ama ruhumuzun bir dokunma duygusu olmalı, dokunup hissetmeliyiz diye düşünüyorum ben "güzellik" demekte hemfikir olduğumuz bütün bu güzellikleri.

Biliyorum ki bayram boyunca kim yüzünü bize dönüp konuşmaya başlasa, bayramla ilgili o zaten bildiğimiz cümleleri kurmadan önce Ramazan ayının sona ermesinin gönüllerde bıraktığı "burukluk"tan sözedecek. İşte bir soru daha size: Hangi burukluktur o? Kimin içinde o burukluk ve aslında ne? Neden bunu söyleyip geçmeyi bu kadar kolay kabul ediyor, o burukluğun içimizin neresinde bulunduğunu ve aslında nasıl bir duygu olduğunu bilmeyi hiç düşünmüyoruz? Ne kadar önemli oysa!

Allah her gönüle bir bayram nuru düşürsün bu bayram ve inşallah görür görmez tanıyalım biz onu. Yolların kısalmaya başladığı zamanlardan da hiç unutamayacağımız bayramlarımız olsun hafızamızda.

 

* * *

Bir önceki yazımda Ramazan ayının "bin aydan daha hayırlı" olduğunu ifade ederken affedilmez bir dalgınlıkla "ay" yerine "yıl" sözcüğünü kullanmışım. Bu ifade Kadir Suresi'nin bir ayetinden iktibas olunca hata büyüyor. Düzeltir, siz değerli dostlardan özür, Allah'tan mağfiret dilerim.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim