• BIST 98.314
  • Altın 144,066
  • Dolar 3,5732
  • Euro 3,9941
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 7 °C
  • İzmir 15 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

BAŞBAKAN'A SUİKAST VE EĞLENCELİ SORULAR!

Fatih Tezcan

 

 

 

 

 

BAŞBAKAN’A SUİKAST  VE  EĞLENCELİ SORULAR!

 

Türkiye öyle bir ülke ki kimi zaman önemsiz konu veya kişiler toplum mühendislerinin oyalama ve uyuşturma faaliyetleri için figüran veya bahane olarak kullanılırken kimi zaman da üzerinde biraz olsun durulması gereken konular, olaylar veya kişiler dahi bir anda el çabukluğuyla gündemden düşürülebiliyor...

 

Örnekler öyle çok ki misal vermek abesle iştigal kabilinden olur...

 

Şimdi dikkatlerinizi çekeceğim konuyu ‘ortadan kaldırmak için özel bir çaba’ olduğunu fark etmesem, belki de sonuç bu yazı olmayacaktı...

 

Sırayla ve sakince gidelim...

 

Saatler 30 Mart 2010 Salı gününün henüz ilk dakikalarını gösterirken, İstanbul-Anadolu yakasının belki de en stratejik noktasında, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ikametgahının bulunduğu Kısıklı semtinde, polis telsizleri cayır cayır yanıyordu...

 

Hani belki unutanlar olabilir diye hatırlatalım ki, Başbakan daha önce Emniyet Mahallesi’nde oturuyordu ama oradaki evinin o mutevazı pozisyonu, ‘en üst düzey güvenlik kriterleriyle korunmasını’ imkansız kılıyordu.

 

Bundan dolayıdır ki Erdoğan Ailesi, tartışmalar ve eleştiriler arasında, Kısıklı’daki çifte duvarla çevrili villalarına geçmek durumunda kalmışlardı...

 

İşte 30 Mart Salı gecesi emniyeti ayağa kaldıran o ihbarın geldiği Kısıklı bu Kısıklı...

Dilerseniz İHA’nın sitesinden alıntıladığım şu haberi okuyalım:

 

“Başbakan\'ın mahallesinde hareketli saatler!

İçinde 4 kişinin bulunduğu şüpheli araç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan\'ın evine 100 metre kala polis tarafından durduruldu.

Araçta bulunanların asker olduğu öğrenildi.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Bir ihbar üzerine harekete geçen Üsküdar polisi 34 UJ 5992 plakalı siyah kamyoneti bulmak için çalışma başlattı.

Araç, saat 02:00 sıralarında Kısıklı bölgesi girişinde polisin takibine takıldı.

Sivil polis ekipleri tarafından yaklaşık 15 dakika takip edilen araç, Kısıklı meydanında durduruldu. Olay yerine çok sayıda polis ekibi sevk edildi.

Araçta yapılan ilk aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmazken şahısların asker olduğu tespit edildi.

Şahıslar ifadeleri alınmak üzere Üsküdar Polis Merkezi\'ne götürülürken, araç da detaylı arama yapılabilmesi için polis tarafından polis merkezi amirliğine götürüldü.

İstanbul\'da bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan\'ın da olaydan 2 saat önce 00:00 sıralarında Kısıklı\'da bulunan evine geçtiği öğrenildi.

Şahısların sorgularında, uzun dönem asker olduklarını ve izne çıktıklarını söyledikleri öğrenildi.

Şahısların yapılan ilk işlemlerinin ardından askeri inzibata teslim edildikleri öğrenildi.”

 

Olay ve haberi buydu...

Ne rastlandır ki şimdi okuyacağınız haber de aynı gün internet sitelerine düşüyordu:

 

“Şifreden Başbakan\'a suikast çıktı!

Başbakan Recep Tayyip Erdogan\'a yönelik suikast hazırlığını bildiren ihbar mesajının, polise şifrelenerek gönderildiği öğrenildi.

Mesajın geldiği 20 Mart günü ciddiye alınmayan ihbar, Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü\'nde görevli üst düzey bir polisin çabasıyla çözüldü.

‘Başbakan\'a suikast\' mesajının çözülmesiyle kırmızı alarma geçildi.

Şifrenin ise Q klavyedeki harflerin yerine bulundukları yerin rakamının yazılmasıyla oluşturulduğu öğrenildi.”

Bir anekdot: Okuduğunuz ‘Şifreli suikast ihbarı’ haberini es geçmeyen Samanyoluhaber.com sitesi, başbakanın evinin yakınında ‘eğlenirken’ çevrilen askerlerin haberini alıntılaMAmış...

 

Bugün bir arama motoruna ‘Erdoğan’a Suikast’ yazdığınızda 8000’e yakın sonuç çıkıyor...

Hakkari ziyaretindeki üst düzey korumanın sebebini de, DHKP-C’nin hazırlığını da biliyoruz...

Ve tabi Ergenekon’un gücünü de...

 

Ne ki, olacakları sorgulatan, olmuşların vehametinden başkası değildir...

 

Mesela...

 

18 Mart 2010 tarihli Zaman Gazetesi’nden Gaffar Okan suikastına dair bir pasaj:

“Gaffar Okkan suikastı ile ilgili olarak Özcan Tuzlu, olaydan bir yıl sonra Ankara\'ya Levent Göktaş\'ı ziyarete gittiğini, Göktaş\'ın kendisine suikastı anlattığını belirtmişti.

Göktaş\'a bağlı timin olaydan 10 gün önce Ankara\'dan gelerek bölgede keşif yaptığını, suikast üssü olarak Sümer Camii\'ni kullandığını belirten Tozlu,

"Tim, olay yerine 7. Kolordu\'ya ait iki sivil araçla getirildi, götürüldü.

Sümer Camii\'nin arka kapısını kullandı.

Amaç, işi Hizbullah\'ın üstüne bırakmaktı." ifadelerini kullandı.

Yurtdışında bulunan Genelkurmay eski tercümanı Yıldırım Beğler de Okkan\'ın C Timi tarafından öldürüldüğünü, daha sonra suikastta görev alanları taşıyan uçağın Malatya\'da düşürüldüğünü ileri sürmüştü.”

 

Mesela...

Bülent Arınç’ın evinin önündeki şüpheli araçtan çıkan askerlerle alakalı olarak İlker Başbuğ’un açıkça ‘Biz gönderdik’ demesi...

 

Ve saire ve saire...

 

Herkes bilir ki, keşifsiz ve hazırlıksız, bırakın VİP koduyla korunan bu tip üst düzey kimliklere suikasti, arka sokağınızda oturan ve gıcık olduğunuz birisine taş bile atamazsınız...

 

O zaman sıra, sloganı ‘Orduyu yıpratma çabaları” olan ‘zihin pasifizasyon tekniği’ne mağlup düşmeden sormaya, sorgulamaya geldi...

 

1-Kısıklı’da gece vakti çevrilen o gece siyahı(!) Connect, kimin üstüne kayıtlı çıkmıştır?

 

2-Şehrin hemen tamamında mevcud bulunan kameralar aracılığıyla,Siyah kamyonette \'eğlenen\' askerlerin emniyetçe çevrilene kadar hangi güzergahlarda ‘eğlendikleri\' tespit edilebilmiş midir?

 

3-İzne geldiklerini söyleyen muvazzaf askerlerin birlikleri hangileridir?

Hangi şehirlerdedir?

 

4-Bu birliklerin komutanları kimlerdir?

5- Askerlerin, Erdoğan’ın ikametgahına geçmesiyle aynı saatlerde bölgede ‘turlamaya başlamaları’ ilginçtir...

 

Öyle ya, çık Çamlıca’ya, Sefa Tepesi’nden İstanbul’u temaşa eyle...

Veya İn Kadıköy’e, Barlar Sokağı’nda ‘piz’ takıl...Değil mi...

Şaka bir tarafa,

Askerlerin emniyetçe çevrilmeden önce yaptıkları son telefon görüşmeleriyle ilgili bir teknik takip yapılmış mıdır?...

Yapıldıysa ‘gelen çağrılar’ kimlerden yöneltilmiştir?

 

...

 

Kuyuya taş mı atmak dersiniz tekmeye baş mı uzatmak, o sizin bileceğiniz iş...

 

Ama ben belki de en ilginç soruyu sona sakladım ve bunu Show Tv’ye sormak istiyorum...

 

Çünkü ‘Kısıklı’da hareketli saatler!’ flaşıyla geçilen bu haber, bazı ulusal kanalların akşam haberlerinde kendine yer buldu ve bunların arasında ‘internette haber arşivi olan tek kanal’ Show Tv!...

 

Sorumuz ise ‘teknik sorun klişesi’ ile cevaplanamayacak kadar kıvrımlı bir soru işareti ile bitiyor:

 

Haberin tarihi, 30 Mart 2010 Salı...

Haberi geçen ve internette bir haber arşivi barındıran tek kanal olan Show Tv’nin o müstesna arşivinde 27-28-29 Mart Ana Haber Bülteni arşivi yerinde duruyor, maaşallah...

31 Mart ve 1 Nisan 2010 Ana Haber Bültenleri’nin de arşivlerine Allah zeval vermemiş!...

Yalnız ne hikmetse(!) arşive girip tam da 30 Mart 2010 Salı gününe tıkladığınızda, geçen 3 güne rağmen, beyaz boş bir sayfa karşınıza çıkıyor...

 

Öncesinin yerli yerinde olması fazla bir şey ifade etmiyor ama o günün sonrasındaki 2 ana haber bülteninin de arşivde, yani ‘olması gerektiği yerde’ olması herhangi bir ‘bahaneyi’ işlevsiz kılıyor...

Ve biz yine de soralım:

Hayırdır Show Tv? ‘Eğlenceye’ mi daldınız?

30 Mart haber bültenindeki o görüntülerin ne gibi bir sakıncası var ki seyircilerinizi sadece o günün arşivinden faydalanmaktan mahrum bırakıyorsunuz?

Üstelik size bu durumu e-mail yoluyla soran/bildiren/uyaran insanlar da olmuşken...

 

Yazıyı bağlayıp bir kopyasını Genelkurmay’a ve Emniyet’e de göndermeyi düşündüğüm şu dakikalarda itiraf etmeliyim ki Show Tv’nin cevabını da, en az, üstteki beş sorunun cevabı kadar merak ediyorum...

 

Bizim de ‘eğlencemiz’ bu işte, ne yaparsınız...

 

 

Not: Show Tv Haber Genel Yayın Yönetmeni Murat Demirel, yazının yayımlanmasından birkaç saat geçmedi ki beni aradı.

Kendisine açık sözlülüğü için teşekkür ediyorum.

Misalen, kamyonetin sahibiyle alakalı sorum, her ne kadar emniyet birimlerine tevdi edilmiş olsa da, cevaba kendilerinin de ulaştığını, ancak \'konuyla ilgisiz sıradan sokaktan bir vatandaş olma ihtimaline binaen lanse etmediklerini\' iletti.

Arşivin fare deliğini tamamlayacağı sözünü vermesinden az bir zaman sonra yaptığımız kontrolde, ifade ettiği gibi ilgili haberin artık Show Tv\'nin o beyaz sayfasını renklendirdiğini gördük...

Burası tamam, diyelim...

Gelelim emniyet ve ordu kanadından gelecek bilgilere... 

Konunun takipçisiyiz...

 

 

Fatih Tezcan

 

fatihtezcan@hotmail.com

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim