• BIST 97.717
  • Altın 143,837
  • Dolar 3,5683
  • Euro 3,9936
  • İstanbul 17 °C
  • Ankara 9 °C
  • İzmir 18 °C
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!
  • "Erdoğan'ı Öldürün" Pankartı Açıldı Fatih Tezcan Uyardı!
  • 18 MART ÇANAKKALE İNGİLİZ ZAFERİ Mİ?
  • 15 Temmuz'da FETÖ Darbesini İlk Haber Veren ve Milleti Meydanlara Çağıran Fatih Tezcan'a FETÖ'ye Hakaretten Dava!

Ateşkesin temin edilmesi lazım

Ateşkesin temin edilmesi lazım
Başbakan Yardımcısı Arınç, İsrail ve Gazze arasında ateşkesin bir an önce temin edilmesi gerektiğini vurguladı

ELAZIĞ (AA) - Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Elazığ'da Kanal Fırat televizyonunda yayınlanan "Gündem" adlı programda soruları yanıtladı.

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-mun'un Hamas'ın roket saldırılarını kınadığı belirtilerek, görüşleri sorulan Arınç, şunları söyledi:

"Çok söylenecek bir şey yok. Sözün bittiği yerdeyiz. Bir defa Türkiye olarak biz şu açıdan sevinebiliriz. Bu zulme, bu haksızlığa karşı sesini yükselten, bunun derin ızdırabını hisseden sadece Türkiye ve Türk milleti varsa bundan dolayı sevinmeliyiz. Bütün dünya küsse bir tek biz hakikati söylersek bundan dolayı iftihar etmeliyiz. Şu açıdan da üzülebiliriz. Bu kadar göz göre biz zulüm varken, bombalar camilerin, evlerin, ambulansların üzerine yağarken, 600'den fazla insan hayatını kaybetmişken, küçücük bebekler, delikanlı çocuklar, anneler, kadınlar hayatını kaybediyorken buna gözlerini kapatan bir insanlık artık insanlıktan çıkmış demektir."

İsrail için söylenecek çok şey olduğunu ve fazlasıyla söylediklerini dile getiren Arınç, bunun yeterli olmadığını, devlet olarak da üzerlerine düşenin 10 mislini yapamaya çalıştıklarını belirtti.

İsrail ile ticaret

Arınç, Mavi Marmara olayından sonra İsrail ile bütün ilişkileri kestiklerini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Büyükelçiliği maslahatgüzar seviyesine indirdik. Bir tane maslahatgüzar var 3'üncü, 5'inci derecede, bir de kapıda bekçi var. Biz de oradan çektik onları da gönderdik, bunun dışında eskiden ortak askeri tatbikatlar yapılırdı, onların hiçbirisini yapmadık. Ortak planlar yapılırmış hiçbirisini yapmadık. Hiçbir kurumda ve kuruluşta bir araya gelmedik. Ülkeler arasında ticaret elbette devam ediyor. Alıyoruz, satıyoruz. Bundan dolayı kimse bizi eleştirmesin çünkü ticaret bu işlerin dışında olan bir şeydir. İkincisi de biz Filistin'in nefes borusuyuz. Filistin ile yaptığımız ticareti ancak İsrail üzerinden yapmak zorundayız. Yardımları gönderirken de Gazze'ye koridor açarken de İsrail'den istifade etmek mecburiyetindeyiz.

Bugünkü harekat bir tarafa, eğer ticaretimizden vazgeçecek olursak, olur. 2 milyar biz satıyoruz, 2 milyar onlar satıyor. 155 milyar dolarlık ticaretimiz var. 4 milyarı atıveririz ama unutmayalım Filistin ile ticaretimiz de bunun içinde, o da 1 milyar dolar. O zaman Filistin'den bir şey alamayız, Filistin'e de bir şey satamayız. Bunun dışında biz onların OECD üyeliğine onay vermemişiz. Onların OECD üyeliği 2007'de olmuş. Atom enerjisiyle ilişkileri bunlardan yıllar öncesine ait. Efendim uçaklarına jet yakıtı veriyormuşuz. Bundan daha çirkin, kötü bir iftira, bundan daha kötü bir ahlaksızlık olamaz."

Yapılan şeyin çok basit olduğunu aktaran Arınç, "Bizim havaalanlarımız var. Onların da havaalanları var. Türk Hava Yolları, Tel Aviv'e uçuyor. Haftada 5 gün zannediyorum. Diyelim durduruldu. Ulaştırma Bakanı açıklama yaptı. Bizim uçağımız geliyor, yolcu bırakıyor, yakıtını alıyor tekrar geri gidiyor. Onların uçakları İstanbul'a geliyorlar, yolcu indiriyor, yakıtını alıyor, tekrar dönüyor. Sadece havaalanlarında Moldova, Rusya, Çin ve 192 ülkeden gelen uçaklara da biz yakıt veriyoruz. İsrailliler de kendi havaalanlarında her ülkenin uçağına yakıt veriyor. Bunu sanki askeri uçaklara jet yakıtı ihraç ediyormuş gibi göstermek dünyanın en ahlaksız işidir. Bunu bile söylüyorlar" ifadesini kullandı.

İsrail izin vermiyor

Alınlarının açık olduğunu dile getiren Arınç, İsrail ile en azından 2010 yılından bu yana üyelikler, askeri tatbikatlar, savunma sanayi konularında iddia edildiği gibi işbirliklerinin olmadığını söyledi.

Arınç, İsrail'in, Mavi Marmara'dan dolayı özür dilediğini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Sonra tazminat görüşmeleri başladı. Bu görüşmeleri ben yürüttüm. Son noktaya geldik, İsrail imza atmaktan kaçındı, demek ki bugünleri düşünüyorlarmış. Çünkü bizim o imzanın arkasına koyduğumuz maddelerden birisi de Gazze'ye olan ablukanın kaldırılmasıydı. Demek ki Gazze'yi bombalamayı düşünüyorlardı ki imza atmadan bu askeri harekatı başlattılar. Bu da onların ne kadar güvenilmez ve bu konularda hiçbir zaman sözlerine inanılmaz bir ülke olduğunu gösteriyor. Bizim bütün amacımız Gazze'ye ve Filistin'e olan ambargonun kaldırılması ve artık Filistin'in kendi topraklarında korunabilir sınırlar içerisinde devletini kurmasıdır. Aslında dünyada kabul edilen süreç de budur ama İsrail buna bir türlü izin vermiyor."

Ateşkesin kısa zamanda olup olmayacağı yönündeki görüşü sorulan Arınç, "Olabilir ama İsrail, bu konularda öldürecek insan kalmazsa o zaman ateşkes yapar. Bir an önce ateşkesi temin etmek lazım. Umarız ki mübarek Kadir Gecesi'ne giderken en azından bu bombardıman durmuş olur. Arkasından da sükunete gelir" dedi.

Arap ve İslam ülkelerinin pek çoğunun sermayesinin Yahudi ve ABD sermayelerinden daha çok olduğunu söyleyebileceklerini belirten Bakan Arınç, "Bunları harcamanın tam zamanıdır. Bu servetin, petrolün, doğalgaz imkanlarının dünya barışı için adeta stratejik bir silah gibi kullanılması gerekir. Ama bunları yapmayan, gözünü kapatan, ızdırap bile duymayan, Müslüman'ın derdiyle dertlenmeyen bir dünya varsa Allah ıslah etsin. Söylenecek bir şey yok maalesef, bu bir gerçek" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı seçimi

Soru üzerine cumhurbaşkanlığı seçimine değinen Arınç, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, birinci turda yüksek bir oy oranıyla cumhurbaşkanı seçileceğine inandığını söyledi.

Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı seçilmesi durumunda partinin geleceğinin sorulması üzerine Arınç, "Biz tek adam partisi değiliz. Tayyip Bey şüphesiz karizmatik, başarılı bir liderdi. Çok işler başardı ama ona endeksli bir siyaset yapsaydık bu noktaya gelemezdik. İnsan fanidir, hastalık olur, ölüm olur, başka bir sebeple şu olur, bu olur. O gittiği zaman partinin kapısına kilit vuracaksak hiç açmamak daha iyi. Onun gibi çok başarılı ve daima partisini başarıya götürecek, iktidar olacak çok kabiliyetli insanlar var partimizde" diye konuştu. 

Arınç, 10 Ağustos'tan sonra partinin başına geçecek isimler arasında kendisinin de adının geçtiğinin sorulması üzerine, "Her şeyin bir çaresi bulunur. Ben bu işlere talip olmam. Kime nasip olacaksa o olur" ifadesini kullandı.

Erken seçim iddiaları

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün 2015 seçimlerine kadar milletvekili olamadığı için başbakan olmasının mümkün olmadığını dile getiren Arınç, şunları söyledi:

"Onu böyle bir kenara bırakalım. Onun dışında başbakan olması mümkün olan pek çok insan var. Onlar bir şekilde götürürler. Yeni hükumetleri kurarlar. Bu arada kongremizi yaparız genel başkanımızı seçeriz. Genel başkan aynı zamanda başbakan olacaksa o da olur. 2015 seçimleri ne zaman olacak derseniz bizim kararımız önümüzdeki yıl. 'Erken seçim olur mu olmaz mı' diyenlere biz 'hayır zamanında olacak' diyoruz. Diyelim ki binde bir ihtimalle erken seçime gittik. O zaman da Abdullah Gül Bey seçimlere girer, milletvekili olur ve partinin gerekiyorsa ve o gün bir karar çıkmışsa genel başkanı olur. Bunların hepsi olabilecek şeyler. Başka partilerde olsa olmaz, birbirlerini yerler çünkü onlarda 2'inci, 3'üncü, 4'üncü adam yok. Birisini zor bulup getiriyorlar, sonra 20 sene onun kahrını çekiyorlar. Yerine koyacak adamları yok."

AK Parti'de vefakarlıkla partiyi ileriyi götürecek mekanizmaların her zaman çalıştığını belirten Arınç, partinin sahipsiz kalmayacağını vurguladı.

Ara vermek istiyorum

Arınç, "3 dönem" kuralının değişmesini istemediğini de dile getirerek, şunları kaydetti:

"40 senedir siyasetin içerisindeyim artık bir ara vermek gerektiğine inanıyorum. 3 dönemle ilgili değil en az 3-4 seneden beri artık 2015 seçimlerinden sonra ara vereceğimi söyledim. Bu benim şahsi kararımdır. Diğer arkadaşları bağlamaz. Bana genel başkanımız anket yaptığı zaman sordu, 'bu karar kalsın mı, değiştirelim mi' diye. Ben kuralın devam etmesinden yana kararımı verdim. Dolayısıyla benim bir sıkıntım yok. Eğer 2015'te siyaseti bırakacaksak herkes şunu bilsin partide de faal bir görev almam, buna benim ihtiyacım var. Partiyi de çok iyi arkadaşlar yönetir, hükümeti de çok iyi arkadaşlar yönetir ama ben bir AK Parti sevdalısı olarak bulunduğum her yerde, yaşadığım müddetçe ona katkı sağlamaya çalışacağım."

Ekmeleddin İhsanoğlu'nun adaylığının sorulması üzerine Arınç, "Beklemiyordum, ben Ekmeleddin Bey'i tanırım. Biz Ekmeleddin Bey'le, aday gösterenlerden 40 sene öncesinden tanışırız. Bizim bildiğimiz bir insandır. İslam Konferansı Örgütü'nün başına genel sekreter olarak onu Tayyip Bey ve Abdullah Bey yaptı. Ben de zirveye gittiğimde 2005'te onunla birlikteydim" dedi.

İhsanoğlu ile hac ve umre yaptıklarını anlatan Arınç, şunları söyledi:

"Bana Cidde'deki rezidansında ailece yemek verdi. Yani birbirimizi tanıyan, seven insanlarız ama doğrusu CHP'den kendisine cumhurbaşkanlığı adaylığı gittiği zaman, daha önce bir televizyon kanalında söylediğim için tekrarlıyorum, o kişi ben olsaydım, 'siz bende nasıl bir eksiklik gördünüz ki Tayyip Bey'e veya Abdullah Bey'e karşı bana cumhurbaşkanlığı adaylığı teklif ediyorsunuz. Onlar, bana bu kadar imkan sağladılar, benim arkamda durdu, ben onların sayesinde var oldum, ben onlara ihanet edemem' derdim. Ama o bunu havada kaptı. Çünkü cumhurbaşkanlığı kimsenin reddedeceği bir şey değil. Bana teklif etseler ben Abdullah Gül veya Tayyip Erdoğan'a karşı kesinlikle reddederim. 'Bende nasıl bir eksiklik gördünüz' diye adamı terslerim. O terslemedi, hoşuna gitti, şimdi yoluna devam ediyor."

İsminden vazgeçen bir insan her şeyden vazgeçer

Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ekmeleddin güzel bir isim. Şerafettin, Hayrettin, Kemalettin gibi ama onun ismini CHP'liler veya MHP'liler biraz beğenmedikleri için söylemediler, biraz kısalttılar. 'Ekmel diyelim sana' dediler. Onun da hoşuna gitti, 'zaten bana herkes Ekmel derdi' dedi. İyi ama birader o gün 'Ekmel' dedin, bugün 'ekmek' diyorsun. Yani sen isminden utanıyor musun Allah aşkına. 'Benim adım Ekmeleddin kardeşim, Şemseddin nasılsa Cemaleddin nasılsa benim ismim Ekmeleddin. Ben isiminden memnunum bana Ekmeleddin diyeceksiniz' demesi lazım. Çünkü isim çok önemlidir. Senin ismini baban koymuşsa o güzel bir babadır ve Ekmeleddin güzel bir isimdir. CHP'liler de içinde din olan bir ismi sevmezlerse siz bana 'Ekmel' deyin, olmaz. Bülent Arınç'ın mantığında böyle bir şey olmaz. O zaman dedim ki 'isminden vazgeçen bir insan her şeyden vazgeçer'. Bunlar onun eksileridir ama geçmişe dayalı kötü bir halimiz yok kendisiyle. Şimdi CHP, nasıl böyle bir insanı aday gösterebilir? 

Kemal Kılıçdaroğlu, bu adaylıktan önce sokakta yürürken karşısından gelse tanımazdı, hayatta görmemiştir, duymamıştır, elini sıkmamıştır, hele hele adının Ekmeleddin olduğunu duyunca, duymak bile istememiştir. Ama nasıl oldu da aday gösterdi çünkü kendi çizgilerinden partilerinden bir adayın bin tane oy alamayacağını bilir CHP. "

"Paralel yapı" operasyonu

Emniyetteki "paralel yapı" operasyonun sorulması üzerine Arınç, “Zannediyorum 25 şehirde 100’den fazla 137 civarında bir rakamdan bahsediliyor. Eski polis şefleri, memur var mı bilmiyorum. Müdür, müdür yardımcısı veya emniyet amiri şeklinde" diye konuştu.

Arınç, 17 Aralık öncesi ve sonrası emniyet içinde yuvalanmış birtakım unsurların yargıyla da işbirliği yaparak gayri hukuki, gayri kanuni bazı işler yaptığının tespit edildiğini belirterek, binlerce insanın telefonlarının aylarca dinlendiğini ifade etti.

Sonradan farkına vardık

Yaklaşık 3 sene boyunca 200 bine yakın insanın dinlendiğini dile getiren Arınç, şunları kaydetti:

"Bunların dinlenmesinden nasıl bir menfaat elde edilmiş. Şu anda soruşturma gizli ama dışarıya sızanlardan söylüyorum. Şantaj amaçlı kullanılmış bir kısmı. İşadamlarına da şantaj yapılmış, siyasetçilere şantaj yapılmış. Bu kasetlerle aile hayatları, özel hayatları da işin içine sokulmuş. Bunların bir kısmı alan dinlemesi şekliyle, bu alan dinlemesi o hale geldi ki Dışişleri Bakanlığı'ndaki en mahrem odada konuşulanlar bile dinlendi ve ifşa edildi. Bir taraftan da Milli İstihbarat Teşkilatı'na karşı bir operasyon yürütülmüş, başbakanın ofisine ve evine dinleme cihazları konulmuş. Biz bu işlerin sonradan farkına vardık. Polis başmüfettişleri, savcılar soruşturmayı yaptılar. Zannediyorum o soruşturma sonucunda da olaylarla ilgisi olduğu tespit edilebilen veya varsayılan bazı insanlarla ilgili bir operasyon başlatıldı."

Operasyonlar devam edebilir

"Operasyonlar devam edebilir mi" sorusu üzerine Arınç, "Edebilir, çünkü bu bağlantıların sadece emniyet ayağı yok. Başka yerlerde de ayakları bulunabilir" ifadesini kullandı.

Soruşturmanın gizliliğine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Arınç, şunları söyledi:

"İnsanlar daha suçlu suçsuz olduğu sabit olmadan, yargılama olmadan, kesinlikle suçlu olarak teşhir edilmemelidir. Bir de bunların hepsi kamu görevlisi ise bu kamu görevlilerine karşı her zaman yaptığımız gibi fena muamele, kötü muamele veya insanlık dışı muameleler yapılmamalıdır. Yani kelepçe, yeri geldiğinde takılmamalıdır, arkalarından kelepçelenmemelidir, teşhir edilmemelidir ve şimdiden suçlu ilan edilmemelidir. Soruşturmanın gizliliğinde, güzel bir yargı süreci sonunda bakarsınız beraat ederler, bakarsınız başka suçlar ortaya çıkar ama bunun sonucunu görmeden bu insanlara kesinlikle kötü muamele yapılmamalıdır. Yargının temiz, şeffaf, adaletli bir şekilde tecelli etmesini şahsen temenni ederim."

"AK Parti ile cemaat arasında bir sorun veya barış olur mu? Olaylar daha mı büyür" sorusunu ise Arınç, "Gelişmeler bir barışın şu anda söz konusu olmadığını gösteriyor" diye yanıtladı.

Bu olayları görmezden gelemeyiz

İki tarafı da çok iyi tanıdığını ve içinin yandığını aktaran Arınç, sözlerini şöyle tamamladı:

"Ama yaşadığımız olaylar var. Bu olayları görmezden gelemeyiz. Dolayısıyla bir şeylerin ortaya çıkması lazım. Bu belli yerlerde yuvalanmış insanların artık bu işlerden vazgeçmesi lazım. Bir de tabi 'biz bunları yaptık ama kusura bakmayın bizi affedin' demeleri lazım. Bunlar yapılmadığı sürece hiçbir hükümet, hiçbir devlet kendisine paralel yapılanmayı kabul etmez. Ne olursa olsun biz nasıl KCK’yı kabul etmediysek, 'onların hepsi yargılanıyor, yargılanacak bir kısmı hüküm giydi', onun benzeri başka bir yapılanmanın da yani yargıda paralel, emniyette paralel, güvenlikte paralel, askerde paralel, bürokraside paralel bir yapılanmayı, kendi büyüklerinden emir ve talimat alarak yasa dışı, kanunlara aykırı olarak kendi amirlerini bir kenara atmalarını, hukuk dışına çıkmalarını kesinlikle kabul etmeyiz. Bu söylediklerim ne kadar gerçek? Bir kısmını elimizle tutmuş gibi biliyoruz. Bir kısmını da ancak bu soruşturmalar sonucunda göreceğiz. Onlar bu işleri yapmaktan vazgeçer ve nedamet getirirlerse bir taraftan da yargı görevini bir an önce yaparsa önümüzdeki süreç inşallah, Türkiye için çok daha barışık ve huzurlu bir süreç olur."

 

Kaynak: Haber Kaynağı
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2006 Analiz Merkezi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Scripti: CM Bilişim