• BIST 106.926
  • Altın 151,429
  • Dolar 3,6718
  • Euro 4,3287
  • İstanbul 14 °C
  • Ankara 2 °C
  • İzmir 10 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Başbakanlık'tan Özkök'e Sert Yalanlama!

Başbakanlıktan Özköke Sert Yalanlama!
Hürriyet Gazetesi'nde Ertuğrul Özkök imzasıyla yayınlanan köşe yazısında yer verilen iddialara Başbakanlık Basın Merkezi'nden cevap verildi.

 





Hürriyet Gazetesi'nde Ertuğrul Özkök imzasıyla yayınlanan köşe yazısında yer verilen iddialara Başbakanlık Basın Merkezi'nden cevap verildi.

Başbakanlık Basın Merkezi'nden yapılan açıklamada, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın devam eden davaya bir şekilde müdahil olduğu ve sürecin seyrini etkilediği şeklindeki ima ve iddiaların tamamen hayal mahsulü olduğu belirtilerek, ''Anayasamız tarafından teminat altına alınmış olan yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığına inanan Sayın Başbakan'ın sürmekte olan bir davaya doğrudan ya da dolaylı bir müdahalesi hiçbir biçimde söz konusu değildir'' ifadelerine yer verildi.

Açıklamada, bugünkü Hürriyet gazetesinde Ertuğrul Özkök imzasıyla yayınlanan köşe yazısında, devam eden bir dava konu edilerek, üçün cü şahıslar arasında geçen konuşmalardan hareketle Başbakan Erdoğan'ın sürece bir şekilde müdahale ettiği imalarının yer aldığı belirtildi. Açıklamada, şunlar kaydedildi:

''Yazıda sözü edilen kişiden Sayın Başbakan herhangi bir dosya almadığı gibi, Başbakanlık Teftiş Kuruluna ya da Emniyet Genel Müdürlüğüne de konuyla ilgili herhangi bir talimat vermemiştir.

Söz konusu yazıda dile getirildiği gibi Sayın Başbakan'ın devam etmekte olan davaya bir şekilde müdahil olduğu ve sürecin seyrini etkilediği şeklindeki ima ve iddialar tamamen hayal mahsulüdür.

Anayasamız tarafından teminat altına alınmış olan yargı bağımsızlığı ve kuvvetler ayrılığına inanan Sayın Başbakan'ın sürmekte olan bir davaya doğrudan ya da dolaylı bir müdahalesi hiçbir biçimde söz konusu değildir.

Doğrulatılmayan iddialarla Sayın Başbakanımıza yargıya müdahalede bulunduğuna ilişkin itham, yorum ve imalarda bulunulması son derece yakışıksızdır.''

Ertuğu Özkök ne yazmıştı?

Başbakanlığın Özkök'e cevap vermesine neden olan ve yalanlanan yazı şöyle:

BAŞBAKAN’IN çok yakın bir arkadaşı ile bir işkadını arasında geçen şu konuşmayı öğrenince çok şaşırdım.

Konuşmanın içeriği geçen pazar günü Milliyet Gazetesi’nde yayımlandı.

Son rüşvet operasyonundan sonra rahatlayan CNR Fuarcılık’ın sahibi Ceyda Erem, ilk iki davanın kendi lehlerine sonuçlanması ve bu operasyonun başlamasından sonra Başbakan’ın yakın arkadaşı Remzi Gür’ün kendini aradığını belirtiyor ve kelimesi kelimesine şunları söylüyor:

“Remzi Bey, ‘Gözün aydın’ diye telefonu açtı. Ben de kendisine teşekkür ettim.”

* * *

Buraya kadar normal.

Basit bir nezaket telefonu.

Ancak devamına bir bakalım:

“Böyle bir olaya seyirci kalmadığı için Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a olan şükranlarımı bildirdim. Gür de bana ‘Niye şaşırdın ki, Başbakan’ı tanımıyor musun? O böyle olaylarda babasının oğlu olsa gözünün yaşına bakmaz’ dedi.”

Bu sözleri okuyunca durdum.

Ceyda Erem’in Başbakan’a niye şükran duyduğunu anlamadım.

İlk olay adliyeye intikal etmiş ve oradan karar çıkmış.

Yargının verdiği bir karar için Başbakan’a niye şükran duyulur?

Eğer kastettiği ikinci operasyonsa, aynı soruyu yeniden soracağım.

Polisin başlattığı ve yargının devam edeceği bir olay için bir işkadını niye Başbakan’a şükran duyduğunu ifade eder ki?

Bu şükran duygusundan hareketle devam edebilirim.

Ceyda Erem hakkında beraat kararı vermesi için yargıya Başbakan mı bir şeyler söyledi?

Veya Emniyet’e “Şu İstanbul Ticaret Odası Başkanı’nın üzerine gidin” talimatı Başbakan’dan mı geldi?

Demokratik bir hukuk devletinde, bir işkadını, mahkeme kararı veya bir operasyon hakkında Başbakan’a şükran bildirir mi?

Ayrıca bu neyin şükranı.

Rüşvet operasyonu daha henüz başladı.

Kimin suçlu, kimin suçlu olmadığı henüz belli değil.

Bu şükran da nereden çıkıyor.

Acaba Türk vatandaşları HSYK’daki son seçimlerden sonra yargının başı olarak Başbakan’ı mı görmeye başladılar.

Dolayısıyla ona teşekkür ediyorlar.

* * *

O konuşmayı okuduktan sonra görüşlerim bu doğrultudaydı.

Ancak önceki akşam Doğuş Gurubu’nun “Yeni Medya Düzeni” konferansı için verilen akşam yemeğinde Mehmet Barlas’la yaptığım sohbet, şaşkınlığımı biraz azalttı.

Barlas, Ceyda Erem’i iyi tanıyor, o anlattı.

Başına bu olaylar geldikten sonra bir dosya hazırlayıp Başbakan Erdoğan’a iletmiş.

Söylediğine göre Erdoğan da bu dosyayı Başbakanlık Teftiş Kurulu’na göndermiş.

Onlar devreye girdikten sonra Emniyet de işe el koymuş ve bu rüşvet operasyonu başlamış.

Demek ki Ceyda Erem şanslıymış.

Başbakan’ın işe el koyması ile bir haksızlığın düzeltilmesi imkânı doğmuş.

* * *

Başbakanlığın hassasiyet göstermesi güzel bir şey.

İnsan bunu görünce, aynı kurulun başka konularda da harekete geçirilip geçirilemeyeceğini merak ediyor.

Mesela medyadaki haksız vergi uygulamaları.

Mesela Ergenekon davasında ayyuka çıkan bazı hukuk ihlalleri.

Acaba o konularda da benzer hassasiyetler gösterilse, haksızlıkları gidermenin yolu açılmaz mı?

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

E

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim