• BIST 90.383
  • Altın 144,560
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021
  • İstanbul 6 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 8 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

BAYKAL ERDOĞAN'I MUAVİYE'YE BENZETTİ!

BAYKAL ERDOĞANI MUAVİYEYE BENZETTİ!
Baykal'dan çok konuşulacak bir benzetme daha!

 

 

 

 

 

CHP lideri Deniz Baykal, partisinin grup toplantısında bir konuşma yaptı. Konuşmasında İslam Tarihi'ne sık sık atıflar yapan Baykal, ''Yürütmenin yargıya tahakkümü''ne Emevileri, ''Dini siyasete alet etme''ye de Muaviye'yi örnek gösterdi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Deniz Baykal, anayasa değişiklik paketinin özünde Anayasa Mahkemesi, HSYK'nın yapısı ile siyasi partilerin kapatılması olduğunu söyledi. Yapılacak değişiklikle yargının siyasi müdahaleye açık hale geleceğini ileri süren Baykal, tarihte bunun ilk örneğinin ise Emeviler döneminde İmam-ı Azam'a yönelik yaşandığını iddia etti.

TBMM'de partisinin haftalık grup konuşmasını yapan Baykal, hükümetin Meclis'e sevk ettiği anayasa değişiklik paketini hedef aldı. Baykal, anayasanın özünün 3 madde olduğunu belirterek, "O maddeler etrafında telaş var, diğerlerinde yoktur. Mesele o maddeler değil. Mesele 3 temel madde." dedi.

Baykal, yapılmak istenen değişikliklerin Türkiye'de hukukun üstünlüğü anlayışını tahribe yönelik zihniyetin konulması olduğunu öne sürdü. CHP lideri, "Bizim Cumhuriyetimiz daima yargıyı saygın, bağımsız, kendi kuralları ile işleyen, siyasete teslim etmeyen bir hale getirmektedir. Yargının siyasi otoriteye teslim olmasının, bunun demokratik tanımı içerisinde yer alması vehmi ile hareket edilmektedir." ifadelerini kullandı.

Baykal'ın taslağa karşı çıkarken dini argümanlar kullanması dikkat çekti. Yargıya müdahalenin İslam tarihinde ilk kez Ehli Beyt'e zulmeden Emevilere karşı çıkan Ebu Hanife'ye uygulandığını anlatan Baykal, şunları söyledi: "Emeviler zamanında özel mahkeme kuruldu, bunlarda muhalifler sindirildi. Bunu siyasi adalet mekanizması ile yapmışlardır. Bunlara direnen büyük isimler çıktı. Bunların başında da İmam-ı Azam Ebu Hanife gelir. Kadılığı elinin tersi ile itip 'Sana alet olmaktansa yaşamamayı tercih ederim' deyip hapishanede ölmüştür. İslam'da dini siyasete alet etmenin temeli Muaviye'dir. Ebu Hanife'ye kadılık teklif etmiş, kabul etmeyince de 20 yıl hapse mahkum edilmiş ve hapishanede ölmüştür."

Baykal, AK Parti'nin yargıyı kuşatmak istediğini savundu. Yeni taslağa göre Anayasa Mahkemesi'nin Meclis çoğunluğuna göre üye alacağını ifade eden Baykal, "Şimdi bu rakamlarda üye saysında değişiklik olabilir. Diyelim Cumhurbaşkanı Yargıtay'dan gönderecek. Meclis gibi seçmiyor. Meclis seçerken kullandığın seçim sistemini hangi demokrasi anlayışın ile farklı yapıyorsun. Bunların altında iyi niyet var deyip öyle mi bakacağız, hangi hin oğlu hinlik yatıyor görmeyecek miyiz?" diye sordu.

Baykal, verdiği kararların yanı sıra yargıya kapalı olan yapısı nedeniyle sürekli eleştirilerin odağında olan Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu için öngörülen değişikliğe ilişkin ise "Aynı şey HSYK'da da var. Çoğunluğu Başbakan seçiyor. Sonra hakimler pazarlık yapmaya başlayacaklar. Adalete bunları sokmanın yararı var mı?" ifadelerini kullandı.

CHP lideri Deniz Baykal siyasi partilerin kapatılmasına yönelik düzenleme konusunda ise şunları söyledi: "Siyasi partilerin kapatılması konusunda kaç grup varsa ikişer kişi gelecek. 2010 için 10 kişi, bir de meclis başkanı. Ulusal bütünlüğü tehdit eden partiye karşı yargı harekete geçecek, ama Meclis'ten izin bekleyecekler. Bu hukukun denetim yapma şansını, sınırlama yetkisini, tamamen ortadan kaldıran ya da siyasi pazarlıklara teslim eden bir gelişmedir. Böyle bir şey olur mu? O zaman kaldırın parti kapatmayı, dünyanın en büyük demokratik ülkesi olalım. Partiler o kadar çok bölücü, yıkıcı faaliyette bulunsun biz kapatmayalım, böyle bir mantık var mı?"

Öte yandan Baykal, çıkışta gazetecilerin Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarına Yüce Divan Yolu'nun açılmasına yönelik soruları ise cevapsız bıraktı.

ÜÇ MADDE

Baykal, partisinin TBMM grup toplantısında yaptığı konuşmaya, Hakkari'deki mayın patlamasında askerlerin şehit olması dolayısıyla millete başsağlığı dileyerek başladı. 

Borçlarını ödeyemeyen ve yüksek faiz nedeniyle sıkıntıya giren çiftçilerin durumlarından örnekler veren Baykal, bu sıkıntıların Türkiye'nin gerçek gündemi olduğunu söyledi.

Anayasa değişikliğinin önemli bir konu olduğunu, ancak bu iktidarın tavrıyla ele alınması halinde büyük yanlış yapılacağını savunan Baykal, şöyle konuştu:

''Bu işin, Anayasa değişikliğinin özü üç maddededir. Gerisi işin sosudur, garnitürüdür, gözden saklamak için oraya getirilmiş olan göstermelik maddelerdir.

Mesele üç temel maddedir. Anayasa Mahkemesi'nin yapısı, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun yapısı ve Anayasayı ihlal eden, milli birliği bütünlüğü ihlal eden, teröre başvuracak, Anayasanın özünü tahrip edecek siyasi partilerin bu tahribatlarına, bu Anayasa ihlallerine devam etmelerine imkan verecek bir düzenlemenin Anayasamıza yerleştirilmesi. Hesaplar budur. Üç tane hesap var.''

-TARİHİ SÜRECİ TERSİNE ÇEVİRMEK- 

Anayasa değişikliği ile hukukun, adaletin, yargının yeni bir zihniyet ve anlayışla ele alınmak istendiğini ileri süren Baykal, yapılmak istenen değişikliklerin sıradan, alışılmış değişikliklerden çok farklı olduğunu savundu. Baykal, şöyle devam etti:

''Bu değişiklikler, Türkiye'nin devletin kuruluşundan bu yana geliştirip ortaya koyduğu temel, bağımsız yargı, hukukun üstünlüğü anlayışını tahrip etmeye yönelik, hukuku siyasetin emrine almaya yönelik yeni bir zihniyetin ortaya konulması anlamına gelmektedir. Yapılmakta olan Anayasa değişikliğinin özü budur.''

Türkiye'de tarihi sürecinin her zaman yargının bağımsızlığı ve saygınlığı yönünde ilerlediğini belirten Baykal, ''Şimdi bu tarihi süreci biz tersine çevirmek istiyoruz. Yargının bağımsız olması yerine yargının siyasi otoriteden talimat almasını, siyasi otoritenin emrine girmesinin, siyasi otoriteye teslim olmasının daha uygun olacağı gibi bir zihniyetle, bunun daha demokratik olacağı gibi bir zihniyetle, milli iradenin gereğinin bu olduğu zannıyla, bunun demokratiklik tanımı içinde yer aldığı vehmiyle birileri oraya buraya çekmeye çalışmaktadır. Bu yanlıştır'' diye konuştu.

Baykal, çağdaş demokrasilerde yargının siyasetin dışında olduğunu belirterek, siyasetin emrine girmiş yargının adalet veremeyeceğini söyledi.

TEKLİFİ HENÜZ İNCELEMEDİM

Baykal, partisinin TBMM Grubunda, Anayasa değişikliğinde öngörülen yargıya yönelik düzenlemeleri eleştirdi.

TBMM Başkanlığına sunulan teklifi henüz incelemediğini belirten Baykal, teklife yönelik eleştirilerini taslak üzerinden yaptı.

Baykal, siyaset, devlet, iktidar ilişkisinin, kudretli kişilerin adaletle ilişkisinin, en sorunlu alanların başında olduğunu vurgulayarak, ''Bizim önümüze getirilen Anayasa değişikliği, bu ilişkiyi, yeni bir zihniyetle düzenleme gayreti içindedir. Adaletin zirvesinde bulunan temel kurumları, siyasetin, parlamentodaki AKP çoğunluğunun, denetim altına alma çabası, çok açık ve net şekilde önümüzde duruyor'' dedi.

Bazı kişilerin, olayı, bu kadar açık söylememeyi, nezaketleri, zarafetleri gereği gördüğünü, ''Aman yargı kuşatılacak demeyelim, saygısızlık olur'' dediğini kaydeden Baykal, ''Kuşatma ne? Yargı ele geçiriliyor'' görüşünü savundu.

-''HİNOĞLUHİNLİĞİN YATTIĞINI BİLMEYECEK MİYİZ?''-

Anayasa değişikliğinde öngörülen Anayasa Mahkemesinin yapısına, üyelik seçimine yönelik düzenlemeleri de eleştiren Baykal, Meclisin mahkemeye 3 üye seçtiğine işaret etti. Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Meclis seçiyor diyorsam, lafın gelişi, Meclis içindeki çoğunluk seçiyor. Cumhurbaşkanı, Yargıtaydan 3 kişiyi gönderecek. Yargıtay o 3 kişiyi, Meclisteki gibi seçmeyecek. Meclisin seçme tarzı farklı, Yargıtayın farklı. Niye acaba? Yargıtayın seçeceği üyeler, çoğunluğun seçtiği üyeler olmak durumunda değil, Cumhurbaşkanı azınlığın adaylarını da seçebilecek. Orada onun tertibatı yapılmış. Bunların hepsi ince ince ayarlamalar değil mi? Bunlara, altında iyiniyet, demokrasi anlayışı var diye inanmak, temiz bir zihniyetin, idealist bir anlayışın, vatanseverliğin gereğidir deyip, öyle mi bakacağız, işin gerçeğini görmeyecek miyiz, bunun altında hangi hinoğluhinliğin yattığını bilmeyecek miyiz?''

-YEDEK ÜYELER ASIL ÜYE OLACAK-

CHP Genel Başkanı Baykal, Anayasa değişikliğinin yasalaşması halinde, Anayasa Mahkemesi yedek üyelerinin, asıl üye olacağına dikkati çekti.

Baykal, Anayasa Mahkemesinde raportör olan bir kişinin, 26 Şubatta Denizcilik Müsteşar Yardımcılığına getirildiğini, 31 gün bu görevde çalıştıktan sonra Cumhurbaşkanı tarafından dün Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine atandığını söyledi. Baykal, ''Anayasa Mahkemesine üye seçecek Sayın Cumhurbaşkanının bu atamasına 'Cumhurbaşkanı seçecek, ne olur, seçiversin' diyenlerin dikkatine sunuyorum. Anayasa değişikliği gerçekleşirse, bu kişi otomatik olarak Anayasa Mahkemesi üyesidir'' diye konuştu.

-''İYİ MUHABBET ETTİĞİM BİR İNSAN HAKKINDA...''-

Baykal, Almanya'daki Anayasa Mahkemesinin bütün üyelerinin hukukçu olduğunu, Anayasaya aykırı, Anayasa değişikliğini geri çevirebildiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

''Bu Anayasa Mahkemesinin 19 üyesinin 19'u da AKP zihniyetinde insanlardan oluşabilir dersek, yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? Bunun hiçbir güvencesi yok dersek, yanlış bir şey mi söylemiş oluruz? Sayın Cumhurbaşkanı'nın şu ana kadarki bütün seçme kararlarına bakarak -Sayın Cumhurbaşkanı hakkında bunları söylerken üzülüyorum- çünkü bir Cumhurbaşkanı hakkında konuşmak hoşuma gitmiyor, üstelik tanıdığım, insani ilişkilerim olan, bir araya geldiğimizde gayet iyi muhabbet ettiğim bir insan hakkında bunu söylemek beni tedirgin ediyor, rahatsız ediyor ama bir gerçek. Sağduyu, akıl, mantık, vicdan susacak mı, teslim olacak mı?''

-GEÇİCİ OLMAYAN 15. MADDE-

Baykal, Anayasanın geçici 15. maddesinin göstermelik olarak kaldırılmasının öngörüldüğünü ifade eden Baykal, ''Kendin için de 12 Eylül Anayasası'nın geçici 15. maddesi gibi geçici olmayan, gelecekte de işleyecek bir 15. maddeyi, iktidar siyasi partisi için oraya koyuyorsun'' diye konuştu.

MİLLET AKP'YE HAYIR DİYECEKTİR

Baykal, partisinin grup toplantısında, Anayasa değişikliğinin ''3. fiyaskoyu'' oluşturacağını iddia eden Baykal, getirilen değişikliğinin, anayasanın temel ve değiştirilemez maddelerine aykırı olduğunu iddia etti.

Bunun, partisel görüşleri olmadığını, tüm önemli hukuk çevrelerinin ifade ettiğini anlatan Baykal, Anayasa Mahkemesince de böyle değerlendirilmesinin ihtimal dahilinde olduğunu söyledi. Baykal, ''Tabii siz bu ihtimali bertaraf etmek için çeşitli yöntemlerle müdahale ederseniz, ona benim alkım ermez. Biz işin hukukuna bakarız. İşin hukukuna baktığınız zaman bu girişimin anayasanın özüne aykırı bir girişim olarak mahkeme tarafından değerlendirilmesi olasılığı vardır'' dedi.

Bunu, Anayasa Mahkemesinin sıradan bir değerlendirmesi olarak görmemek gerektiğini belirten Baykal, şöyle devam etti:

''Risk alıyoruz, diyorlar. Ne demek bunlar? Bunların her birisi, bu girişimin çok sakıncalı gelişmelere yol açabileceğini biliyoruz anlamına gelmektedir.

Kimsenin göze alamadığı riski alıyoruz, söylemi yaptıkları girişimin farkında olduklarını ortaya koymaktadır. Onlar risk alıyorsa biz de teslim olalım, Türkiye'yi, hukuku, adaleti teslim edelim, Anayasa Mahkemesi sana kurban olsun diyelim, HSYK, Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk cumhuriyeti sana feda olsun diyelim, öyle mi? Olay buraya geliyor.''

-''YENİDEN SOĞUKKANLI YAKLAŞMALI''-

Baykal, iktidarın konuya yeniden soğukkanlı bir şekilde yaklaşması gerektiğini kaydetti.

Türkiye'yi böyle bir zorlamadan uzak tutmak gerektiğini belirten Baykal, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Mümkünse AKP yönetimi bu yanlışa dur demelidir. Eğer yönetim, yanlışa dur demezse AKP milletvekili dur demelidir. Onların içinde sağduyulu, vatansever, ülkeyi çalkantılara, acılara sürüklemeyecek duyarlılıktaki insanlar bu teşebbüse alet olmamalıdır. Bu işin dışında kalmayı başarabilmelidir. Bunu yaparlarsa hem Türkiye'ye, hem partilerine, hem de kendilerine en büyük hizmeti yapmış olurlar. Umarım bu bir ihtimal olarak ortadadır. Bunu değerlendirecek olan insanlar gerçekten tarihi bir görev yapmış olacaklardır. Eğer bu girişim orada tutulmazsa o zaman Anayasa Mahkemesi, hukuk devletinin kendisini savunma hakkını doğru biçimde kullanır. Eğer bu engeller aşılırsa o zaman umut ediyorum, diliyorum milletimiz önüne gelecek olan bu düzenlemeyi hak ettiği şekilde değerlendirir.''

-''23 SORUYA TEK YANIT''-

Düzenlemenin bütünüyle halk oyuna sunulmasının öngörüldüğünü anımsatan Baykal, birbiriyle alakası olmayan 23 soru sorulduğunu, bir tek cevap hakkı verildiğini ifade etti.

Venedik Kriterlerinin birbirinden aykırı konuların ayrı ayrı halk oylamasına sunulmasını öngördüğünü anımsatan Baykal, ''İşine geldiği zaman Venedik, işine geldiği zaman İstanbul, işine geldiği zaman Ankara... Bunlar samimiyetsizlik'' dedi. Baykal, ''milletin, AKP'ye hayır diyeceğini'' belirtti.

''AKP'nin, freni patlamış bir kamyon gibi milletin üstüne yuvarlandığını'' öne süren Baykal, ''Risk alıyoruz, diyor. Risk alıyoruz dediği kabadayılık yapıyoruz, hesabı ödememek için hır çıkarmayı göze alıyoruz demek istiyor. Milletimiz bunları en güzel şekilde değerlendirecektir. Her işte bir hayır vardır. Bu kadar sıkıntının içinden bir hayırlı istikbalin milletimizin önüne geleceğini ümit ediyorum'' diyerek sözlerini tamamladı.

CİHAN-AA

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim