• BIST 96.400
  • Altın 144,302
  • Dolar 3,5616
  • Euro 4,0009
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 6 °C
  • İzmir 18 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Başbuğ: Hassas Bir Süreçteyiz !

Başbuğ: Hassas Bir Süreçteyiz !
Org. Başbuğ uyardı: "Batı bölgelerimiz de hassas..."

 

 

 

 

 

Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, ''Önümüzdeki süreç terör eylemleri açısından hassas bir süreçtir. Görevliler, herkes dikkatli olmak zorundadır, istihbaratımızdan tutun gerekli tedbirlerin alınmasına kadar'' dedi.

Star Televizyonu'nda yayınlanan ''Arena'' programında, Uğur Dündar'ın sorularını yanıtlayan Başbuğ, Gediktepe olayıyla ilgili, operasyonda 15 kahraman Türk askerinin şehit olduğunu, ancak çatışmada karşı tarafa verilen zayiatın çok ağır olduğunu belirtti.

Başbuğ, Siirt-Doğanköy-Sarıyaprak bölgesinde, PKK terör örgütünün geçen hafta gerçekleştirdiği eylemin, ''Bugüne kadar saldırıp, en büyük darbeyi aldığı eylem'' olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Bizim bizzat arazide tespit ettiğimiz 12 teröristin öldürülmüş olduğudur. O akşam o harekatı biz de buradan takip ettik. Örgüt o akşam gerçekten büyük telaş ve kaos içindeydi. Son dönemlerde en büyük darbeyi, bizim Sarıyaprak-Doğanköy'deki kahraman subay, astsubay, uzman, erbaş ve erlerimiz verdirdi. Sarıyaprak'a gittiğimizde operasyona bizzat iştirak eden Yüzbaşı Hakan'dan olayın nasıl cereyan ettiğini dinledik. Gerçekten hem çok mutlu olduk, gurur duyduk hem de önemli anlar yaşadık. Özellikle Yüzbaşı Hakan'ın şu söylediği sözleri unutamıyorum: 'Komutanım burada Mustafa üsteğmeni kaybettik.' Yüzbaşı Hakan, Mustafa üsteğmenle 3 yıl aynı kaderi paylaşmış. Mustafa üsteğmenin bilin ki, şehit olmasından en büyük acıyı Yüzbaşı Hakan duydu. Anne, baba, eş elbette onların acılarını hiçbirimiz anlayamayız, aynı noktada olamayız, bu bir gerçek. Onlardan sonra en büyük acıyı duyan Yüzbaşı Hakan... Sonra sıralı komutanlar, bana kadar geliyor. Yüzbaşı Hakan, bana şunu söyledi: 'Komutanım Mustafalar ölür Hakanlar gelir, Hakanlar da ölür. Bize güvenin komutanım' diyor. Benim subayım, astsubayım, uzmanım bu. Bizim gücümüz bu. Bunu inanın dünyanın hiçbir ordusunda göremezsiniz. Gediktepe'deki asker... 4 gün askerliğimiz kalmış, seni başka yere alalım askerliğini orada tamamla dedik, 'Hayır' dedi. 'Benim arkadaşım burada şehit oldu. Ben de askerliğimi burada tamamlayacağım, gerekirse taş olurum' dedi.

Diyarbakır-Silvan'daki olayı da unutmamamız lazım. Buradaki olayda, 6 terörist bir araçla oradaki karakola eyleme geldiler. Mardinli kahraman şehit erin, canı pahasına müdahalesiyle eylem engellendi. 6 terörist etkisiz hale getirildi. Dün akşam Beytüşşebap'ta geçici köy korucularımız, askerimiz, polisimiz ki aynı 3 noktaya saldırı var, yaralılarımız var. Orada da teröristler derslerini aldılar. Bunları niçin ifade ediyorum, saldırılar bazen siz ne kadar tedbir alsanız da olabilir. Önemli olan saldırılarda gereken dersi verirseniz, ki veriyor olması lazım güvenlik güçlerinin, bu eylemlerin tırmanış süresinin daha kısalmasına neden olabilir.''

Orgeneral Başbuğ, ''Önümüzdeki süreç, terör eylemleri açısından hassas bir süreç. Görevliler, herkes dikkatli olmak zorundadır, istihbaratımızdan tutun gerekli tedbirlerin alınmasına kadar. Ümit ediyorum, güven de duyuyorum, aynı hassasiyeti batı bölgelerinde de göstermemiz lazım. Batı bölgelerimiz de hassastır. Önemli olan terör eylemlerinin arttığı süreci, Türkiye olarak hep beraber, tek yumruk halinde, en az zararla atlatmak durumundayız'' diye konuştu.

"PKK TAŞERONLUK YAPMIŞTIR"
Dündar'ın, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın açıklamaları çerçevesinde terör örgütünün taşeronluğu konusunda ne düşündüğünü sorması üzerine Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi:

''Sayın Başbakanın bu sözlerine benim doğrudan yorum yapmam doğru değil, söz konusu da değil. Şunu sorarsanız eğer, PKK bazı dönemlerde taşeronluk yapmış mıdır? Evet. Mesela ben bu konuyu biraz da anlamak için 93'lere gidilmesini, araştırılmasını öneririm. 93 yılında Nisan ayında Bingöl'de 33 erimizin şehit edilmesi olayı var. Bu olayla ilgili bazı benim de araştırmalarım, incelemelerim oldu. O yıllarda coğrafya olarak, Erzurum, Erzincan, Bingöl olarak konuşuyorum. Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattı söz konusu. Şimdi Bakü-Tiflis-Ceyhan boru hattının geçtiği güzergahın emniyetsiz olduğunu gösterirseniz, bir noktada boru hattını realize edilmesini... Dolayısıyla örneğin 93'te bu olayla terörü tekrar... Bu arada biliyorsunuz 92-93 arasında yine bir eylemsizlik süreci var, eylemlerin düştüğü süreç var. Burada bir taşeronluk söz konusu olabilir mi? Olabilir. İncelenmeye değer bir konu olarak görüyorum.''

Orgeneral Başbuğ, Dündar'ın ''Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayrılan 50 subayın PKK terör örgütünde yönetim kadrosunu ele geçirdiği, açılım süreci başladıktan sonra kaos için eylemlere hız verdikleri yönündeki iddia sizde nasıl bir etki yaratıyor? Bazı eylemlerden sonra sanki o bölgede sorumlu bulunan TSK komutanlarının duyarsız kaldıkları veya özellikle eylemin gerçekleşmesi için görevlerini savsakladıkları, bir anlamda PKK ile organik bağlantı içinde oldukları imaları sıkça dile getiriliyor. Bunlar TSK'de nasıl etki yapıyor?'' şeklindeki sorusuna da şu yanıtı verdi:

''Böyle bir iddiayı ciddiye alınacak bir iddia olarak görmüyorum. Bunu çok çirkin buluyorum. Benzetmeler de çirkin. Kusura bakmayın bu tabiri kullanacağım: Öyle şeyleri düşünenlerin ben Türk kanı taşıdığını düşünmüyorum. Türk askerine böyle yakıştırmalar, böyle değerlendirmeler yapmak... Türk kanı taşıyanların böyle şeyler ortaya atması... Konuşmak bile istemiyorum. Böyle birşey söz konusu olamaz.''

-MEVZİDE FOTOĞRAF TARTIŞMASI-
Dündar'ın, Başbakan Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Güneydoğu Anadolu'daki ziyaretleri ve mevzilerde çekilen fotoğraflarına ilişkin sorusu üzerine Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu:

''20 Haziran'da biz bölgeye gitmenin yararlı olacağını düşündük. Sayın Başbakan ile görüştük, o da uygun olacağını ifade etti. Bölgedeki komutanlarla görüştüm önceden, ama bizde bir usul vardır: Bu da terörle mücadelenin önemli noktalarından biridir. Bazen gideceğimiz yeri uçakta söyleriz, helikoptere bineceğimiz zaman söyleriz. Çünkü bir noktada güvenlik önemli. Cesaret elbette cesaret. Cesaret gösterir herkes, ama güvenlik tedbiri almanız gereken yerde tedbiri almamak cesaret değil hatadır.

Biz o günkü programda Van'da şehitlerin cenaze törenine katıldık. Sonra Gediktepe'deki birliğin bağlı olduğu karargaha gittik. Bu ana kadar Sayın Başbakanın da Gediktepe'ye gidileceği yönünde bir bilgisi yoktu. Ben Sayın Başbakana orada söyledim. 'Çok iyi olur, memnun olurum' dedi. Gediktepe'ye helikopterle gittik. Başka bakanlar var, ben vardım, sayın Başbakan var, Kara Kuvveleri Komutanı vardı...

Gediktepe neresi? Üs bölgesi sıfır sınır hattında... Coğrafya çok önemli. Aradan bir dere akıyor. Hemen akabinde sırtlar var, Irak ve bizim bulunduğumuz yerle karşı sırtlar arasındaki yüksekliğe baktığınızda karşı sırtlar hakim. Mesafe keskin nişancıların menzilinde. Bir, keskin nişancı tehdidi var. İki, Gediktepe 2 senedir birlik bulundurduğumuz bir yer.

Sayın Başbakan aslında 'keşke diğer parti başkanlarımız da bölgeye gitse' diye kendileri söyledi. Sonra bir vesileyle Sayın Kılıçdaroğlu ile karşılaştık, arzu ederlerse kendilerini de bölgeye götürebileceğimizi söyledik. Kendileri 'çok memnun olurum' dedi. Doğrudur, Sayın Kılıçdaroğlu'na nereye gideceğini havaalanında söyledik. Vatandaşlarımıza başsağlığı diledik. Sayın Kılıçdaroğlu özellikle Sarıyaprak'ta bulunduğumuz sürede Türk ordusunun bu mücadeleyi nasıl yürüttüğüne gözleriyle tanık oluyor. Oradan Gürvil noktasına gittik. Gürvil'de keskin nişancı tehdidi Gediktepe ile mukayese edilmez. Gürvil'de de askeri gereklilik öyle davranmayı icap ettirseydi elbette biz onu da teklif ederdik. Sayın Kılıçdaroğlu'nun da farklı düşüneceğini zannetmiyorum. Güvenlik önemli. Bir mesaj vermem gerekirse artık bu tartışmaya son verilsin, lütfen yeter.''

TERÖR ÖRGÜTÜ NİÇİN YOK EDİLEMEDİ?
Başbuğ, ''Niçin Türkiye, 26 yıldır terör örgütünü yok edemedi'' sorusu üzerine, bunun çok sık karşılaştıkları bir soru olduğunu belirtti. Başbuğ, ''Eğer soru samimi bir soruysa, samimi bir amaçla soruluyorsa doğru bir soru. Gerçekten buna cevap verilmesi lazım. Ama bazen kasıtlı olarak da bazıları tarafından soruluyor. 'Türk Silahlı Kuvvetleri 26 yıllık süreçte, bölücü terör örgütüne karşı yürüttüğü mücadelede başarısız mı' anlamını vermek... Sizin sorunuzun çok samimi olduğuna canı yürekten inanıyorum. Bazen o anlamda da soranlar var. Bunu sorduğunuz için teşekkür ederim'' dedi.

Orgeneral Başbuğ, terörle mücadele ve bölücü terör örgütüyle mücadelenin, birbiriyle bağlantılı, ancak farklı şeyler olduğunu ifade ederek, ''Terörle mücadele dediğiniz zaman kapsamlı bakmak zorundayız. Terörle mücadelenin içinde güvenlik boyutu var. Bu güvenlik kuvvetlerine ait. Ekonomik boyut var, sosyo-kültürel boyutlar var, eğitimden tutun da sağlık boyutuna kadar. Psikolojik harekat var, bazıları bunu sevmiyor... Uluslararası boyutu var. Güvenlik kuvvetleri olarak biz hangi bölümde görev yapıyoruz? Güvenlik alanında. Güvenlik alanında sorumluluğumuz nedir? Çok açık. Teröristler neredeyse arayıp bulup etkisiz hale getirmek'' diye konuştu.

"PKK ŞANSLI BİR ÖRGÜT"
Diğer görevlerin devlete, kurumlarına, topluma ve sivil toplum örgütlerine düştüğüne dikkati çeken Başbuğ, şunları söyledi:

''Güvenlik alanında, 1984'ten 2010'a kadar 26 yıl geçti. Ne oldu? Olaya şöyle bakmamız lazım. Terörle mücadeleyi rakamsal, istatistiki değerlendirmelerle yapmak pek doğru değil. Buna katılıyorum. Bazen rakamlara, istatistiki bilgilere de ihtiyacımız var. '40 bine yakın terörist etkisiz hale getirildi' dediniz, doğrudur. Rakamları biz verdik. 30 bini etkisiz hale getirildi. Biz öldürüldü deyimini bile pek kullanmıyoruz. Etkisiz hale getirildi diyoruz. Biz, olaya insan odaklı bakıyoruz. Bu öldürülenlerin bir kısmı bizim vatandaşımız. Şimdi 26 yılda, 30 bin teröristi etkisiz hale getiriyorsunuz, 10 bin de yaralı, teslim olan var. Toplam 40 bin. Örgütün dağ kadrosu yıllara göre değişiyor, ortalama 6 bin diyoruz, en fazla 10 bine çıktı. Şu anda 4 binler civarında. Ortalama 6 bin dersek, 30 bini 6'ya bölerseniz, 5 bin çıkıyor. Matematiksel olarak baktığımızda 26 yılda, güvenlik kuvvetleri 5 defa bu PKK terör örgütünü bitirmiş. Bu bir tespittir.

İkinci önemli nokta; o zaman sorun nerede? O zaman niçin günümüze kadar devam ediyor sorusu var. 1984'ten bugüne kadar yaşanan olaylara bir bakalım. 1. ve 2. Irak savaşları, Halepçe... PKK şanslı bir örgüt. Tam çökme noktasına, çözülme noktasına geliyor, fakat maalesef konjonktürel durumlar lehine cereyan ediyor. Birinci önemli nokta bu. İkinci önemli tespit şu; Türkiye'de ne zaman terör olayları azaldı veya hiç olmadı... Biz bunu yanlış algılıyoruz. Sanki terör örgütü bitti, dağıldı... Aslında terör örgütünün dağ kadrosu duruyordu, eylem sayısı düşmüştü. Örnek mi? 1999'dan tekrar başladığı 2004 yılına kadar... Eylem yok, ama örgüt bitmedi. Dağ kadrosu duruyordu. Burada belki algılama yanlışlığımız oldu. Doğru algılasaydık o dönemde daha sağlıklı tedbirleri alabilecektik. Bu da önemli bir nokta.''

"PKK İÇİN IRAK'IN KUZEYİ GÜVENLİ SAHA"
Orgeneral Başbuğ, terör örgütünün insan kaynağına, finans kaynağına ve güvenli sahaya hayati derecede ihtiyaç duyduğuna işaret ederek, ''Bu üç şeyi çözemezseniz, bu süreç maalesef uzuyor'' dedi.

''İnsan kaynağı... Terör örgütüne katılımları kontrol altına almanız, engellemeniz lazım. Terör örgütüne bir yandan zayiat verdirir, dağdaki kadroyu küçültürken, katılımlar devam ediyorsa... İkincisi finans kaynağı, para. Örgütün ayakta durması için paraya, finans kaynağına ihtiyacı var. Terör örgütü finans kaynağını nereden sağlıyor? Üç yerden sağlıyor; birincisi narkotik trafikten ki hemen hemen en büyük finans kaynağı. Geçenlerde bir rapor okudum. Avrupa'da yakalanan narkotiklerin yüzde 80'i PKK ile ilişkili. PKK, bu işin korumasını sağlıyor, giriş noktalarında etkili. İkincisi insan kaçakçılığı. Üçüncüsü de Avrupa'daki insanlardan toplanan para, haraç. Örgütün finans kaynağı Avrupa... Bizim, NATO içinde müttefik olduklarımız var. Avrupa Birliği içinde birlikte olduğumuz ülkeler var. Bu ülkelerden örgüte yönelik finans kaynağının kontrolü ve kesilmesi üzerinde ciddi çalışmalarını, sonuç almalarını istemek bizim hakkımız değil mi? Örgütün üçüncü hayati ihtiyacı ise güvenli bölgelere ihtiyaç duyması. PKK açısından baktığımız zaman yurt içi var, bir de coğrafyanın ona sağladığı yurt dışında, daha doğrusu bize komşu olan ülkelerde güvenli sahaların olması. Bugün büyük sorunlarımızdan biri de budur. Irak'ın kuzeyinde 26 yıldır bir otorite, devlet gücü var mı, yok mu? Boşluk var. İkincisi, özellikle son dönemlerde Irak'ta bir merkezi hükümet var. Merkezi hükümetin sorumluluğu var. Kendi toprakları üzerinde herhangi bir terör örgütünü barındırmaması lazım. Merkezi hükümetin defacto olarak gücü yok diyebilirsiniz. Irak'ın kuzeyinde güçlü unsurlar var. Bunlar niçin etkili sonuçlar almıyorlar?

Irak'ın kuzeyi bu örgüt için güvenli saha. İkincisi lojistik destek. Nereden alıyor bu insanlar yiyeceğini, içeceğini, malzemesini? O bölgeden alıyor. Bunlar Dışişleri Bakanlığımızın konusu. Dışişleri Bakanlığımızın koordinatörlüğünde bu konu yürütülüyor. Artık sözün bittiği yerdeyiz. Türkiye son bir iki ayda ne kadar şehit verdi. Bu hepimizin yüreğini yakıyor. Artık bu konuda sorumlulukları olan kişiler, kuruluşlar, devletler ve Irak'ın kuzeyindeki yapılanmaların üzerine düşeni yapma zamanları geldi ve geçiyor.''

"PKK'NIN VARLIĞI IRAK'IN BÜTÜNLÜĞÜ İÇİN TEHDİT OLABİLİR"
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker başbuğ, Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığının Türkiye için en büyük tehdit olduğunu belirterek, ABD askerlerinin çekilmesinin ardından, Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığının ileride Irak'ın bütünlüğü için tehdit olabileceğinin altını çizdi.

Başbuğ, ''Irak'ın kuzeyindeki PKK varlığı, önümüzdeki süreçte Türkiye-Irak ilişkilerini de olumsuz etkiler. Bir bakıma Türkiye-ABD ilişkilerini de etkiler olumsuz olarak'' dedi.

Orgeneral Başbuğ, Türkiye'nin, haklı olduğu konularda sonuç alıncaya kadar ısrarlı olmasının, kararlılık göstermesinin önemli olduğunu vurgulayarak, şu görüşleri dile getirdi:

''Biz, her mücadelemizi kanun çerçevesinde götürmek mecburiyetindeyiz, aksi teröre yardım eder. Ama bir noktada, karşımızdakini suçlu olabilir şeyiyle bakıyoruz, düşman olarak göremeyiz. Bu mücadelede en çok dikkat ettiğimiz hususlardan bir tanesi ki hayatidir, bunu kesinlikle affedemeyiz, masum halka zarar vermemeliyiz, dikkatli olmalıyız. Bu vesileyle geçenlerde Hatay'da Amanos dağlarında talihsiz bir olay yaşadık. Gerçekten talihsiz bir olay. Çok üzüldük. Hayatını kaybedenlere tekrar başsağlığı diliyorum. Ailelerinin acılarını paylaşıyorum. En tecrübelilerimiz, ustadır. Karşıdan bir grubu görüyor, şüpheleniyor, 'Dur' diye bağırıyor, gerekli ikazı yapıyor, ama maalesef kaçma durumu oluyor. Orada üzüntü verici talihsiz bir olay oluyor.''

AA

 

 

g

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim