• BIST 89.834
  • Altın 145,466
  • Dolar 3,6225
  • Euro 3,9067
  • İstanbul 13 °C
  • Ankara 16 °C
  • İzmir 21 °C
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • Fatih Tezcan: Kadir Topbaş İntihar Etti!

Bahçeli Erdoğan'a Hakaret Etti!

Bahçeli Erdoğana Hakaret Etti!
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli,TBMM'de partisinin haftalık grup toplantısında Başbakan'a çok ağır sözlerle yüklendi,kiliçdaroglu okul arkadaşımdır ..bahçelinn konusmasi:

 

 

 

 

TBMM'de partisinin haftalık grup toplantısında konuşan Bahçeli, Zonguldak'ta 30 madencinin hayatını kaybettiği faciaya da değindi. Bahçeli, kazanın sorumluların bir an önce ortaya çıkartılarak yargı önünde hesap sorulmasını istedi. 

Devlet Bahçeli, daha sonra sözü Anayasa değişikliğine getirdi. Meclis'teki oylamalarda hayır oyu vererek değişikliğe açıktan karşı çıkan MHP lideri, AK Parti'nin 7 yıllık hezimet dönemini kamufle etmek için bu değişikliği gündeme getirdiğini iddia etti.

Ayrıca Başbakan'a da çok ağır sözlerle yüklendi. Bunlardan birisi de Başbakan'a 'sen müstemleke (sömürü yöneticisisin!)' dedi.

Bahçeli konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

Anayasa paketi referanduma gidecektir ve bu aşamadan sonra bundan önceki görüşleri ne olursa olsun herkes yapılacak referandumun sonucuna saygı duymak mecburiyetindedir.

Oylamaya katılmayan ana muhalefet partisi paketin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur. Yapılan elbette ki, tıpkı AKP'nin tek taraflı oylama yapması kadar meşru ve yasaldır.

Ancak Anayasa Mahkemesi'ne müracaatlardan karar aşamasına kadar oluşan süreçlerin iktidara istismar fırsatı yaratmıştır.

AKP bunu fırsat bilecek ve ortaya çıkacak yeni kutuplaşmayı kullanmak isteyecektir.

7 yıldır iktidarda bulununa AKP  zihniyetinin siyaset malzemeleri ve senaryoları artık herkez tarafından bilinecektir.

 Bundan sonra nasıl gelişmeler olursa olsun AKP için geri sayım, kurtuluş süreci başlamıştır.


Bahçeli: Kılıçdaroğlu okul arkadaşımdır

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun okul arkadaşı olduğunu belirterek, ''Başarılı bir öğrenciydi, başarılı bir bürokrat oldu. Şimdi de başarılı bir siyasetçi olmasını bekliyoruz'' dedi.

Partisinin TBMM'deki grup toplantısının ardından Kılıçdaroğlu'nun CHP Genel Başkanlığına seçilmesine ilişkin soruları yanıtlayan Bahçeli, Kılıçdaroğlu'nu telefonla arayarak başarı dileklerini ilettiklerini anlattı.

Bir gazetecinin, ''Bugün gazetelere, 'kaliteli sosyal demokrat' şeklinde bir ifade yansıdı. Bu ifade size mi aitti?'' sorusuna Bahçeli, ''Evet, zaten düşünce itibariyle kalitelidir sosyal demokrasi'' yanıtını verdi.

Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, Karadon maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 30 işçinin hayatını kaybetmesinin herkesi derinden üzdüğünü kaydetti.

Bu olayın nedenlerinin idari, teknik ve hukuki tüm boyutlarıyla araştırılarak sorumlularının ve sorun alanlarının ortaya çıkarılması gerektiğini ifade eden Bahçeli, ''Devlet, hakkın rahmetine kavuşan işçi kardeşlerimizin yakınlarının mağdur olmaması için her türlü tedbiri devreye sokmalıdır'' dedi.

Anayasa değişiklik paketinin kabulü sırasında, AK Parti'li milletvekillerinin ''birbirleriyle sarmaş dolaş olurken, dışarıda ağır sorunların milleti çaresizlik sarmalına mahkumiyete devam ettiğini'' savunan Bahçeli, ''Bu aşamadan sonra bundan önceki görüşleri ne olursa olsun herkes yapılacak referandumun sonucuna saygı duymak mecburiyetindedir'' diye konuştu.

CHP'nin Anayasa Mahkemesine başvurduğunu, bunun ''tıpkı AKP anayasa değişikliklerinin tek taraflı olarak onaylanması kadar meşru ve yasal olduğu'' görüşünü savunan Bahçeli, ''Ancak, bundan önceki girişimlerin sonuçlarına bakarsak, Anayasa Mahkemesine müracaatlardan karar aşamasına kadar geçen süreçlerin iktidar zihniyetine siyasi yığınak oluşturduğu görülecektir'' dedi.

Bahçeli, ''Anayasa Mahkemesinden çıkacak muhtemel bir iptal kararının neden olacağı yeni istismar sahaları ve kutuplaştırma vasıtaları, yaklaşan genel seçimlerin sonuçlarını etkileyecek gelişmeleri de başlatacağını'' dile getirdi.

Türkiye'nin uzun zamandır erken genel seçimin bütün şartlarını taşıdığını ileri süren Bahçeli, ''Bundan sonra siyasi gelişmelerin seyri nasıl olursa olsun AKP'den kurtuluş için geriye sayım başlamıştır. Kaçış yolu yoktur'' diye konuştu.

-İRAN İLE İLİŞKİLER-

Dış politika konusunda da iktidara eleştiriler yönelten Bahçeli, ''AKP zihniyetinin Kıbrıs, Irak, Ermenistan, Yunanistan gibi alanlarda taviz üstüne taviz vererek veya vermeye hazır olduğunu ilan ederek yürüttüğü tek taraflı ilişki modelinin geldiği ve ulaştığı yer ortadadır'' diye konuştu. 

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

''Ekümenik Patrikhane tanımından rahatsızlık duymamak, Heybeliada Ruhban Okulunu açma teşebbüsleri, cemaati bile olmayan tarihi Ermeni kiliselerini onarıp ibadete ve ayine açma hevesleri, tarihi hadiselerde ecdadı faşizan olmakla suçlamak bu düşkünlüğün yapı taşlarıdır.

Buna şimdi de İran ile ilişkilerimiz dahil olmuş, Türkiye küresel gücün kendisine verdiği ev ödevini yapmaya soyunmuştur. Kısa vadede olumlu gibi görünmesine rağmen, orta ve uzun vadede İran ile ilişkilerimizi çıkmaza sokacak bu gelişmenin arkasındaki oyunu görmek lazımdır.

Elbette kalıcı ve güven verici bağımsız kararlarla, gereken hallerde arabulucu olmak, barış ve dostluğun devamında rol oynamak gerekebilir ve olmalıdır. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, yine baştan beri ifade ettiğimiz başkent Ankara merkezli bir vizyonun kararlarımıza yön vermiş olmasıdır. Komşu bir ülkede üretim aşamasına yaklaşılmış nükleer silaha karşı çıkmak başka bir gerekçedir, bunu küresel gücün talebi ve baskısı ile yapmak başka bir sonuçtur.

İran'da henüz olgunlaşma sürecine giren nükleer silah aşamasını önlemeye diplomasiyle çabalamak ayrı bir gelişmedir, buna karşılık aynı mesafede olan İsrail'in sahip olduğu nükleer silahlara gözyummak farklı bir bakıştır.

Özellikle Irak'ın işgalinden sonraki gelişmelerin ABD üzerindeki tahribatı, Afganistan'da küresel gücün yaşadığı büyük zorluklar bu ülkenin İran üzerindeki yaptırımlarını zayıflatmış ve geciktirmiştir. Komşumuzdaki bir nükleer silahın varlığı tabidir ki bizim için de bir tehdit unsuru olacaktır. Ancak ABD'nin kaygısı ne Türk milleti ne de bölge güvenliğidir. Maksat mütecaviz bir İran'a karşı İsrail'e güvenlik kuşağı oluşturmaktır.''

Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında yaptığı konuşmada, ''siyasetteki çalkantı, toplumdaki erozyon, ahlaktaki yozlaşma, değerlerdeki zedelenme hallerinin ekonomik ilişkilere de doğrudan doğruya sirayet ettiğini'' söyledi.

AK Parti hükümetinin önem ve önceliğinde olmayan ekonomik sorunların, sosyal ve siyasal olumsuzluklarla birleşince endişe verici bir istikrarsızlık kaynağı haline geldiğini savunan Bahçeli, ''Yakın tarihimiz bunların örnekleriyle doludur'' diye konuştu.

''Buna rağmen, her şeyin iyi olduğuna dair sakat görüşü sürekli gündemde tutarak, ikiyüzlü ve yalan bataklığına saplanan mevcut siyasi zihniyet kadar, demokrasi tarihimizdeki hiçbir hükümet bu denli gerçeklerle bağını koparmamıştır'' diyen Bahçeli, şöyle devam etti:

''AKP hükümeti, beceriksizliklerinin gerekçesini kendi dışındaki faktörlere yüklemiş, olağan gelişmelerden kaynaklanan pozitif ilerlemeleri ise başarı diye kendisine mal etmiştir. Bu siyasi çaresizliği ve kurnazlığı, ekonomide biriken ve yığılan sorunlara yönelik tutum ve değerlendirmelerinde fazlasıyla görmek mümkün olmuştur. Geçtiğimiz yıldaki tesirinden dolayı, milletimizi çok zor şartlar altında bırakan ekonomik krizin; geri püskürtülmesi için doğru, düzgün ve kararlı adımlar atılamadığı hepimizce malumdur. Sokaklardaki insanımızın çaresiz bakışlarında ve çektiği ıstırapların merkezinde, AKP hükümetinin vurdumduymazlığı ve krizi ciddiye almaması vardır ve görmek isteyenleri çok hazin örnekler vatanımızın her köşesinde beklemektedir.''

-İŞSİZLİK-

İşsizliğin, en büyük sorun olarak ortada olduğunu ifade eden Bahçeli, sorunun ağırlığından hiçbir şey kaybetmediğini söyledi. 

Resmi olarak yüzde 14,4 oranında bulunan işsizliğin izah edilecek ve anlatılacak hiçbir tarafı bulunmadığını savunan Bahçeli, ''Başarısızlık ortadadır ve yüksek işsizlik Başbakan Erdoğan ve yol arkadaşlarının eseri olarak hatırlanacaktır. Dünyanın hiçbir yerinde işsizlik karşısında pes etmiş bir iktidar yoktur. Çaresizliğini itiraf eden, bu sorunun üstesinden gelemeyeceğini ikrar eden bir hükümet de bulunmamaktadır'' diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, madencilerin toprak altında kalmasını doğal gördüğünü öne süren Bahçeli, ''Değişik vesilelerle, 'herkese iş bulunacak diye bir kaide yoktur' diyerek de milyonlarca vatandaşımızı tek kelimeyle sefalete itmeyi doğal görmüştür' dedi.

Bahçeli, partisinin işsizliğin giderilmesine yönelik tekliflerinden bazılarını şöyle sıraladı:

''-İşsizlikle mücadelenin esası, istihdam odaklı sürdürülebilir büyümenin gerçekleştirilmesine, istihdam edilebilirlik düzeyinin yükseltilmesine ve girişimci odaklı piyasasının tesis edilmesine bağlı olmalıdır.

-Ülkemizin sahip olduğu bütün üretim faktörlerinin etkin ve verimli bir şekilde, en üst düzeyde üretim sürecine dahil edileceği ve tam istihdamı esas alan Milli Ekonomi Programı uygulamaya konulmalıdır.

-Rant ekonomisinden yatırım-üretim-istihdamı sürekli artırmayı öngören üretim ekonomisine geçilmelidir.

-Özel teşebbüssün uzun vadeli yatırım kararları alabileceği yatırım iklimi oluşturulmalı, küçük ve orta ölçekli işletmeler desteklenerek, doğrudan yabancı sermayenin katma değer ve istihdam yaratmak üzere yapacağı yatırımlar özendirilmelidir.

-Ekonomik önlemlerin yanı sıra iş gücü piyasası tedbirleriyle birlikte sosyal politikalar da gözden geçirilmelidir.

-İşsizlik ödeneklerinin ve sosyal yardımların kapsamının genişletilmesi yoluyla, sosyal güvenlik ağları güçlendirilmeli, iş arayanların iş bulmasına yardım edecek aktif iş gücü piyasası programlarına yönelik kaynaklar artırılmalıdır.

-Yatırımı ve verimliliği teşvik etmeyi amaçlayan uygun kredi imkanlarının sunulması sağlanmalı ve iş gücü sektörler arası gözden geçirmeyle yeniden yapılandırılmalıdır.''

-''EKONOMİ DALGALI BİR DENİZDE''-

''Türkiye ekonomisinin dalgalı bir denizde kaptansız ve pusulasız şekilde akıntıların ve esen rüzgarın yönüne göre yol aldığını ve felaketine biraz daha yaklaştığını'' ileri süren Bahçeli, ''Bir de bunun üzerine küresel ekonomideki kriz tufanı eklendiğinde, ne kadar büyük sorunlarla yüz yüze kalındığı daha iyi anlaşılabilecektir'' dedi.

Yunanistan başta olmak üzere, AB'nin kriz sarmalına girmesinin gelecek dönemlerin çok sıkıntılı geçeceğini gösterdiğini ifade eden Bahçeli, şunları söyledi:

''İhracatımızdaki payı yüzde 45,7 olan AB'nin, ekonomik sorunlarının katlanması ve içinden çıkılmaz düzeye ulaşması halinde Türkiye'nin dış dengesi bundan olumsuz etkilenecektir. Nitekim bunun belirtileri görülmüş ve etkili olmaya başlamıştır. Bu kapsamda, ithalatın ihracattan daha çok ve hızlı artması dış açığı yükseltmiş ve eski bir yaranın kanamasına neden olmuştur. Özellikle gelişmiş ülkelerin yeni sorunlarla karşılaşmaları ve bunların gittikçe büyümesi, dış talep vasıtasıyla gelişmekte olan ülkeleri de etkisi altına alabileceğini göstermektedir.

Bu itibarla çoğalan dış açık ve bunun sonucunda katlanan cari açık Türkiye ekonomisi için hayra alamet göstergeler değildir. Özellikle yabancı sermayenin ani karar değişiklikleri ve dış finansmanda karşılaşılabilecek problemler ülkemizi zora sokacak yeni bir sürecin kapısını aralayabilecektir. Bunların yanı sıra geçtiğimiz yılın sonlarına doğru yapılan kamu fiyat ayarlamaları ve vergi zamları, izleyen süreçte gıda ve emtia fiyatlarındaki artışlar, enflasyon canavarının gözlerini yeniden açmasına neden olmuştur. Stok birikiminin sınırlı düzeyde olması da Türkiye ekonomisinde toplam talepteki belirsizliğin devam ettiğini teyit etmektedir. Dış ve iç talepteki derin zaaflar sanayi sektöründen hizmetler sektörüne kadar her sektöre yayılmış, bu da doğrudan doğruya yeni iş sahalarının açılmasına mani olmuştur.

Vatandaşlarımız yeterli geliri olmadığından harcama yapamamakta ve ekonomik faaliyetlerin canlanması mümkün olmamaktadır. Bütün bu gerçekler ortada iken, ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısının Türkiye ekonomisinin parmakla gösterildiğini iddia edebilmesi şayet akıl tutulması değilse siyasi basiretin iflasıdır. Türkiye ekonomisinin 2008 yılında içine girdiği çözülme ve çöküş süreci geçtiğimiz yıl doruk noktaya ulaşmıştır.''

-KREDİ DERECELENDİRME KURULUŞLARININ ÖNGÖRÜLERİ-

Bahçeli, ''hükümetin en büyük dayanağının derecelendirme kuruluşlarının verdikleri notlar olduğunu'' ifade etti. 

''Geçmişte derecelendirme kuruluşlarından bazılarının, Yunanistan ekonomisi alarm verirken, bu ülkeye olumlu not vermeleri aslında bu şirketlerin öngörülerinde nasıl bir isabetsizlik içinde olduğunu açıklıkla kanıtlamıştır'' diye konuşan Bahçeli, "Ayrıca geride kalan günlerde, ekonominin yönetiminden sorumlu Başbakan Yardımcısının bir tespiti bizim için son derece dikkat çekici olmuştur. Bu zat, uluslararası göstergelere bakıldığında, Türkiye'de günlük bir doların altında geliri olan vatandaşımızın kalmadığını ve iki doların altında bulunanların ise hemen hemen olmadığını vurgulamıştır. Elbette bu sözler, her anlamda sorunlu ve endişe vericidir. Türkiye'de bulunan, Türkiye'de görev yapan ve Türk milletinin oyuyla seçilen siyasi bir iktidarın, ülkemizin ağırlaşan yoksulluk sorunun üstünü, uluslar arası raporlarla örtmeye çalışması ve bunu da marifetmiş gibi sunması tam bir sorumsuzluk ve kendini bilmezliğin ifşası olmuştur" diye konuştu.

 

ANALİZ MERKEZİ

 

 

 

 

Y

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim