• BIST 106.736
  • Altın 141,095
  • Dolar 3,5210
  • Euro 4,0955
  • İstanbul 25 °C
  • Ankara 23 °C
  • İzmir 27 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Batalım ama laik kalalım

Batalım ama laik kalalım
‘Ekonomik büyümeye çokça vurgu yapılarak laiklik gündemden düşürülüyor’ diyen Yargıtay Başsavcısı Yalçınkaya’nın ne demek istediği tam anlaşılamadı. Başsavcılığın Onur Günü’nde konuşan Yalçınkaya’nın parti kapatmalarla ilgili

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya, daha önce kapatma isteminden sonuç alamadığı AKP ve laiklik konusunda ilgili ilginç bir tespitte bulundu. AKP için “muhafazakâr” ifadesi kullanan Yalçınkaya, “Muhafazakâr partiler öne çıktıkça, ekonomik büyümeye daha çok vurgu yapılarak laikliğin gündemden düşürüldüğü ve tanımının da değiştirilmeye çalışıldığı görülmektedir” dedi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 17. Onur Günü nedeniyle Yargıtay’da düzenlenen törende konuşan Yalçınkaya’nın konuşmasında öne çıkan diğer konu ise hakkında kapatma davası açılan DTP’ydi. Başsavcı, parti kapatmaları zorlaştıran Anayasa değişiliği ve Siyasi Partiler Yasası’nın değitirilmesine karşı çıkarak, “Anılan kapatma davası (DTP davası) sonuçlanmadan, Anayasa Mahkemesinin yapısı, kapatma davası açılmasındaki usül ve kapatma nedenlerinin sınırlarının daraltılması hususlarında yasalarda değişiklik yapılmasının Anayasanın değiştirilemez maddelerine aykırılık olacağı da düşünülmelidir. Yasama ve yürütme erkinde çoğunluğu bulunan bir siyasi parti, şiddete başvurmaya gerek duymadan, yasama ile koyacağı kurallar, yürütme ile yapacağı uygulamalar ile anayasal rejimi değiştirme olanağı elde edecek, demokratik rejim korumasız kalacaktır” dedi. Başsavcı Yalçınkaya, hem AKP’ye hem de DTP’ye mesaj vererek, Venedik Komisyonu ilkelerinde, yalnızca şiddetin değil, hoşgörüsüzlük, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve hoşgörüsüzlüğün de parti kapatmalarına neden olduğunu anımsattı.

301’in alanı daraltıldı
Başsavcı Yalçınkaya, TCK 301. maddesinde yapılan değişikle, bu maddede belirtilen suçtan dolayı soruşturma yapmanın Adalet Bakanı’nın iznine bağlandığını anımsatarak, maddeye “aşağılama” ibaresi getirilerek, maddenin uygulama alanının daraltıldığını ve eleştiri varsa suç oluşmayacağının öngörüldüğünü kaydetti. Yalçınkaya, “Burada önemli olan husus, bir ifadenin ne zaman eleştiri, ne zaman aşağılama sayılacağının tespit edilmesidir. İfade, eleştiri kastı taşıyorsa, eleştiri hakkı ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilebilecek ve cezai soruşturma söz konusu olamayacaktır. Ancak ifadenin, ifade özgürlüğünün ve eleştiri hakkının kapsamında değerlendirilmesi söz konusu değilse, cezai soruşturma yapılması gerekecektir” dedi.
Ergenekon ve telefon dinlemelerine de değinen Başsavcı, “Bir ceza soruşturmasında usul kurallarına riayetsizlik, kişilerin temel hak ve özgürlüklerinin ihlali anlamına gelir, bir şekle aykırılıktan ibaret görülemez. İletişimin denetlenmesi uygulamasında, yasa dışına çıkılmamalı, bireyin özel hayatının gizliliği ve korunması hakkı ihlal edilmemelidir” diye konuştu.

Bozdağ: Laiklik sigortamızdır
Savcı Yalçınkaya’nın sözlerine yanıt veren AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, “Laiklik, Türkiye Cumhuriyeti’nin sigortasıdır. AK Parti olarak buna inandık, bu inançla kurulduk ve bugüne kadar da bu inançla geldik ve bu inançla  da hizmet ediyoruz” dedi. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın, hukuki değerlendirmeler yapması, hukuki düzenlemeler hakkında görüş beyan etmesi kadar doğal bir şeyin olmayacağını kaydeden Bozdağ, şöyle konuştu: “Elbette ki Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da bu konularda görüşlerini açıklayacaktır. Ama yargı mensuplarının siyasal içerikli değerlendirmeler ve analizler yapması ve bir siyasi parti genel başkanı gibi konuşması, her şeyden önce kendilerine ve kurumlarına zarar verir. Çünkü siyasi değerlendirmeler ve analizler yapmak, yargı görevi yapanların değil, siyaset yapanların işidir. Yargı görevi yapanlar, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasa, kanunlar ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatleriyle verdikleri kararlarla konuşurlar. Ama asla niyet okumazlar.”

Taraf

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim