• BIST 97.533
  • Altın 145,781
  • Dolar 3,5801
  • Euro 4,0019
  • İstanbul 18 °C
  • Ankara 13 °C
  • İzmir 19 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

BAYRAK, CEPHE ALINARAK SELAMLANIR

BAYRAK, CEPHE ALINARAK SELAMLANIR
Dünyanın zaten sokaklarda bayrağa en çok rastlanan ülkelerinden birinde, şehrin dört bir yanına her yerden görülebilen dev bayraklar asılan bir şehirde yaşıyoruz. Sanki bu ülkenin halkı sık sık toplu bellek kaybı geçirip “Biz nereliydik yahu? Hangi

 

 

Kemalizmin kalelerinde oturmayanlar fark etmemiş olabilir. Ben Beşiktaş’ta oturuyorum. Burada Ramazan’da sokakta yemek yiyerek yürüyenler değil, oruç tutanlar sorun yaşar. Pencereden Türk bayrağı sarkıtmak için bayram filan olması gerekmez burada. Her ahval ve şeraitte sallanır zaten bayraklar.

2893 numaralı Türk Bayrağı Kanunu’nun 7. maddesi uyarınca, “Türk Bayrağı, yırtık, sökük, yamalı, delik, kirli, soluk, buruşuk veya layık olduğu manevi değeri zedeleyecek herhangi bir şekilde kullanılamaz.. yırtılamaz, yere atılamaz, gerekli özen gösterilmeden kullanılamaz. Bu fiiller yetkililerce derhal önlenir ve gerekli soruşturma yapılır.”

Bizim burada bu kanun sürekli ihlal edilir. Pencerelerden sarkan bayrakların hepsi hem kirlidir hem de buruşuktur. Ve üstelik kanuna ve tüzüğe aykırı bu fiiller yetkililerce önlenmez ve gerekli soruşturma yapılmaz.

Aynı kanunun 5. maddesi uyarınca, “Çekilmesi ve indirilmesi esnasında veya tören geçişlerinde Bayrak, cephe alınarak selamlanır.” Bu maddenin ihlal edilip edilmediği konusunda emin olamıyorum. Bayraklar pencereden sallandırılır veya içeri alınırken cephe alarak selamlayan kimseye rastlamadım, ama belki de “çekmek” ve “indirmek” teknik terimlerdir, pencereden yapıldığında yasa hükümleri geçersiz oluyordur.

Dünyanın zaten sokaklarda bayrağa en çok rastlanan ülkelerinden birinde, şehrin dört bir yanına her yerden görülebilen, iyi dalgalanması için paraşüt kumaşından imal edilen dev bayraklar asılan bir şehirde yaşıyoruz. Sanki bu ülkenin halkı sık sık toplu bellek kaybı geçirip “Biz nereliydik yahu? Hangi ülkenin vatandaşlarıydık biz?” diyerek paniğe kapılıyor veya “Bizim bayrak kırmızıydı galiba, ama üzerinde ne resmi vardı?” diye meraka düşüyormuş gibi.

Beşiktaş’ta böyle bir tehlike yok. Hangi ülkenin vatandaşları olduğumuzu, bayrağımızın ne renk olduğunu unutmamız mümkün değil. Tek sorun, çok küçük çocukların “Bayrağımızın üstünde kalpaklı bir adamın resmi de var galiba” diye kuşkuya kapılması olabilir. Ama çok önemli değil, yaşları ilerledikçe o çocuklar da öğrenecektir, zamanı geldiğinde okullarındaki Atatürk köşelerini inceleyerek gerçek bayrağımıza vakıf olacaklardır.

Konumuza dönersek, Beşiktaş’ta oturmayanlarınız fark etmemiş olabilir. Bu Cumhuriyet Bayramı’nda geçen seneye ve önceki yıllara kıyasla çok daha az bayrak vardı sokaklarda. Bizim apartmanda geçen sene 12 daireden sadece benimkinin penceresinde bayrak yoktu, bu sene sadece üç dairede vardı. Gazetelerin “Tüm yurtta coşkuyla kutlandı” manşetlerine aldırmayın. Usta gazeteciler “coşku” dedikleri şeyi hangi sayaçla ölçer, bilmem, ama genel hava her zamankinden farklıydı, sanki düşmanı denize dün dökmüşüz gibi değildi.

Daha iki yıl önce Cumhuriyet mitinglerinde sokaklara dökülen yüz binlere bir şeyler oldu bence.

O mitingler üç ana bileşenden oluşuyordu. Birincisi, has milliyetçiler ve darbeciler (CHP, MHP, İP, ADD, Çağdaş Bilmemne Dernekleri, Cumhuriyet okurları). İkincisi, devlet (askerî okul ve polis okulu talebeleri, emekli yargıçlar, kolluk güçleri filan). Üçüncüsü, Kemalist devletin “Şeriat geliyor” ve “Vatan bölünüyor” propagandasından etkilenen, Genelkurmay’ın ve Özel Bilmemne Dairesi’nin seferber ettiği, kentli, iyi halli orta sınıf.

Bunların ilk ikisi, “örgütlü Kemalizm” diyebileceğimiz, “cumhuriyeti” korumak kisvesi altında mevcut devleti ve kendi ceberrut iktidarını koruyan insan kalabalığı.

Bu kalabalık ve temsil ettiği devlet yapısı on küsur yıldır kendini saldırı altında hissediyor. İslâmcı gelenekten gelen bir hükümet; Kürt ve Kıbrıs sorunlarında atılan adımlar; Ermeni soykırımının ve azınlık hakları sorununun gündeme gelmesi; AB üyeliği doğrultusunda yapılanlar ve değiştirilen yasalar; ordunun siyasetteki yerinin sorgulanması – bütün bunlar Kemalizmin kutsal ineklerini tehlikeye atıyor.

İneklerinin mezbahaya götürülmekte olduğunu gören Kemalist devlet kendini koruyor, saldırganlaşıyor, karşı saldırıya geçiyor. Darbe yapacak, yapamıyor, debelenip duruyor. Ergenekon’u kuruyor, olmuyor, çırpınıp duruyor.

Ve bu yaptıkları açık açık ortaya çıktıkça, iki yıl önce seferber edip sokaklara dökebildiği kitlenin desteğini galiba kaybetmeye başladı.

Bayrakların azalmasının nedeni bu bence. Biz kazanıyoruz, ceberrut devlet kaybediyor, Türkiye yavaş yavaş makul bir memleket haline geliyor.

Roni Margulies/Taraf

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim